AIDS Hastalığı

AIDS Hastalığı

AIDS, HIV etkeni sebebiyle insan vücudunun koruyucu kalkanı olan bağışıklık sisteminin çökmesi sonucu ortaya çıkan ve aynı zamanda kolay bir şekilde bulaşan önemli bir hastalıktır. İnsan vücudunun bağışıklık sisteminin yetmezliği virüsü, bağışıklık sistemine yavaş yavaş bulaşarak, insan vücudunun enfeksiyon direncini yok ederek, birtakım hastalıklara karşı korunmasız bir hale getirmektedir. Bu durumda birçok hastalığa karşı savunmasız kalan insan vücudu ölümcül hastalıklara karşı da korumasız bir haldedir. AIDS, HIV enfeksiyonda gelinen son aşamadır. Bu son aşamada ölümcül enfeksiyonlara ve aynı zamanda kansere çok sık bir şekilde rastlanılmaktadır. Kanında HIV enfeksiyonu taşıyan bir bireye HIV pozitif denilmektedir.

AIDS in Belirtileri

HIV enfeksiyonu, insan vücudundaki kana bulaştıktan sonra çok uzun bir süre hiçbir belirti vermeyebilir ve hatta kişi kendini çok iyi hissedebilir. Bazı HIV enfeksiyonuna sahip olan kişilerin sekiz ya da on yıl AIDS hastalığına yakalanmadığı görülmüştür. HIV enfeksiyonun bir kişiye bulaşmasından sonra en az üç ay sonra ELISA testlerinin yapılması gerekmektedir, ancak bu test en doğru sonuca sizi ulaştırmaktadır. HIV enfeksiyonu bir kişiye bulaştıktan sonra, AIDS hastalığının birtakım belirtileri kişinin yaşam tarzına ya da bağışıklık sistemine göre birkaç yıl içerisinde, bazen de daha uzun sürede ortaya çıkmaktadır. HIV enfeksiyonu eğer bir insana bulaşırsa, o insanın vücudunda çeşitli hücrelere, özellikle de CD4T gibi kan hücrelerine yerleşerek çoğalmaktadır. HIV enfeksiyonun bulaşması sonucunda, insan vücudunda yer alan CD4T kan hücrelerinin sayısı hızla azalmaktadır. Bu durumda insan vücudunun koruyucu özelliği olan bağışıklık sistemi zarar görür ve aynı zamanda diğer hastalıklara açık hale gelir. HIV enfeksiyonu bulaşan bireylerde, bağışıklık sistemi düşük olur, vücudun direnci azalır, normal zamanlarda zararsız olan ve kısa sürede yok olan birtakım belirtiler ortaya çıkmaktadır. HIV enfeksiyonunun bulaştığı kişilerde, lenf bezlerinde büyüme, ağızda ya da deride sürekli çıkan uçuk, uzun süreli ateş olması, gece terlemesi, kilo kaybı, öksürük ve ishal gibi rahatsızlıklar ortaya çıkmaktadır. Aynı zamanda pamukçuk, tüberküloz, mantar, diğer bakteri ve protozoan hastalıkları gibi belirtiler ortaya çıkmaktadır. Bu tür belirtilerin herhangi biri kişide görülmesi durumunda AIDS hastalığının bulaşmış olma ihtimali üzerinde durulmalıdır. Aynı zamanda kaposi sarkomu ve bazı lenfomaların oluşumunda da HIV enfeksiyonundan şüphelenilmektedir. AIDS hastalığının kesin teşhisi için mutlaka anti- HIV, yani ELISA testi yapılması gerekmektedir.

AIDS hastalığının belirtileri ve birtakım klinik bulguları, bulaştıktan sonra ilerleyen zamanlarda farklı evreler görülmektedir. HIV enfeksiyonuna sahip olan bir kişide görülen kısa süreli şikayetler ilk başta çok dikkat çekmemektedir. Hatta bazen normal hastalık belirtilerinden ayırt edilemez hale gelmektedir. Bu durumda HIV testi yaptırmanız gerekmektedir. Birden fazla partnerle korunmasız bir şekilde cinsel ilişkiye girilmesi sonucunda bu belirtiler önem kazanmaktadır. Kısa süreli bir dönemde HIV enfeksiyonu bulaşmış olan kişilerde, iki ya da altı hafta gibi bir süre sonra, geçici grip ve ateşin olması gibi belirtiler ortaya çıkmaktadır. HIV enfeksiyonu bulaşmış olan kişilerde ortaya çıkan en belirgin belirtiler ise, yüksek ateş, boğaz ağrısı, deride döküntü ve aynı zamanda deride kızarıklıktır. Diğer belirtiler ise baş ağrısı, eklem ve kas ağrıları, halsizlik, gece terlemeleri ve bezelerin oluşması erken dönem içerisinde ortaya çıkmaktadır. HIV enfeksiyonu bulaşmış olan kişilerde bazen hiçbir belirti görülmemektedir, bazı belirtiler ise başka hastalıklarla karıştırılabilir. Bu belirtilerin sadece bir kişide ortaya çıkması HIV enfeksiyonu bulaştığını anlamına gelmemektedir. Belirtilerin ortaya çıkmaması da HIV ile enfekte olmadığı anlamına gelmemektedir. Korunmasız ve şüpheli bir cinsel temas sonucunda HIV enfeksiyonun bulaşıp bulaşmadığının kontrolünü yapmak için HIV testi yaptırmanız gerekmektedir. Erken tanı ve tedavi diğer hastalıklarda olduğu gibi HIV enfeksiyonunda da çok önemlidir.

AIDS Hastalığı Neden Olur?

HIV enfeksiyonu kan ve kan ürünleri, sperm ya da diğer cinsel sıvılar üzerinden farklı bir kişiye bulaşmaktadır. Aynı zamanda plasenta ya da anne sütü ile beslenen bebeğe süt yoluyla da bulaşabilir. HIV enfeksiyonu hapşırık, öksürük, öpmek ya da el teması ile bulaşma özelliğine sahip değildir. HIV enfeksiyonu çok hassas olma özelliğine sahiptir. İnsan vücudu dışında havada ya da suda uzun süre yaşayamaz. Bu nedenle HIV enfeksiyonun bir başkasına bulaşması için vücut sıvılarının doğrudan bir şekilde temas olması gerekmektedir. Genital herpes, frengi, bel soğukluğu ve klamidya gibi cinsel hastalıklarının, cinsel bölgelerde meydana gelmesine neden olan yaralar ve doku bozulmaları HIV enfeksiyonun bulaşma riskini tamamen arttırmaktadır. AIDS hastalığı birtakım nedenlerden dolayı ortaya çıkmaktadır. Bu nedenler ise,

Cinsel ilişki

AIDS hastalığının bulaşması anal, vajinal ya da oral seks şeklinde olmaktadır. Bu nedenle HIV enfeksiyonu öpüşme ya da el teması ile bulaşan bir hastalık değildir. Öpüşme şeklinde bulaşmamasının sebebi, tükürükteki HIV enfeksiyonunun oranın çok düşük olmasıdır. Dünyada kayıtlı olan milyonlarca AIDS hastalığı incelendiğinde sadece bir tanesi sadece öpüşme yolu ile bulaşmıştır. Öpüşme yolu ile bulaşan HIV enfeksiyonu, her iki tarafın da şiddetli bir şekilde diş eti kanaması sonucunda bulaşmıştır. Tükürükle bulaşma yerine sadece diş eti kanaması ile bulaşmıştır. Aynı zamanda korunmasız olarak gerçekleşen anal ilişki sırasında HIV enfeksiyonun bulaşma ihtimali korunmasız vajinal ilişkiden daha yüksek olmaktadır. HIV enfeksiyonun bulaşmasını önlemek için doğru bir prezervatif kullanmanız gerekmektedir. HIV enfeksiyonu aynı zamanda hem bir erkekten hem de bir kadından da bulaşabilmektedir. Herhangi bir cinsel hastalık ortaya çıktığında HIV enfeksiyonu bulaşma riski de daha fazla olmaktadır. HIV enfeksiyonun iki şekli bulunmaktadır. Tip 1 de erkekten kadına bulaşma ve Tip 2 de ise kadından erkeğe bulaşma ihtimali daha fazladır.

Kan nakli ve ortak şırınga kullanımı

HIV enfeksiyonun bir diğer kişiye şırıngaların ortak kullanımı sonucunda, damardan uyuşturucu bağımlısı olanlar arasında yayılma riski çok daha fazladır. Kanda yer alan HIV enfeksiyonu tespit etmede ve tedavisinde ısı ile yok etme yönteminin geliştirilmesinden önce enfeksiyon, kan nakli şeklinde de bulaşmaktadır. Önceki yıllarda birçok hemofili hastalıs bu nedenle enfeksiyona yakalandı. Sağlık alanında sürekli gelişen teknoloji ile birlikte artık kan nakli ile HIV enfeksiyonun bulaşma ihtimali oldukça düşüktür. Çok nadir durumlarda sağlık sektöründe çalışan bireylere enfekte olmuş iğnelerin batması sonucunda HIV enfeksiyonu bulaşma ihtimali bulunmaktadır.

Anne sütü ve plasenta

HIV enfeksiyonu anne sütü ya da plasenta ile bebeğe bulaşmaktadır. Doğuma yakın zamanlarda anneye ve aynı zamanda bebeğe tedavi amaçlı uygulanan antiretroviral ilaçlarla bebeğin HIV enfeksiyonuna yakalanma ihtimali yüzde bire kadar düşmektedir.

AIDS in Tedavisi

Her geçen gün sağlık alanında yeni gelişmeler ortaya çıkmaktadır ama buna rağmen AIDS hastalığının henüz bir tedavisi bulunmamıştır. Aynı zamanda bireyleri HIV enfeksiyonundan koruyacak herhangi bir aşı da bulunamamıştır. Bazı uzman doktorlar AIDS hastalığının tedavisinde birkaç ilacın birlikte kullanılması sonucunda hastanın biraz daha uzun ve rahat bir hayata sahip olmalarına yardımcı olmaktadır. AIDS hastalığının tedavisi için yaşam boyu mutlaka ilaç kullanılması ve hastanın tedavi altına alınması şarttır.

AIDS hastalığının bulaşmasını önlemek için cinsel ilişki sırasında mutlaka korunmak gerekmektedir. Bu hastalığa herkesin yakalanma ihtimali bulunmasından dolayı, cinsel ilişki sırasında mutlaka koruyucu kullanmak gerekmektedir. Prezervatif kullanılması AIDS hastalığının bulaşmasını önlemede önemli bir etkendir.

AIDS hastalığının bir diğer bulaşma yolu kan nakli olduğu için, AIDS testi yapılmamış olan kan asla bir başka kişi için kullanılmamalıdır. Sağlık personellerinin düzenli olarak her gün cerrahi malzemeleri ve cihazları sterilize etmeleri gerekmektedir. Bir kere kullanılan şırınganın bir kere daha kullanılması çok sakıncalıdır.

Aynı tabaktan yemek yeme ya da aynı çatal, kaşığı kullandığınız zaman HIV enfeksiyon bir başka kişiye bulaşmamaktadır. Ama yine de genel sağlık açısından bir başkasının tabağından yemek yemeniz gerekmektedir.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KONULAR
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ