Vücudunuzda Kanserin İlerlemesine Sebep Olan 8 Besin

Vücudunuzda Kanserin İlerlemesine Sebep Olan 8 Besin

Kanser hastaları vücuda enerji verecek, besin değerleri yüksek bir beslenme alışkanlığı edinmelidir. Böylece kemoterapi ve radyoterapinin etkilerine karşı daha fazla direnç gösterebilirler.

Tedaviden dolayı yorgun düşen vücudu toparlamak açısından bol bol su içmek ve doktorların önerdiği beslenme düzenine sadık kalmak önemlidir. Örneğin; kortizon içeren ilaçlar kullandığınızda doktorunuz tuz kullanımını tamamen bırakmanızı önerir. Buna rağmen besinlerin sahip olduğu doğal mineral tuzlar bile vücudunuzda şişkinliklere neden olabilir. Böbreklerinizi zorlayacak bu gibi durumda, beslenmenin kanser tedavisi boyunca ne denli önemli olduğunu bir kez daha fark edeceksiniz.

Kanser hastalarının tedavileri boyunca ağız yaraları ve mide bulantılarıyla başa çıkması gerçekten zorlayıcı olabilir. Bunun yanı sıra beslenmenin tedavi seyrini kötüye sürükleyecek bir etkisi daha vardır. Yani bazı besinlerin mutlaka tüketilmesi önerilirken bazılarından da mutlak surette uzak durulmalıdır. Çünkü bu yiyecekler kanserin vücutta daha hızlı bir şekilde ilerlemesine neden olabilir.

Tüm kanser hastalarının uyması gereken ortak bir diyet söz konusu değildir. Ancak bu durum tanıya göre değişmekle birlikte sağlıklı bir insanda bile serbest radikalleri harekete geçirerek vücudun zayıf olduğu anda kanseri tetikleyecek besinler mevcuttur.

İşte, vücudunuzda kanserin ilerlemesine neden olabilecek, bu nedenle uzak durmanız gereken 8 besin:

1. Sığır eti

1. Sığır eti

Sığır eti demir, çinko, bakır ve B grubu vitaminler açısından zengin oldukça yararlı bir besindir. Ancak içerdiği konjuge linoleik asit (CLA) ve sitrat kanser hücrelerinin ölümünü yavaşlatır. Bununla birlikte sığır etindeki doymuş yağ özellikle barbeküde pişirildiğinde büyük oranda açığa çıkarak kanserojen etki gösterir. Yapılan bilimsel çalışmalar sığır eti tüketmenin; lösemi, yutak, akciğer, mide, pankreas, böbrek, mesane, kolon, rektum ve prostat kanserine yakalanma riskini arttırdığını ortaya koymuştur. Vücudu özellikle meme kanserine karşı koruyan melatonin üretimini baskılayan sığır eti tüketimi mümkün olduğunca sınırlandırılmalıdır.

2. Margarin

2. Margarin

Ana maddesinin süt olduğu ileri sürülen margarin, çok sayıda koruyucu madde içeren paketlenmiş bir yağ türüdür. Marketlerden güvenerek aldığınız tereyağının da maalesef güvenilir olduğunu söylemek zor. Tereyağında A vitamini ve konjuge linoleik asit (CLA) bulunmasına rağmen, kardiyovasküler hastalıkları tetiklemesinin yanı sıra yutak, tiroid, pankreas, kolon, prostat, testis ve meme kanserine davetiye çıkarmaktadır. Bu nedenle marketlerden aldığınız margarin ve tereyağı kullanımına son vermeniz gerekiyor. Bunun yerine ev yapımı doğal tereyağını aşırıya kaçmamak şartıyla tüketmenizde bir sakınca yoktur.

3. Şeker

3. Şeker

Şeker tüketimi yalnızca çayla birlikte kullandığımız küp şekeri değil aynı zamanda her türlü tatlı ve hamur işi yiyecekler içinde tükettiğimiz şekerleri de kapsamaktadır.

Yüksek şeker alımı hücre DNA yapısını bozarak, tip-2 diyabeti tetiklemesinin yanı sıra, özellikle meme, pankreas, mide, kolorektal ve prostat kanserine neden olabilmektedir. Bu nedenle besinlerin doğal şekeri ile yetinmeli, ekstra şeker tüketiminden kaçınmalıyız.

4. Alkol

4. Alkol

Orta ve yüksek miktarda alkol tüketiminin kolorektal kanser, üst sindirim yolunda görülen kanser türleri (ağız, yemek borusu, gırtlak ve yutak kanserleri), karaciğer, safra kesesi, pankreas, mide ve cilt kanserinin yayılmasına katkıda bulunduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır.

Vücudun dehidrasyona uğramasına neden olan alkol, özellikle kandaki folik asit ve folatın faydalarını elimine ederek tip-2 diyabete ve kansere yakalanma riskini artırır. Bu nedenle mümkün olduğunca alkolden uzak durmalısınız.

5. Patates kızartması

5. Patates kızartması

Patates içerdiği değerli B6 ve C vitaminleri ile önemli bir besin kaynağıdır. Ancak kızartılan patates trans yağ içinde bütün besin değerlerini yitireceğinden lenfoma, karaciğer, mide, serviks, kolon ve prostat kanseri hücrelerinin artışını tetikler. Bu nedenle patatesi kızartmak yerine haşlamanız ya da fırında pişirerek tüketmeniz tavsiye edilmektedir.

6. Kabuklu deniz mahsulleri

6. Kabuklu deniz mahsulleri

Kabuklu deniz mahsulleri derken istiridye, yengeç, kerevit (Crawdads kerevit), ıstakoz, kalamar, midye ve karides gibi besinlerden bahsediyoruz. Bu canlılar denizde okyanus tabanına düşmüş zooplanktonlarla ve bitki tortularıyla beslendiklerinden bir nevi deniz altı atıklarını tüketen türlerdir. Istakoz gibi daha büyük deniz canlıları ise küçük balık ve kabuklu deniz ürünleri tüketen aktif yırtıcılarıdır.

Genel olarak baktığımızda kabuklu deniz ürünleri, bakır, demir, selenyum ve B12 vitamini açısından önemli bir besin kaynağı olup, somon benzeri bol miktarda omega-3 yağ asidi içeren soğuk su balıklarından, porsiyon başına yaklaşık %5 ila %30 kadar daha fazla omega-3 içerir. Bununla birlikte bazı kabuklu deniz ürünlerinin pembe rengi astaksantin, antioksidan ve antiaterojenik özelliklere sahiptir. Ancak artan çevre kirliliği ile birlikte bu deniz canlılarının beslenmeyle aldıkları fitoplanktonlar özellikle tiroid ve kolorektal kanseri tetiklemektedir. Bu nedenle kabuklu deniz mahsullerinin tüketimi sınırlandırılmalıdır.

7. Kahve

7. Kahve

Kahvenin faydaları hakkında birçok şey okumuşsunuzdur. Ancak özellikle filtre olmayan kahve, kandaki kötü huylu kolesterol (LDL) seviyesini yükseltir. Ayrıca kortizon ve adrenalin üretiminin artırılmasında da bir uyarıcı olarak hareket eder. Bu nedenle kahve tüketimi başta doğurganlık açısından zararlı olabilir.

Yapılan araştırmalar aşırı miktarda kafein tüketiminin osteoporoz ve fibrokistik meme kanserine yol açabileceğini ortaya koymuştur. Bilhassa kahve ile birlikte içilen sigaranın akciğer kanserine yakalanma riskini büyük ölçüde arttırdığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte eser miktarda tüketilen filtre kahvenin, non-Hodgkin lenfoma, karaciğer, böbrek, endometriyal ve kolorektal kansere yakalanma riskini azalttığı da gözlenmiştir. Kahvenin kanser üzerindeki etkileri birçok tartışmayı beraberinde getirdiğinden bu konu ile ilgili yapılan bilimsel çalışmalar devam etmektedir. Bu nedenle kahve tüketimi konusunda aşırıya kaçmamakta fayda var.

8. Ada çayı

8. Adaçayı

Rahatlatıcı ve sakinleştirici özelliği ile bilinen ada çayı, nane ile aynı familyadan gelir. Sayısız faydası bulunan ada çayı; antiseptik, antimikrobiyal, anti-enflamatuar, antifungal, antiviral, antiaterojenik ve antimutajen özelliklere sahiptir.

Ada çayı, kafeik asit, kamfor, karnasol, karnosik asit, sineol, epirosmanol, galdosol, genistein, isorosmanol, limonen, luteolin, rosmanol, rosmarinik asit, tujon ve ursolik asit de dahil olmak üzere çok sayıda aktif bileşenden meydana gelir. Bu bileşenlerden karnozol ve karnosik asidin, hücre döngüsünün farklı aşamalarında etki göstererek özellikle kolon ve rahim kanserini tetikleyebileceği tespit edilmiştir. Bu nedenle de özellikle hamilelikte ada çayı tüketilmemesi gerekmektedir. Kanser hastalarının da ada çayı tüketimini sınırlandırmasında fayda var.

Kaynak:

http://health.wikinut.com/Good-food-and-bad-food-for-cancer-patients/xlb4a-iu/

http://foodforbreastcancer.com/foods-to-avoid.php

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ