SADECE ŞEKER HASTALARININ ANLAYABİLECEĞİ 11 DURUM

SADECE ŞEKER HASTALARININ ANLAYABİLECEĞİ 11 DURUM

Diyabette dediğimiz şeker hastalığı; pankreasın yeterli düzeyde insülin hormonu üretmemesi ya da ürettiği insülinin doğru bir şekilde kullanılamaması durumunda gelişen ve yaşam boyu süren bir hastalıktır. Bunun sonucunda yediğimiz besinlerden kana geçen şekeri (glukoz) kullanamayız ve dolayısıyla kan şekerimiz yükselir. Bu duruma tıp dilinde hiperglisemi denilmektedir. Eğer kandaki şeker hücrelere giremezse doğal olarak kanda birikir ve başka sağlık sorunlarına da yol açabilir. Şeker hastalığının teşhisi, yüksek kan şekeri seviyesi ve gerekli görülen bazı diğer testler sonucunda yapılır.

Metabolik bir hastalık olan diyabet kalıtsal ya da çevresel faktörlere bağlı olarak gelişir ve bütün vücuda zarar verir. Kandaki yüksek şeker tıpkı bir zehir gibidir. Ülkemizde yaklaşık sayısı 6 milyon olarak tahmin edilen şeker hastalarının günlük hayatlarında neler yaşadığına bizlerde sıkça tanık oluyoruz. İşte yalnızca şeker hastalarının anlayabileceği 11 durum:

1. Grip kadar kolay bir hastalık olmadığını anlatmaya çalışmak

1. Diyabeti tanımak ve başkalarına bunun grip kadar kolay olmadığını anlatmaya çalışmak

Şeker hastası olmanın zorluğunu ancak yaşayan bilir. Çünkü çevrenizdeki bazı insanlar ‘‘Aman canım biraz yesen ne olacak sanki?’’, ‘‘Yani, şeker herkeste var büyütme bu kadar!’’ derken sinir katsayınızın nasıl da yükseldiğini tahmin edebiliyoruz. Evet, tedavi mümkün fakat günlük hayatınızı ne kadar zorlaştırdığına sıkça tanık oluyoruz.

2. Çölde kalmışcasına susamak

2. Çölde kalmışçasına susamak ve ağız kuruluğu

Kandaki şeker miktarı yükseldikçe daha fazla su içme isteği alışılan bir durumdur. Bazen su içmeyi unuttuklarında ya da bu isteği, geceleri su içmeye üşendikleri için bastırmaya çalıştıklarında ağız kuruluğu yaşamaları olasıdır. Çölde kalmışçasına susayan diyabet hastaları için bir bardak su içmekten daha fazla ferahlatan bir şey yoktur diyebiliriz. Tabi bazen kimseye yakalanmadan sevdikleri şekerli yiyeceklerin tadını çıkardıkları küçük kaçamaklar dışında.

3. Her yerde tuvaletin yerini herkesten önce öğrenmek

Sık sık tuvalete gitme ihtiyacı

Kanda biriken glikoz su içme isteğini tetiklediği gibi idrara çıkma ihtiyacını da beraberinde getirir. Vücutta insülin miktarı yok denecek kadar azsa veya vücudunuz var olan insülini kullanamıyorsa böbrekler şekeri inceltmek için vücutta dolaşan kanı kullanır. Bu sebepten idrar torbası dolar ve sizi tuvalete gitmeye zorlar. Yazın terlemenin etkisiyle birlikte belki de bu kadar rahatsızlık vermeyen tuvalete gitme durumu kışın özellikle de geceleri sizi uykunuzda bile rahat bırakmaz.

4. Yemek için her fırsatı değerlendirmek

4. Çılgınlar gibi acıkmak ve yemek için her fırsatı değerlendirmek

Kandaki şekerin hücre içine girmesi için yeterli insülin bulunmadığı zaman kaslar ve organlarda enerji açığı meydana gelir. Bu durum açlığınızı tetikler. Yemek yedikten hemen sonra bile açlık hisseder, kısa bir süre sonra tekrar ‘ne yesem?’ diye düşünmeye başlarsınız. Vücudunuz insülini kullanamadığından yiyeceklerin içindeki şeker, adeta enerji fakiri olan dokularınızı doyurmaz. Tekrar tekrar yemek ve kendinizi iyi hissetmek istersiniz.

5. Küçük kaçamaklar

5. küçük kaçamaklar

Aslında nasıl beslenmeniz gerektiğini bilmenize rağmen bazen canınızın çektiği yiyeceklere karşı koyamadığınız ve yalnız kaldığınızda kendinizi mutfağa attığınız olmuştur. Buzdolabının karşısında ya da ‘zor zamanlar çekmecesi’ne sakladığınız şeyleri karıştırırken harcadığınız zamanı en aza indirgemenizi tavsiye etmekten başka bir şey yapamıyor olsak da size hak verdiğimizden emin olabilirsiniz.

6. Aşırı kilo almak ya da açıklanamayan kilo kaybı

6. Kilo almak ya da açıklanamayan kilo kaybı

Aşırı acıkma sonucu fazla ve sık yemek yemek kilo alma sorunuyla yüzleşmenize neden olur. Genellikle Tip 2 diyabeti olanlar bunun ne demek olduğunu daha iyi bilir. Tip 1 diyabette ise acıkmayı azaltmak için daha fazla yemek yenilmesine rağmen hızla kilo kaybedilir. Enerji olarak kullanılabilecek şeker bulunmadığı için kas dokuları ve yağ depoları erir. Şeker hastalığı olanlar basit bir düşünceyle, diğer semptomları bir kenara bırakırlarsa, büyük ihtimalle kilo almak yerine vermenin daha iyi bir etki olduğunu düşünebilirler. Ancak biliyoruz ki diyabetin iki tipi de bu kilo değişiklikleri yüzünden can sıkıcı olabiliyor.

7. Yorgunluktan ölecek gibi hissetmek

7. Yorgunluktan ölecek gibi hissetmek

Hücrelerinizin içine giremeyen şeker, enerji yoksunluğu nedeniyle size yorgunluktan ölecekmişsiniz gibi hissettirir. Bu bitkinlik hali aynı zamanda sizi huzursuz eder. Bir an önce kendinizi yatağa atmak ve dinlenmek istersiniz.

8. Baktığınız noktada görüntüyü bir türlü netleştirememek

8. Baktığınız noktada görüntüyü bir türlü netleştirememek, bulanıklık

Gözlerinizi ovuşturup, tekrar tekrar bakarak bulanık görüntüyü seçmeye çalıştığınızı biliyoruz. Bulanık görme problemi vücudun susuz kalmasıyla ilgilidir. Kan şekerinde yaşanan ani yükseliş ve düşüşler görmeyi sağlayan sinir tabakası retinadaki damarları etkiliyor. Özellikle 10 yıldan fazla süredir diyabet hastasıysanız ciddi görme kayıplarına neden olmadan bulanık görme sorununu çözmek için harekete geçmelisiniz.

9. Şekerin yol açtığı başka hastalıklarla da savaşmak

9. Şekerin yol açtığı başka hastalıklarla da savaşmak zorunda kalmak

Şekeri, “Halkın bir numaralı düşmanı” olarak tabir etmek hiç de yanlış olmaz. Dahası şekerin, “kalsiyum hırsızı” olduğu da biliniyor. Yüksek glikoz seviyeleri sinirlerde hasara yol açtığından geceleri ayak ağrıları ve kramplar yaşadığınızı biliyoruz. İnatçı hiperglisemi, uzun vadede kalp-damar hastalıkları, böbrek hastalıkları, görme bozuklukları, migren, romatizma, karaciğer şikayetleri, kaşıntı, basur, depresyon ve unutkanlığa da yol açabiliyor. Bunlarla savaşmak elbette kolay değil ancak unutmayın ki doktorunuzun tavsiyelerine uymak ve güçlü kalmak zorundasınız!

10. Geç iyileşen yaralar ve kaşıntıyla uğraşmak

10. Geç iyileşen yaralar ve kaşıntıyla uğraşmak

Kan şekeri yükselirse deri enfeksiyonlarında artış görülür. Çünkü şeker bakterilerin üremesi için uygun koşullar yaratır. Özellikle kadınlardaki mantar, vajinal enfeksiyonlar, ciltte kaşınma problemi de cabasıdır. Peki, yaraların, şeker hücrelerinin sinirlere zarar vermesi sonucu açıldığını ve bu bölge hissizleştiği için siz dikkatsiz davrandığınızda ilerlediğini, dolayısıyla da bir türlü iyileşemediğini biliyor muydunuz? Tüm bu aşamalara gelmeden diyabeti kendinizin ve sevdiklerinizin yaşam kalitesini korumak için kontrol altında tutma bilincine sahip olduğunuzu biliyoruz.

11. İnsülin iğnesi ve glukometreyle sıkı dost olmak

11. 11. İnsülin iğnesi ve glukometreyle sıkı dost olmak

Glukometre yani kan şekeri ölçümü yaptığınız cihazla da en az insülin iğneleriniz kadar sıkı dost olduğunuz bir gerçek. Bazen yemekten önce yaparsınız bazen unutur hemen sonra yaparsınız. Çoğu zaman yemeği fazla kaçırdığınızı düşündüğünüzde hemen glukometrenize sarılırsınız. Her şeyden önemlisi nereye giderseniz gidin insülini yanınızda taşımanız gerektiğidir. İşte tam da bu yüzden artık sizin en yakın arkadaşınız olmuştur.

Sonuç olarak diyabetle yaşamak gerçekten zor ve her an özen göstermeyi gerektiriyor. Ancak kendinize dikkat ederseniz bu hastalığın kısıtlamalarıyla karşı karşıya gelmek zorunda kalmazsınız. Doktorunuzun tavsiyelerine ve vücudunuzun ihtiyacına göre beslenir, düzenli egzersiz yaparsanız şeker düzeyinizi kontrol altında tutabilirsiniz.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ