Sedefe İyi Gelen Yiyecekler

Sedefe İyi Gelen Yiyecekler

Sedef hastalığı (Psoriasis), uzun süreli hatta yaşam boyu sürebilen, bağışıklık sistemi tarafından yapılan bir deri hastalığıdır. Bulaşıcı olmayan bu hastalık, her hastada farklı belirtiler ve gelişim süreci gösterir. Kırmızı bir zemin üzerinde, kalın grimsi-beyaz, parlak pullanan plakalarla karakterizedir. Halk arasında, deride beyaz lekelerin oluşumuyla seyreden vitiligo hastalığıyla karıştırılmaktadır. Vakaların çok büyük bir kısmında, plaka oluşumu azdır ve artmaz. Hastaların % 70’inde hastalık yayılmaz bu şekilde bölgesel kalır. Kimi vakalarda ise hastalık hafif başlar ve giderek yayılır. Hastalık alevlenme ve yatışma dönemleri şeklinde birbirini takip eden bir döngü halindedir. Kullanılan ilaçlar, enfeksiyonlar, ruhsal değişimler, fazla güneşte kalmak gibi sebepler, alevlenmeye neden olabilir. Hastalığın kesin nedeni belli değildir. %60 – 70 oranında genetik faktörlere bağlı olduğu kabul edilir. Kesin nedeni bilinmediği için, tedavisi de belirtileri hafifletmeye ve alevlenme süresini mümkün olduğunca kısa tutmaya yöneliktir. Her hastaya uygulanan tedavi farklıdır ve hastalığın beslenmeyle direk bağlantısı yoktur. Tedaviye kepek dökücü kremlerle başlanır. Böylece diğer ilaçların döküntü üzerindeki etkisinin artırılması hedeflenir. vücutta çok geniş bir alanı kaplayan döküntüler için, ultraviyole ışınlarının kullanıldığı bir teknik uygulanır. İlaç, ışın bazen de damar yoluyla verilen ilaçlarla belirtiler ortadan kaldırılmaya çalışılırken bir taraftan da belirtileri tetikleyecek etkenlerin ortadan kaldırılmasına gayret edilir. Sedef hastalığı, insan psikolojisini de etkileyen bir hastalıktır ve hastalar, hastalıkla ilgili her duyduklarına inanma eğilimindedirler. Kimi şifalı suların, tuzların, belli bölgelerde bulunan çamurların hastalığa iyi geldiği söylentisi çok yaygındır. Fakat hiç biri doğru değildir ve tek yapılması gereken, bir dermatoloji uzmanıyla görüşmektir.

Sedefe İyi Gelen Yiyecekler Nelerdir?

1- Meyveler

meyveler-hakkinda-bilgi

Bağışıklık sistemi, hastalıklardan kurtulmak için olduğu kadar, onlardan korunmak için de sürekli bir faaliyet halindedir. Hepimiz için yaşamsal önemi olan bu sistem gücünü, yediklerimizden, içtiklerimizden alır. Genetik özelliklerimizi değiştiremeyeceğimize göre, çocukluk çağından itibaren edindiğimiz beslenme alışkanlıklarımız ve çevresel faktörler sağlıklı bir hayat sürmemiz için çok önemlidir. Meyveler bu mücadelede,  kolay ulaşılabilen, hesaplı ve lezzetli yardımcılarımızdır. Vitaminlerden en iyi şekilde faydalanmak için, kabuklarıyla yenilebilen meyveler, suda bekletmeden yıkanıp kabuklarıyla yenmelidir. Soymak zorunda olduklarınızı mümkün olduğunca ince soyun. Meyveleri mevsiminde yemek gerekir.

2- Sebzeler

sebzeler

Meyveler gibi sebzeler de, bağışıklık sistemi için için çok değerlidir. Kuvvetli bir bağışıklık sistemi için, günlük beslenmemizde en az 3 porsiyonu sebzelere ayırmalıyız. Aslında bir meyve olan fakat sebze muamelesi yaptığımız domates, yaz aylarında mutlaka bolca tüketilmelidir. Pişirildiğinde besin değeri azalmayan, aksine artan domatesi, pişirip, kış ayları için de saklanmalıdır. Sebzeler yıkandıktan sonra dilimlenmeli, kendi sularıyla, kısık ateşte pişirilmeli, haşlama suları dökülmemelidir. Bu suları çorbalarda kullanın.

3- Ekinezya Çayı

ekinezya-çayı-faydaları

Çiçeği, yaprakları ve kökü kullanılabilen ekinezya, enfeksiyonlarla savaşan antikorların salgılanmasını tetikler ve bu sayede grip başta olmak üzere virüs yoluyla bulaşan hastalıkların tedavisinde fayda sağlar. Bilimsel olarak kanıtlanmadığı halde, yüzyıllardır geleneksel olarak bağışıklık sistemini güçlendirmek için kullanılmaktadır. Özünde ekinezya bulunan kremlerin egzama, mantar gibi bazı cilt hastalıklarının tedavisinde etkili olduğu bilinmektedir. En faydalı hali, köklerinden yapılan çayıdır ama tadı acıdır. Balla tatlandırarak içebilirsiniz. Bazı bünyelerde alerjik reaksiyonlara sebep olabilir. Doktorunuza, ekinezyanın sizin durumunuz için da faydalı olup olmayacağını danışmanız yerinde olacaktır.

4- Semizotu

cevizli-semizotu-salatasi

Sedef hastalığının tedavisinde,  A, C ve E vitaminleri ile selenyum ve alfa-linoleik asit kullanılır. Semizotu, A, C, E vitaminleri bakımından en zengin bitkidir. Çiğ olarak tüketmek her zaman tercih sebebidir. Yemeği yapılacaksa da çok az suyla kısık ateşte pişirilmelidir.

5- Avokado

avokadonun

Taze olarak tüketilen ve salatalarda kullanılan avokado çok besleyici bir meyvedir. Avokadoda çeşitli yağlar bulunur. Bu özelliği ile yüzyıllardır, çeşitli cilt hastalıklarında ve sedef hastalığının tedavisinde, harici olarak kullanılır. Kabuğuna yakın yeşil kısmı ezilerek yaralara sürülür.

6- Papaz Takkesi

Ammi_visnaga_umbela

Eski Hint ve Mısır yazılı kaynaklarında, tarifinden sedef olduğu anlaşılan deri hastalığı için, psoralen içeren bitkiler kullanıldığını öğreniyoruz. Yaraları bu bitkilerle ovduklarını ve güneş banyosu yaptıklarını anlatıyorlar. Günümüzde PUVA olarak adlandırılan  (Psoralen=P, Ultraviyole ışınları=UVA) yöntem de, bu esasa dayanır. Ultraviyole ışınları dünyaya yeterince ulaşamadığı için, makineler kullanılır. Papaz takkesi, yüksek miktarda psoralen içeren bir bitkidir. Yapılan araştırmalar, psoralen maddesinin, sedef döküntülerini oluşturan hücrelerin bölünmesini durdurduğunu ortaya çıkarmıştır.

7- Meyan Kökü

Meyan-Kökü-Nedi

 

Meyan kökünün içerdiği glycyrrhetinic asidin (GA), sedef, egzama ve diğer alerjik cilt iltihaplarında hidro kortizonlu kremlerden çok daha yararlı olduğu hakkında görüşler, giderek yayılmaktadır. Bazı bilim adamları da, hidro kortizonla birlikte kullanılan GA’nın daha etkili olduğu yönünde görüş bildirmişlerdir. Çok eski çağlardan beri sağlık alanında faydalanılan meyan kökünün, ferahlatıcı ve rahatlatıcı bir etkisi vardır. Vücuttaki çıbanlar ve yaraları iyileştirir. Aktarlarda rahatlıkla bulabileceğiniz bu bitkiyi çay olarak içebileceğiniz gibi, bir parça pamuk yardımıyla, döküntülerin üstüne sürerek de kullanabilirsiniz. Çay için; 1 bardak suya 1 tatlı kaşığı meyan kökü koyarak 20 dakika kadar kaynatmanız yeterlidir. Olası yan etkilerini öğrenmek için kullanmadan önce doktorunuza danışmalısınız.

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ