TUZ HAKKINDA ÇÜRÜTÜLMÜŞ 10 KLİŞE

TUZ HAKKINDA ÇÜRÜTÜLMÜŞ 10 KLİŞE

Soydum ve klorür birleşiminden meydana gelen tuz, insan sağlığı açısından genellikle olumsuz eleştirilere maruz kalır. Ancak sodyum, vücudun sıvı dengesini, sinir iletimini, kas kasılmalarını ve vücuttaki diğer önemli işlevlerin devamlılığını sağlamak için gereklidir. Tuzsuz diyetlerin kalp hastalıkları üzerindeki olumlu etkisi veya ölüme olan etkisi kesin olarak kanıtlanmasa da (eğer daha önceden hipertansiyon veya kalp hastalığınız yoksa), birçok sağlık kuruluşu hala sodyum kullanımını kısıtlamayı önermektedir.

Tuzun hikayesi düşündüğünüz gibi siyah ya da beyaz değildir. Bazı sağlık uzmanları dahi tuz kısıtlamasının insan sağlığı üzerinde olumsuz etkilere neden olduğunu söylüyorlar. Peki, nedir tuzun hikayesi? İşte tuz ve sodyum hakkında yaygın olarak bilinen 10 klişe ile tüm bunların sağlığınız açısından ne anlama geldiğini yazımızın devamında bulabilirsiniz.

1. Tuz alımı konusunda endişelenmenizi gerektiren tek neden kan basıncıdır.

kan basıncı

Yanlış. Aslında yapılan çalışmalar kandaki fazla sodyumun mide kanseri, mide ülseri, kemik erimesi, kas krampları ve beyin fonksiyonları gibi diğer sağlık sorunlarıyla da ilişkili olabildiğini göstermektedir. Tuz alımı bu saydığımız hastalıklara doğrudan neden olmaz. Ancak özellikle tuz duyarlılığı olan bireylerde yüksek tansiyona sebep olabilir.

2. Tuz hakkındaki hiçbir şey sizin için faydalı değildir.

tuz miktarı

Yanlış. Tuz yaşam için gereklidir. Kandaki ana bileşenlerden biri olan tuz, hücre içi ve dışı besin taşınmasına yardımcı olur, kan basıncını düzenler ve sinir sistemi işlevlerinin yerine getirilmesinde önemli bir rol oynar. Tuza ihtiyacımız var fakat çok az veya çok fazla değil, sadece yeterli miktarda. Günlük ihtiyacımız olan tuz miktarı kişiden kişiye farklılık göstermekle birlikte bünyenin tuz duyarlılığına göre de değişmektedir.

3. Herkes tuz kullanımından aynı şekilde etkilenir.

tuza duyarlı insan grupları

Yanlış. Çoğumuzda tuz duyarlılığı veya direnci mevcuttur. Tuz duyarlılığı ya da direnç seviyesi genetik, ırk/etnik köken, yaş, vücut ölçüleri ve beslenme şekli gibi birçok faktöre bağlı olarak değişmektedir. Tuz duyarlılığı, beslenme şekline bağlı olarak kişinin kan basıncındaki değişikliğinin tuz sebebiyle önemli ölçüde azalması ya da artması olarak tanımlanmaktadır. Yaşlı insanlar, kilo fazlası olanlar, kadınlar, Afrika kökenli Amerikalılar ve Güney Asyalılar büyük ölçüde tuz duyarlılığı olan gruplar arasında bilinmektedir.

Tuz duyarlılığının altında yatan nedeni bulmak için genel nüfus sağlığı üzerinde gerçekleştirilen birçok çalışma sodyum etkisi hakkında çelişkili sonuçlar göstermiştir. Tuzlu besinler tüketen bazı insanlarda kan basıncı değişikliği ya da vücutta su tutulması olarak bilinen ödem oluşumu meydana gelmemektedir. Bu durum kişiler arasındaki tuz duyarlılığının farklı olmasıyla açıklanmaktadır. Çoğu çalışma ortalama raporlar verme eğiliminde olsa da sonuç olarak tuz duyarlılığı olan insanlar sodyum alımı konusunda çok daha dikkatli olmalıdır.

Eğer sizde de tuz duyarlılığı varsa bundan nasıl emin olabilirsiniz? ‘Tuz duyarlılığınız var’ demek için kolayca uygulanacak bir sağlık testi bulunmuyor ancak bünyenizdeki kesin belirtileri gözlemleyebilirsiniz. Genel olarak; az miktarda işlenmiş gıda, bolca meyve-sebze tüketimi ve en önemlisi evde pişirdiğiniz yemekler ile sağlıklı bir şekilde beslenmek tuz duyarlılığı ve diğer sağlık sorunlarına karşı alacağınız en güvenli önlem olacaktır.

4. Yemek pişirirken veya masanızda tuz kullanmazsanız yiyecekleriniz az tuzlu olacaktır.

işlenmiş gıda

Yanlış. Sodyum alımının büyük bir kısmı yemek pişirirken veya masada tabağınıza eklediğiniz tuzdan değil, işlenmiş gıdalardan gerçekleşmektedir. Hiç kimse beslenme düzeninde çok fazla miktarda işlenmiş gıdaya ihtiyaç duymaz! İşlenmiş etler, konserve çorbalar, domates ve makarna sosları, paketlenmiş et-tavuk suyu tabletleri, ekmek, tuzlu krakerler ve buna benzer daha birçok yiyecek yüksek miktarda sodyumla hazırlanıp kullanıma sunulmaktadır. Eğer işlenmiş gıdalar tüketiyor ve bundan vazgeçemeyeceğinizi düşünüyorsanız bir dahaki alışverişinizde daha az sodyum içeren çorba ve hazır sosların bulunduğu marketlere gitmeye özen gösterin.

5. Tuz yemeğin tadıdır. Hayat buna değmez!

baharat

Yanlış. Lezzetli yemekler için tuza tamamen bağımlı kalmanız gerekmez. Otlar, baharatlar, sarımsak, soğan, limon veya limon suyu, kırmızı ve karabiber kullanarak da tüm yemeklerinize sağlıklı tatlar ekleyebilirsiniz. Aslında, tuzun evde pişmiş yemekler üzerindeki etkisi, işlenmiş ve hazır gıdalardaki yüksek sodyum oranına göre çok daha küçüktür.

6. Acı sos tabağınızda tuzun yerine ekleyebileceğiniz iyi bir yedektir.

acı sos

Doğru. Bazı insanlar yemeklerine tuz yerine sadece acı sos ekleyerek daha az sodyum tüketmiş olurlar. Sıcak soslar, salsa, ketçap ve benzeri soslar sayesinde yiyeceklerinize biraz biber tadı ekleyebilirsiniz. Ancak halihazırda bu sosların çoğu aşırı tuz içerir. Bu yüzden düşük sodyum ölçekli Tabasco, Cholula gibi bazı markaların ürünlerini ve “no-salt added”  etiketli acı sosları kullanabilirsiniz.

7. Ben gencim, öyleyse tuz tüketimi ile ilgili endişe etmeme gerek yok.

Yanlış. Aşırı tuz yediğinizde, vücudunuz normal sıvı miktarı üzerinde ekstra sıvı tutar. Bu ekstra su hacmi hem kalp ve böbrek gibi organlara hem de atar damarlarınıza baskı yapar. Bu durum kalp hastalığı ve ileri yaşlarda yüksek tansiyon gibi tehlikeli hastalıkların riskini artırır. Gençlerin tuz kullanımında müthiş kısıtlayıcı olması gerekmese de aşırı miktarda tuz içeren yiyeceklerle beslenmek, kişi hangi yaşta olursa olsun iyi bir fikir değildir.

8. Egzersiz yapmak vücuttaki tuzu dengeler.

egzersiz-tuz

Doğru. Egzersiz tuz duyarlılığını etkiler. Yakın zamanda yapılan bir çalışma, fiziksel aktivitenin özellikle tuz-duyarlı bireylerde, kan basıncındaki duyarlılığı önemli ölçüde düşürdüğünü ortaya koymuştur. Fazla tuz tüketiminin vücutta meydana gelebilecek sıvı birikimi ile birlikte organ ve arterler üzerinde baskıya neden olduğunun bir kez daha altını çizelim. Ancak bazı durumlarda kan basıncında yükselme görülmeyebilir.

9. Tuz ve şekerin vücuttaki etkileri birbirinden ayrıdır.

şeker-tuz

Yanlış. Düşük karbonhidratlı beslenme düzeninin arkasındaki ana mekanizmalardan biri insülin düzeyinde azalmadır. Şeker hastalığına davetiye çıkarmasının yanı sıra kilo kaybı için insülin yağ hücrelerine yağ depolamasını söyler. Ancak insülinin neden olduğu başka bir şey ise böbreklerde sodyum tutulmasıdır. Bu da kişinin neden büyük ölçüde su kaybettiğini ve karbonhidrat (ve dolayısıyla insülin) miktarında azalma olduğunu açıklamaktadır.

10. Himalaya, kosher ve deniz tuzu gibi süslü tuzlarda sofra tuzundan daha az sodyum vardır.

himalaya-kosher tuzu

Yanlış. Bütün tuzlar benzer miktarda soydum içerir ve bir çeşit tuzun diğerinden daha sağlıklı olduğunu kanıtlayan bir çalışma henüz yapılmamıştır. Düzenli sofra tuzu kullanımı karşıtları bu ‘süslü tuzların’ daha az sodyum içerdiğini ve kalsiyum, potasyum, demir, fosfor gibi mineraller barındırdığını iddia etmektedir. Ancak henüz bunu kanıtlamak için çok az veri bulunmaktadır. Bu tuzların tadı daha lezzetli ve daha az işlenmiş ürünler olsa da, konu gerçekten kişisel bir tercih meselesi halini almıştır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ