Bulgur Pilavı Tarifi

Bulgur Pilavı Tarifi

Anadolu’nun kadim tahılı buğdaydan elde edilen bulgur, ne mutlu ki yüzyıllardır sofralarımızın baş köşesinde. Hem ekonomik hem de besleyici değeri yüksek olan bu ürün, yaygın olarak pilavlarda, dolmalarda, köftelerde, çorbalarda, salatalarda ve yöresel pek çok yemekte kullanılır. Hemen her yöremizde, rengine ve iriliğine göre isimlendirilen değişik bulgur çeşitleriyle yapılan yöresel tariflere rastlamak mümkündür.

Bulgur Pilavı Nasıl Yapılır?

Malzemeler

  • 2 su bardağı pilavlık bulgur
  • 1 adet orta boy kuru soğan
  • 3 adet yeşil biber
  • 3 adet iri domates
  • 2 yemek kaşığı tereyağ
  • 1 yemek kaşığı biber salçası
  • Tuz
  • 4 su bardağı su

Hazırlanışı

  1. Kuru soğan, yemeklik doğranır ve tereyağında hafifçe rengi dönene kadar kavrulur.
  2. Yeşil biberlerin çekirdekleri çıkarılıp, halka halka doğranır ve soğanlara ilave edilir.
  3. Yemeklik doğranan domatesler de, kuru soğan ve biberlere eklenir. 1-2 kere karıştırdıktan sonra biber salçası da eklenir ve karıştırılır.
  4. Tenceredeki salçalı sebze karışımına 4 bardak su dökülür, tuzu eklenir ve kaynamaya bırakılır. Su kaynayınca ocak kısılır, tencerenin kapağı kapatılır ve 10 dakika kadar, sebzeler yumuşayana kadar kaynatmaya devam edilir.
  5. Kaynayan suya, 2 bardak pilavlık bulgur eklenir, 1-2 kere karıştırılıp kapağı kapatılır ve pişmeye bırakılır.
  6. Meyhane pilavının biraz suluca olanı makbuldür. Eğer gerek görülürse kaynamış su ilave edilebilir. Pilav suyunu çekip istenen kıvama geldiğinde ocak söndürülür ve pilav demlenmeye bırakılır.

sebzeli-bulgur-pilavi-384

Bulgur Pilavı Nelere İyi Gelir?

İnsan sağlığının beslenmeyle doğrudan ilgili olduğu su götürmez bir gerçek. Sağlıklı ve doğal beslenme seçeneklerinin giderek azaldığı günümüzde, işlem görmemiş, doğal ürünlerin çeşidi de giderek azalıyor. Ne mutlu bize ki, bu ürünlerin içinde en değerlisi olan bulgur, neredeyse milli gıdamız. Mutfağında bulgur olmayan bir ev, kısırsız bir toplantı, çiğ köfte yoğrulmayan bir piknik, içli köftesiz bir ziyafet sofrası, bulgur pilavı olmayan bir menü yoktur mutfak kültürümüzde. Meşhur beslenme piramidinde en altta yer alan ve en çok tüketmemiz gereken tahıl grubunda yer alan bulguru, hala bol ve ucuza bulabildiğimiz için çok şanslıyız. Yüksek protein ve düşük karbonhidrat oranına sahip olan bulgur, kaliteli posa bakımından da çok değerlidir. Selülozik posa içeriği sayesinde, besinlerin bağırsaklardaki emilimini artırır, kabızlığı engeller. Buğdayın temizlendikten sonra, kaynatılıp kurutulması ve kabuğundan ayrılarak farklı büyüklüklerde öğütülmesiyle elde edilen bulgurun glisemik endeksi çok düşüktür yani kandaki şeker oranını daha yavaş yükselterek, diyabetin kontrolünde fayda sağlar. Bütün bu işlemlerden geçtikten sonra bulgur, buğdaydan daha sert bir yapı kazanır. Böylece dayanıklılığı artar, raf ömrü uzar. Ön pişirme işleminden geçerek elde edildiği için de pişirilmesi ve sindirimi kolaylaşır. Kilo kontrolünde de çok faydalıdır çünkü daha uzun süre tokluk hissi verir. B12 dışındaki B vitaminleri içerir, bu da sinir sistemi üzerinde faydalı etkiler yapar. Bulgur aynı zamanda, gebeliğin ilk aylarında, bebeklerin beyin, sinir sistemi ve zeka gelişiminde anahtar rol üstlenen folik asit bakımından da çok değerli bir besin kaynağıdır. İnsan vücudu tarafından üretilemeyen bazı yağ asitleri, buğday tanesinde doğal olarak bulunur ve işleme sırasında bulgura da geçer. Bu yağlar, hücrelerin sağlıklı büyümesi ve bağışıklık sisteminin güçlü olması için gereklidirler.

kisir

Bulgurun Kullanımı

Buğday kaynatılırken suya geçen mineral ve vitaminler, bulgur tarafından emildiği için besin değerinden bir şey kaybetmez. Diğer tüm tahıllardan, pirinç, makarna ve ekmekten çok daha besleyicidir. Bulgur seçerken mümkün olduğunca koyu renkli olanları tercih etmelisiniz. Bulgurun rengi ne kadar açıksa, o kadar işlem görmüş demektir. Oysa koyu renkli bulgurlar, buğdayın en faydalı kısımları olan ruşeym (öz) ve kepek kısımlarını da içerirler. Buğdaydan bulgur elde etme aşamasında, ürünün raf ömrünü uzatmak için çoğu zaman çıkarılır fakat ruşeym, buğdayın tüm faydalı özelliklerini içinde barındıran kısmıdır. Ruşeym ve kepek arasında bulunan nişastalı kısım ise endosperm kısmıdır ve beyaz un dediğimiz buğday unu sadece bu kısımdan elde edilir. Bu kısım sadece karbonhidrat içerir oysa ruşeym ve kepek, çok daha gerekli besin ögeleri içerir.

Renklerine göre; sarı, esmer ve kepekli olarak 3 gruba ayırabileceğimiz bulgur, büyüklüklerine göre de köftelik ve pilavlık olarak  Türk mutfağında çok geniş ve çeşitli bir kullanım alanına sahiptir. Semizotu, ıspanak gibi sebze yemeklerine katıldığında hem yemeğin besin değerini hem de lezzetini artırır. Dolmaları pirinç yerine bulgurla pişirmek de çok sağlıklı bir tercihtir. Çiğ köfte, mercimekli köfte gibi aperitiflerin yanı sıra, pişirilerek yenen köfte çeşitlerinde de bulgur kullanma alışkanlığı yaygındır. Örneğin Türk mutfağının sembollerinden içli köftenin yapımında da bulgur baş roldedir. Bulgurun kullanım alanı sadece yemeklerle sınırlı değil. Kış gecelerinin geleneksel içeceği bozanın yapımında da bulgur, pirinçle birlikte kullanılır. Adana ilimizin sembollerinden sayılan şalgam suyu da, kırmızı havuç ve şalgam suyunun bulgurla mayalanmasıyla elde edilir. Neredeyse altın günleriyle özdeşleşmiş olan kısır, kolayca yapılan, doyurucu ve çok besleyici bir yemektir. Diyet yapanlar, sağlıklı beslenmek isteyenler gönül rahatlığıyla istedikleri kadar yiyebilirler. Şeker hastalarının pirinçle ilişkilerindeki mesafe göz önüne alınacak olursa, bulgur onlar için daha isabetli bir tercih olacaktır. Yanında ayran ya da cacıkla çok sağlıklı bir öğün elde etmiş olursunuz.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ