3 Haftalık Gebelik

3 Haftalık Gebelik

Siz henüz farkında değilsiniz ama gebeliğiniz, içinde bulunduğunuz bu 3. haftada ilerlemeye devam ediyor. Bu hafta döllenme gerçekleşecek, hayat başlayacak. Anne ve babadan gelen birer hücrenin birleşmesiyle meydana gelen tek bir hücreden, yaklaşık 100 trilyon hücreli yetişkin bir insana doğru yolculuk başlıyor. Fertilizasyon, yani döllenme tek bir spermin yumurta hücresinin içine girmesi ile başlar ve zigot adı verilen oluşumun ortaya çıkması ile sonlanır.

Annedeki Değişimler

Korunmasız bir cinsel ilişkide, vajina içine yaklaşık 300 milyon sperm bırakılır. Bu spermlerin sadece %1’i yani 3 milyon kadarı rahim (döl yatağı) içine kadar ulaşabilir. Rahim içine giren spermler kadının üreme organları içinde ilerleyerek, 10 saatlik bir yolculuk sonunda tüplere kadar gelirler. Dişi yumurtanın bulunduğu tüpe girebilen spermlerden sadece 1 tanesi, zona pellucida adı verilen zarı delerek yumurta hücresinin içine girebilir. Penetrasyon adı verilen bu işlem 20 dakika kadar sürer ve bir sperm penetre olduktan sonra zona pellucida tamamen kapanarak başka bir spermin girişine izin vermez. Sperm ve yumurta hücrelerinin çekirdeklerinin birleşmesi ile zigot ortaya çıkar ve döllenme sona erer. Döllenme (fertilizasyon) süreci yaklaşık 24 saat kadardır. Bir sperm yaklaşık 48 saat canlı kalabilir. Bu aşamada anne adayında herhangi bir fiziksel ya da ruhsal değişiklik yoktur. Fakat bu haftayla birlikte, hCG hormonu salgılanmaya başlar ve gebelik testlerinde pozitif çıkarak gebelik müjdesini verir.

Bebeğin Anne Karnındaki Durumu

3

Annenin yumurtası ve babanın sperminin birleşerek zigotu oluşturması ve böylece döllenmenin sona ermesiyle, bebeğinizin hayatındaki ilk yolculuğu başlar. Fallop tüplerinden, doğacağı güne kadar yaşamını sürdüreceği rahim boşluğuna doğru, kadar yaklaşık 3 gün sürecek bir yolculuktur bu.

Döllenme anında, bebeğin cinsiyeti bellidir. Annenin yumurtasında sadece dişi, yani X kromozomu vardır. Babanın spermlerinde ise hem dişi kromozomu X hem de erkek kromozomu Y bulunur. Eğer yumurtayı dölleyen sperm X kromozomu taşıyor ise bebek kız, Y kromozomu taşıyor ise erkek olacaktır. Yani bebeğin cinsiyetini belirleyen babasıdır. Kadının, bebeğin cinsiyeti üzerinde en ufak bir etkisi yoktur. 3. haftada bebeğin cinsiyetiyle birlikte bütün genetik yapısı da bellidir artık. Saç rengi, göz rengi, kan grubu ve bütün genetik yapı döllenmeyle birlikte belli olur ve asla değiştirilemez.

Yumurta hücresi içinde oluşan tek hücreli zigot, döllenmeden hemen sonra bölünmeye başlar. Bu ilk bölünmeye klivaj, ortaya çıkan hücrelere ise blastomer adı verilir. İlk bölünmeyi takiben, bölünme giderek hızlanır. Hücreler bölünüp çoğaldıkça, blastomerlerin çapı küçülür. Bu sırada, döl yatağına doğru ilerlemesi de devam etmektedir. Yaklaşık her 20 saatte bir hücre sayısı ikiye katlanır ve zona pellucida içinde bulunan hücre sayısı 16’ya ulaştığında artık zigot, morula adını alır. 4. güne gelindiğinde morula uterus (rahim) içine ulaşmıştır. Bu aşamada hücre bölünmesi hızla devam etmektedir ve morulanın merkezinde bir boşluk oluşmaya başlar ve blastokist adını alır. Zona pellucidanın boyutları değişmez ama içindeki hücreler düzleşir ve yoğunlaşır. Bu aşamada artık hücre faklılaşması yani belli görevlerde uzmanlaşmaları da başlamaktadır. Hücrelerin bir kısmı embriyoyu oluşturacak, bir kısmım hücreler de plasentayı yapmak üzere farklılaşır.
Döllenmeden 5-6 gün sonra implantasyon, yani rahim içine yerleşme başlar. Blastokist zona pellucida’yı yırtarak çıkar. Buna Hatching adı verilir. Bu sırada plasentayı oluşturacak olan hücreler bir enzim salgılayarak rahim içindeki hücre yapısını değiştirir ve blastokist için bir yerleşim alanı açar. Bu hücreler aynı anda hCG hormonu salgılamaya başlar. Böylece yumurtanın rahime yerleştiği yerde kanlanma artar ve gebeliğin devamı için gerekli olan kan dolaşımı başlar.

morula

Dikkat Edilmesi Gerekenler

Halk arasında üstüne görme olarak da bilinen implantasyon ( döllenmiş yumurtanın uterusa yerleşmesi) kanaması, gebeliğin en erken belirtilerinden biridir. Döllenmenin ardından, yaklaşık 6-12 gün sonra görülür. Kanama genellikle lekelenme şeklindedir ve birkaç gün sürer. Bu sırada anne adayı muhtemelen hamile olduğunun farkında değildir. Kanama, beklenen adet döneminden bir hafta öncesinde olabileceği gibi tam olarak adet döneminin başlangıç günlerine de denk gelebilir. Bu yüzden pek çok kadın, bu kanamayı adet kanamasıyla karıştırır. Oysa implantasyon kanaması açık pembe ya da kahverengi olup, lekelenme şeklindedir ve 1-2 gün sürer. Adet kanaması gibi yoğun bir kanama değildir. Siz de gebeliğinizi henüz bilmiyor ve adet kanamanızda herhangi bir şekilde değişiklik farkettiyseniz, bir gebelik testi yaptırmanız yerinde olur. Sağlıklı devam eden bir hamilelikte, adet kanamasına benzer yoğunlukta ve sürede devam eden kanamalar olması normal kabul edilmez. Hamileyseniz ya da hamile olduğunuzu düşünüyorsanız, her türlü vajinal kanama durumunu mutlaka doktorunuza haber vermelisiniz. Özellikle; kramp, ateş ve ürpermelerin eşlik ettiği aşırı kanamalar ve 24 saatten uzun kanamalar için mutlaka doktorunuza danışmalısınız. Döllenme sonrası uterusa yerleşen yumurtanın beslenebilmesi için, o bölgedeki kanlanma artar. Bu da kanama olasılığını artırır. Bazen cinsel ilişki de hamilelik sırasında kanamaya sebep olabilir.

hamilelikte_dikkat_edilmesi_gerekenler_h12937
İmplantasyon kanaması dışında, hamileliğin ilk aylarında özellikle karın ağrısıyla birlikte görülen kanama, dış gebelik belirtisi de olabilir. Acil müdahale gerektiren dış gebelik, döllenmiş yumurtanın rahimden başka bir yerde yerleşmesi sonucunda oluşur. Bu durumda sağlıklı bir bebek gelişimi mümkün değildir ve mutlaka tedavisi gereken bir durumdur. Hamileliğin ilk üç ayında meydana gelen vajinal kanamalar bazen de düşük belirtisi olabilmektedir. Gebelik süreci ve doğum anne adaylarının çok çeşitli endişelerle boğuştuğu bir dönemdir. İster planlanmış, ister sürpriz bir gebelik olsun, bebek bekliyorsanız artık kendinizle beraber başka bir canlıdan daha sorumlusunuz. Kucağınıza aldığınız andan itibaren tüm hayatınızı feda edebileceğiniz bir canlıdan. Bebeğinizi sağlıkla kucağınıza almanız için, bilinçli bir insanın sağlıklı yaşamak için yapacağı şeylerden başka bir şey yapmanız gerekmez. Hamile olan ya da olduğunu yeni öğrenen kadınların ve çevrelerindeki hemen herkesin en çok ilgisini çeken konu bu süreçteki beslenme şeklidir. Gerçekten de bazen kadının kendisinden daha çok, aile fertleri hamilelikte daha fazla yemek gerektiğini söyleyip dururlar.

Herkesin, süt artırıcı, sancı giderici, kolay doğum yaptırıcı, bebeğe kilo aldırıcı bir formülü ya da sihirli bildiği bir besin maddesi vardır. Bu baskı, kadınları bebeğinin gelişimi için yanlış ve yetersiz beslendiğini düşünmesine sebep olur. Hatta kazara kilo kaybına uğrarlarsa, iyice endişelenirler. Telaşa kapılmanıza hiç gerek yok. Hiç bir besin maddesi tek başına, hiç bir sağlık sorununun çaresi değildir. Kaldı ki, gebelik bir sağlık sorunu değildir. Hiç bir bilimsel ispatı olmayan diyet listelerinden uzak durun, beslenme biçiminiz için doktorunuzla konuşun. Bu diyet listeleri kadar saçma başka bir durum da, içinde bulunduğunuz 3. haftada belli olan, bebeğin cinsiyeti konusundaki ahkamlar. Yediklerinizle, içtiklerinizle, cinsel ilişkideki pozisyonunuzla bebeğinizin cinsiyetini belirlemeniz imkansızdır. Doğal yollarla gerçekleşen bir gebelikte, bebeğin cinsiyetine müdahale söz konusu değildir. Henüz görüntüleme cihazlarıyla ya da herhangi bir tahlille biz göremesek de, bebeğin cinsiyeti 3. haftada, döllenmeyle birlikte belli olur. Bu sırada anne adayı henüz gebeliğinin farkında bile olmayabilir. Dolayısıyla cinsiyet belirlemek için size tavsiye edilen şey her neyse,işe yarasa bile artık çok geçtir. Gebeliğiniz boyunca yeterli sıvı almaya, dengeli beslenmeye ve doktor kontrollerinizi aksatmamaya dikkat edin, uykunuza ve yeterince dinlenmeye özen gösterin, yürüyüş yapın ve gerisini doğaya bırakın.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ