Farenjite İyi Gelen Yiyecekler

Farenjite İyi Gelen Yiyecekler

Burun ve ağız boşluğunun arkasında gelişen  iltihaplı bir hastalık olan farenjit, akut ve kronik olmak üzere iki şekilde görülür. Ani gelişen, şiddetli iltihaplanmalar akut, daha hafif seyreden fakat buna karşılık daha uzun süren türü ise kronik farenjittir. Akut farenjitte boğaz ağrısı, boğazda yanma, kuruluk gibi şikayetlerin yanı sıra ses kısılması, ateş, halsizlik, burun akması gibi belirtiler de görülebilir ve çoğunlukla virüslerden kaynaklanır. Kronik farenjitte ise ateş ya da kırgınlık yoktur. Yutma güçlüğü, kuru öksürük atakları, yanma, gerilme, yabancı cisim takılmış gibi sık sık boğaz temizleme isteği vardır. Sık tekrarlayan akut farenjit, kronik farenjite dönüşebilir.

Hastanın şikayetlerini dinleyen doktor genellikle herhangi bir tetkike gerek olmaksızın farenjit teşhisini kolayca koyabilir. Virüslerden kaynaklanan akut farenjitte antibiyotiklerin faydası olmaz ama enfeksiyonların ağır seyrettiği ve bağışıklık sisteminin zayıf olduğu durumlarda, antibiyotik tedavisi uygulanır. Bunun yanı sıra, şikayetlerin ortadan kalkması için, ağrı kesiciler, ateş düşürücü ilaçlar, burun ve boğaz spreyleri kullanılır. Kronik farenjitin tedavisi ise bu kadar kolay değildir. Doktorun belirlediği medikal tedaviyle birlikte hastanın da dikkat etmesi gereken durumlar vardır. Kronik farenjit çoğu zaman tam olarak tedavi edilemez. Kronik farenjiti ortaya çıkaran başka sebep varsa, önce onun tedavi edilmesi gerekir. Antibiyotikler genellikle faydasızdır. Alerji, burun kemiğinde eğrilik veya burunda et, sinüzit, reflü gibi hastalıklar uygun şekilde gerekirse ameliyatla düzeltilmelidir.

Farenjite İyi Gelen Yiyecekler

1. Su

su içmek

Hem akut hem de kronik farenjitte en çok şikayet edilen durum, boğaz kuruluğu ve gıcık öksürük ataklarıdır. Bunu gidermek için sürekli öksürmek, boğazı daha da tahriş edip şikayetlerin artmasına sebep olur. Mümkün olduğunca öksürmekten ve boğaz temizlemeye çalışmaktan kaçınmak gerekir. Bol sıvı tüketerek boğazı yumuşak tutmaya çalışmak daha uygun bir davranış olacaktır. Ayrıca su, zararlıları vücuttan uzaklaştırmak için de çok faydalıdır.

2. Bal

Organik Bal

Bal, boğazı yumuşatmak için en çok baş vurulan besin maddelerinin başında gelir. Tek başına yutularak tüketilebileceği gibi, ılık suya katılıp eritilerek de içilebilir. 1 yaşın altındaki bebekler ve balın içindeki polenlere ve değişik proteinlere alerjisi olan kişilerde kullanılmamalıdır. Bal içindeki şeker, sisteme girmeden direk kana geçtiği için ani şeker yükselmelerine sebep olacağından, şeker hastalarının da bal tüketiminde kontrollü davranmaları gerekir. Kaynatılıp soğutulmuş suya 1 tatlı kaşığı bal, bir tutam adaçayı karıştırılarak günde 1-2 defa gargara yapmak da şikayetlerin azalmasına yardımcı olur.

3. Karaağaç Kabuğu

karaagac-nasil-bir-agactir_646x340

Kışın yapraklarını döken bir tür orman ağacı olan karaağaç, kabukları hekimlikte kullanılan bir ağaçtır. Kabuğu ve yaprakları güneşte kurutularak kullanılır. Kaynatılarak suyu içilirse, soğuk algınlığına, adale ve kas ağrılarına iyi gelir; ateş düşürmeye ve terlemeye yardımcı olur.

4. Sarımsak

sarimsak-yagi-nasil-yapilir

Tam bir şifa kaynağı olan sarımsak, hasta olmayı beklemeden beslenmemizde yer vermemiz gereken doğal bir antibiyotiktir. Sarımsakta bulunan selenyum elementi, çok önemli bir antioksidandır aynı zamanda. Kokusu sebebiyle çoğumuzun mesafeli davrandığı sarımsakta, özellikle stres tedavisinde kullanılan magnezyum ve potasyum ile saç dökülmesi, boy kısalığı ve kısırlık gibi rahatsızlıklara iyi gelen çinko bol miktarda bulunmaktadır. vücut direncini artırır ve enfeksiyonla mücadele eder. Çiğ olarak, yemeklerde, çay gibi demlenerek ve ezilerek merhem formunda kullanılabilir. İstenmeyen kokusu, içindeki sülfürden kaynaklanır. Çoğu zaman sadece ağzınızı temizleyerek, dişlerinizi fırçalayarak bu kokudan kurtulamazsınız. Yine de maydanoz ve nane çiğnemek, kokunun azalmasına yardımcı olacaktır.

5. Limon

lemon-tree-225907_960_720

Limon ve tüm turunçgillerde bulunan C vitamini, hastalıklarla etkin bir mücadele görevini üstlenen bağışıklık sistemini kuvvetlendirmek için çok önemlidir. 1 bardak ılık suya 1 tatlı kaşığı bal ve yarım limon suyu ekleyerek içilirse, boğazda yumuşama sağlayarak yutmayı kolaylaştırır. Limon suyuyla yapılan gargara da, gırtlakta sterilizasyonu sağlar ve rahatlık verir.

6. Hatmi Çiçeği

Hatmi-Çiceği-Çayı-Nasıl-Hazırlanır

Bu bitkinin çiçeği, yaprakları ve kökü yüksek oranda müsilaj sakkaritler içerir. Bu madde, suyla birleştiğinde şişerek tutkalımsı bir macun haline gelir. Bu da, enfeksiyonlu bölgenin üstünü kaplayarak tahriş olmasını engeller, dış etkenlerden korur. Bu yönüyle mide rahatsızlıklarında ve idrar yolu enfeksiyonlarında da fayda sağlar. Bitkinin kurutulmuş yapraklarından 5 gram kadar 1 bardak kaynamış suya atılarak, 10 dakika kadar demlenip içilebilir. Bitkinin kökleri ise, soğuk suda 1 saat kadar bekletilir, karıştırılıp süzülür ve hafifçe ısıtarak içilir. Hatmi bitkisi kan şekeri seviyesini etkileyebilir, diyabet hastaları bunu göz ardı etmemeliler.

7. Elma Sirkesi

elma sirkesi

Gırtlaktaki iltihaplı bölgenin temizliğinin sağlanması da farenjit şikayetlerinin azaltılması için gereklidir. Elma sirkesi, iltihaplı bölgede böyle bir temizlik sağlar ve zararlıların bölgede uygun ortam bularak çoğalmalarını engeller. 1 bardak ılık suya elma sirkesi ve 1 çay kaşığı tuz karıştırarak hazırlanan solüsyonla günde 2-3 kere gargara yapmak faydalı olacaktır.

8. Zencefil

zencefil-cayi-nasil-hazirlanir

Zencefil, pek çok hastalıktan korunmada, tedavide ve şikayetlerin azaltılmasında kullanılan çok şifalı bir bitkidir. Asya’da 4000 yıldır kullanılan bu bitki, günümüzde hala tüm dünyada, özellikle soğuk algınlığı tedavisinde en çok kullanılan bitkidir. Bitkinin kökleri toz haline getirilip kurutularak baharat olarak kullanılır. Yapısındaki fenol bileşikleri, B ve C vitaminiyle, pek çok hastalıkla mücadelede büyük faydaları vardır. Bir fincan çaya, 1 tatlı kaşığı bal ve 1-2 dilim taze zencefil dilimi koyarak hazırlanan çay, soğuk algınlığından korunmak ve tedavisine yardımcı olmak için birebirdir. Fakat tüm yardımcı tedavi uygulamalarında olduğu gibi dikkat edilmesi gereken durumlar da var; 2 yaşın altındaki çocuklarda kullanmak uygun olmayabilir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ