Emziren Annenin Dikkat Etmesi Gerekenler

Emziren Annenin Dikkat Etmesi Gerekenler

Anne adayının metabolizması hamilelik süresi boyunca kendini bebeğe ve bebeğin doğumundan sonraki beslenme ihtiyacına ya da diğer farklı ihtiyaçlara göre yeniden düzenlenir. Anne adayının vücudu hamilelik süresi boyunca bebeğe her alanda yetebilecek şekilde donanıma sahip olması sağlanır. Bebeğin doğum sürecinden sonraki ihtiyaçları arasındaki en önemli ihtiyacı beslenmedir. Yeni doğan bebekler doğar doğmaz anne sütü ile beslenmeye başlarlar ve ilk altı ay süresi boyunca sadece anne sütü ile beslenirler. Bebeklere altı aydan sonra ek gıdalar verilir ve aynı zamanda anne sütü ile beslenmesine devam edilir. Anne sütü yeni doğan bebekler için karın doyurucu, susuzluk ihtiyacını giderici, içeriğinde birçok vitamin ve mineral barındıran, bebeği hastalıklara karşı dirençli hale gelmesini sağlayan bir besindir. Bebek altı ayı doldurduğunda hem anne sütü ile hem de ek gıdalarla birlikte beslenmesine devam eder, belirli bir yaşa geldiğinde ise anne sütü ile beslenmeye tamamen son verilir.

Bebek altı ay sonra ek gıdalarla beslenmesine takviye yapıldığı dönemde vücudu için gerekli olan birtakım mineral ya da vitaminleri ek gıdalardan temin etmeye başlar. Anne sütü bebek için en uygun ve en faydalı bir besin kaynağıdır. Sağlıklı bir anne adayının metabolizması hem hamilelik süreci boyunca hem de bebeğin dünyaya gelmesinden sonra annenin günlük olarak ortalama 700 ya da 800 ml süt salgılamaktadır.

emziren-anne-21

Annenin bebeğini anne sütü ile besleme döneminde metabolizmasının süt salgılaması annenin normal zamanlarda alması gereken enerjinin, proteinin, vitaminin ve minerallerin daha fazla alması gerekmektedir. Anne vücudunda bulunan vitaminlerin, minerallerin, protein ve enerjinin hem hamilelik sürecinde hem de doğum sonrası süreçte normal düzeyde olması gerekmektedir. Emziren annenin normal insanlara göre daha iyi ve daha sağlıklı bir şekilde beslenmesi gerekmektedir. Emziren annelerin salgıladığı sütteki enerjinin çok büyük bir oranı yediklerinden karşılanmaktadır.

Annenin vücudunda oluşan enerji tam olarak enerjiye dönüşememekte ve bu durumda vücut dokularında da bir miktar harcanmaktadır. Bebeğini sadece anne sütü ile besleyen anne, vücuduna ek olarak enerji ya da besin maddelerini alamazsa kendi vücudunda daha önceden depolanmış olan vitamin ve mineralleri harcar, bu durumda annenin normal değerleri azalmaya başlar. Normal değerleri azalan annenin sağlığı bozularak bebeğine yeterince süt veremez hale gelir. Bu nedenle annenin hem hamilelik süreci boyunca hem de doğumdan sonraki süreçte sağlıklı beslenmesi gerekmektedir.

Emziren Annenin Dikkat Etmesi Gerekenler

Emziren annelerin bebeği emzirme konusunda dikkat etmesi gereken birtakım noktalar bulunmaktadır. Bu noktalar eğer annede meme başı çökmesi, çatlaması, ağrılı ya da şiş göğüslerin ortaya çıkması bebeğin anne sütünü emmesini zorlaştırır ve bu durum anne sütünün azalmasına neden olmaktadır. Bu açıdan hamilelik döneminde anne adayları göğüslerini emzirmeye hazırlamaları gerekmektedir. emziren annenin bu tür sorunlarını önlemek için birtakım önerileri uygulamak sorunu çözümlü hale getirebilir ve anne sütünü çoğaltarak, verimliliğini arttırır. Yeni doğan bebeğin ilk dört ya da altı ayı bedensel ve zihinsel gelişimi açısından çok sağlıklı olması gerekmektedir. yeni doğan bebeğin ilk dört ya da ilk altı ayında anne sütünün yeterli olması durumunda D vitamini açısından günün belirli saatlerinde güneşlenme haricinde herhangi bir şeyin yapılmasına gerek yoktur.

Sadece yeni doğan bebeğin vücudunun D vitamini ihtiyacını karşılaması için günün belirli saatlerinde güneş ışınları ile bebeğinizin güneşlenmesini sağlayabilirsiniz. D vitamini bebeğinizin kemik yapısının daha güçlü oluşması açısından çok önemli ve sadece ihtiyacın güneşten sağlanan bir vitamindir. Yeni doğan bebek her ağladığında emzirilmelidir. Sık sık ve annenin isteği ile gerçekleşen emzirme süreci, göğüslerde bulunan bezleri uyararak anne sütünün daha verimli ve miktar olarak daha çok olmasına yardımcı olmaktadır.

emzirme

Annenin emzirme süresi boyunca kilo vermeye çalışmaması gerekmektedir, zaten hamilelik süreci boyunca çok doğru ve sağlıklı beslenen anne adayının, doğumdan sonra verebileceği fazla bir kilosu yoktur, bu nedenle emzirme sürecinde de kilo verme ihtiyacının olmaması gerekmektedir. Eğer anne hamilelik süreci boyunca çok fazla karbonhidrat tüketimi yaptıysa, abur cuburu çok fazla tükettiyse zaten çok fazla kilo alacaktır ama bu kiloları verme zamanı emzirme dönemi olmamalıdır. Çünkü kilolu olan bazı anneler doğumdan sonra hemen kilo verme eğilimine girerek vücudunun alması gereken protein, mineral ve vitaminlerden vücudunu eksik bırakmaktadır. Bu durumda anne sütünün yeterince verimli olmamasına ve miktar olarak artmamasına neden olmaktadır. Emziren anne zayıflamak için diyet yapmamalı sadece unlu, şekerli ve yağlı ürünleri az tüketmeye çalışması yeterli olacaktır. Emziren annede çökük meme başı durumu oluşursa, anne hamilelik sürecinin beşinci aydan sonra belli bir aralık içerisinde, periyodik olarak elle masaj yaparak büyümesine yardımcı olabilir.

Emzirme sırasında göğse takılan emzirme aparatı kullanabilirsiniz. Tüm bu çözüm önerilerine rağmen hala sorun devam ediyorsa, bebeğinizi emzirmeden önce pompa ile hafifçe sağma işlemini gerçekleştirebilirsiniz. Emziren anne meme başında çatlak ya da kuruluk olmaması için her emzirme sonrasında meme ucuna bir ya da iki damla kendi sütünden damlatarak daha rahat bir emzirme sürecine sahip olur. Emziren annenin göğsü iyi boşaltılmazsa, yani bebeğin anne sütünü yeterince emmesinden dolayı annenin göğsü şişer, sertleşir ya da deri kızarır. Bu tür durumlarda annenin, bebeği daha sık aralıklarla emzirmesi ya da sütünü sağması daha yararlı olacaktır. Doğum sonrasında ilk birkaç gün içerisinde annenin sütü bebeği doyurabilecek kadar çok gelmiyorsa, bu durumda bebeğe mama biberonu verilmemelidir. Emziren annenin emzirme süreci gibi önemli bir süreçte yediklerine dikkat etmesi durumunda hem sütün verimi artacak hem de sütün miktarı artacaktır. Emziren annenin emzirme süresi boyunca bebeğinin hep emme pozisyonunda olması ve bebeğin emerek uykuya dalması emzirmenin kaliteli ya da verimli olduğunun bir göstergesidir. Emzirme süreci her bebeğe göre değişiklik göstermektedir, bebeğin uzun bir süre ya da kısa bir süre emmesini beklemek yanlış bir düşünce olur.

Emzirme Döneminde Önerilen Besinler

Doğum sürecinin ardından anne bebeğini, anne sütü ile beslemeye başlar. Emziren annenin vitamin, kalsiyum, protein ve enerji açısından zengin bir beslenme programının oluşması gerekmektedir. Emziren annenin sağlıklı bir şekilde beslenmesi için ilk olarak su besinini hayatından olması gereken oranda tüketmesi gerekmektedir. Emziren annelerin vücutlarında genellikle sıvı eksilmesi durumu görülmektedir. Emziren annelerin her gün, günlük olarak tüketmesi gereken besinlerin başında kalsiyum açısından çok zengin bir besin olan süt, yoğurt ve peynir gibi besinlerin belirli bir oranda tüketilmesi gerekmektedir.

20573

Anne her gün, günlük olarak bir adet yumurta ve yemek olarak etli sebze yemeği ya da kuru baklagil grubunda yer alan besinleri yemesi gerekmektedir. Kuru fasulye, mercimek, nohut ve bulgur gibi besinlerin tüketilmesi ve aynı zamanda C vitamini açısından çok zengin ve yüksek bir orana sahip olan portakal, mandalina, maydanoz, yeşil biber ve taze soğan gibi meyve ve sebzelerin çok sık bir şekilde tüketilmesi gerekmektedir. Emziren anne ve bebeği açısından çok önemli ve çok değerli D vitaminine sahip olan yiyecek sayısı çok azdır. Bu sebeple emziren anne ve bebeği D vitamini ihtiyaçlarını karşılamak için güneşte gün içerisinde belirli bir süre bulunmaları gerekmektedir. D vitamini güneş ışınlarının direkt bir şekilde cilde ya da vücuda yansıması ile insan vücudundaki ihtiyacı karşılanır. Bu sebeple emziren anne ve bebeği güneş ışınlarının sayesinde D vitamini ihtiyaçlarını sağlamış olurlar.

Emziren annenin normal işlenmiş tuzu kullanmaması gerekmektedir. Emziren annenin bunun için iyotlu tuz kullanması gerekmektedir. Besinlerden alınması çok zor olan iyot mineralini ancak iyotlu tuz aracılığı ile insan vücudundaki ihtiyacı karşılanmaktadır. Böylece emziren annenin vücuduna alınan iyot minerali anne sütü aracılığı ile direkt bebeğe geçerek, bebeğinde iyot minerali ihtiyacını karşılamaktadır. Protein oranı çok yüksek olan et, tavuk ve balık gibi et çeşitlerini tercih edebilirsiniz. Emziren annelerin hem hamilelik süresi boyunca hem de doğumdan sonraki beslenme programında mutlaka kuru meyve ya da kuru yemişlerin yer alması gerekmektedir. Kuru meyve ya da kuru yemiş insan vücuduna vermiş olduğu enerjinin yanı sıra, aynı zamanda demir ve kalsiyum gibi mineraller açısından da çok zengin bir besin kaynağı olarak bilinmektedir. Emziren annenin günlük olarak her gün beş yüz ya da altı yüz kalorilik ek enerji alması gerekmektedir. Emziren annenin sütünün artması için keçi sedefi, çemen otu, mine çiçeği, amber çiçeği ya da rezene gibi bitki çaylarını tüketmeniz yararlı olacaktır.

Bebeğinizi eğer sezeryan doğum şekli ile dünyaya getirdiyseniz, doğum sonrası beslenme programınızı doktorunuzun tavsiye ettiği şekilde ayarlamanız gerekmektedir. Çünkü normal doğumla bebek sahibi olmuş anne ve sezeryan doğum ile bebek sahibi olmuş annenin beslenme programları birbirinden çok farklı olarak belirlenmektedir. Sezeryan doğumun ardından ilk birkaç gün boyunca anestezinin etkisi ile insan vücudunda gaz yapmasına neden olacak, gaz yapıcı özelliği bulunan birtakım yiyecekleri, karnabahar, lahana, brokoli ya da kış sebzeleri, kuru baklagil, sebze ve meyve, soğuk, şekersiz süt ve yoğurt vb. ürünler gibi besinleri tüketmeleri çok doğru bulunmamaktadır. Daha çok gaz yapma özelliği olmayan hafif sulu besinler bu süreçte tercih edilmelidir. Emziren anne ne hamilelik süreci boyunca ne de doğum sonrası süreçte, bebeğiniz emzirdiği dönem boyunca asla sigara ve alkol kullanmamalıdır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ