AIDS Kaç Haftada Belli Olur?

AIDS Kaç Haftada Belli Olur?

AIDS nedir?

AIDS, HIV adı verilen virüsün vücuda girmesiyle ve belirli bir düzeyde zarar vermesiye ortaya çıkan, bağışıklık sistemini tehdit eden ve hatta çökerten bir hastalıktır. HIV virüsü CD4 lenfositleri veya bir diğer adıyla yardımcı T hücrelerini hedefler. Virüs, bu hücrelerin içerisine girerek kendisini çoğaltır. Ardından hücrenin patlamasına yol açarak hücreyi öldürür fakat kendi kopyalarını dolaşıma salmış olur. Kopyalanan HIV virüslerinin her biri de farklı hücrelere girerek aynı döngüyü tekrar eder. Bu ölüm döngüsünün sonunda sağlıklı bağışıklık sistemi hücreleri gittikçe azalırken HIV virüsünün vücuttaki oranı kat be kat artmaktadır.

Virüslerin genel olarak çalışma prensibi budur. Sağlıklı konakçı bir hücre bulurlar ve içerisine girip kendi genetik materyallerini hücreye çoğalttırırlar. Virüsler genellikle bir genetik materyal yani DNA veya RNA, veya DNA ile RNA ile bir de protein kılıfla bulunurlar. Protein kılıfa sahip olmayabilirler de. Çok çeşitli virüsler vardır, fakat hepsinin çalışma prensibi benzerdir. Sağlıklı konakçı hücreye girip kendi genetik materyallerini çoğaltırlar. Ardından hücrenin yapısını bozarak hücreyi patlatırlar ve böylece çoğalan bir sürü yeni virüs ortaya saçılmış olur. Saçılan bu bir sürü virüs sağlıklı hücrelere yapışır ve aynı işlemi tekrarlarlar. Böylece çok kısa sürede kendini çok fazla kopyalamış bir virüs ortaya çıkar.

AIDS Ne Kadar Sürede Belli Olur?

aids-hıv-nedir

AIDS ne kadar süre sonra belli olur? AIDS hastalığına yakalanan bireylerin hastalık belirtileri ne zaman ortaya çıkar? AIDS testi ne zaman yaptırılmalıdır? AIDS testi yaptırılınca hastalık olmasına rağmen negatif çıkma olasılığı nedir? Bu gibi sorular AIDS şüphesi taşıyan bireylerin kafasını kurcalayan sorulardır. Bu soruların cevaplarını evdesifa.com ekibi olarak sizler için derledik. Bu soruların cevaplarını AIDS yazı dizimizde bulabilirsiniz.

AIDS hastalığına sebep olan HIV virüsü vücuda bulaşmış olsa bile kısa süre içerisinde hiçbir belirti vermez. Belirtileri çok uzun süre sonra ortaya çıkabilir. Kan yoluyla alınan ve fark edilmeyen HIV ilaç tedavisi uygulanmadan bir buçuk ile iki sene arasında AIDS hastalığına yol açabilir. Eğer HIV virüsü cinsel yolla bulaşmış ise 8 ile 10 yıl arasında AIDS hastalığını meydana getirir. Yani AIDS’in haftalarla ifade edilen süreçte ortaya çıkması imkansızdır.

HIV virüsü vücuda girdikten sonra belirtiler iki ile on yıl arasında ortaya çıkmaktadır. HIV virüsü vücuda girdikten sonra en erken üç ay ilerisinde yapılan testler doğru sonuç vermektedir. Yani HIV testinin yapılması için bile en az üç ay yani on iki hafta geçmesi gerekmektedir. Bu süreç boyunca kişi eğer HIV pozitifse yani kanında HIV virüsü taşıyorsa henüz teşhis dahi edilmeden başka insanlara bu virüsü bulaştırabilir.

Tedavi süreci nasıl işler?

Son zamanlarda HIV virüsünün yol açtığı hastalık olan AIDS, tamamen ortadan kaldırılacak tedavi bulunmasa da büyük oranda yol kat edilmiş durumda. Artık hasta bireyler çaresizce sonlarını beklemek yerine yirmi yıla değin uzun yıllar sağlıklı yaşayabiliyorlar. Bu gelişimin başında ilaç seçeneklerinin artması geliyor. İlaç kombinasyonu olasılığı arttıkça hastalığa karşı gelmek kolaylaşıyor. Bunun yanı sıra günümüzde kan testleri teknikleri çok daha gelişmiş ve çok daha hızlı durumdalar. Yorumlama gücümüz de buna oranla arttı. Bu yüzden AIDS artık doktorların gözünde kronik bir hastalık olarak görülmektedir.

FVMRa6-7FE2HmRJtBlvNaQ

HIV için tedaviye başlama süreci doktorunuz aracılığıyla kan testleriniz ve vücut semptomlarınız yorumlanarak oluşur. Eğer HIV pozitifseniz fakat virüs vücudunuzda ciddi anlamda bir zarara henüz yol açmamışsa doktorunuz tedaviyi ertelemeyi uygun görebilir. Eğer tedaviye başlamak için uygun aşamadaysanız çeşitli dozlarda ilaç kullanmaya başlamanız gerekmektedir. Buradaki altın nokta ilaçların doğru ve düzenli kullanımının ciddi önem sağladığıdır. Psikolojik ve bedensel olarak ilaç kullanımınızın önemine kendinizi hazırlamalısınız ve asla ilaçlarınızı aksatmamalısınız. Aksattığınız her ilaç vücudunuzda artarak çoğalan HIV virüsü demektir.

HIV virüsü tedavisi vücuttaki HIV virüsü sayısını düşürmeyi hedefler. Böylece hastalığın seyrini ciddi oranda yavaşlatır ve sağlıklı yıllar geçirmenizi sağlar. İlaç devamlılığınıza dikkat etmezseniz virüs mutasyona uğrayıp direnç kazanabilir. Bu da artık kullandığınız ilacın hiçbir işe yaramayacağı, hatta farklı ilaçların bile işe yaramayabileceği anlamına gelmektedir. Doktorunuzla bu durumu paylaşmalı ve düzenli kontrolde bulunmalısınız. Bu tür bir direnç gelişimi durumunda ilacınız farklı bir ilaçla değiştirilmelidir. Virüsün direnç göstermesi istenmeyen bir durumdur ve dirençli virüs bulaşımı da çok tehlikelidir. Bu yüzden ilacın devamlılığının sağlanması çok önemlidir. İlaçlar virüsü öldürmez fakat hücreye bağlanma mekanizmasını veya hücrelerin çoğalma mekanizmasını etkileyebilir. Bu da dolaylı yoldan virüsün çoğalmasını engellemiş olur ve vücuttaki sayısında azalma meydana gelir. Çeşitli ilaç kombinasyonları ile virüs mekanizması bir değil birden fazla yerden vurularak maksimum etki sağlanabilir.

Neden HIV virüsü ilaçlar ile öldürülemez?

Virüsler öldürülemezler çünkü dediğimiz gibi aslında virüsler canlı yapıda değildirler. Protein kılıf ile genetik materyal canlılığı sağlamaz. Virüslerin kendi metabolizmaları yoktur. Bazı virüslerde sağlıklı konakçı hücrenin hücre zarını delmeye yarayan enzimler bulunur. Bu da yine de virüsü canlı yapmaz. Bakteriler tek hücreli canlı varlıklardır. Antibiyotikler yani bakterileri hedef alan ilaçlar genellikle bakterilerin hücre duvarını hedef alırlar. Bir canlının etrafını saran, canlının koruyucusu görevi gören hücre zarı veya hücre duvarı yıkılırsa canlının içerisindeki materyaller saçılacağı için canlılık ortadan kalkar ve canlı ölür. Bakteriler hücre duvarına sahip canlı varlıklardır. Bu yüzden antibiyotik ilaçlarla bakterileri öldürebiliriz, fakat virüsler böyle bir hücre duvarı veya hücre zarına sahip olmadıkları için onları öldürmek mümkün değildir. Virüsün sahip olduğu protein kılıf yalnızca genetik materyali saran, kompleks olmayan bir protein yapısıdır. Oysa ki hücre zarı protein, yağ ve karbohidrat ve bunların bileşiklerini içeren çok kompleks bir yapıdır ve hücre için çeşitli rollere sahiptir. Örneğin hücre zarı seçici geçirgen bir yapıya sahiptir ve bu seçici geçirgenlik hücre zarı üzerinde bulunan protein ve karbohidrat kompleksleri olan glikoproteinler sayesinde gerçekleşir.

s-80dd5e3a26c08c9e2067f34ba0fac7e10707ca41

Glikoproteinler hücre zarı reseptörleridir ve tanıdıkları hücrelerle biyokimyasal olarak doğru bağlantı kurabildikleri için onları zardan geçirirler. Bu seçici geçirgenlik büyük maddeler içindir. Su, iyonlar gibi küçük maddeler doğrudan doğruya zardaki minik por adı verilen boşluklardan geçebilir. Hücre zarının daha nice görevleri vardır. Bu ve bunun gibi hücre zarı görevlerinin yanı sıra bitki, hayvan veya bakteri hücresi bir virüse göre çok daha kompleks yapıdadır. Canlı yapıda herhangi bir hücre genetik materyal (DNA ve RNA) taşıyıp ek olarak kendi içerisinde hücre yapısına yardımcı olacak organeller içerirken, virüsler yalnızca bir genetik materyal ve de o genetik materyali taşıyan üç ayaklıya benzer bir yapıda bulunmaktadır. Aslında virüslerin bu kadar basit olmaları onları öldürücü yapıyor, çünkü saldırabileceğimiz hiçbir şeyleri yok gibi. Vücut, virüslere karşı bağışıklık sistemi aracılığıyla o virüsü tanıyan antikor adı verilen maddeler üretiyor. HIV virüsü bağışıklık sistemini hedef aldığı için vücudun HIV virüsü ile savaşması çok daha zordur. Bu yüzden HIV virüsüne sahip olanlar mutlaka tedavi almak zorundadır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ