AIDS’ten Korunma Yolları

AIDS’ten Korunma Yolları

“Acquired Immuno Deficiency Syndrome” kelimelerinin kısaltması olan AIDS hastalığı Türkçeye “Edinilmiş Yetersiz Bağışıklık Sistemi Sendromu” olarak çevrilmiştir. “Edinilmiş Yetersiz Bağışıklık Sendromu” infeksiyonlarda hastalığa karşı koymada yetersizlik ve hastalığa karşı savaşamama yani bir nevi bağışıklık sisteminin çöküşünü ifade eder. AIDS hastalığı ilk olarak 1981 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde görülmüştür. Son derece ölümcül bir hastalık olan AIDS ilk görüldüğü andan itibaren hızla yayılarak ırk, din, renk, cinsiyet fark etmeden bir çok insanın ölümüne sebep olmuştur.

Bağışıklık sistemi insan vücudunun enfeksiyonlara karşı savaşmasını sağlayan ve bu şekilde vücudu ayakta tutan  bir sistemdir. Bu sistem insan vücudunda bir hastalığa sebep olabilecek bütün virüs, patojen, tümör ve yabancı maddeleri tanıyıp, yok eden başka bir deyişle vücudun savunma sistemidir. Bağışıklık sistemi mükemmel bir şekilde işler. Bu sistem vücuda giren veya vücutla temas halinde olan tüm yabancı maddeleri tanır, en ince ayrıntısına kadar tarama yapar ve bunları canlının sağlıklı doku hücrelerinden ayırt etmektedir. Bağışıklık sistemi doğumla birlikte aktif hale gelir ve ölüme kadar işleyişini devam ettirir. Eğer bağışıklık sistemi herhangi bir nedenden ötürü zayıflarsa, vücudun kendini koruma yeteneği de zayıflar. Bu zayıflığı bir sonucu olarak vücut bütün virüslere, mikroplara karşı savunmasız hale gelebilir ve vücut grip, nezle gibi şuan rahatlıkla tedavi edilen hastalıklara karşı bile direnç gösteremez. İşte HIV virüsünün vücuda yaptığı etki de buna çok benzer şekilde işler. Kanında HIV taşıyan kişiye HIV Pozitif denir ve HIV pozitif birinin 8-10 yıl bile AIDS’e yakalanmadığı görülmüştür. Bu virüs vücuda girdikten sonra kişi kendini iyi hissedebilir, herhangi bir şikayet ve bulgu göstermez. AIDS de HIV virüsü enfeksiyonunun bu son aşamasıdır ve genellikle ölümle sonuçlanan tehlikeli bir hastalıktır.  Kuluçka süresi bittiği zaman, HIV virüsü bağışıklık sisteminize saldırmaya başlar. Bunun sonucunda bağışıklık sisteminiz yorgun ve güçsüz düşer. Bağışıklık sisteminiz savunmasız kaldığı anda bunu fırsat bilen virüs ve mikroplar vücudunuza saldırmaya başlar ve vücudunuz savunmasız olduğu için bu hastalıklarla savaşamaz. AIDS hastaları zaten genellikle grip, nezle gibi basit hastalıklardan hayatlarını kaybederler.

Yıllardır devam eden araştırmalara rağmen AIDS’i kesin olarak durdurabilen bir tedavi yöntemi hala bulunamamıştır.  Kabuslarımıza girebilecek kadar tehlikeli ve ölümcül olan bu virüsün size bulaşmasını engellemenin tek yolu AIDS’ten korunmaktır. AIDS’in en yaygın bulaşma yolu cinsel ilişkilerdir. Kanında HIV virüsü bulunan bir kişiyle vajinal, oral ya da anal olarak yapacağınız bir ilişkide bu virüsün size de bulaşması çok muhtemeldir. HIV virüslü bir kişinin kanından, kanını almak için kullanılan bir şırıngadan ya da o kişiden size yapılan bir organ nakliyle sizin de HIV virüsü kapmanız çok olasıdır. Tabii ki gebelik sırasında vücudunuzda HIV virüsü varsa, bu virüs bebeğinize de geçecektir. Bunun dışında el sıkışma, yanaktan yanağa öpüşme, kucaklaşma, ter, tükürük vs. ile HIV virüsünün bulaşması mümkün değildir. Aynı tabaktan yemek yemekle, aynı yemek yeme araçlarını kullanmakla bu virüs bulaşmaz. Bu yüzden AIDS virüsü taşıyan kimselerden toplum içinde dışlamanıza veya bu kişilerle normal sosyal hayatınızı devam ettirmenizde bir sakınca yoktur. Bu yazımızda AIDS hastalığından korunma yollarından bahsedeceğiz.

AIDS’ten Korunma Yolları

1. Güvenli Cinsel İlişki Kurmak

751174_o2353

HIV virüsünün en yaygın bulaşma şekli korunmasız cinsel ilişkiye girmektir. HIV virüsünün bulaşması için vücut sıvılarına doğrudan temas gerekmektedir. Kanında HIV virüsü taşıyan biriyle vajinal, oral ya da anal olarak korunmasız ilişkiye girdiğiniz taktirde maalesef bu virüs size de bulaşacaktır. Atlamamamız gereken önemli bir nokta ise korunmasız anal ilişki esnasında HIV virüsü bulaşma riski, korunmasız vajinal ilişkiden daha yüksektir. Şu an dünyada HIV virüsünün en yaygın bulaşma şeklinin homoseksüel cinsel ilişki olması da bu bilgiyi doğrulamaktadır. Genital bölgedeki hastalıklar, bel soğukluğu ve klamidya gibi cinsel hastalıklar genital bölgelerde yaralara yol açtığı için HIV virüsünün bulaşma riskini yükseltmektedirler. Cinsel yolla AIDS bulaşmamasının en kesin yolu bu virüsü taşıyan biriyle cinsel ilişkiye girmemektir. Ancak karşınızdaki kişi de bu virüsü taşıdığını bilmiyor olabilir. Çünkü HIV virüsü vücuda bulaştıktan sonra ilk belirtilerini 10 sene sonra bile gösterebilir. Bu yüzden cinsel ilişkiye girerken kondom(prezervatif) kullanmanız şiddetle önerilir. Kondom kullanmak, halen HIV virüsünden korunmak için en güvenilir yöntemdir. Vajinal, oral ya da anal hangi şekilde cinsel ilişkiye girildiği fark etmeksizin kondom kullanılmalıdır. Kondomun güneş uzağından uzak, son kullanma tarihi geçilmemiş ve ezilip, yırtılmadan saklandığından emin olunmalıdır. Kondomların tek kullanımlık olduğu unutulmamalıdır.

Bunun dışında enfekte olmadığını bildiğiniz biriyle tek eşli bir yaşam biçimini de benimseyebilirsiniz. Ancak yine de çok güvenilir bir yöntem değildir. Siz tek eşli olabilirsiniz ama karşınızdakinin tek eşli olduğundan emin olamayabilirsiniz.

2. Kan Yoluyla Bulaşmasından Korunmak

kansızlık

En yaygın bulaşma şekillerinden biri de kan yoludur. Kan nakline ihtiyaç duyulduğunda nakledilecek kanın test edilip edilmediğini iyice öğrenin. Çünkü enfekte kanın sağlıklı bir vücuda nakledilmesiyle HIV virüsünün bulaşma olasılığı yüzde 100’dür. Bu yüzden 1985 yılından itibaren Türkiye’de nakledilecek kanların test edilmesi yasal bir zorunluluktur.

Kanın alınması ve nakledilmesinde kullanılan şırınga gibi, diş hekimliği aletleri ve hatta kulak delme aletlerinin bir kere kullanıldıktan sonra dezenfekte edilmesi ya da bu aletlerin tek kullanımlık olanlarının kullanılması son derece önemlidir. O yüzden kan vermek, kan almak, diş çektirmek, kulak deldirmek gibi işlemleriniz için her zaman güvenilir kişi ve kurumları tercih etmenizi şiddetle öneririz.

Yine damardan uyuşturucu kullanan insanlar bu virüs için önemli risk altındadırlar. Damardan alınan uyuşturuculara bağımlı olan insanlar ve arkadaşları, şırınganın ortak kullanımı sonucu kendisini ve arkadaşlarını risk grubuna sokmaktadır. Zaten damardan kullanılan uyuşturucu maddelerin etkisinde olan kimseler kendileri dahil hiçbir arkadaşına koruyacak durumda değildir. O yüzden HIV virüsünün yayılmasında uyuşturucu maddeler kilit bir noktadadır.

3. Gebelikle Virüs Bulaşmasından Korunmak

6. Gebelik

Öncelikle anne adayları HIV virüsüne sahip olup olmadığını bilmelidir. HIV virüsüne sahip anne adayları ise hamilelik sırasında alacakları antiretroviral ilaçlarla bebeklerine virüs geçme ihtimalini çok çok düşük seviyelere çekebilmektedir. Doğumdan sonra ise HIV virüsüne sahip anne, emzirme yoluyla virüsün bebeğe bulaşmasını önlemek için mama yoluyla beslemeyi seçmesi gerekmektedir. Fakir ülkelerde anne sütüyle virüsün yayılma oranı çok yüksektir. Açlık sebebiyle bebekleri kendi sütleriyle besleyen anneler, yayılımı arttırmaktadır

Dünya Sağlık Örgütü’nün(WHO) verilerine göre Dünya’da toplam 36.1 milyon kişi HIV virüsüyle birlikte yaşamaktadır. Hastalığın ilk görülmesinden itibaren toplam 21.8  milyon kişi AIDS yüzünden hayatını kaybetmiştir. Türkiye’de yaklaşık 1300 kişinin AIDS hastası olduğu kaydedilmiştir. Ancak Dünya’da ve Türkiye’de kaydedilmiş bu sayılardan çok daha fazla AIDS hastası olduğu tahmin edilmektedir. AIDS hastalığının ne kadar tehlikeli ve ölümcül olduğunun farkında olmalıyız ve korunmak için her türlü önlemi almalıyız. Ucunda hayatımızın olduğu bu hastalık için biz gayet  basit korunma yöntemlerinden bahsettik. Siz de hayatınızla kumar oynamayın ve lütfen son derece basit ama gerekli bu korunma yöntemlerini uygulayın.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ