Epilepsi Tedavisi

Epilepsi Tedavisi

Epilepsi ya da sara hastalığı, merkezi bir sinir sistem (nörolojik) bozukluğudur. Beyindeki sinir hücresi aktivitesinin bozulması sonucu oluşan epilepside, nöbetler ya da olağandışı davranışlar ile duyu ve bazen de bilinç kaybı yaşanabilmektedir. Nöbet semptomları oldukça çeşitlilik göstermektedir. Bazı epilepsi hastaları nöbet sırasında birkaç saniye kadar boş boş bakarken, bazılarının ise kol ve bacaklarında seğirmeler yaşanabilmektedir. Epilepsi tanısının konulması için ise genellikle, en az iki nöbet geçirilmiş olmalıdır.

Hafif seviyedeki epilepsi bile tedavi gerektirmektedir. Çünkü, araba kullanırken ya da yüzme sırasında meydana gelen epilepsi nöbetleri tehlike olabilmektedir. İlaç ya da ameliyat ile tedavi edilen epilepsi hastalarının % 80’i için nöbetler kontrol altına alınabilmiştir. Bazı epilepsili çocuklarda ise birtakım büyüme sorunları gerçekleşebilmektedir.

Oluşum Nedenleri

Epilepsi hastalarının yaklaşık olarak yarısında, herhangi bir neden olmaksızın hastalık gelişmiştir. Diğer kişilerde ise epilepsi hastalığı çeşitli faktörler nedeniyle oluşmaktadır;

Genetik etkiler: Bazı türdeki epilepsi,  beynin bir kısmının etkilenmesiyle nöbet yaşanması şeklindedir ve bu durum aileden gelebilmektedir. Buna göre, genetik etkilerden söz edebilmek mümkündür. Araştırmacılar, belirli genler ile epilepsi arasında bağlantı olduğunu saptamışlardır. Çoğu insan için genlerin etkisi, epilepsi nedeninin bir parçasıdır. Öte yandan bu genler ile birlikte bazı çevresel faktörler de epilepsi nöbetlerini tetikleyebilir.

Baş yaralanmaları: Baş kısmının, araba kazası ya da yaralanması, travmatik yaralanmalar sonucu hasar görmesi, epilepsiye neden olabilmektedir.

Beyin kondisyonları: Beyin tümörleri ya da felç gibi beyine zarar veren durumlar, epilepsiye neden olabilmektedir. 35 yaşından fazla olan yetişkinlerde ise felç durumu, epilepsiye yol açabilmektedir.

Enfeksiyonlu hastalıklar: Menenjit, AIDS ve viral ensefalit (viral beyin iltihabı) gibi enfeksiyonlu hastalıklar, epilepsiye yol açabilmektedir.

Doğum öncesi yaralanma: Doğumdan önce bebeklerin beyinleri çok hassas olduğu için, anneden gelen enfeksiyon, yetersiz beslenme ya da oksijen yetersizliği gibi bazı faktörler, beyinlerine zarar vermektedir. Bu beyin hasarları ise, epilepsiye neden olabilmektedir.

Gelişimsel bozukluklar: Otizm ve nörofibromatozis gibi gelişimsel bozukluklar, epilepsiye neden olabilmektedir.

Tanı ve Testler

Doktor, epilepsi tanısı koyabilmek için, hastanın semptomları ve tıbbi geçmişi hakkında bilgi alır. Daha sonra, epilepsi tanısı koyabilmek ve hastalık nedenini saptayabilmek için, bazı testler yapılmasını uygun görecektir;

Nörolojik muayene: Bu muayene ile doktor, hastanın davranışları, motor yetenekleri ve mental fonksiyonları üzerinde muayeneler yapmaktadır.

Kan testi: Bu test ile kanda; enfeksiyon, genetik sorunlar ya da diğer durumların olup olmadığı kontrol edilmektedir. Çünkü bu gibi durumlar epilepsi ile ilişkili olabilmektedir.

Ayrıca doktor, daha detaylı testler yardımı ile, nöbet yerini saptamayı hedeflemektedir. Bu testler şöyledir;

Elektroensefalografi (EEG): Bu yöntem, epilepsi tanısında kullanılan en yaygın yöntemdir. Bu testte hastanın kafa derisine, macun benzeri bir maddeden oluşmuş elektrotlar eklenmektedir. Bu elektrotlar, beynin elektriksel aktivitesini kaydetmektedir. Eğer, hastada nöbet yaşanmamasına rağmen epilepsi varsa, beyinin normal dalgalarında değişimler gözlenecektir.

Bilgisayarlı tomografi taraması (BT): X-ray ışınlarının kullanıldığı bu testte beyin görüntülenir ve epilepsi nöbetlerine yol açan tümör, kanama ya da kist gibi anormallikler tespit edilir.

Manyetik rezonans görüntüleme (MRI-EMAR): Etkili mıknatıs ve radyo dalgaları yardımıyla beyin detaylı şekilde görüntülenir. Böylece, epilepsi nöbetlerine yol açan lezyon ya da anormallikler saptanmış olur.

Fonksiyonel EMAR: Fonksiyonel EMAR beynin belirli kısımları çalışırken meydana gelen kan akımı değişikliklerini ölçmektedir.

Pozitron emisyon tomografi (PET): Düşük dozda kullanılan radyoaktif materyalin damardan verilmesiyle işleyen bu cihaz yardımı ile, beyindeki anormallikler tespit edilmektedir.

Tek foton emisyon bilgisayarlı tomografi (SPECT): Bu test, eğer EMAR ve EEG testlerinde beynin epilepsi nöbetlerinin başladığı, sorunlu bölgesi saptanamamış ise uygulanmaktadır. Burada da, düşük doz radyoaktif malzeme damardan verilir ve beyindeki kan akışı 3-D haritalama ile incelenir.

Nöropsikolojik testler: Bu testler yardımıyla doktor, hastanın düşünme, hafıza ve konuşma yeteneklerini kontrol ederek, beyinin etkilendiği alanları tespit etmeye çalışır.

Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır?

Doktorlar epilepsi tedavisine genellikle ilaçla başlarlar. Eğer ilaçlar tedaviye yeterli gelmediyse, ameliyat ya da başka türlü tedaviler uygun görülebilmektedir.

1.İlaç Tedavisi

blog-evaluating-medications

Epilepsi hastalarının çoğu, anti-epileptik ilaç olarak bilinen tek bir anti-nöbet ilaç alarak, hastalık sürecinde epilepsi nöbetleri yaşamaktan kurtulmaktadır. Diğer bazı hastalara ise, ilaçların bir kombinasyonu uygulanarak, epilepsi nöbetlerinin azaltılması amaçlanmaktadır. Doktor, ilaç alımının durdurulması için uygun zamanı belirleyerek, tedavi uygulayabilir.

Epilepsi hastası çocukların yarısı, ilaç tedavisinin durdurulması ile epilepsi semptomlarını yaşamadan ve nöbet geçirmeden yaşayabilmektedirler. Yetişkinlerin çoğu için ise doktor, nöbetsiz geçen bir ya da iki yıl sonrasında ilaç tedavisine ara verebilmektedir.

Tedavi süresince, doğru ilaç ya da ilaç kombinasyonlarını bulmak karmaşık olabilir. Doktor, reçeteli ilaç verirken, hastanın yaşını, nöbetlerin sıklığını ve diğer bazı faktörleri dikkate alarak hareket edecektir. Ayrıca doktor, hastanın kullandığı diğer ilaçları kontrol ederek, anti-epileptik ilaçlar ile etkileşimlerinin olup olmadığını tespit eder. Tedavi sürecinde doktor, ilk başta düşük dozda tek bir ilaç verir ve daha sonra kademeli olarak dozajı artırırır. Ta ki epilepsi nöbetleri kontrol altına alınana kadar. Fakat, anti-nöbet ilçaların bazı yan etkileri olabilmektedir. Hafif olan bu yan etkiler şöyledir;

  • Yorgunluk,
  • Baş dönmesi,
  • Kilo alınması,
  • Kemik yoğunluğunda azalma,
  • Deri döküntüleri,
  • Koordinasyon kaybı,
  • Konuşmada sorun yaşanması,
  • Hafıza ve düşünmede sorunlar yaşanması.

Epilepsi ilaçlarının şiddetli yan etkileri ise şöyledir;

  • Depresyon,
  • İntihar düşüncesi ve davranışları,
  • Şiddetli döküntüler.
  • Karaciğer gibi bazı organlarda iltihaplanma.

İlaç ile epilepsi nöbetlerini mümkün olan en iyi şekilde kontrol altına almak için izlenmesi gereken adımlar şu şekildedir;

  • Reçeteli ilaçları tam olarak eksiksiz kullanmak,
  • Herhangi bir bitkisel ya da reçetesiz ilaç kullanmadan önce, doktora mutlaka danışmak,
  • Doktora danışmadan ilaç kullanımını durdurmamak,
  • İlaçlara devam ederken, depresyon hissinin artması, intihar düşüncesinin çoğalması ya da ruhsal ve davranışsal olarak alışılmadık durumlar gibi sorunlar yaşanıyorsa, acilen doktor ile görüşmek,
  • Eğer migren sorunu varsa bunu doktora bildirmek. Doktor bu durumda, hem epilepsinin tedavi edilmesi ve hem de migrenin önlenmesini sağlayan, anti-epileptik ilaçlardan birini uygun görebilir.

Henüz yeni epilepsi tanısı konulmuş insanların yarısından fazlası, ilk ilaçlarından itibaren, nöbetsiz olarak yaşamlarını sürdürebilmektedir. Eğer, anti-epileptik ilaçlar, tatmin edici sonuçlar yaşanmasını sağlamamış ise, doktor ameliyat ya da diğer tedavi yöntemlerine yönelebilir. Ayrıca, durumu ve ilaçları kontrol ettirmek için, düzenli olarak doktor randevularını takip etmek önemli olacaktır.

2.Ameliyat

iStock_000015664020Medium

Ameliyat tedavisi genellikle, beyindeki küçük bir bölgede, konuşma, dil, motor fonksiyon, görme veya işitme gibi hayati fonksiyonları ile tanımlanmış olan ve epilepsi nöbeti sonucunu veren testlere göre uygulanmaktadır. Cerrahi işlem ile, beyinde nöbetler yaşanmasına neden olan bölge çıkarılır.

Eğer, beyindeki nöbetlerin kaynağı olan bölge hareket, konuşma ve diğer fonksiyonların hareket noktası ise, hasta ameliyat sırasında uyanık tutulmaktadır. Doktorlar, bu süreç içerisinde hastayı gözlemler ve bazı sorular sorarak durumunu kontrol ederler. Ameliyat sırasında doktorlar, nöbetlere sebep olan bölgeyi çıkaramazlar ise, farklı bir ameliyat yöntemi uygulayarak, bu sorunun beyinin diğer kısımlarına yayılmasını önlerler. Birçok epilepsi hastası, başarılı bir ameliyat sonrası nöbetleri önlemek için bazı ilaçları kullanmaya devam etse de, bu ilaçları daha az ve düşük dozlarda alacaklardır. Ameliyat sonrası nadiren de olsa, hastanın düşünme yeteneğinde kalıcı olarak değişim gerçekleşebilir.

3.Terapi

mcdc7_vagus_nerve_stimulator

Epilepsi tedavisinde uygulanan terapi tedavileri aşağıdaki gibidir;

Vagus siniri uyarımı: Bu tedavide doktorlar, vagus siniri uyarımı adı verilen cihazı, kalp piline benzer şekilde, göğüsden deri altına uygulamaktadır. Uyarandan gelen teller, boyundaki vagus sinirlerine bağlanır. Bu pilli cihaz, vagus sinirleri aracılığı ile beyine elektriksel enerji göndermektedir. Bu cihazın, nöbetleri nasıl inhibe ettiği bilinmemektedir, fakat nöbetleri % 20 ile % 40 arasında azalttığı görülmüştür. Birçok hasta terapiye rağmen hala anti-epileptik ilaç kullanmaktadır, fakat bazı hastalar ise daha düşük dozda bu ilaçları kullanmaya devam edebilmektedir. Vagus siniri uyarımı tedavisinin yan etkileri ise, boğaz ağrısı, seste boğukluk, nefes darlığı ve öksürük şeklindedir.

Ketojenik diyet: Bazı epilepsi hastası çocuklarda, nöbetleri azaltmak için, yüksek yağ ve düşük karbonhidrat içerikli sıkı bir diyet uygulanmaktadır. Ketojenik diyet denilen bu diyet, vücudun enerji üretmek için, karbonhidrat yerine yağ yakmasını sağlamaktadır. Birkaç yıl sonra, bazı çocuklarda ketojenik diyet durdurulur ve nöbetler de sona erer.

Eğer çocuğunuz için ketojenik diyeti düşünüyorsanız, doktora danışmanız gerekmektedir. Çünkü, bu diyetin devam etmesi halinde çocukta yetersiz beslenme olup olmayacağı önemlidir. Ketojenik diyetin yan etkileri ise, dehidrasyon, kabızlık, beslenme yetersizliğinden dolayı büyümede yavaşlama, böbrek taşına neden olan kanda ürik asit birikmesi gibi etkilerdir. Bu yan etkiler çok yaygındır ve tıbbi olarak denetlenebilmektedir.

4.Geleceğin Olası Tedavi Yöntemleri

image

Araştırmacılar, epilepsi tedavisi için yeni yöntemler üzerinde çalışmaya devam etmektedirler. Geleceğin olası tedavi yöntemlerinden biri “derin beyin stimülasyonu” ve diğeri ise, minimal invaziv cerrahi tekniği olan ve normal açık beyin ameliyatından daha az riskli olan “epilepsi için kalp pili” yöntemleridir. Bir de, araştırmacıların üzerinde çalıştığı diğer yöntem ise, “stereotaktik radyo cerrahi” yöntemidir.

Belirtiler

Epilepsi nedeniyle beyin hücrelerinde anormal aktiviteler yaşanmaktadır ve nöbetler dolayısıyla beyin etkilenmektedir. Buna göre, epilepsi belirtileri aşağıdaki gibidir;

  • Geçici kafa karışıklığı ve şaşkınlık,
  • Sabit bakışlar,
  • Kontrol edilemeyen ve sarsıntılı kol ile bacak hareketleri,
  • Bilinç ve farkındalık kaybı,
  • Psişik (ruhsal) belirtiler,
  • Epilepsi nöbetleri.

Sara hastalığında yaşanan nöbetler ise, fokal (parsiyel) nöbet ve genel nöbet şeklinde ikiye ayrılmaktadır.

Fokal (parsiyel) nöbet: Beyinin sadece bir alanında anormal aktivitelerin meydana gelmesi sonucu oluşan bu nöbetler de kendi içinde ikiye ayrılmaktadır;

  • Bilinç kaybı olmaksızın yaşanan lokal nöbet (basit kısmi nöbetler) – kişide anormal şekilde uyuşukluk, kol ve bacaklarda karıncalanma, baş dönmesi, yanıp sönen ışıklar, bilinçsiz yapılan duyusal belirtiler oluşmaktadır. Ayrıca, koku, his, tat alma ve seslerde değişiklik ya da duygularda başkalaşım yaşanması görülmektedir.
  • Kompleks fokal nöbetler – kişide bilinç kaybı ve farkındalık kaybı oluşur. Kompleks nöbet sırasında, çiğneme, yutkunma, el sürtme ve kendi etrafında yürüme gibi hareketler gözlenebilir.

Genel nöbet: Beyinin genelleştirilmiş nöbet adı verilen bölgesinde meydana gelir ve altı farklı türü vardır;

  • Absans nöbetler – genellikle çocuklarda meydana gelir ve kişi boşluğa dalmış gibi bakarak bilinç kaybı yaşar. Aynı zamanda göz kırpma ve ağız şıpırdatma gibi davranışsal belirtiler de yaşanmaktadır.
  • Tonik nöbetler – kasların geçici süreliğine kaskatı kesilmesi ile ortaya çıkar ve kollarda, bacaklarda ve sırt kaslarında sertleşme yaşanır.
  • Atonik nöbetler – damla nöbetleri olarak da bilinen bu nöbetlerde, kas kontrol kaybı yaşanır ve kişi aniden yığılır ve düşer.
  • Klonik nöbetler – tekrarlı ya da ritmik olarak kasların sarsılması ile meydana gelir ve genellikle boyun, yüz ve kolları etkiler.
  • Miyoklonik nöbetler – genellikle aniden gelişir ve kollar ile bacaklarda titreme ve sarsıntı yaşanır.
  • Tonik-klonik nöbetler – epilepsi nöbetleri içindeki en dramatik nöbettir. Kişi, bilincini kaybeder, vücudu sertleşir ve kaskatı kesilir. Bazen de idrar kaçırma ya da dilin ısırılması şeklinde belirtileri vardır.

Eğer aşağıdaki belirtiler de yaşanıyorsa, derhal ve acilen tıbbi yardım alınması gereklidir;

  • Nöbetler 5 dakikadan uzun sürüyorsa,
  • Nöbetler durmasına rağmen, nefes alma gerçekleşmiyor ya da bilinç kaybı devam ediyorsa,
  • İlk nöbetin ardından hemen ikincisi meydana geliyorsa,
  • Yüksek ateş yaşanıyorsa,
  • Sıcak basmaları yaşanıyorsa,
  • Hamilelik söz konusu ise,
  • Kişi diyabet hastası ise,
  • Kişinin nöbet sırasında kendini yaralaması söz konusu ise.

Risk Faktörleri

Belli başlı durumlar epilepsi riskini artırmaktadır. Bunlar şu şekildedir;

  • Yaş – erken çocukluk dönemi ve 60 yaşından sonrası risklidir.
  • Aile hastalık geçmişi – ailede epilepsi hastasının olması,
  • Baş yaralanmaları,
  • Felç ve diğer vasküler hastalıklar,
  • Bunama,
  • Beyin enfeksiyonları,
  • Çocukluk döneminde nöbetler yaşanması.

Komplikasyonlar

Epilepsi nöbetleri, hem hasta için hem de etrafındakiler için tehlikeli durumlar yaşanmasına yol açmaktadır;

  • Düşme,
  • Boğulma (yüzerken ya da duş alırken),
  • Araba kazaları,
  • Hamilelik komplşkasyonları,
  • Duygusal sağlık sorunları.

Diğer, hayati tehlikesi olan ve nadir olarak gözlenen komplikasyonlar ise şöyledir;

  • Status epileptikus (5 dakikadan uzun süren nöbetler, genellikle kalıcı beyin hasarı ve ölüm riski vardır).
  • Epilepsi nöbetlerinde aniden ve açıklanamayan ölümler (SUDEP).

Kişisel Hastalık Yönetimi ve Evsel Çareler

Epilepsi durumunu kavrayarak, hastalığın kontrol edilmesine yardımcı olmak mümkündür;

  • İlaçları doğru şekilde kullanmak,
  • Yeterli miktarda uyumaya özen göstermek,
  • Acil durumlar için sağlık uyarısı veren bir bileklik takmak,
  • Egzersiz yapmak,
  • Stres yönetimi,
  • Alkol tüketimini sınırlandırmak,
  • Sigaradan uzak durmak.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ