Kahvenin Zararları Nelerdir?

Kahvenin Zararları Nelerdir?

Kahve, dünyadaki tüm insanların favori içeceklerinden biri ve milyonlarca kişi güne genellikle bir bardak kahvenin enerji verici etkisiyle başlamayı tercih ediyor. Bazı insanlar kahvelerini keyifle tüketiyor ve görünen o ki, bu kişiler içtikleri kahveden dolayı herhangi bir sağlık problemi yaşamıyor. Fakat bilinmelidir ki, kahvenin sağlığa zararlı olabilecek birtakım yan etkileri de mevcut. Özellikle bazı zamanlarda, kahve içmek insanda o kadar fazla bağımlılık yaratıyor ki, insanlar bir bardak kahve içmeden güne doğru düzgün başlayamayacak duruma geliyorlar.

Ara sıra tüketilen küçük bir bardak kahvenin, tüketen kişiye faydalı olduğu zamanlar olduğunu da söylemek mümkün. Eğer kahveniz taze, yüksek kalitede ve ideal olarak organikse -ki normal kahveler içerisinde yüksek miktarda bitki zehri barındıran yoğun bitkilerden yapılmaktadır- size faydalı olabilmektedir. Bir dizi bilimsel çalışmanın gösterdiğine göre, bir bardak kahve uyanıklığınızı arttırabilir. Hatta uzun vadede, parkinson hastalığının gelişmesini, safra kesesi taşlarını, böbrek taşlarını ve karaciğer sirozunu önlediği görülmüştür.

Fakat diğer taraftan bakıldığında, yine uzun vadede görülen etkileri zararlı olabilmektedir. Bu zararlar yüksek kolesterol, kalp hastalıkları ve kemik erimesi olarak da bilinen osteoporoz riskini arttırmasıdır.

İyi bir kalitede öğütülmüş bir bardak kahve, klorojenik asit gibi antioksidanların kaynağı olarak görülebilir ve bu antioksidanlar, kişiye, kilo verme zamanlarında yardımcı olmaktadır. Ayrıca, özellikle yeşil kahve çekirdeği özü, bu antioksidan bakımından oldukça zengindir ve son zamanlarda vücut yağını azaltmak için alınan en popüler yardımcı eleman olma özelliği vardır.

Kahve idareli ve dikkatli tüketildiğinde oldukça faydalı olabilecek bir içecektir. Fakat birçoğumuz için bu durum farklıdır. Birçok insan, bırakın idareli ve dikkatli tüketmeyi, çabucak hazırlanan ve daha kötüsü o ofislerdeki kahve makinelerinden çıkıp, kaliteli olmaktan çok uzak çamur gibi kahveleri tüketmektedir. Aslında, uzun vadede oldukça faydalı olma potansiyeline sahip olan bu içecek, birçok insan için, aşırı kahve tüketimi nedeniyle zararlı bir madde halini almıştır. Bu nedenle aşırı kahve tüketimi özellikle sindirim sistemimizi ve stres seviyemizi etkileyerek sağlığımıza zararlı bir durum oluşturur. Bu yazımızda, kahvenin zararlarını ve yan etkilerini size 7 madde ile anlatacağız.

Kahvenin Zararları Nelerdir?

1.Kahve ve Hidroklorik Asit

Boş bir mide üzerine bir bardak kahve içmek, sabahları ilk yaptığımız iş oldu ve bu durum vücudumuzda hidroklorik asit üretimini arttırmaktadır. Bu durum aslında büyük bir sorun oluşturmaktadır çünkü hidroklorik asit, aslında gıdaların midede sindirilmesi için üretilen asittir. Eğer vücudunuz kahve tüketimi sebebiyle normalde olduğundan daha fazla hidroklorik asit üretmeye başlarsa, asıl lazım olduğu zaman -örneğin ağır bir yemeğin üstüne- bu asidi üretmekte zorlanacaktır.

Özellikle proteinlerin sindirimi, kahvenin neden olduğu mide asidi eksikliğinden zarar görecektir. Eğer mide asidi görevini yapamazsa, protein bazlı besinler, gerektiği gibi parçalanmadan ince bağırsağa gönderilebilir. Bu parçalanmamış proteinler şişkinlik ve gazdan IBS denilen hastalığa kadar çeşitli sağlık problemlerinin ana etkeni olarak bilinmektedir.

Aslında, mide asidinin gerektiğinde yeteri kadar salgılanmaması sonucu yiyeceklerin yeteri kadar sindirilememesi, birçok sağlık problemlerinin sebebi olarak görülmektedir. Bazı uzmanların dediğine göre, neredeyse bütün hastalıklar aslında bağırsakta başlamaktadır. Bu nedenle sindirim sürecini engellememesi gerektiğinin ne kadar önemli olduğunu anlamış oluyoruz.

2.Ülser, IBS ve Asit

Kafein ve kahve çekirdekleri içinde bulunan çeşitli asitler gibi kahvenin içerisinde bulunan birçok madde, kişinin midesini ve ince bağırsağını rahatsız edebilir. Doktorlar genellikle ülser, gastrit ve IBS gibi hastalıklarla sorunlar yaşayan insanların bu kondisyonlar altında kesinlikle kahveden uzak durmaları yönünde tavsiyede bulunurlar. Buradaki asıl soru şudur: Aşırı kahve tüketimi, bu hastalıkları en başında tetikleyen etken olabilir mi?

Ülserlere, helikobakter pilori bakteri adında bir bakterinin neden olduğu varsayılmaktadır. Ancak, kahvenin midedeki asidik etkisi, mideyi zayıflatıp organın bu bakterileri tutması için gerekli olan işlevlerini yerine getirmesini engellemektedir.

Kahve içmek ayrıca, ince bağırsağı da rahatsız edip karın spazmlarına, kramplara ve emilim sürecinde problemlere neden olabilir. Ayrıca bu rahatsızlıklar sonucunda kabızlık ya da ishal gibi etkiler görülmektedir. Bu durum tahriş olan bağırsak sendromu şeklinde adlandırılmaktadır ve son yıllarda birçok insana bu hastalığın teşhisi koyulmuştur.

3.Mide Ekşimesi Problemleri

Asitli reflü ve mide ekşimesi problemleri, kahvenin alt özofagus kasını gevşetici etki yaratması nedeniyle oluşabilir. Bu küçük kas, kişi bir şeyler yedikten sonra hemen kapanır. Bu sayede, midenin içinde bulunan maddelerin tekrar geldikleri yerden özofagustan çıkıp, narin yapısının mide asidiyle yanması engellenmiş olur. Kafein içeren içeceklerin de bu soruna neden olduğu bilinmektedir, fakat kahve içerdiği kafein miktarından ötürü daha çok sorun yaratmaktadır. Ayrıca bu rahatsızlıkların sebebinin kafein olduğu bilinmesine rağmen, kafeinsiz kahve tüketen kişilerde de bu rahatsızlıklar görülmüştür. Bu nedenle araştırmacılar, kahvenin içerisindeki diğer maddelerin de tetikleyici olabildiğini düşünmektedirler.

4.Bir Müshil Olarak Kahve

Kahve içmek, bağırsakların yutmak hareketlerini arttırıcı etki yapabilir ve sindirim yolumuzdaki bu etki, banyoya doğru koşmamıza neden olabilir. Bazı insanlar kahveyi ciddi anlamda ve kasten müshil olarak kullanmaktadırlar, fakat burada bir problem olduğu kesin.

Bağırsakların yutma hareketi arttırması yanında, kahve içmek, gastrik boşaltımın artmasına sebep olmaktadır. Bu durum, midenin içinde bulunan sindirim sürecine girmiş gıdaların çoğunlukla yeteri kadar parçalanmadan ince bağırsağa geçmesine neden olmaktadır. Bu kısmen sindirilmiş haliyle, yediğiniz yiyeceklerin besin değerlerinin emilmesi oldukça zor olacaktır. Ayrıca bu süreç, mide – bağırsak yolunda rahatsızlıklara ve iltihaplara yakalanma ihtimalini de arttıracaktır.

Ayrıca, önceden söylediğimiz gibi, kafeinsiz kahve tüketen kişilerde de bu tür sorunlarla karşılaşılmaktadır, yani tüm suçu sadece kafeine yıkmak yanlış olacaktır.

5.Mineral Emilimi, Böbrekler ve Kahve

Ağır kahve içici kişiler, mineral açısından zengin yiyecekler yeseler de ya da destekleyici ürünler kullansalar da, yeteri kadar mineral almakta zorluk çekeceklerdir. Bunun sebebi, kahvenin midedeki demir emilimini ve özellikle bağırsakların kalsiyum, çinko, magnezyum ve diğer önemli mineralleri tutma yetisini negatif yönde etkilemesidir.

Sağlıklı bir yaşam sürebilmek için bütün bu minerallerin gerektiği kadar alınması oldukça önemlidir. Fakat vücuttaki magnezyum emilimine yapılan herhangi bir müdahale endişe verici olabilir. Magnezyum bağırsakların düzenli çalışması için gerekli bir maddedir ve hali hazırda birçoğumuz zaten magnezyum eksikliği çekmekteyiz. Bunların üstüne, kahve tüketerek magnezyum emilimini engellersek durum daha da tehlikeli olacaktır.

6.Kahvedeki Akliramid

Akliramid, kahve çekirdeklerinin yüksek derecede ısılarda kavrulması nedeniyle oluşan potansiyel bir çeşit kanserojen maddedir. Kahve çekirdeği ne kadar çok kavrulur ise, oluşan akliramidlerin seviyesinin yüksek olma ihtimali de o kadar artar. Yapılan araştırmalara göre, kahve bu tehlikeli maddenin ana kaynaklarından biri olarak görülmektedir.

7.Kahve, Stres ve Gerginlik

Çok fazla kahve içmek vücutta stres oluşumuna neden olan kortizol, epinefrin ve norepinefrin hormonlarının salgılanmasına neden olmaktadır. Bu kimyasallar kahve tüketen kişinin vücudunda kalp atış hızını, kan basıncını ve gerginlik seviyesini yükseltmektedirler.

İnsanlar genellikle, enerjik olabilmek için kahve içmeye ihtiyaç duyduklarını söylerler. Fakat birçok insan için, kahve sadece enerji vermekten çok öte gidip, aynı zamanda içen kişileri gergin yaparak, daha sonra rahatlamalarını zorlaştırmaktadır. Ayrıca, kahvenin bu gerginlik yaratan hormonları tetiklemesi, bir şeyler yediğimizde, sindirim sürecimizi de olumsuz etkileyecektir. Bu hormonlar salgılandığında, vücudumuz kaynaklarını bölerek herhangi bir tehdit oluşması durumuna karşı tetikte bekler (enerjik olma veya gergin olma durumu), bu nedenle de sindirim sekteye uğrar.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ