SADECE KANSER HASTALARININ ANLAYABİLECEĞİ 12 DURUM

SADECE KANSER HASTALARININ ANLAYABİLECEĞİ 12 DURUM

Kanser en basit anlatımıyla hücrelerin, vücudun herhangi bir yerinde anormal bir şekilde kontrolsüz olarak çoğalmasıdır. Büyüyüp çoğalan hücreler zamanla birikip kitleye (tümör) dönüşür ve dokuları sıkıştırıp zarar verirler. Bunun sonucunda DNA’sı hasar gören hücreler vücutta diğer dokulara ve organlara yayılabilir ki buna tıp dilinde ‘metastaz’ adı verilir. Kanserin vücutta yayılma hızı ve şekli türüne göre değişiklik gösterir. Dolayısıyla tedavi yöntemi ve süresi de hastaya göre değişmektedir.

Meşakkatli tedavi süreci sabır ve güç gerektiren, sadece kanserli hastaların anlayabileceği 12 durum:

1. Savaşa Gülümsemek

1. Savaşa gülümsemek

İlk tanı konduğunda önce bunun ne anlama geldiğini kabul etmek istemeseniz de vücudunuzdaki belirtiler size tedaviye başlamak için kaybedecek zamanınız olmadığını hatırlatır. Tanı konma sürecinde bazı kanser türleri kendini iyi bir şekilde gizleyebildiğinden bu sinsi hastalığın ne derecede yayıldığını tahmin etmek bile istemezsiniz. Tarifi zor bir üzüntüyle çıkacağınız bu yolda en büyük silahınız gülümsemektir. Çünkü kanserle mücadele etmenin belki de en önemli adımı iyileşmeye kararlı olmaktır. O yüzden bu durumu kabullendiğinizi ve onu yeneceğinizi, hayatın umutsuzluğa kapılmak için çok kısa olduğunu kendi iç sesinizle tekrar tekrar söylersiniz. Bu süreçte aynı şeyleri yaşayan ve iyileşmiş diğer insanları görmek size hem güç hem de gülümsemek için bir neden daha verir.

2. Güç Uyanıyor

2. Güç uyanıyor

Kanserle mücadele edenler hayata tutunmak için bir dala, gerçekleştirmek istedikleri bir amaca ihtiyaç duyduklarını bilirler. Bu tedavi boyunca, idame günlerinde; okula devam etmek, bir kitap yazmaya başlamak, yeni bir hobi edinmek, bir bebek dünyaya getirmek, yeni bir iş anlaşması yapmak, yarım bırakmak zorunda kaldığınız bir şeyi tamamlamak ya da çıkacağınız güzel bir tatilde çekeceğiniz fotoğraflarla bir sergi açmak olabilir. Kısacası hayalini kurduğunuz ve gerçekleştirmeyi çok istediğiniz bir hedef sizi hayata bağlar. Bu amaç için güçlü kalmak zorunda olduğunuzu bilir, umutsuzluğa kapıldığınız anlarda hedefinizden güç alırsınız. Eğer sizde tedavisi devam eden bir kanser hastasıysanız acilen gerçekleştirmek istediğiniz bir amaç edinmelisiniz. Bunun ne kadar iyi hissettirdiğine inanamayacaksınız.

3. Maskesiz Olmaz

3. Maskesiz olmaz

Tedavinin ilerleme kaydetmesinde en önemli noktalardan biri hijyendir. Kemoterapi seansları sizi yorgun ve yeni doğmuş bebek kadar hassas bir bağışıklık sistemine sahip duruma getirirken herhangi bir enfeksiyona yakalanmak tedavide kaydettiğiniz aşamaları yavaşlatacak, belki de sizi geriye götürecektir. Bu yüzden hassas bünyenizi maske takarak çeşitli enfeksiyonlardan korur, temizliğe ekstra özen gösterirsiniz. Kanserin ülkemizde bu kadar yaygın olmadığı yıllarda insanlar, maske takan kişilerin çevreye hastalık bulaştırmamak için bu şekilde dolaştığını düşünüyorlardı. Fakat kanserin bulaşıcı olmadığı, hastaların kendilerini korumak adına maske taktıkları biraz da günümüz televizyon dizileri sayesinde gündeme gelmiş oldu. Siz de tedavi süresince maske takmalı yüksek akyuvar sayınıza güvenmemelisiniz. Çünkü normal sınırlardan yüksek akyuvar sayısı da bir enfeksiyon belirtisidir. Maskenin gizemini kullanarak enfeksiyon riskinden korunun.

4. Saçlara Veda

4. Saçlara veda

Belki de hastaları psikolojik olarak en çok zorlayan aşamadır saçlara veda. Kemoterapinin etkisiyle saç kökü hücreleriniz de zarar görüp ağrımaya başlar. Bu ağrıya ve sürekli tel tel dökülen saçlarınızı görmeye tahammül edemediğiniz için saçlarınızı kestirir hatta kazıtırsınız. İlk başta aynaya bakmaya korkar; bandana, şapka ya da peruk kullanırsınız. Fakat sonra buna da alışır hatta çevrenizdekilere ‘’Yeni tarzım nasıl olmuş?’’ diyerek şakalar yapmaya başlarsınız. Özellikle kadınlar için biraz daha zordur aynadaki görüntünün bir anda böylesine değişmesi. Ancak bir süre için saçlarınız olmadan da hayata devam edebildiğinizi, bu duruma alışabildiğinizi görmek kendinizi daha güçlü hissetmenize sebep olur.

5. Ev Değişikliği

5. Ev değişikliği

Yoğunlaşan tedavi dönemlerinde evinizi değiştirmeniz gerekir. Yani bir süre hastanede kalmak zorundasınız. Fakat bu hastane odasını da yine kendinizi bir parça iyi hissetmek için eviniz haline getirebilirsiniz. Sevdiğiniz bardakta su içer, televizyonda takip ettiğiniz programları yattığınız yerden izlersiniz. Burada da hijyen önemli bir konudur ve eğer gereken özeni gösterirseniz kısa bir süre içinde kendi evinize dönebilirsiniz.

6. Ah Bu Mide Bulantısı

6. Ah bu mide bulantısı

Bunun kolay olmayacağını en başından biliyordunuz. İlaçların yan etkisi olan mide bulantısı biraz canınızı sıkabilir. Bulantı ilaçlarının fayda etmediği zamanlarda olur, fakat buna odaklanmak yerine başka şeyler düşünmeye çalışmak sizin yararınıza olacaktır.

7. Yemek Mi?!

7. Yemek mi

Beslenmeye dikkat etmek konusunda sıkça doktorunuzdan ve ailenizden uyarılar alacağınız kesin. Çoğu zaman iştahsızlık, su dahi içmeyi istememek tedavinin etkilerinden biri. Ancak vücudunuzu güçlü, moralinizi yüksek tutmak için kendinizi yemek konusunda motive etmeniz gerekiyor. Tuz tüketiminin yasak olduğu dönemlerde bunun daha zor olduğunu biliyoruz. Bir süre tuz yerine sağlıklı baharatlarla idare etmeniz gerekecek. Çünkü kilo kaybetmek demek bu savaşta güçsüz düşmek demektir. Ayrıca tedavi boyunca işlenmiş gıdalardan ve fast food tarzı beslenmekten kesinlikle uzak durmalısınız. Yüksek miktarda katkı maddesi içeren bu ürünler kullandığınız ilaçlarla etkileşime girip vücudunuzda ödeme neden olacaktır. Bol bol su içerseniz damarlarınızda dolaşan ilacın kötü etkilerini atar ve kendinizi daha iyi hissedersiniz.

8. Hassasiyet

HASSASİYET

Kemoterapi ve radyoterapinin etkilerini saymakla bitirebilir miyiz bilmiyoruz. Burada vücudunuzun her noktasında artan hassasiyet etkisinden bahsedelim. İlaçların sizi en çok etkilediği yönü şüphesiz ki ağızda oluşan hassasiyet ve yaralardır. Bunun sonucunda beslenme konusunda sıkıntı çekmeniz normal. Fakat ağız yoluyla yeterince beslenemezseniz bitkin düşen vücudunuzu ayağa kaldırmak için besleyici serumlar almak zorunda kalırsınız. Özellikle tedavinin ilerleyen dönemlerinde hassasiyeti artan ve yeri bulmakta zorlanılan damarlarınızı bu besleyici serumlarla yormamak için çorba gibi sıvı yoğunluklu besinler tüketmeyi deneyebilirsiniz. Radyoterapi sonrası deri hassasiyetinizin arttığı ve vücudunuzun ışın alan bölgelerinin hemen suyla temas etmemesi konusunda da özenli davranmanız gerekir.

9. Zamanın ustaları

9. Zamanın ustaları

Kolunuzda serum bağlı bir şekilde çoğunlukla saatlerce beklemeniz gerekirken zamanın nasıl değerlendirilebileceğini sizden iyi kimse bilemez. Sıkıcı saatlerin daha kolay geçmesi için bir şeylerle uğraşmanız şart. Eğer kitap okumayı seviyorsanız bu sizin için fırsata çevirebileceğiniz bir zaman dilimi. Bulmaca çözmek de hem beyninizi çalıştıracak hem de sizi tedaviye ve mide bulantılarına odaklanmaktan kurtaracaktır. Ya da eğlenceli bir dizi izleyebilir, kendinizi biraz olsun bu ortamdan soyutlayabilirsiniz. Bilgisayar oyunu tutkunuysanız sanıyoruz ki işiniz oldukça kolay. Bunların hiçbirini yapmak istemezseniz biraz şekerleme yaparak enerji toplayabilirsiniz.

10. Son Tahlil

10. Son tahlilde

Aldığınız tedavilerin sonuç verip vermediğini düzenli aralıklarla yapılan taramalarınız belirler. Tomografi, PET, kemik sintigrafisi gibi yaptırması dahi zaman alan ve zorlukla geçirilen tarama günlerinin ardından sonuç beklemek de hem korkutur hem sabırsız yapar sizi. Ancak doktorunuz iyi haberi verdiğinde yaşadığınız tüm bu zorlukların güzel bir karşılığı olduğunu bileceksiniz. Bazen beklediğiniz kadar iyi haberler alamayabilirsiniz. O zaman da doktorunuzun tavsiye ettiği şekilde tedavinin şeklini veya ilaçlarını değiştirerek yolunuza devam etmeniz gerek. Bu aşamada pes etme lüksünüz yok!

11. Aile ve Dostlar

11. Aile ve dostlar

Bu kırılgan olduğunuz zor süreçte her zamanki gibi aileniz ve dostlarınız yanınızdadır. Onların gösterdiği ilgi ve çaba size aslında ne kadar değerli ve önemli biri olduğunuzu hatırlatır. Yalnız yaşayan kanser hastaları için durum biraz farklıdır. Onlar birlikte tedavi gördükleri diğer hastalar, bu hastaların yakınları, gönüllüler ve tedavilerini hazırlayan hemşirelerle bir aile olmuştur artık. Hem kim birbirini aynı şeyi yaşayan iki insandan daha fazla anlayabilir ki?

12. Tekrar Merhaba

12. Tekrar merhaba

Son kür tedavinizi ve gerekli taramalarınızı tamamladıktan sonra sıra yeni çıkmaya başlayan havalı saçlarınızla o malum konuşmayı yapmaya gelir. Doktorunuz size her şeyin yoluna girmeye başladığını ve artık tedavinin bittiğini, düzenli aralıklarla kontrole gelmeniz gerektiğini söylediğinde bu anın hiç gelmeyeceğini düşündüğünüz umutsuz günlerinizi hatırlarsınız birden. Siz en başından beri gösterdiğiniz bu inanılmaz çabayla artık hayatın değerini belki de herkesten fazla biliyor ve mutlu olmayı gerçekten hak ediyorsunuz. Şimdi hayata tekrar merhaba demenin, anın tadını çıkarmanın vakti..

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ