Taşıyıcı Annelik

Taşıyıcı Annelik

İlk olarak 1986 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde uygulanmış olan taşıyıcı annelik kavramı doğum yapamayacak durumda olan kadınların çocuk sahibi olmak için bebeği taşıma görevini bir başkasına teslim etmesi anlamına geliyor. Bu kavram ve uygulama ilk çıktığı andan itibaren hem ülkemizde hem de dünyada çok büyük tartışmalara neden oluyor.

Aslında bu tartışmaların en üst seviye gelmesine neden olan olaylardan bir tanesi Avrupa’da yaşanıyor. Taşıyıcı annelik görevini üstlenmiş olan bir kadın çocuk doğduktan sonra bebek ile kurduğu duygusal bağ nedeni ile bebeğin gerçek annesinin kendisi olduğunu iddia ediyor ve bebeği genetik ailesine teslim etmek istemiyor. O dönemde sadece o ülkede değil tüm dünyada büyük tartışmalara yol açan bu olay neticesinde aslında mahkeme tarafından herkesin bir kez daha ayrışmasına ve itilafa düşmesine neden olabilecek bir karar veriliyor. Karar sonunda mahkeme bebeğin bebeği doğuran taşıyıcı annede kalması gerektiğine varıyor. Aslında böyle bir ikircikli durum olması taşıyıcı annelik konusunda şüpheleri ve tereddütleri de bir hayli arttırıyor.

Taşıyıcı annelik bugün günümüzde ülkemizde kanunen yasak olan bir uygulama. Fakat yurt dışında bu uygulamaya izin veren pek çok ülke de var. Hatta özellikle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde taşıyıcı annelik mesleği bir hayli yaygın. Üstelik taşıyıcı annelik mesleğini profesyonel olarak yapan yabancı kadınlar ve öğrenciler bulunuyor. Bu nedenle böyle bir uygulama ile çocuk sahibi olmak isteyen kişiler işlemi yasal yollardan sürdürebilmek için yurt dışına çıkmak mecburiyetinde kalıyor.

Taşıyıcı annelik uygulaması bazen yumurta bağışı ile de karıştırılabiliyor. Fakat ikisi birbirinden farklı konular oluyor. Taşıyıcı annelik konusunda genelde bebeğin genetik anne tarafından doğum yapılamaz durumda olması gerekiyor. Bunun altında yatan pek çok sebep olabilir. Bu yüzden de bu bebeği taşıma ve doğumu yapma işlemi başka bir kadına devrediliyor. Elbette taşıyıcı annelik uygulamasında çocuk sahibi olmak isteyen çiftin yumurta ve sperm hücreleri bu işlem için kullanılıyor. Sadece bebek başka bir kadın rahminde taşınıyor.

screenshot_1

Bu noktada çocuk sahibi olmak isteyen kadının rahmi bir bebeği taşımaya uygun olmayabilir ya da hiç rahmi bulunmayabilir. Dolayısıyla sadece bu sebepten böyle bir yönteme kalkışmak zorunda kalınabilir. Neticesinde kadının yumurta hücreleri ve erkeğin sperm hücreleri döllenir, sonrasında da bu döllenme bir başka kadının rahminin içine nakledilir. Böyle bir görevi üstlenen kadına da taşıyıcı anne adı verilir. Ancak bu noktada bilinmesi gereken en önemli nokta, taşıyıcı annelik ile doğmuş bir bebeğin genetik ve biyolojik olarak anne ve babası onu sahiplenen kişilerdir. Yani taşıyıcı anne bebeğin biyolojik olarak annesi olmaz. Aslında toplumların bu noktada karşı çıktığı şey de doğumu gerçekleştiren kişinin mi bir vasfa sahip olması yoksa genlerini veren kişinin mi olması durumudur. Bazı ülkelerde yasalar da doğumu yapan kişiyi anne olarak tanıdıkları için taşıyıcı annelik konusu biraz arada kalmış bir meseledir. Bu durumda eğer çiftler taşıyıcı annelik ile bir çocuk sahibi olma yöntemini tercih ediyor iseler kesinlikle bu konuyu çok iyi düşünmelidirler. Aynı şekilde anlaşılacak olan taşıyıcı anne ile de karşılıklı güven en esas şey olmaktadır. Çünkü bu gibi durumlarda taşıyıcı annenin doğumdan sonra bebeği isteme gibi bir durum da ortaya çıkmaktadır ki bu durum özellikle merdiven altı diye tarif edilebilecek yasal olmayan yöntemler ile gerçekleşir ise çiftlere maddi ve en çok da manevi derin yaralar açabilir.

Bazı durumlarda bebek sahibi olmak isteyen çiftlerden kadın, rahmi olmadığında yumurta verme kapasitesine de sahip olmayabilir. Bu durumda taşıyıcı annenin yumurta veren kişi de olması gerekir. Fakat bu durum taşıyıcı anneyi bebeğin biyolojik annesi yapar. Dolayısıyla ortaya bambaşka bir karışıklık da çıkabilmektedir. Çünkü bebeğin sahiplenen kadın bebeğin genetik olarak annesi olmamaktadır. Fakat böyle bir konuda yumurta taşıyıcı anneden değil de başka bir kadın da alınabiliyor. Yalnız bunlar nadir olarak tercih edilen yöntemler olmaktadır. Genel olarak taşıyıcı annelik konusunda kadından ve erkekten alınan yumurta ve sperm hücreleri kullanılarak taşıyıcı annenin rahmine yerleştiriliyor ve doğum sonrasında da sahiplenme gerçekleşiyor.

Taşıyıcı Annelik Yöntemine Başvuran Kişiler

screenshot_2

Taşıyıcı annelik yöntemine başvurmaya iten bazı birtakım sebepler vardır. Örneğin eğer bir kadının doğuştan rahme sahip değilse ve çocuk sahibi olmak istiyorsa taşıyıcı annelik yöntemi ile çocuk sahiplenmek isteyebiliyor. Bunun haricinde bir kadının rahmi olsa da rahmin içi gebeliğin gelişmesine pek müsait olmayabiliyor. Bu durumda bu yönteme başvurmak gerekebiliyor. Hatta bu duruma örnek olarak asherman sendromu da deniliyor. Ayrıca bir hastalık neticesinde ameliyat ile rahmi alınan kadınların da çocuk doğurması mümkün olmadığı için taşıyıcı annelikten başka bir çaresi kalmayabiliyor. Eğer bir kadın pek çok kez hamile kalmış ancak her defasında düşük yapmış ise bu gibi durumlar da yeniden doğum yapma ihtimalini çok düşürüyor. Bu da kişileri taşıyıcı annelik yöntemine iten sebeplerden bir tanesi olabiliyor. Eğer ki kadın kalp hastalığı gibi gebeliğe ve doğuma imkan vermeyecek bir ciddi hastalığa sahip ise gebelik o kadın için hayati tehlike riski taşıyabiliyor. Böyle bir durum da taşıyıcı annelik ihtiyacını ortaya koyabiliyor.

Taşıyıcı annelik her ne kadar ülkemizde yasak olan bir yöntem olsa da bazı ülkelerde yasak olmamaktadır. Hatta bazı ülkelerde bu yöntem bir sektör haline gelmiştir ve çok yaygın olarak kullanılmaktadır. Çünkü o ülkelerde yaşayan kadınlar için bir kazanç kapısı olmaktadır. Ancak taşıyıcı anneliğin mümkün olduğu bazı ülkelerde bu durum parasal yöntemler ile yapılamamaktadır. Bunun için de o ülkelerin yasaları taşıyıcı anneliğin yalnızca çiftlerin akrabaları tarafından gerçekleştirilmesine izin vermektedir. Burada amaç da böyle bir konunun maddi kazanç meselesi haline gelmesinin önüne geçmektir. Yani eğer ki aile içinden olan bir birey bu işi tamamen çifte yardımcı olmak için üstlenir ise buna o ülkelerin yasalarında izin verilmektedir.

Türkiye’de ve Dünyada Taşıyıcı Annelik

screenshot_2

Ülkemizde taşıyıcı annelik yasal değildir. Bu yüzden ülkemiz sınırları içerisinde bu yöntemi yasal yollar ile uygulamanın hiçbir imkanı yoktur. Çünkü Türkiye’deki yasalar bebeğin annesini bebeği doğuran kişi olarak bilmektedir. Yani bebeğin yumurta ve spermi kimden olursa olsun çocuğu taşıyan ve doğuran kişi direkt olarak bebeğin annesi olarak görülmektedir. Bu da elbette taşıyıcı annelik kavramına tamamen zıt olan bir anlayıştır.

Buna karşılık her ne kadar Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde bu yönteme başvuranların sayısı bir hayli fazla olsa da yasal nedenlerden dolayı orada da yapılması çok da fazla tavsiye edilmiyor. Ancak özellikle Belçika, İngiltere, Güney Afrika Cumhuriyeti ve Amerika Birleşik Devletleri gibi pek çok ülkede bu uygulama yasal olduğu için işlem orada da hayata geçirilebiliyor. Fakat önceden bilinmesi gerekiyor ki bu işlem maliyetli bir işlem ve aynı zamanda karşılıklı güvenin sonsuz olması gerekiyor.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ