Gebelik

Gebelik

Bir mucizeye tanık olmak… Toplam 40 hafta sürecek olan bu mucize, evren için sıradan bir doğa olayı, insanoğlu içinse bir varoluş mücadelesidir. Evrendeki tüm canlılar, bu mücadeleyi kazanarak dünyaya gelen birer savaşçıdır aslında. Ve hiçbir canlı, insan yavrusu kadar çok şey ifade etmez ailesi için. Hele bir de ilk bebeğinizse…

Her ne kadar zor gibi görünse de, gebelik son derece doğal bir süreç. Elbette annenin vücudunda bir takım değişiklikler, ruh halinde dalgalanmalar olacak. Bütün bunların, doğal sürecin bir parçası olduğunu bilir ve telaşa kapılmadan, sükunetle karşılarsanız çok daha keyifli bir gebelik dönemi geçirebilirsiniz. Şüphesiz bu dönemde, annenin hissettikleriyle babanınki bir olmayacaktır. Hem annenin hem de babanın bebekleriyle duygusal bir bağ kurmaya başladıkları bu dönemde, eşlerin sürece mümkün olduğunca birlikte katılmaları çok değerlidir. Gebelik, hastalık değildir. İş ya da sosyal hayatınızda kısıntıya gitmenize gerek yok.

Bebek sahibi olmaya karar verdiğinizde bırakmanız gereken tek şey, eğer içiyorsanız, sigaradır. Sağlıklı ve dengeli bir beslenme, kişisel hijyen, düzenli doktor ziyaretleri, fiziksel aktivite, yeterince uyku ve dinlenme, kendinize ve sevdiklerinize ayırdığınız kaliteli zaman dilimleri hayatınızın bundan sonrasında hem sizin hem de çocuklarınız için benimsemeniz gereken bir yaşam biçimidir zaten. Çocuk sahibi olmaya karar verdiğinizde, bir kadın doğum uzmanından yardım almaya başlamanız yerinde olacaktır. Gebeliğiniz boyunca profesyonel destek almanız gereken zamanlar olabilir. İstediğiniz zaman ulaşabileceğiniz bir doktorun varlığı, kendinizi güvende hissetmenizi sağlar. Modern tıpta gebelik, aylarla değil, haftalarla belirtilir. Bir ay 4 haftadan yani 28 günden daha uzundur ve gebeliği aylarla tanımlamak yanıltıcı olabilir.

ay-ay-hamilelik-anne-adayı

Gebeliğin başladığı günü tam olarak bilebilmek mümkün olmayabilir. Bunun için gebelik hesapları, son adet kanamasının ilk günü esas alınarak yapılır. Buna göre gebelik ortalama 40 hafta sürer bu da 9 ay 10 güne karşılık gelmektedir. 9 aylık bu dönemi “trimester” adı verilen üç eşit dönemde inceleme alışkanlığı da hekimler arasında devam etmektedir. Latince “üç ay” anlamına gelen trimester kelimesi hamileliğin genel gelişimini tanımlamakta ve incelemekte oldukça faydalıdır. Birinci trimester (ilk üç aylık dönem) bebeğin organ gelişiminin başladığı ve tamamlandığı ve anne adayında hamileliğe uyumun gerçekleştiği, ikinci trimester (ikinci üç aylık dönem) bebeğin hızla gelişimini sürdürdüğü, üçüncü trimester (son üç aylık dönem) ise doğuma hazırlığın başladığı ve tamamlandığı dönem olarak tarif edilir.

Gebelikte Beslenme

Hamilelikte beslenmeyle ilgili en sık karşılaşılan sorun, ilk aylarda rastlanan mide bulantılarıdır. Bunun sebebi, psikolojik olabileceği gibi, hormonların sindirim sistemindeki etkileri de olabilir. Bulantı şikayetleri büyük bir oranda 4. haftada başlar ve 16. haftaya kadar devam eder. Bazı kadınlarda hamilelik boyunca devam edebilir. Halk arasında “aşerme” denen, bazı besin maddelerini çok istemek kadar bazı koku ve yiyeceklerden tiksinmek de gayet doğaldır. Sebebi tam olarak bilinmemekle birlikte, bir mineral eksikliğine bağlı olarak geliştiği düşünülen aşerme, bazı kadınlarda toprak, kil gibi besin maddeleri dışındaki şeylere karşı da gelişebilir. Bu durumda mutlaka doktorunuza danışmalısınız. Bulantılar için de, doktorunuza danışmadan ilaç kullanmayın.

21508Öğünlerinizin, porsiyonlarını küçültüp, sayısını artırmayı deneyin. Güne mutlaka sıkı bir  kahvaltıyla başlayın. Gaz sorunu yaşamıyorsanız mutlaka süt için. Kahvaltıda değilse bile, gün içinde süt tüketmeyi ihmal etmeyin. Hamilelikte sık karşılaşılan sorunlardan biri de demir eksikliğine bağlı gelişen kansızlıktır. Çay, demir emilimini azaltacağından, süt ve süt ürünleri tüketmeniz gereken kahvaltıda çay içmeniz önerilmez. Taze meyve sularından içebilirsiniz. Mevsime bağlı olarak domates, salatalık, biber, yeşillikler her öğününüzde bulunmalıdır. Vitamin ihtiyacını taze mevsim sebze ve meyvelerinden almaya gayret edin. Paketli, işlenmiş ürünlerden uzak durun. Şarküteri ürünlerine mesafeli yaklaşın, hiç olmazsa çiğ tüketmemeye dikkat edin. Gebelikte, özellikle yaz aylarında artan kramp sorunu da yine beslenme yoluyla kontrol altına alınabilir. İdrar ve terleme yoluyla kaybedilen mineraller sebze ve meyvelerden takviye edilmelidir. Burada, doğru pişirme tekniklerinin önemi bir kez daha karşımıza çıkıyor. Besinlerin vitamin ve mineral değerlerini kaybetmemeleri için, yüksek ısıda pişirmekten kaçınmak gerekir. Kızartmak ve yüksek sıcaklıkta kavurmak yerine, az suda haşlamak, sebzeleri kısık ateşte ve kendi sularıyla sotelemek, ızgara ve fırında pişirmek daha isabetli olacaktır.

Hamilelikte düzenli olarak tüketilmesi gereken kırmızı et, iyi bir demir ve B 12 vitamini kaynağıdır. Kansızlığı önler. Bulaşıcı hastalıklardan korunmak için etin iyi pişmiş olması gerekir ama alevde pişmiş olanları da kanserojendir. Haftada 2 defa kırmızı et tüketmeye gayret edin. Beyaz et, düşük kalorili ve düşük kolesterollü olduğu için sağlıklı bir besin kaynağıdır. Tavuk ve hindi etinin yağı deri altında toplanır, pişirmeden önce derisini almalısınız.  Et ürünlerinde haşlama, ızgara ya da fırında pişirmek tercih edilmelidir. Balık eti, Omega-3 ve Omega-6 gibi, vücudumuz tarafından üretilmeyen doğmamış yağ asitlerini alabileceğimiz, sağlıklı bir alternatiftir. vücudumuzun Omega-3 yağ asidine olan ihtiyacı anne karnındayken başlar ve yaşam boyu devam eder.  Selenyum ve fosfor mineralleri bakımından da zengin olan balık eti, bebeklerde beyin gelişimini destekler.Mutlaka taze mevsim balıkları tercih edilmeli, daha sağlıklı olması için fırın, ızgara ve buğulama yöntemleriyle pişirilmelidir. Unutmayın, 9 ay boyunca yediğiniz, içtiğiniz ayrı gitmeyecek. Su içmeyi ihmal etmeyin. Bebeğiniz, karnınızda bir amniyotik sıvı içinde yaşıyor. Bu sıvının sürekli değişmesi ve temizlenmesi gerekir. Ayrıca besinlerin tüm hücrelerinize ulaştırılabilmesi için de suya ihtiyacınız var.

Gebelikte kilo artışı, anne ve bebeğin sağlığı açısından takip edilmesi gereken önemli bir veridir. İlk aylarda fazla kilo artışı beklenmez. Gebelik boyunca alınan kiloların çok küçük bir kısmı ilk aylarda alınır. Kilo almak, bebeğin iyi beslendiğini ve sağlıklı olduğunu göstermez. Önemli olan alınan kilo miktarı değil, bebeğin gelişimi, annenin tansiyonunun normal sınırlarda seyretmesidir. Gebelik öncesi ağırlık, bebeğin ağırlığı, plesentanın ağırlığı, genetik özellikler ve gebelik sırasındaki beslenme biçimi, anne adayının kilosunu belirleyen faktörlerdir. Yani her hamile kadının aldığı kilo miktarı, bireysel özelliklerine göre değişiklikler gösterir. Tüm hamilelik boyunca almanız gereken kilo 11-15 kilo kilo kadardır.

Gebelikte Fiziksel Aktivite

Vücudun gebelikte oluşan değişikliklere ve doğuma hazır olabilmesi için fiziksel egzersizler de çok önemlidir. Anne adayının enerjisini artırmasının en iyi yolu, açık havada yapılan yürüyüşlerdir. Oksijene normalden daha fazla ihtiyaç duyulan bu dönemde, doğa yürüyüşleri her gün en az 20 dakika olacak şekilde, alışkanlık haline getirilmelidir. Bunun dışında, hafif ısınma hareketleri, germe egzersizleri, sırt, göğüs ve boyun egzersizleri, bacak ve ayak egzersizleriyle, yüzme ve pilates gibi hafif egzersizler yapılabilir.

dca9977f-9818-4337-abef-39e26e906741

Yapılan araştırmalar, düzenli olarak bu çeşit egzersizleri uygulayan kadınlarda doğumun daha rahat gerçekleştiği, doğum sancılarının hafiflediği, gebelikteki yüksek şeker riskinin azaldığı, uykusuzluk, kaygı bozukluğu, depresyon şikayetlerinin daha az görüldüğü, bebeklerin daha sağlıklı olduğu ve iyi beslendiğini ortaya koymuştur.anne adaylarının yaklaşık 2/3’ü sırt ağrılarından şikayet eder. yaşar. Suda yapılan egzersizler, yoga ve pelvis egzersizleri rahatlatıcı olabilir. Gebeliğin ikinci yarısında yapılan egzersizler, özellikle bu ağrıların giderilmesi konusunda fayda sağlamaktadır. Düzenli egzersiz yapıldığında, doğumda forseps kullanımı % 75 , kesi olasılığı %55 daha azdır ve 4 kat daha az oranda sezaryen olma ihtimali vardır.

Doğum Kaygıları

İlk doğumuna hazırlanan anne adayları için, doğum sırasında neler olacağı ve doğum sancısının şiddeti hakkındaki endişe her zaman en baskın duygudur. Bir taraftan yavrusunu kucağına alacağı an için sabırsızlanan, öte yandan kaygılarla boğuşan anne adayının, duygu karmaşaları yaşaması ve bunu zaman zaman çevresine yansıtması gayet normaldir. Doğum hakkında yeterince bilgi sahibi olan anne adaylarının, bu kaygılarla çok daha kolay baş edebildikleri bir gerçektir. Gebelik sürecinde anne adayları kadar, baba adaylarının da, sorularını doğru kişilere sormaları ve doğru cevapları almaları için, uzman sağlık çalışanları tarafından bilgilendirilmeleri çok önemlidir. Kaygılarınızı azaltmak için değişik sağlık kurumları tarafından verilen eğitim programlarından faydalanabilirsiniz. Günümüzde pek çok ailenin tercih ettiği, ağrısız doğum yöntemleri hakkında doktorunuzdan bilgi alabilirsiniz. Bu yöntemlerin neler olduğu, sizin için uygun olup olmadığı ve sonrasında nelerle karşılaşabileceğiniz hakkında merak ettiklerinizi sorun, öğrenin ve düşünüp kararınızı verin.

Doğuma yaklaştıkça anne-baba adaylarının zihninde gelişen kaygılardan biri de, doğuma hazırlıksız yakalanma endişesidir. Bu kaygıdan kurtulmak için, 7. ayın sonunda kendinize ve bebeğinize bir seyahat çantası hazırlamaya başlayabilirsiniz. Bebeğinizle birlikte bir gecenizi hastanede geçireceğinizi düşünerek, içinde rahat hareket edebileceğiniz bir pijama ya da gecelik, rahatça giyip çıkarabileceğiniz bir çift terlik, iç çamaşırı, çorap, hırka ya da yelek, sabahlık, çıkarmadan emzirmenize imkan veren bir emzirme sütyenini yavaş yavaş çantanıza yerleştirmeye başlayın. Bebeğiniz için de, bebek bezi, zıbın, yelek, tulum, çorap, eldiven, battaniye ilk akla gelen ihtiyaçlar. Diş fırçası, diş macunu, saç fırçası ve tokaya da ihtiyacınız olabilir. Hastaneden çıkarken giymek için kendinize ve bebeğinize hava şartlarına uygun birer kıyafet de hazırlayın. Yeni doğanların başı soğuğa ve rüzgara karşı daha hassastır, yumuşak dokulu bir şapka faydalı olacaktır.

22419

Gebelikle ve doğumla ilgi anlatılan her şeye inanmayın. Sizin gebeliğiniz ve sizin doğumunuz sadece size has bir deneyimdir. Ve bebeğiniz de size özel. Bebeğinizle ilişkiniz, gebelikle birlikte başlar. Onunla konuşun. Bebeğinizle iletişimin ilk yolu, sestir. Sizi duymayacağını düşünmeyin, konuşun. O sizi duymuyor olsa bile, siz duygularınızı onunla paylaşın. Hatta ne söylediğinizin önemi de yok, sadece sesinizin tınısını alması bile yeterli. Yapılan pek çok araştırma göstermiştir ki; bebek anne karnındayken klasik müzik dinlemekten mutlu oluyor. Dışardan gelen sesler, bebeğe dalgalar halinde ulaşır ve klasik müziğin verdiği huzur bebekte beyin gelişimi için son derece önemlidir. Sizin huzurunuz da bebek için çok önemlidir. Değişik duygu durumlarında beyninizin salgıladığı kimyasallar, bebeğinize de plasenta yoluyla geçer.

Hamileliğiniz süresince birtakım sıkıntılar yaşayabilirsiniz. Kendinizi şişman, çirkin, yalnız, yorgun, hasta vs. hissedebilirsiniz. Ama geçecek, emin olun geçecek. Bebeğinizi kucağınıza aldığınız anda hissettiğiniz mutluluk, gurur size tüm sıkıntılarınızı unutturacak. Düşünün bir kere, dünyada her gün milyonlarca kadın doğum yapıyor. Üstelik pek çoğu bunu ilk defa yapmıyor. Eğer bir kadının doğum sonunda aldığı haz bu kadar güçlü olmasaydı, hiç biri aynı sıkıntıları yeniden yaşamayı göze almazdı. Kendinizi rahat bırakın, hamileliğinizin tadını çıkarın. Normal şartlarda, doğal akışında gebelik, tıkır tıkır işleyen bir sistemdir. Her insanın, sağlıklı yaşamak için uyguladığı beslenme ve yaşam biçimini siz de bebeğiniz ve kendiniz için, doğumdan sonraki yaşamınızda da uygulamak üzere alışkanlık haline getirin. Kendinize ve eşinize zaman ayırın. Endişelerinizi onunla paylaşmaktan çekinmeyin. Onu da sürece dahil edin. Sizinkilerden farklı olsa da onun da endişeleri olabileceğini aklınızdan çıkarmayın. Bebeğiniz ikinizin eseri. Keyfini de, sıkıntısını da paylaşın eşinizle. Ne siz gereksiz bir yük altına girin ne de onu yalnız bırakın. Bakımlı olmaktan asla vazgeçmeyin. Diş bakımınızı aksatmayın. Dışarı çıkmasanız bile, saçlarınızı tarayın, hafif bir makyaj yapın, rahat ve sevdiğiniz kıyafetler giyin. Bol bol kitap okuyun; bebeğiniz dünyaya geldikten çok kısa bir süre sonra, sürekli sorular sormaya başlayacak, donanımlı olmalısınız. Unutmayın, gebeliğiniz ve doğumunuz sizin kişisel deneyiminiz, başka kimseninkine benzemek zorunda değil.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ