Bebeklerde AIDS Hastalığı

Bebeklerde AIDS Hastalığı

AIDS Hastalığı Nedir?

AIDS “Edinilmiş Bağışıklık Yetmezliği Sendromu” için kullanılan kısaltmadır. AIDS hastalığına HIV adı verilen bir virüs (İnsan Bağışıklık Yetmezlik Virüsü) neden olur. AIDS hastalığı, HIV virüsünün sonuncu ve en ciddi evresidir. Hastalık bedeni en basit hastalıklara karşı bile savunmasız halde bırakan vücut bağışıklığı yetmezliği olarak bilinir. Virüs vücuda girer ve vücudun savunma mekanizması olan bağışıklık sistemi hücrelerini parçalayarak yok eder. Böylece vücut, dış etmenlere ve çevredeki bakteri, mantar, virüs gibi mikroplara karşı savunmasız kalır. Bu dış etmenler de vücudu kolaylıkla hasta edebilir. En basit bir grip virüsü bile AIDS hastaları için ölümcül olabilecek bir virüstür. Çünkü bağışıklık sistemi bu virüsle savaşacak kadar güçlü değildir.

Çocuklarda AIDS hastalığı büyüklerde olduğundan daha çok risk arz etmektedir. Bunun sebebi hastalığa bağlı olarak kullanılacak ilaçların çocuk ve bebeklerde kullanılamamasıdır. İlaç kullanımının sınırlı olması AIDS hastalığının da tedavisini sınırlayacak ve hastalığın hızla ilerlemesine yol açacaktır.

AIDS Hastalığı Hangi Yollarla Bulaşır?

AIDS hastalığına HIV adı verilen virüsün sebep olduğu bilinmektedir. HIV virüsü insandan insana bulaşabilen bir virüstür. Genel olarak büyüklerde cinsel temasla ve yine büyüklerde veya çocuklarda kan alışverişi ile bulaşabilir. Bebeklere ise HIV virüsü taşıyıcısı anne ile anneden çocuğa, hamilelik sırasında, doğum sırasında ve sık olmamakla birlikte emzirme dönemlerinde bebeğe bulaşabilir.

Dünyada en çok cinsel temasla bulaşan hastalık genellikle homoseksüel (aynı cinse ile birlikte olmak) kişilerde yaşanır  diye bilinir, ancak bu hastalık genellikle heretoseksüel ilişki ile (karşı cins ile birlikte olmak) bulaşır. Korunmasız cinsel ilişki HIV virüsünün bulaşmasında önemli risk faktörlerinden biridir.

Kan nakli ile bulaşması da HIV virüsünün bulaşma olasılıkları arasındadır. Bunun dışında uyuşturucu bağımlısı kişilerin damar içine kullandıkları iğneyi ortak olarak kullanmaları da HIV virüsünün bulaşma nedenlerindendir.

Unutulmaması gereken bir hususta HIV virüsünün aynı ortamda bulunmakla bulaşmamasıdır. Sarılmak, el ele tutuşmak, masaj yapmak veya yaptırmak, aynı havlu, bardak gibi cansız maddelere temasla bulaşmamasıdır. HIV virüsü daha çok cinsel temas, cinsel ilişki sırasında salgılanan sperm ve vajinal sıvılar gibi yollarla veya HIV virüsü taşıyan bireyin kan alışverişi ile bulaşır.

Bebeklerde AIDS Hastalığı

150712-bebek

AIDS hastalığı bebeklerde de görülebilen bir hastalıktır. Hastalığın bebeğe geçişi hamile olan annenin HIV virüsü taşıyıcısı olması ile doğum esnasındaki kan bulaşı veya anne sütünden bebeğe geçmesi ile bulaşmaktadır. Hamile AIDS hastası olan anne rutin olarak kontrollerden geçmeli ve virüsün bebeğe bulaşmaması için tedavi olmalıdır.

HIV virüsünü taşıyan ve bebek sahibi olmak isteyen bir kadın, hamileliği sırasında, bebekte enfeksiyon kontrolü yapılabilmesi adına amniyon sıvısından örnek alınması da hastalığın bebeğe bulaşma riskini arttırır.

Bebeklerde ise AIDS hastalığı, bebeğin düşük kilo ile doğması, özellikle birden fazla lenf bezinin büyük olması, sıklıkla olmasa da karaciğer büyümesi, özellikle üst solunum yollarının sıklıkla enfeksiyon olması gibi belirtilerle bebeğin karşısına çıkar. Ancak bu belirtiler bebeğin iki yaşına geldiğinde ortaya çıkmasıyla net olarak görülür. Sık sık yinelenen viral ve enfeksiyonlar bağışıklık sistemindeki bozuklukların yani AIDS hastalığının sonucudur.

AIDS Hastalığının Belirtileri Nelerdir?

AIDS hastalığı, yapılan araştırmalar sonucu Afrika’daki ölüm sebepleri arasında birinci sırada bulunmuştur. Dünyadaki ölüm oranları istatistiğinde ise AIDS hastalığının öldürme oranı dördüncü sırada gözükmektedir. Yani AIDS hastalığı ciddiye alınması gereken öldürücü bir hastalıktır. Vücudun bağışıklık sistemini çökerterek vücudu savunmasız bırakmakta ve vücut kendini dış etmenlerden koruyamamaktadır.

Hastalık ilk zamanlarda tıpkı grip gibi ateş, ağrı, iştahın azalması, lenf düğümlerinde özellikle de boyun, çene, koltuk altı, kasıklarda ve lenflerde görülen şişmelerle kendini gösterir. Bu gibi belirtiler AIDS hastalığı belirtilerine örnek olarak verilebilir. Ancak bu belirtiler virüs bulaştıktan kısa bir süre sonra ortaya çıksa da aslında AIDS hastalığı uzun süre kendini belli etmeyen sinsi bir yapıdadır. Genellikle AIDS hastalığı kendini en erken iki yıl içerisinde gösterir. Hatta on yıla kadar AIDS hastası olduğunuzu fark etmeyebilirsiniz.

AIDS Hastalığı Nasıl Teşhis Edilebilir?

Vücuda dışarıdan giren HIV virüsünün testlerle teşhisi için ELISA adı verilen bir test kullanılır. Bu testin doğru sonuç vermesi için HIV virüsü bulaşının ardından en az üç ay geçmesi gerekmektedir. ELISA testi antijen antikor ilişkisine dayanan bir testtir. Vücudun HIV virüsüne karşı üreteceği antikorların kanda var olup olmadığını test eder. Eğer kanda HIV virüsüne karşı antikor bulunursa demek ki kanda HIV virüsü vardır ve vücut kendini savunmaya çalışmaktadır. ELISA plate adı verilen ELISA testi plakasına kan serumundan uygulanacak örnek ve uzman biyokimyagerin uygulayacağı tetkikler ile kanda HIV virüsü antikoru olup olmadığı öğrenilir. Eğer kanda HIV virüsü gözlenirse kişi “HIV pozitif” olarak adlandırılır. Test sonuçlarında HIV virüsü antikorları yani kanda HIV virüsü bulunduğu saptandıysa ardından kesinlik sağlanması açısından Western Blot adı verilen bir protein tayin testi de uygulanır. Bu test ELISA testinden çok daha karmaşık olmakla birlikte bize ELISA testinin ardından kesin sonucu vermektedir. Western Blot testinde de kişinin kanında HIV virüsü taşıdığı tespit edilir ise hastanın gözetim süreci doktoru tarafından başlatılmış olur. Uzman bir hekim aracılığıyla uygun tedavi uygun zamanda başlatılmalıdır. HIV pozitif çıkan hastaların yani AIDS hastalarının Sağlık Bakanlığına bildirilmesi zorunludur.

nocanvas_aids-vgqc0

Bebeklerde HIV virüsünün tanısı, yetişkin ve 2 yaşından büyük çocuklardan farklılık gösterir. Çünkü ELISA testi kandaki, kan hücreleri ölçümlerinin olumlu olmasıyla sonuç alınabilir, oysa bebeklerde anneden gecen kan hücreleri 1.5 yaşına kadar pozitif kalabilir. Bu yüzden 2 yaşın altındaki çocuklarda HIV virüsünün taranması için viral nükleik asit arama (NAT) testi uygulanmaktadır. Virüs izolasyonu oldukça zahmetli ve uzun süren bir yöntem olduğundan dolayı genellikle yetişkinler için tercih edilmez. Virüs izolasyonu için, enfeksiyona sahip olduğu düşünülen bireyden kan alımı yapılır ve lökositleri ayrıştırılır. Bu lökositler, sağlıklı kan vericilerin lökositleri ile aynı kültüre ekilir. Kültür düzenli olarak teste tabii tutulup değerlendirilir. Kültürler genellikle iki hafta içerisinde pozitif sonuç vermeye başlamaktadır. Fakat bazen iki aydan uzun sürede pozitif sonuç vermeye başladıkları da rapor edilmiştir. Bu test genellikle %90 oranında doğru sonuç vermekle birlikte semptom göstermeyen bireylerde duyarlılığı daha düşüktür. Testin duyarlılığı ile ilgili yapılan teknolojik gelişmelere rağmen virüs izolasyonu hala çok uzun süren, zahmetli ve pahalı bir test yöntemidir. Bu nedenlerden dolayı rutin test olarak kullanılmamaktadır.

AIDS Hastalığının Tedavisi Nasıldır?

AIDS hastalığının henüz kesinleşmiş bir tedavi şekli olmamasıyla birlikte, çocuklarda bir takım yollara başvurulabilir. Bu yöntemler hastalığın tedavisinden ziyade bağışıklık sistemini güçlendirecek tekniklerle virüsün çoğalmasını durdurarak, hastanın yaşam süresini uzatma konusuna biraz daha yardımcı olmaktır.

HIV virüsü taşıyan bebeklerde, bağışıklık sisteminin çalışmasının engellenmesi yani AIDS hastalığı ilerlemiş haldeyse, damar yoluyla uzun süreli bir tedavi olarak, bağışıklık sistemine yardımcı olacak immünglobülin verilebilir.

HIV virüsü taşıyan çocuklarda aşıların, özellikle verem aşısının yapılmasında sakıncalar bulunmaktadır. Bir de çocuk felci aşısında canlı virüs aşısı yerine, ölü virüs aşısı tercih edilmelidir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ