Kaygı Bozukluğu Tedavisi

Kaygı Bozukluğu Tedavisi

Zor bir sınav, iş görüşmesi ya da bir tanışma randevusu gibi zorlu durumlarla karşı karşıya kalındığında kaydı oldukça normal bir durumdur. Ancak, bu korku ve kaygılar günlük hayatınızda önemli bir yer kaplıyorsa ve hayatınızın akışında etkili oluyorsa, kaygı bozukluğu sorunuyla karşı karşıya kalmış olabilirsiniz. Birçok tipte kaygı bozukluğu türü olmasına rağmen, bunlara karşı etkili tedavi ve kendi kendine çözüm bulunabilinen stratejiler vardır. Kaygı bozukluğu problemini bir kez anladıktan sonra, hastalığın semptom ve işaretlerini azaltabileceğiniz ve hayatınızın düzenini kontrol edebileceğiniz adımlar atabilirsiniz.

Kaygı Bozukluğu Nedir?

Kaygı, vücudun bir tehlikeye karşı verdiği doğal tepkidir. Bireyin hayatının tehdit altında olduğunu anladığı an, baskı hissettiğinde ya da stresli bir durumla karşılaştığında otomatik olarak alarm durumuna geçmesidir.

Aslında, eğer aşırıya kaçmazsa, kaygı, çok kötü bir şey değildir. Çünkü, kaygı, bireyi alarmda tutar ve odaklanmasını sağlar. Bir eyleme karşı hareketini sağlar ve ayrıca problemlerin çözümü için motive eder. Ama kaygı sürekli ve aşırı olması durumunda, gündelik aktivitelerde kesintiler yaratması ve bireyin ilişkilerine müdahale etmesi durumunda fonksiyonel olmayı bırakır. Bu noktada, normal çizgisi değişir. Üretici kaygı artık kaygı bozukluğu bölgesine kayar ve sorunlar oluşur.

Kaygı Bozukluğu Semptom ve İşaretleri

Kaygı bozuklukları, kişiden kişiye değişir bir durum arz etmektedir. Çünkü, kaygı bozukluğu bir bozukluktan meydana gelmekten ziyade, birçok birbiri ile alakalı durumdan oluşur. Bir birey, yoğun kaygı krizine tutulur ve uyarısız vurgun yapar, diğer biri, bir yığın endişe içinde panik olur. Bazıları kontrol edilemeyen, zorla meydana gelen düşüncelerle mücadele edebilir. Bir başkası, her şeyden ya da hiçbir şeyden endişe duyarak sürekli bir tansiyon altında yaşayabilir.

Birçok türde görülebilir olmasına karşın, bütün kaygı bozukluğu problemleri tek bir ana semptoma sahiptirler; insanların hiç tehdit hissetmediği durumlardaki sürekli ve şiddetli korku ve endişe.

Kaygının Duygusal Semptomları

Korku ve endişenin aşırı ve irrasyonel birincil semptomlarına ek olarak, kaygının diğer ortak duygusal semptomları şu şekildedir;

  • Endişe ve korku hisleri,
  • Sorunlarla karşı karşıya kalmak,
  • Gergin ve ürkek olma hissi,
  • En kötü durumların beklentisi içinde olmak,
  • Sinirlilik,
  • Huzursuzluk,
  • Tehlikenin işaretlerini izliyor halde olmak,
  • Bireyin kendi aklının durduğunu hissetmesi gibi duygusal semptomlar gösterilebilir.

Kaygının Fiziksel Semptomları

Kaygı, bir histen fazlasıdır. Vücudun kavga et ve kaç tepkisinin bir ürünü olarak kaygı, geniş çapta fiziksel semptomlar içermektedir. Çok sayıdaki fiziksel belirtiler, kaygı hastalarının tıbbi hastalıklarındaki bozukluklar ve yanlışlıklar dolayısıyladır.

Kaygının yaygın olarak görülen fiziksel semptomları şu şekilde sıralanabilir;

  • Kalp sıkışması,
  • Terleme,
  • Mide rahatsızlığı veya baş dönmesi,
  • Sık idrara çıkma ya da ishal,
  • Nefes darlığı,
  • Titreme ve seğirme,
  • Kas gerginlikleri,
  • Baş ağrısı,
  • Yorgunluk,
  • Uykusuzluk gibi semptomlar, kaygı bozukluğunun başlıca fiziksel belirtileri olarak gösterilebilir.

Kaygı Bozukluğu Türleri

Kaygı bozukluğunun 6 ana başlıkta incelenebilecek türü bulunmaktadır. Bu türlerin her biri, kendine özgü semptomlara sahiptir. Bu türler şunlardır;

  1. Yaygın Kaygı Bozukluğu: Eğer, korku ve endişeler, günlük aktivitelerin yapılmasını engelliyor ve dikkat dağınıklığı sağlıyorsa ya da sürekli bir soruna bulaşmış gibi hissediyorsanız, kötü bir olayın başınıza geleceği korkusunu sürekli hissediyorsanız, yaygın kaygı bozukluğu sorununa sahip olabilirsiniz. Yaygın kaygı bozukluğuna sahip insanlar kronik karamsardırlar. Sürekli olarak bir kaygı vardır. Hatta bazen bu kaygının bir nedeni olmaksızın. Yaygın kaygı bozuklukları genelde uykusuzluk, huzursuzluk, mide ağrısı ve yorgunluk gibi fiziksel semptomlar gösterir.
  2. Panik Bozukluğu (Kaygı Krizleri): Panik bozukluk, tekrarlayan, beklenmedik krizlerden meydana gelir. Panik bozukluk, alan korkusu ile ortaya çıkabilir. Alan korkusu, panik atağın oluştuğu bir yerden kaçamama korkusudur. Eğer agarafobiniz yani alan korkunuz var ise, muhtemelen alışveriş merkezleri ya da havaalanları gibi kamusal, insanların çok olduğu yerlerden kaçınırsınız.
  3. Obsesif-Kompulsif Bozukluk: Bu tür kaygılar ise, durdurulması ya da kontrolü imkansız olarak görülen istenmeyen davranış ya da düşüncelerle karakterize edilir. Obsesif-Kompulsif bozukluk olan bireyler, takıntılar meydana gelebilir. Örneğin, fırını kapatmayı unutmak ya da birine zarar vereceğini düşündüren endişeler gibi. Ayrıca, elleri tekrar ve tekrar yıkamak gibi kontrol edilemeyen sıkıntılarla karşılaşabilirler.
  4. Fobi: Gerçekçi olmayan ya da bir aktivite ya da özel bir nesnenin abartılı korkusudur veya gerçekte herhangi bir tehlike arz etmeyen durumlardır. Yaygın fobiler ise, yılan, örümcek gibi hayvanlardan korkma, uçma korkusu, yükseklik korkusu gibi fobilerdir. Fobinin ciddi vakalarında, birey uzun süre korktuğu şeylerden kaçınmaya çalışabilir. Ne yazık ki, bu korkulan şeylerden kaçış sadece fobiyi güçlendirir.
  5. Sosyal Kaygı Bozukluğu: Eğer bireyde, başkaları tarafından olumsuz görülme ya da toplum içinde küçük düşme korkusu varsa, birey sosyal kaygı bozukluğu ya da bilinen diğer adıyla sosyal fobiye sahiptir. Sosyal kaygı bozukluğu, aşırı utangaçlık olarak düşünülebilir. Ciddi vakalarda, sosyal durumlar birlikte giderilebilir. Performans kaygısı, sahne korkusu, topluluk önünde konuşma korkusu gibi, sosyal fobinin en yaygın tiplerindendir.
  6. Travma Sonrası Stres Bozukluğu: Travma sonrası stres bozukluğu (TSSB), herhangi bir travmatik ya da hayatı tehliye atan bir olay sonrası meydana gelen aşırı kaygı bozukluğu durumudur. TSSB, nadiren olan, nadir panik atak olarak düşünülebilir. Travma sonrası stres bozukluğunun belirtileri ise, sarsıcı olayla ilgili geçmişi yaşama duygusu ya da kabuslar görme, aşırı uyanıklık, kolayca ürkme durumu, diğerlerinden kendini sakınma, geri çekilme ve meydana gelen olayı hatırlatan olaylardan kaçınma gibi semptomlar sayılabilir.

Kaygı Bozukluğu Nedenleri

Kaygı bozukluğunun kesin nedeni bilinmemektedir. Ancak kaygı bozukluğu, kişisel zayıflığın, bir karakter kusuru ya da kötü yetiştirilmenin bir sonucu değildir. Bilim adamları akıl hastalığı üzerindeki araştırmalarına devam ederken, bu hastalıkların çoğunun birçok faktörün birleşiminden meydana geldiğini görmüştür.. Beyin ve çevresel stres değişiklikleri bunlardan bazılarıdır. Diğer beyin hastaları gibi, kaygı bozuklukları da, beynin, korku ve diğer duyguları düzenleyen beyin devrelerinin fonksiyonlarındaki problemlerden kaynaklanıyor olabilir. Araştırmalar sonucu, bu şiddetli ya da uzun süren stres, bu devrelerin içindeki, beynin bir bölgesinden diğerine bilgiyi ileten sinir hücrelerinin yolunu değiştiriyor. Diğer araştırmalara göre ise, bu kaygı bozuklukları, beynin yapısı içindeki, hafıza kontrolü ile alakalı güçlü duyguları değiştirmektedir. Kaygı bozuklukları, kanser ve kalp hastalıkları gibi ebeveynlerden çocuklara geçebilmektedir. Dahası, travma ya da önemli bir sarsıcı olay da kaygı bozukluklarının tetiklenmesine neden olabilmektedir.

Kaygı Bozukluğu Tedavi Seçenekleri

Kaygı bozukluğu, göreceli olarak kısa bir zaman içinde tedaviye iyi bir karşılık verebilmektedir. Özel tedavi şekli, kaygı bozukluğunun şiddeti ve türüne göre değişebilmektedir. Ancak genellikle, çoğu kaygı bozukluğu yaşayan hasta, davranışçı tedavi, ilaç tedavisi ya da bazen de bu ikisinin bir kombinasyonu ile tedavi edilebilmektedir. Bazen de tamamlayıcı ya da alternatif tedaviler de yardımcı olabilmektedir.

1.Kaygı Bozukluğu için Davranışçı Terapi

maxresdefault (1)

Davranışçı terapinin bilişsel-davranışçı terapi ve maruz bırakma terapisi adında iki türü bulunur. Bunlar, geçmişteki psikolojik olay ve durumların altında yatanlardan ziyade davranışa odaklanırlar. Kaygı için yapılan davranışçı terapiler, 5 ile 20 haftalık oturumlarda yapılırlar.

  • Bilişsel-Davranışçı Terapi: Davranışlara ek olarak, kavramaya ya da düşüncelere odaklanır. Kaygı bozukluğu tedavisinde, bilişsel-davranışçı terapi, tanımlamayı ve olumsuz düşünce modelleri ile irrasyonel inançlarla mücadele etmeye yardımcı olur.
  • Maruz Bırakma Terapisi: Kaygı bozukluğu tedavisinde, bu tür terapilerle, bireyin korkuları güvenli ve kontrol altına alınmış bir çevrede yüzleştirilmeye teşvik edilir. Korkulan nesne ya da duruma tekrar tekrar hem hayali olarak hem de gerçek olarak maruz kalma sayesinde, birey büyük bir kontrol sağduyusu kazanır. Zarar görmeden korku ile karşılaşma sayesinde bireydeki kaygı zamanla azalır.

2.Kaygı Bozukluğu için İlaç Tedavisi

Background from colored pills, tablets and capsules

Benzodiazepinler ve antidepresanlar gibi çeşitli ilaç tedavileri, kaygı bozukluğunun tedavisinde kullanılmaktadır. Ancak ilaç tedavi, en çok davranışçı terapi ve kaygıya karşı kendi kendine yardım stratejilerinin bir kombinasyonu ile en etkili olmaktadır. Bazen de, ilaç tedavisi, diğer terapi türlerinin devamı olarak kaygının şiddetine kısa sürelik rahatlama sağlamak için kullanılabilir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ