Evinize Gelen En Sağlıklı Bilgiler!

Detaylı HIV – AIDS Rehberi: Belirtileri Neler? Nasıl Bulaşır?

AIDS hastalığı, HIV virüsü nedeniyle oluşan ve bağışıklık sisteminin çökmesine yol açan bir hastalıktır. AIDS, ”Aquired Immune Deficiency Syndrome” kelimelerinin kısaltmasıdır. Dilimizde ise AIDS kısaltmasının açılımı ise ”Edinilmiş Bağışıklık Eksikliği Sendromu” olarak geçer. Bu anlamları ile bakıldığında AIDS aslında bir hastalıktan çok, HIV virüsü nedeniyle ortaya çıkan ve bağışıklık sistemini tamamen etkileyen bir sendromdur. HIV enfeksiyonunun ileri evresinde AIDS ortaya çıkar. 

HIV Virüsü Nedir?

HIV testi

HIV, İnsan Bağışıklık Yetmezliği Virüsü olarak bilinen virüstür. HIV vücuda girdiği andan itibaren bağışıklık sistemi hücresi olan CD4’e tutunur. Ardından kendi genetik materyallerini hücreye bırakır. Bu hücre yardımı ile kendisini kopyalar ve anı zamanda tutunduğu hücreyi de parçalar. Bu sayede de daha fazla miktarda HIV kana karışır. Virüs zaman geçtikçe bağışıklık sistemini oluşturan hücrelere saldırmaya başlar. Akyuvarları hedefleyerek önce işlevlerini yitirmelerine, ardından da yok olmalarına neden olarak vücudu savunmaz bırakır. 

HIV Evreleri

kırmızı kurdele

#1.Bulaşma

HIV enfekte olunan döneme bulaşma adı verilir. Kişi bu dönemde virüsü almıştır. Genel olarak bir belirti ortaya çıkmaz. Belirtiler bir sonraki evrede kendisini gösterir.

#2.Birincil HIV Enfeksiyonu ( Akut HIV Enfeksiyonu )

Bazı vakalarda HIV vücuda girdikten sonra 4 hafta içinde ilk belirtiler oluşabilir. Yüksek ateş, lenf bezlerinde şişlik, deride döküntüler, kaslarda ağrı gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Kişi bu dönem içinde virüs bulaştırma safhasına da geçer. Klinik bulgular kısa süre içerisinde ortadan kaybolabilir.

Pencere dönemi olarak da adlandırılan bu dönemde HIV antikor testleri genelde negatif çıkar. P24 testinde viral yük pozitif olabilir.

#3.Serokonversiyon Dönemi

Bu dönemde artık HIV enfeksiyonu laboratuvar testleri ile tespit edilebilir. Tanı testlerinin tamamı kullanılabilir. Ancak yalancı pozitif ya da negatif sonuçlarının sağlamasını yapmak için testlerin belirli bir aralıktan sonra tekrar edilmesi şarttır. 

#4.Bulgusuz Dönem (Asemptomatik Dönem)

Bu süreç en uzun süren dönemdir. 10 yıla kadar uzayabilir ve HIV virüsü taşıyan bireylerde hiçbir belirti ortaya çıkmayabilir. Ancak virüs CD4 hücrelerini kullanarak kendini çoğaltmaya devam eder. Hala bulaştırıcılık dönemi sürmektedir.

Enfeksiyon tespit edilen kişilerin tedavilerine hemen başlanır. Tedavi alan kişilerin kanlarındaki virüs seviyesi minimuma iner ve sağlıklı bir yaşam sürmeye devam ederler.

#4.Erken Bulgulu Dönem (Erken Semptomatik Dönem)

Bu dönemde HIV enfekte olan kişilerde virüsten kaynaklı belirtiler görülür. Ancak belirtiler HIV şüphesini akla getirmeyebilir. Kilo kaybı, baş ağrısı, pamukçuk, uçuk, ishal gibi belirtiler ortaya çıkar. Genel olarak her biri başka bir rahatsızlık gibi görünen bu belirtilerin bir arada yaşanması da mümkündür. Bu evrede yapılan kan tahlillerinde HIV virüsü tespiti yapılabilir.

#5.Edinilmiş Bağışıklık Yetmezlik Sendromu / Geç Bulgulu Dönem (AIDS)

Daha önceki dönemlerde tanı konulmamış veya tanı konulmuş olsa da tedavi bırakılmış ise bağışıklık sistemi yetersizliği dönemine girilir. Belirtiler ise belirgin bir hale gelir. Bu dönem içerisinde HIV ile birlikte tetiklenen kanser türleri de ortaya çıkabilir. Tanının konulması ile birlikte tedaviye acil bir şekilde başlamak gerekir. AIDS dönemi içinde de tanı alan kişilerin tedavileri gayet başarılı sonuçlar vermekte, bu tedavi ile birlikte bulgusuz döneme geri dönüş sağlanabilmektedir.

#5.İleri Evre

Tanı almış olmasına rağmen tedavi görmeyen veya tanı alamamış bireyler için bu evreden bahsedilebilir. İleri evre, HIV enfeksiyonunun son evresidir. Kaslarda erime bu dönemde ortaya çıkar. Enfeksiyonun son dönemi olan bu evreye kadar tanı almamış kişilerde ölümle sonuçlanan vakalar görülür.

HIV Testi

HIV virüsü tespiti, basit bir kan tahlili ile yapılır. Elisa testi olarak da bilinen bu test, kan değerlerindeki virüse karşı ortaya çıkan antikorların seviyesini ölçer.

HIV virüsünün vücuda girmesinin ardından 3-8 hafta arasında antikorlar belirgin bir seviyeye ulaşır. Nadiren bu yükselme altı ayı bulabilir. Şüpheli durumlarda test bu nedenle tekrar yapılabilir.

Bu test sadece HIV tanısı için kullanılmaz. Kanda yükselen antikor değerlerini tespit edip farklı hastalıklarla alakalı fikir yürütmek için kullanıldığı durumlar da vardır.

HIV virüsü ve AIDS ile doğrudan bağlantı kurulması gerçekte yanlış bir bilgidir. Eğer test HIV tespiti için kullanılacaksa sonuçlar HIV Pozitif veya HIV Negatif olarak değerlendirilir. Pozitif değer kişinin vücudunda bu antikorların olduğunu gösterir. Aşağıdaki durumlarda HIV testi yapılması önerilir:

  • Korunmasız şüpheli cinsel ilişki sonrası
  • Damar içi ortak şırınga kullanımı
  • HIV pozitif partnerin olması
  • HIV virüsünün yüksek olduğu ülkelere seyahat sonrası

AIDS Nasıl Bulaşır?

dövme yapımı

AIDS hastalığına yol açan HIV virüsü farklı yollar ile bulaşabilir. Virüs insandan insana vücut salgıları ile bulaşırken HIV virüsü kan, sperm, vagina salgısı ve anne sütünde bulunur.

#1. Cinsel ilişki

HIV virüsü ile enfekte olan kişilerin çoğunun virüsü cinsel ilişki yoluyla aldığı bilinir. Virüs erkeklerde spermde, kadınlarda da vajina salgısında bulunur. Korunmasız cinsel ilişki virüsün bulaşmasının temel nedenidir. Tek bir ilişki bile HIV virüsü bulaşması için yeterlidir. Özellikle çok eşli bir cinsel yaşam süren kişilerin HIV virüsü kapma ihtimalleri daha fazladır.

#2. Kan nakli

Kan ve organ nakillerinin yapılma aşamalarında uygulanması gereken protokollerden bir tanesi de HIV testidir. Bu nedenle her iki yolla da AIDS bulaşma ihtimali çok düşüktür.

Ancak bunların yanında kan ile AIDS bulaşma yolları arasında enfekte olmuş kişinin kullandığı aletleri kullanmak vardır. Şırınga, iğne, dövme yaparken kullanılan aletler gibi insan vücuduna temas eden aletlerin ortaklaşa kullanımı ile HIV taşınabilir. Özellikle uyuşturucu bağımlılarının aynı şırıngayı kullanmaları HIV bulaşması için elverişli ortamı hazırlar.

#3. Anneden bebeğe aktarım

HIV pozitif olan annelerin bebeklerinin de HIV pozitif olma riskleri vardır. Virüs bebeğe plasenta yoluyla ya da anne sütü ile bulaşabilir. Gebelik sırasında HIV tespiti yapılırsa kullanılacak ilaçlar ile bebeğin HIV pozitif olma ihtimali yüzde bire kadar iner.

HIV Hangi Durumlarda Bulaşmaz?

HIV virüsünün nasıl bulaştığı ile alakalı doğru kabul edilen birçok yanlış bilgi mevcuttur. Örneğin öpüşme ile aids bulaşır mı sorusu oldukça merak ediliyor. HIV virüsü öpüşme ile bulaşmaz. Bunun dışında HIV virüsünün bulaşmadığı durumlar ise şunlardır:

  • Tükürük, ter, idrar, dışkı, gözyaşı
  • Öksürük ve aksırık
  • El ele tutuşma, tokalaşma, sarılma, kucaklaşma
  • Aynı kaptan yenilen yemekten, aynı bardaktan içilen içecekten
  • Ortak kullanılan telefonlardan
  • Tuvaletten ve duştan
  • Sivrisinelerden ve hayvanlardan

AIDS Belirtileri Nelerdir?

AIDS

HIV virüsü ile enfekte olan kişilerin AIDS aşamasına gelmeleri hemen olmaz. AIDS belirtileri ne zaman ortaya çıkar? Virüsün AIDS evresine geçmesi bir yıl da sürebilir, on yıl gibi uzun bir zamana da yayılabilir.

Belirtilerin ortaya çıkmasının ardından son aşamada AIDS testi yapılabilir. Peki AIDS testi nasıl yapılır? AIDS için özel bir test yoktur ve HIV virüsüne bakılarak test gerçekleştirilir.

#1. Yüksek ateş

AIDS hastalığının en önemli belirtisi düşmeyen, inatçı bir şekilde seyreden yüksek ateştir. Temelinde hiçbir hastalık olmamasına rağmen kişinin ateşi düşmez. Hastalarda yüksek ateş belirtisi yüzde doksanın üzerinde bir orandadır. Uzun ve tekrarlayan ateş durumunda kan tahlili ile HIV değerlerine bakılabilir.

#2. Cilt sorunları

AIDS’in ilk aşamalarında deri üzerinde döküntüler görülebilir. AIDS’in ciltteki belirtileri de en az yüksek ateş kadar sık görülür. Vücudun farklı bölümlerinde uçuk ya da AIDS yaraları oluşabilir. Deri dökülmelerinin ardından da tıpkı ateşte olduğu gibi ya da ateş ile birlikte gözlemlenirse, HIV testi yapılabilir.

#3. İshal, bulantı, kusma

AIDS hastalarında sindirim sistemi sorunları da görülmeye başlar. İshal, bulantı ve kusma semptomlarından her biri tek başına ortaya çıkabileceği gibi beraber de görülebilirler. Bu tür sorunların oluşması ile birlikte vücudun susuz kalmaması için özen göstermek gerekir.

#4. Kolay hastalanma

AIDS’e yol açan HIV virüsü doğrudan bağışıklık sistemine saldırır. Enfekte olan kişiler çok çabuk hastalanırlar ve hastalık evreleri virüs taşımayan bireylere göre daha uzun sürer. En küçük bir hastalığın bile iyileşme süresi beklenene göre daha fazla olur.

#5. Diğer Belirtiler

AIDS ile ilgili en çok merak edilen konulardan bir tanesi de kadınlarda AIDS belirtileri ile erkeklerde AIDS belirtileri arasında bir fark olup olmadığıdır. Belirtiler iki cinsiyet için de aynıdır. Yukarıda açıklanan belirtilere ek olarak diğer belirtiler ise şu şekilde sıralanabilir:

  • Uzun süren öksürük nöbetleri
  • Ağızda pamukçuk
  • Kilo kaybı
  • Eklemlerde ve kaslarda ağrı
  • Halsizlik

AIDS’ten Korunma Yolları

Prezervatif

HIV virüsü din, ırk, sosyoekonomik koşullar ve cinsel tercihlerden bağımsız olarak herkesi etkileyebilir. Bu nedenle herhangi bir birey için AIDS bulaşma ihtimali yüzde kaçtır sorusuna cevaben net bir verinin ortaya konması mümkün değildir. Alınacak önlemler ile virüsün bulaşması engellenebilir. Bütün korunma önlemleri alındıktan sonra AIDS kolayca bulaşabilir mi konusunun da önemi kalmaz.

#1. Cinsel Korunma

HIV virüsünün yoğun olarak cinsel yolla bulaştığı bilindiği için yapılan çalışmaların büyük bir kısmı cinsel bilinçlenmeyi kapsar. Cinsel ilişki sırasında prezervatif kullanmak, tek eşliliğin sağlanması, çok eşli cinsel yaşamdan kaçınmak, birden fazla partneri olan kişiler ile cinsel ilişkiden kaçınmak korunma yolları arasında bulunur.

Güvenli bir cinsel yaşam kurarak HIV virüsünün bulaşma ihtimaline karşı büyük ölçüde önlem alınabilir. Cinsel ilişkinin güvenli olduğu düşünüldüğü durumlarda bile kondom kullanılması tavsiye edilir. 

#2. Kan Yoluyla Bulaşmanın Engellenmesi 

Öncelikle nakil yapılacak kanın mutlaka teste tabi tutulmuş olması gerekir. Bunun dışında enjektör, diş hekimliği aletleri, jiletler, makaslar, tıbbi araç ve gereçler ile dövme, piercing malzemelerinin her kullanım öncesi sterilize edilmesi şarttır. Mümkünse bu aletlerin tamamının tek kullanımlık olanlardan seçilmesi gerekir.

Tıp çalışanlarının yaralarını bant ile kapatmaları HIV bulaşma ihtimali olan araç ve gereçlerle temaslarını kesmeleri açısından önem taşır.

#3. Anneden Bebeğe Bulaşmanın Önüne Geçme

HIV pozitif olan anne adayının gebeliği süresince bebeğe HIV geçmesini önleyen ilaçları kullanması gerekir. Gebelik taramaları sırasında HIV testi de yapılır. Eğer HIV pozitif tespit edilirse özel bir tedaviye başlanır. Planlanan tedavi gebelik döneminde, doğum sırasında ve doğum sonrasında da sürdürülür. Doğum sezaryen ile yapılır. Ayrıca bebek için de tedavi uygulanır.

Anne sütü ile de HIV bulaşması söz konusu olacağı için annenin bebeğini emzirmeden mama ile beslemesi tavsiye edilir.

#4. HIV pozitif baba, HIV negatif anne

HIV pozitif bir baba ile HIV negatif bir annenin çocuk yapabilmesi için öncelikle babaya gerekli tedavi uygulanır. Babadan alınan sperm önce laboratuvar ortamında HIV virüsünden arındırılır. Daha sonra anneden alınan yumurta ile döllenme sağlanır ve anne rahminde döllenen embriyo yerleştirilir. Bu şekilde HIV pozitif erkeklerin de sağlıklı bir bebek sahibi olmaları sağlanır.

AIDS Öldürür mü?

HIV virüsünün tespit edilmesinin ardından gerekli tedavi uygulanmaya başlandığı takdirde kişinin sağlıklı bir yaşam sürmesi mümkündür. Ancak tedavinin yarım bırakılmasının ardından veya hiç tedaviye başlanmaması ile birlikte yaşamsal tehlike başlar. Enfeksiyonun son evresine kadar tedavi almamış bireylerde ölüm söz konusu olabilir.

Günümüzde AIDS, ilk ortaya çıktığı anki kadar tehlikeli bir sendrom olmaktan çıkmıştır. Yapılan çalışmalar ile hem virüsün yayılmasının önüne geçilmiş hem de hastaların yaşam kaliteleri artırılmış ve yaşam süreleri uzatılmıştır.

AIDS vakalarında ölümler bir başka hastalık nedeniyle ortaya çıkar. Vücudun düşen bağışıklık sistemi hastalık ile savaşamaz ve yenik düşer. Bu da ölüme yol açar. AIDS hastalarının ölüm ve yaşam süresini etkileyen birçok faktör bulunmaktadır.

AIDS Tedavisi

HIV AIDS

HIV virüsünü vücuttan tam olarak atan bir tedavi biçimi henüz geliştirilmemiştir. Buna rağmen virüsün etkilerini hafifleten ve virüsü taşıyan kişinin sağlıklı bir yaşam sürmesini sağlayan tedaviler uygulanmaktadır. Amaç virüsü baskı altına alarak hastalık oluşumunu ve AIDS evresine geçişi engellemektir. Bütün bu çalışmalar sonrasında AIDS tedavisi mümkün mü? Erken dönemde teşhis edilen vakalarda tedavi başarılı sonuçlar vermektedir. 

#1. İlaç tedavisi 

AIDS tedavisinde kullanılan ilk ilaç 1987 yılında onay almıştır. 1995 yılında ise bu ilaca yenileri eklenmiş ve tedavi yöntemleri güçlendirilmiştir. İlaç tedavisine karar verilirken hastanın genel durumuna bakılır. HIV ile birlikte ortaya çıkmış başka hastalıklar varsa değerlendirmeye bunlar da alınır. Hastanın takibi yapılarak tedavi süreci değerlendirilir.

İlaçların düzenli olarak kullanılması tedavinin başarısını etkileyen faktörlerden bir tanesidir. Tedaviye erken başlanması en önemli faktördür. İlaçlarını düzenli olarak kullanan kişilerin yaşam süreleri, sağlıklı bireylerin yaşam süreleri ile neredeyse aynı süreye yaklaşmıştır.

#2. Sağlıklı yaşam

AIDS tedavisinin bir parçası da dengeli beslenmek ve sağlıklı yaşamaktır. HIV pozitif olmayan bireyler için bile sağlıklı yaşam önemliyken, HIV pozitif kişiler için bu daha da önemli bir noktada durur.

Vücudun ihtiyaç duyduğu bütün besin grupları dengeli bir şekilde alınmalıdır. Bu konuda HIV pozitif kişiler doktorlarından ya da bir diyetisyenden yardım alabilir. Ayrıca HIV pozitif kişilerin besin hijyenine daha fazla dikkat etmeleri de önemlidir.

Faydalandığımız Kaynaklar:

Kaynak 1 

Kaynak 2

Kaynak 3 

Kaynak 4

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.