Zonaya İyi Gelen Yiyecekler

Zonaya İyi Gelen Yiyecekler

Sinir ucu iltihabı olan zona, ikincil bir enfeksiyondur. Çocukluk çağı hastalığı olan ve nüfusun %90’ının 5 yaşına kadar geçirdiği su çiçeği hastalığına neden olan varisella zoster virüsünün, yetişkinlikte tekrar aktif hale gelmesiyle ortaya çıkar. Su çiçeği geçiren çocukta, virüs vücudu terketmez. Kendi DNA’sını hücrenin DNA’sına göre değiştirerek omurganın iki tarafında bulunan sinir köklerinde ve düğümlerinde yıllarca sorun yaratmadan bekler. Yaşın ilerlemesi, bağışıklık sisteminin zayıflaması gibi sebeplere bağlı olarak, çocukluğunda su çiçeği geçirmiş kişilerin yaklaşık %10 ila 30’unda virüs uyanır ve çoğalmaya başlar. Yıllarca dibinde bekledikleri sinir boyunca, siniri parçalayarak deriye kadar gelir, keritnosit hücrelerini enfekte eder. Halsizlik, yorgunluk ve ateşi takiben, sinir bölgesinde hafif yanma hissedilir, ağrı şiddetlenir ve hastalar bunu “şimşek çakması” olarak tarif ederler. Bir hafta içinde derideki belirtiler ortaya çıkınca hastalığın teşhisi kesinleşir. Tek taraflı, çizgi şeklindeki ağrı, bulunduğu bölgedeki organların (kalp, mide, safra kesesi, böbrek) ağrıları ile karışabilir. Derideki döküntüler önceleri gerginken, zamanla ortalarında hafif çökme oluşur. Bir hafta sonra derideki kızarıklık kaybolur. Döküntüler kabuklanır ve 2. haftanın sonunda kabuklar dökülmeye başlar. İyileşen yerlerde bazen leke veya iz kalabilir. Derideki döküntüler 15 günde kaybolduğu halde sinir kökünün ve sinirin yaptığı ağrı, 1 – 6 aya kadar uzayabilir.

Yaşlılarda ve diyabetli hastalarda daha ağır seyreden zona hastalığı, halk arasında “gece yanığı” olarak da bilinir. Hastalığın tek taraflı ve ağrılı olması çok tipik bir belirtidir ve doktor tarafından kolayca teşhis edilir. Birincil enfeksiyon olan su çiçeği çok bulaşıcıdır ve salgınlara sebep olur. Fakat su çiçeği geçirmiş ya da aşılı kişilere zona bulaşmaz. Aşılı olmayan ya da su çiçeği geçirmemiş olan kişilere ise nadiren bulaşır ve su çiçeği hastalığı şeklinde seyreder. Zona hastalığının tedavisi, lezyonları iyileştirmeye ve ağrıları hafifletmeye yöneliktir. Döküntüler için pansumanlar, ağrı kesiciler, B vitamini, sinirleri iyileştirmek için D vitamini, virüsün çoğalmasını durdurmak için antiviral ilaçlar kullanılır. Erken teşhis çok önemlidir. Eğer ilk 48 saat içinde virüs öldürücü ilaçlar kullanılabilirse, hastalık çok daha kolay tedavi edilebilir. Çok ağrılı durumlarda, hastalara sakinleştiriciler ve sinirleri bloke eden ilaçlar da verilebilir. Vücut direncini artırmak için dinlenmek ve iyi beslenmek çok önemlidir. Zona aşı ile önlenebilen bir hastalıktır.

Zonaya İyi Gelen Yiyecekler Nelerdir?

1- B Vitamini

D-VİTAMİNİ-640

B-1, B-2, B-6 ve B-12 vitaminlerinin tamamından oluşan B vitaminleri, gelişme, sindirim ve sinir sistemi için çok gerekli ve hayati öneme sahiptir. Zona tedavisinde B vitamini kompleksleri, tedavinin bir parçasıdır. Suda eriyen ve vücutta depolanmayan bu vitamin grubu, her gün yeniden alınmalıdır. B vitaminlerinin eksikliği iştahsızlık, yorgunluk, mide-bağırsak bozukluğu, kabızlık, gelişme geriliği ve sinir iltihaplarına sebep olur. B vitamininden faydalanmak için yediklerimiz kadar, pişirme şekli de önemlidir. B vitaminleri suda eridiği için yemeğin suyuna geçer ve eğer pişirme suyu dökülürse bu vitaminler de kaybolur. Maya, karaciğer, et, balık, yumurta sarısı, süt, yağsız peynir, hububat, kuru baklagil, kuru kayısı, ıspanak, bezelyede bol miktarda B vitaminleri vardır.

2- E Vitamini

e

Zona hastalığının en tehlikeli komplikasyonlarından bir görme kaybıdır. Virüs gözle temas ettiğinde, körlüğe kadar gidebilen bir takım rahatsızlıklar ortaya çıkar. E vitamini, göz sağlığı üzerindeki yapıcı etkisiyle bu bakımdan önem kazanır. Yer fıstığı, badem, fındık gibi kuru yemişler, ıspanak, brokoli, domates, kuşkonmaz gibi sebzeler, kivi, mango gibi meyveler, tahıllar, kümes hayvanları, kurutulmuş fesleğen, kırmızı pul biber gibi baharatlar E vitamini bakımından en zengin gıdalar arasında yer almaktadır.

3- Kuşburnu

kusburnu___rosehip_by_serkanavcioglu

C vitamini yönünden çok zengin bir bitki olan kuşburnu, bağışıklık sisteminin gücünü yeniden kazanması için çok faydalıdır. Zona hastalığının tedavisinde öncelikli amaç, vücudun savunma mekanizmasının gücünü artırmaktır. Kuşburnu da çok eski çağlardan beri, insanların sağlık için kullandıkları bitkilerden. Yabani olarak yetişen ağacın meyveleri, özellikle baş ağrısı ve idrar yollarını enfeksiyondan temizlemek için kullanılır. Taze kuşburnu meyvesi ezilip, su ilavesiyle kaynatılarak içilir. Bu ve benzeri bitki çaylarıyla, bol sıvı alınması iyileşmeye katkıda bulunmaktadır.

4- Lahana

cabbage soupe

Besin değerinin yanı sıra, harici kullanımda da döküntüler üzerinde iyileştirici etkileri vardır. Robottan geçirilip macun kıvamına getirilen lahana yaprakları süzülerek, suyu döküntülerin üstüne sürülürse, kaşıntıyı alır ve yaraların iyileşmesini hızlandırır. İçeriğinde bulunan beta karoten, bağışıklık sistemini güçlendirir. Böylece zona ile mücadeleye yardımcı olur. Mide rahatsızlığınız yoksa, çiğ tüketmeniz çok faydalıdır. Etle birlikte pişirmek besin değerini artırır.

5- Semizotu

semizotu (1)

Semizotu, en fazla Omega-3 içeren bitkisel besindir. Öyle ki, içerdiği Omega-3 doymamış yağları, balıklarınkiyle kıyaslanabilecek düzeydedir. Balık yemeyenler ya da balık yağı tüketemeyenler, her gün semizotu yiyerek bu eksikliği kapatabilirler. Ağrılara iyi geldiği bilimsel araştırmalarla da doğrulanmıştır. Aynı zamanda değerli bir D vitamini kaynağı da olan semizotu, sinirlerin iyileşmesinde de çok faydalıdır. Yanık ve yara tedavisi için, lapa haline getirerek, haricen kullanılması da rahatlık verir. Çiğ olarak tüketmek en faydalı halidir. Yemek olarak pişirilecekse, suyu dökülmemeli, vitamin kaybına sebep vermemelidir.

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ