Ana sayfa Zararları Ekmeğin Zararları

Ekmeğin Zararları

52
0
PAYLAŞ

Buğday, arpa, çavdar ve yulaf gibi bitkiler asit içeren ürünlerin oluşumunu sağlamaları yönüyle dikkat çekiyor. Örneğin, sülfürik asidin ve glütenin büyük kaynaklarından birinin buğday olması, araştırmacıları hiç de şaşırtmıyor. Söz konusu bitkilerden elde edilen un ile üretilen ekmek, düzenli olarak bütün öğünlerin bir parçası olması nedeniyle sağlık için önemli bir risk faktörü oluşturuyor. Bu da ekmeğin sağlığınız için zararlı olduğunu gösteriyor.

Ekmeğin Zararları Nelerdir?

1. Kemik Hastalıklarına Yol Açar

Etten çok daha fazla sülfürik asit içeren buğday, kemiklerin zayıflamasına yol açan olumsuz bir rol oynar. Buğday içeriklerinden olan glütenin insan bedeninde oluşturduğu tahribatı inceleyen bilim adamları, vücutta glüten artışı olunca idrarda kalsiyum oranının düştüğünü fark eder. Öyle ki bu kalsiyum azalış oranı %63’leri bulur. Bu durum ise kemik erimesi olarak bilinen osteoporoz hastalığına davetiye çıkarır. Buğday ekmeğinin insan vücuduna taşıdığı aside karşı, vücut savunma sistemi kemiklerden kalsiyum çeker. Bu da zamanla kemiklerde zayıflamaya yol açar.

2. Enfeksiyon ve Eklem Hastalıklarına Yol Açar

Karnın iç bölgelerinde gelişen yağlanmalarda, ekmek tüketimi büyük rol oynar. İç yağlanma ise iltihaba yol açar. İltihap insan vücudundaki eklemleri olumsuz yönde etkiler, uzun vadede eklem yapısını bozar. Eklem iltihabı ise şeker ve kalp hastalarının daha fazla rahatsızlık yaşamasına yol açar. Bilimsel deneyler, ekmek tüketimindeki yoğunluğun leptin gibi hormonların oluşumuna yol açtığını ortaya koyar.

Bu hormonal oluşumların da eklemlerde iltihaba sebep olarak, eklem aşınmalarına yol açtığını çarpıcı bir şekilde ortaya koyar. İnsan vücudundaki glüten artışı, kilo artışını da beraberinde getirir. Kilo artışı ise leptin düzeyini yükseltir. Leptinin kanda yükselişi, onun doğrudan eklem sıvısında da yükselmesine yol açar. Bu da eklem hastalıklarının ortaya çıkışına karşı insanı zayıf duruma düşürür.

3. İliklerde Esneme ve Parçalanmaya Neden Olur

Kan glikoz seviyesindeki artış ekmek tüketimiyle doğrudan ilgilidir. Ne kadar çok ekmek tüketilirse, kan glikoz seviyesi de o kadar çok yükselir. Bu durum ise glikasyona yol açar. Eklem yapısının bir parçası olan kıkırdak hücreleri, glikasyona karşı oldukça hassas bir yapı olarak bilinir. Kıkırdak hücreleri her ne kadar çok uzun bir ömre sahip olsalar da hasar görmeleri durumunda iyileşme göstermeleri mümkün değildir. Glikasyon ise eklem hücrelerinde üst düzeyde sertleşmelere yol açar ve daha da kötüsü glikasyonun eklem hücreleri üzerindeki tahribatı sürekli bir hal alır. Bu durum da iliklerde esnemeye ve nihayetinde ilik parçalanmasına yol açar.

4. Sindirim Sistemi Hastalıklarına Yol Açar

Ekmek içeriğinde bulunan glüten, gen yapısını bozucu nitelikler taşır. Glütenin yapısını oluşturan moleküllerin, insanın doğal besinlerindeki molekül yapısına göre çok büyük olması, ekmeğin sindirilmesini zorlaştırır. Ekmeğin sindirimindeki zorluk, bütün sindirim sitemi organlarını işlev zorlamalarına sürükler. Bu da sindirim sistemi organlarının zamanla normalinden daha fazla yıpranmasına yol açar. Bağırsaklarda protein ve vitamin emilimi zorlaşır. Protein ve vitamin emilimindeki eksiklik, uzun vadede genel sağlık durumunu olumsuz etkiler.

5. Bağışıklık Sistemini Zayıflatır

Ekmek içeriğinde bulunan glüten, en önemli sağlık sorunlarından biri olan bağışıklık sistemi zayıflamasına yol açar. Glütenin hamur kabartıcı etkisi çoğu üretici için cezbedici bir faktördür. Oysa glüten insan sağlığı için son derece zararlı bir nitelik arz eder. Glütene bağlı sağlık sorunlarının kısa vadede ortaya çıkmaması ise insanları bu soruna karşı duyarsız hale getirir. İnsan bağışıklık sisteminde uzun süre sonunda ortaya çıkan zayıflama, vücut içinde gelişen herhangi bir hastalığa karşı insanı savunmasız bırakır.

6. Bağımlılık Yapar

Neredeyse bütün unlu mamullere üretim esnasında katılan früktoz, bağımlılık yapan bir özellik taşır. Bir süre früktoz içeren unlu mamulleri tüketen insanlar, adeta o ürüne bağımlı olur. Bağımlılığın farkında olmayan insan, ilgili ürünü sevdiğini düşünür. Oysa onu ürüne yönelten şey bağımlılık yapan früktoz maddesidir. Mısır unu kullanılarak elde edilen ve maliyet bakımından da oldukça ucuz olan früktoz, ekmek üretiminin de temel maddelerinden birini oluşturur.

Früktoz tıpkı bir eroin etkisi gibi, insanı ekmek tüketmeye çeker. Üç temel tat olan tatlı, acı ve ekşi tatlarının üzerini örterek baskın hale gelen früktoz, ekmek tüketenler için ekmeğin çok farklı bir yeri olduğu algısını oluşturur. Fazla ekmek tüketen kişilerde, “Ekmeksiz yemek olmaz.” algısını oluşturur. Oysa bu bir nevi bağımlılıktır.

7. Ekmek Üretiminde Çok Sayıda Toksik Madde Kullanılır

Ekmek üretimi sırasında ekmeklerin içine fazlasıyla rafine tuz katılır. Ekmeğin raf ömrünün uzatılmasını sağlamak, ekmeğe çekici bir görünüm katmak, ekmeği daha yumuşak hale getirmek amaçlarıyla ekmeğin içine çok sayıda toksik nitelik taşıyan kimyasal maddeler katılır. Bu maddeler de vücudu sınırsız sayıda hastalık için hazır hale getirir. Yüksek kaloriye, kilo artışına ve insülin direncine yol açar. Bilimsel düzeyde yapılan deneyler; ekmeği azaltma ya da tamamen bırakma durumunda kısa sürede kan şekeri, ürik asit ve karaciğerde trigliserid düzeylerinin normale döndüğünü gösteriyor.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here