Bir Yakınının Kanser Olduğunu Öğrenenlerin Ağzından 6 Gerçek

Bir Yakınının Kanser Olduğunu Öğrenenlerin Ağzından 6 Gerçek

Kanser maalesef gün geçtikçe yaygınlaşan bir hastalık. DNA yapısının bozulmasıyla hücrelerin kontrolsüz bir şekilde büyüyüp çoğalması sonucu vücudun çeşitli bölgelerinde meydana gelen kitleler, erken teşhis sayesinde artan başarı oranıyla tedavi edilebilmektedir.

Yıllar önce kansere yakalanan birine ‘öldü’ gözüyle bakılırken, bu hastalığın yaygınlaşmasıyla tedavi alternatifleri ve iyileşme sürecindeki umut arttı. Gelişen tıbbi teknoloji, bu konuda uzmanlaşan hekimler ve insanların bilinçlenmesine rağmen zorlu bir tedavi süreci olan kanser, sadece yakalanan kişiyi değil, yakınlarını da derinden etkiliyor.

Kanser olduğunu öğrenen birinin verdiği tepkileri az çok tahmin edebilirsiniz belki. Önce kabullenmeme, sonra daha fazla geç kalmadan savaşma istediği, yaşama sevinci ya da her şeyden vazgeçerek, pes etme.. Ancak bugünkü yazımızda bir yakının kanser olduğunu öğrenen kişilerin nasıl davrandıkları, ne hissettikleri ile ilgili yaşanmış gerçeklere değineceğiz.

1. Ne Söyleyeceğimi Bilemedim

Anne kız

9 yaşındaki kızına, 2 yıl gibi uzun bir süre teşhis konulamamasının ardından, lenf kanseri olduğunu öğrenen bir annenin anlattıklarına göre; öncelikle bu durumu nasıl açıklayacağını bilememiş, hatta gerçeği çocuğundan saklamayı ya da başka bir hastalığı olduğunu söylemeyi düşünmüş. Çünkü ‘kanser’ demek bile yeterince korkutucuyken küçücük bir kıza ‘belki de aylarca hastanede kalacağız, bir kez daha ameliyat olman gerekiyor’ demek pek kolay olmasa gerek. Oysa insan kaç yaşında olursa olsun neye karşı savaşacağını bilmeyi hak ediyor öyle değil mi? ‘‘Keşke onun yerine ben hasta olsaydım.’’ diyen bir kadın ancak anne olabilirdi.

2. Hamile Birine Umut Vermek İstedim

hamile-kadın

Peki, bu 9 yaşındaki kızın bir gün iyileşerek başka bir hastaya umut vermek istediğini söylesek size.. Evleneli sadece birkaç ay geçmesine rağmen hamile kaldıktan sonra rahim kanseri olduğunu öğrenen 28 yaşındaki bir kadının hikayesi bu. Çocuk bunu öğrendiğinde 13 yaşındaymış. Kemoterapi boyunca kullandığı peruğunu bu genç kadına vermek istemiş. Hastane odasında onu ziyaret ettiğinde gördüklerini şöyle anlatıyor: ‘‘Bebeğini de saçlarını da kaybetmişti. Artık iyileşmek istemiyordu sanki. Bana baktı ama görmedi. ‘Bak benim gibi iyi olacaksın sen de. Hem ailesiz yüzlerce çocuk var, birine annelik edeceksin belki.’ dedim. Cevap bile vermedi, yüzünde renk yoktu. Çok geçmeden onu kaybettiğimizi öğrendim.’’ diyor. Bu süreçte hayata tutunmanın, morali yüksek tutmanın ne denli önemli olduğunu hatırlatıyor bu hikaye bize. Tanısı farklı da olsa iyileşmesi belki daha kolay olan bu genç kadın yaşama sevincini kaybetmişti. Bu yüzden sanıyoruz ki tedaviden daha etkili bir şey varsa o da kişinin iyileşmeyi istemesidir.

3. Susmak Hiç Bu Kadar Zor Olmamıştı

people-220038_640-e13973405779931

Çocuğu hastanede yatarak kemoterapi alan bir başka anne anlatıyor bu hikayeyi. ‘‘Hastalık bırakmadı oğlumun peşini. Tam iyileşti derken yeniden nüksetti. Biz de tekrar yatırdık hastaneye. O akşam yemek yemek istemedi. Zaten tuz perhizi yüzünden iştahı yoktu. ‘Uyumak istiyorum’ dedi ben de onu izliyordum. Biraz zaman geçtikten sonra doktor durumunu kontrol etmeye geldi. İlaçlar çok ağır gelmiş ve bilincini yitirmiş, meğer o uyku, uyku değilmiş. Doktor yoğun bakıma alınmasını söylediğinde sedye yetiştirecek zaman yoktu. Doktorun biri oğlumu kucakladı ve odadan çıkardı. Ağlıyordum, o an çığlık çığlığa bağırmak istedim. Sonra odalarının kapısında bekleyen diğer anneleri gördüm. Feryadım onları korkuturdu. Hem diğer hastaları hem de yakınlarını korkutmamak için sustum. Sustum ama gözyaşlarım durmadı. Susmak hiç bu kadar zor olmamıştı.’’ diyor.

4. Abla, Sen Ölecek Misin Yoksa?

Brother-and-Sister

26 yaşında başka bir genç kadın anlatıyor: ‘‘Tedavinin en zorlu günlerinden birinde ağzım yara olmuş şekilde konuşamadan yatıyordum. Ailem tüm hayatım boyunca en büyük destekçimdi hep. Ben uyumaya çalışırken 6 yaşındaki erkek kardeşim geldi. Elini yüzüme koydu. ‘Abla annem hep ağlıyor, ne oldu sana, ölecek misin yoksa?’ dedi. Orada konuşmaya çalıştıkça acıyan canıma aldırmadan bir söz verdim. ‘Hayır, ben biraz hastayım ama iyi olacağım merak etme. Hem seni okula ben götürecektim unuttun mu?’ dedim. O anda anladım ki, kendim için değilse bile ailem için daha güçlü olmak zorundayım.’’ diyor.

5. Kızım Yalnız Değil

baba-kiz-uyku

Hamile eşi gebeliğin son ayında kansere yakalanan bir baba anlatıyor: ‘‘Eşimin kanser olduğunu öğrendiğimizde bebeğimiz için çok geçti. Eşim kendi canını düşünmeden bebeğimizi dünyaya getirmek için ısrar etti. Ne kadar ikna etmeye çalıştıysak da olmadı. Maalesef eşimi doğumda kaybettim. Kızımız da kanserle dünyaya gelmişti. Hangisine üzüleceğimi bilemeden tedavinin ortasında bulduk kendimizi. ‘Kızım yalnız değil, ben varım’ dedim kendi kendime. Uzun tedavi süreci kızım 5 yaşına gelene kadar bazen ilerleme, bazen gerileme kaydederek devam etti. Öyle, hayat dolu bir çocuk ki.. Şimdi ilkokul 4. sınıfa gidiyor. Kızım benim yaşama sebebim.’’ diyor.

6. Hayat Dolu Bu Kadın Nasıl Kanser Olur?

landscape_nrm_1425330499-91-year-old-woman-tech-job

En yakın arkadaşı 54 yaşında meme kanserine yakalanan bir başka kadın anlatıyor. ‘‘Bir öğleden sonra pazara gitmiştik birlikte yine. Öyle sıkı pazarlık yapardı ki tezgah sahibi ‘Abla, ne olur sen ne istersen al ben üstüne para vereyim, yeter ki git’ derdi. Yine böyle bir gündü epey gülüp, eğlendik. Sonra birden durup: ‘Ben meme kanseriyim Ayşe’ dedi. Neye uğradığımı şaşırdım. ‘Hayat dolu bu kadın nasıl kanser olur?’ diye geçirdim içimden. Ne söyleyeceğimi bilemeden ‘ne, nasıl?’ diye kekelerken eve vardık. Kızı çalıştığı için torunuyla ilgileniyordu. Kendinden çok ‘ona şimdi kim bakacak’ diye üzüldü. Ameliyat olup, tedavilerini aldı. Şimdi çok iyi ve yine neşe dolu.’’ diyor.

Bu sinsi hastalık gün geçtikçe artarken kimin başına geleceği bilinmiyor. Bu yüzden sizin de kanser bir yakınınız varsa daha iyi anlarsınız. Sadece kanser için değil başka hastalıklara karşı da önlem almak ve herhangi bir durumda erken teşhis imkanı adına her 6 ayda bir check-up yaptırmalısınız.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ