Hipoglisemi Tedavisi

Hipoglisemi Tedavisi

Hipoglisemi, kandaki glikoz seviyesinin anormal şekilde düşük olması ile karakterize olan bir sağlık sorunudur. Kanda bulunan glikoz yani şeker ise vücudun temel enerji kaynağını oluşturmaktadır.

Hipoglisemi genellikle diyabet tedavisi ile bağlantılı olarak gelişmektedir. Fakat, diyabet hastalarının dışındaki kişilerde de, birçok faktöre bağlı olarak hipoglisemi oluşması mümkündür. Tabi bu durum çoğunlukla ender olarak gelişmektedir. Ateşlenme gibi, hipogliseminin de kendisi aslında bir hastalık değil, bir sağlık probleminin işaretidir.

Acilen tedavi edilmesi gereken bir sağlık sorunu olan hipoglisemi, kan şekeri düzeyinin normal değerlere çıkarılması hedeflenerek tedavi edilmektedir. Tedavi ya şeker oranı yüksek gıdalar ya da ilaçlar yardımı ile yapılabilmektedir. Böylece kan şekeri değerlerinin normal aralığına yani 70-110 mg/dL değerlerine ulaşabilmesi sağlanmaktadır. Uzun süreli hipoglisemi tedavisinde ise, hipoglisemiye neden olan sağlık sorunu baz alınmaktadır.

Kan Şekerinin Ayarlanması

Sindirim sırasında vücut, besinlerden alınan karbonhidratları parçalayarak, karbonhidratı meydana getiren en küçük bileşene yani glikoza kadar küçültmektedir. Ekmek, pirinç, makarna, sebzeler, meyveler ve süt ürünleri gibi gıdalar ise, karbonhidrat bakımından zengindir. Bir tür şeker molekülü olan glikoz ise, vücudun temel enerji kaynağıdır.

Yemek yenildikten sonra glikoz kan dolaşımı içinde emilir, fakat bu hali ile çoğu doku hücresine giriş yapamaz. Glikozun, hücrelere giriş yapabilmesini sağlayan kimyasal ise insülin hormonudur ve bu hormon pankreas tarafından üretilmektedir. Kandaki glikoz seviyesi arttığında, midenin arka kısmında bulunan pankreastaki beta hücreleri, insülin üretilmesi gerektiğini anlayarak sinyaller gönderirler. İnsülin üretimi başladığında ise, hücreler enerji kaynakları olan glikozu bünyelerine alacak hale gelirler. Böylece hücreler işlevlerini sağlıklı şekilde yerine getirebilecek enerjiyi sağlamış olurlar. Eğer artan ekstra glikoz olursa, onlar da karaciğer ve kaslarda glikojen olarak depo edilirler. Tüm bu süreç, kan dolaşımındaki glikoz seviyesinin tehlikeli şekilde yükselmesini önlemektedir.

Eğer bir kişi, birkaç saat yemek yemez ise, kan şekeri düşmeye başlayacaktır. Bu durumda ise, pankreas tarafından salgılanan bir diğer hormon glukagon devreye girecektir. Bu hormon, karaciğerde depolanmış olan glikojenlerin parçalanması için karaciğere sinyal göndermektedir. Sinyali alan karaciğer ise, glikojenleri parçalayarak glikozları ortaya çıkarmaktadır. Glikojenin yapı taşları olan ve açığa çıkan bu glikozlar ise, kan dolaşımına katılırlar. Böylece, tekrar yemek yenilinceye kadar kan şekerinin normal değerlerde tutulması sağlanmaktadır.

Tanı ve Testler

Doktorun tanı koyabilmesi için üç kriter kullanmaktadır. Bu üç kriter Whipple üçlüsü şeklinde ifade edilmektedir. Whipple üçlüsüne göre hipogliseminin tanılama süreci şu şekildedir;

  • İlk aşama Hipogliseminin semptom ve belirtilerinin incelenmesi. Örneğin yemeklerden sonra yaşanan hipoglisemi belirtilerinin nedenini araştırmak için doktorun glikoz seviyesini belirleyen testler yapılmasını uygun görmesi gibi.
  • İkinci aşama Belirti ve semptomlar ortaya çıktıktan sonra, doktorun kan analizi yaptırması ve düşük kan şekerinin belgelendirilmesi.
  • Üçüncü aşama ise, kan şekerinin yükseltildiğinde belirti ve semptomların ortadan kalkması şeklindedir.

Ayrıca bunlara ek olarak doktor, fiziksel muayene ve hastalık öyküsünü araştırılması yoluyla da, hipoglisemi tanısını kesinleştirmeye çalışacaktır.

Hipoglisemi Tedavisi Nasıl Yapılır?

Hipoglisemi tedavisi;

  • Kan şekerinin yükseltilmesi için doğrudan başlangıç tedavisi,
  • Hipoglisemiye neden olan ve düşük kan seviyesinin altında yatan hastalığın tedavi edilmesi ve tekrarlamasının önlenmesi şeklinde yürütülmektedir.

1.Hızlı Etkili Karbonhidrat Tedavisi

465676405_XS

Doğrudan başlangıç tedavisi olarak bilinen bu tedavi yöntemi, semptomlara bağlı olarak uygulanmaktadır. Hipogliseminin erken dönem belirtileri genellikle 15-20 gramlık hızlı etkili karbonhidrat ile tedavi edilmektedir. Hızlı etkili karbonhidrat, vücutta şeker dönüşümünün kolayca yapılmasını sağlamaktadır. Şekerler, meyve suları, diyet olmayan alkolsüz içecekler, glikoz tabletleri ya da jelleri, hızlı etkili karbonhidrat sağlayan gıdalardır.

Bu tedaviden 15 dakika sonra, kan şekeri değerlerinin kontrol edilmesi gerekmektedir. Eğer kan şekeri değerleri hala 70 mg/dL değerinin altında ise, diğer 15-20 gramlık hızlı etkili karbonhidrat alınmalıdır. Daha sonra tekrardan kan şekeri değerleri ölçülmektedir. Yine 70  mg/dL değerinin altında çıkan kan şekeri değerleri için, tekrardan aynı şekilde işlem yapılmaktadır. Ta ki kan şekeri değeri, 70  mg/dL değerinin üstüne çıkana kadar.

Kan şekeri değerinin normale dönmesinden ardından, kan şekerinin dengelenmesi ve stabil olması için, aperatif veya öğün yemek yenilmesi önemli olacaktır. Ayrıca bu işlem, hipoglisemi sırasında tüketilmiş olan glikojenlerin yeniden depolanmasına da yardımcı olmaktadır.

Yağ ya da protein içeren gıdalar, hipoglisemi tedavisi için uygun değildir. Çünkü protein ve yağ, vücudun şeker emilimini yavaşlatmaktadırlar.

2.Glukagon Enjeksiyonu veya Damar İçi Glikoz Alınması

GlucaGenA1280

Glukagon enjeksiyonu veya damar içi glikoz alınması işlemleri, şiddetli şekilde gerçekleşen hipoglisemi tedavisinde uygulanmaktadır. Çünkü şiddetli şekilde hipoglisemi yaşayan biri, bilinç kaybı yaşadığı için, ağız yolu ile gıda alacak durumda olmayacaktır. Bundan dolayı bu gibi hastalara hiçbir şekilde gıda verilmemelidir. Çünkü, nefes borusuna bu gıdaların kaçma ve boğulma riski vardır.

3.Altında Yatan Hastalığın Tedavi Edilmesi

blood-glucose_0

Doktor, hipogliseminin tekrarlamasını önlemek için, hipoglisemiye neden olan esas sorunu belirlemek durumundadır. Böylece, esas sorun belirlenir ve ona yönelik bir tedavi yöntemi seçilir. Altında yatan hastalık tedavisi ise şu şekilde uygulanmaktadır;

  • Hipoglisemiye neden olan faktör ilaç ise, doktor alınan ilaçların dozajını azaltarak, bu dengenin ayarlanmasını sağlayabilir.
  • Eğer pankreasta gelişen bir tümör nedeniyle hipoglisemi yaşanıyor ise, cerrahi işlem yardımıyla tümör alınmaktadır. Bazı durumlarda ise, pankreasın bir bölümünün alınması da gerekli olabilir.

Oluşum Nedenleri

Kan şekerinin anormal şekilde düşmesi sonucu oluşan hipoglisemi, birkaç faktöre bağlı olarak gelişebileceği gibi, diyabet tedavisinde kullanılan ilaçların yan etkisi olarak da gelişebilmektedir.

Diyabet: Eğer diyabetliyseniz, vücudunuzdaki insülin etkisi büyük ölçüde azalacaktır. Pankreasın yeterli miktarda insülin üretememesi yani tip 1 diyabet ya da hücrelerin insüline karşı daha az oranda duyarlı olması yani tip 2 diyabet nedeni ile, vücudun insülin etkisi azalmaktadır. Sonuç olarak, kan dolaşımında glikoz yapılanması gelişerek, glikozun tehlikeli boyutlara ulaşması gerçekleşmektedir. İşte bu sorunun giderilmesi ve kandaki glikozun azaltılması için, insülin alımı ya da ilaç alımı gerçekleşmektedir. Eğer bu durumda, kan dolaşımındaki glikoz miktarına göre çok fazla miktarda insülin alımıbolursa, kandaki şeker seviyesi çok aşağılara inecek ve hipoglisemi meydana gelecektir.

Diyabet olmaksızın oluşum nedenleri: Hipogliseminin diyabeti olmayan kişilerde meydana gelme olasılığı çok daha düşüktür. Fakat hipoglisemiye neden olan diğer faktörler şu şekildedir;

  • Yanlışlıkla diyabet ilaçlarının kullanılması,
  • Aşırı miktarda alkol tüketilmesi,
  • Hepatit gibi karaciğer hastalıkları, böbrek sorunları, uzun süreli beslenme yetersizliği ve bir yeme bozukluğu olan anoreksi nevroza gibi bazı kritik sağlık sorunları,
  • Pankreasta nadir olarak gelişebilen bir tümör nedeni ile aşırı miktarda insülin üretilmesi,
  • Adrenal bezler ve hipofiz bezinde gelişen bozukluklar sonucu, hormon değerlerinde azalma yaşanması.

Yemeklerin ardından oluşabilme: Hipoglisemi genellikle yemek yenilmediğinde  meydana çıkmaktadır, ama bu durum her zaman böyle değildir. Hipoglisemi bazen yemeklerden sonra da ortaya çıkabilmektedir. Çünkü yemeklerden sonra vücut, kendi ihtiyacından çok daha fazla miktarda insülin üretmektedir. Bu şekilde gelişen hipoglisemi, reaktif ya da tokluk hipoglisemisi olarak adlandırılmaktadır ve bu durum mide ameliyatı geçiren kişilerde yaşanabilmekte olduğu gibi, mide ameliyatı geçirmeyen kişilerde de yaşanabilmektedir.

Belirtiler

Nasıl ki araçların hareket edebilmesi için benzine ihtiyaçları varsa, biz insanlarda da beynin işlevlerini yapabilmesi için glikoza yani şekere ihtiyacı vardır. Bu durumda glikoz insanlar için enerji kaynağıdır. Eğer bu glikoz seviyesi aşırı oranda düşer ise, aşağıda belirtilen semptomlar da ortaya çıkacaktır;

  • Çarpıntı,
  • Bitkinlik, halsizlik,
  • Ciltte solgunluk,
  • Titreklik, güçsüzlük,
  • Anksiyete ve endişe,
  • Terleme,
  • Açlık hissi,
  • Asabiyet, sinirlilik,
  • Ağız etrafında uyuşukluk,
  • Uyku sırasında ağlama, çığlık atma.

Hipogliseminin ilerlemesi halinde ortaya çıkan belirtiler ise şu şekildedir;

  • Şaşkınlık, dalgınlık ve anormal davranışlar, örneğin günlük rutin işleri yapmakta güçlük çekilmesi,
  • Görme sorunları, örneğin bulanık görme gibi,
  • Nöbetler,
  • Bilinç kaybı.

Şiddetli boyutlardaki hipoglisemide hasta konuşurken dili dolanır ve bir nevi sarhoş gibi davranır ve yalpalar.

Komplikasyonlar

Eğer hipoglisemi çok uzun süreç boyunca ihmal edilir ve tedavi edilmez ise, hastada bilinç kaybı yaşanabilecektir. Bunun nedeni beynin işlevlerini yürütebilmek için ihtiyacı olan glikozun sağlanamamasıdır. Bundan dolayı hipoglisemi belirtilerinin erken tanısı çok önemlidir ve eğer tedavisi ihmal edilir ise, aşağıda verilen komplikasyonların yaşanması durumu olabilmektedir;

  • Nöbet geçirme,
  • Bilinç kaybı,
  • Hayati tehlike.

Zamanla tekrarlayan hipoglisemi, kişinin hipoglisemiye karşı farkındalığını azaltabilmektedir. Bundan böyle vücut ile beyin kan şekerinin düştüğünü ikaz ederek, titreme ve düzensiz nabız gibi titreme gibi semptomları üretmeye başlamaktadır. Bu durum yaşandığında ise, hipogliseminin hayati tehlike oluşturma riski artmaktadır.

Diyabet tedavisinin yetersiz kalması: Diyabet hastalarının yaşadığı düşük kan şekeri atakları rahatsız edici ve korkutucu olabilmektedir. Tekrarlayan hipoglisemi atakları, hastanın daha az insülin almasına neden olabilir. Çünkü, bu kan şekeri seviyesi çok uzun süre devam etmez. Fakat, uzun süreli kan şekeri düşüklüğü çok tehlikeli olabilmektedir. Bu durumda sinir hücrelerinin hasar görmesi, damarların ve çeşitli organların zarara uğraması riski yüksek olacaktır.

Korunma Yöntemleri

Diyabetli hastalar, hastalık yönetimi için doktorun geliştirmiş olduğu planın dışına çıkmamaya özen göstermelidirler. Yeni bir ilaca başlayan ya da yeme içme alışkanlığını değiştiren diyabet hastaları, bu değişimlerini mutlak suretle doktorlarına bildirmek zorundadır.

Diyabetli olmayan kişiler ise, gün içinde sık sık ama ufak öğünler tüketmeye özen göstermelidirler. Fakat bu önlem tek başına yeterli olmayacaktır. Bu nedenle doktor kontrollerini aksatmamak gerekmektedir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ