Ana sayfa Cilt Sağlığı Cilt Bakımı ve Güzellik Anestezi Nedir, Çeşitleri Nelerdir?

Anestezi Nedir, Çeşitleri Nelerdir?

515
0
PAYLAŞ

Anestezi Nedir?

Sözlük anlamı; “canlı vücudunun tümünde veya bir bölgesinde ağrı, ısı, ışık ve dokunma gibi tüm duyuların ortadan kaldırılması, duyu yitimi” olan anestezi, insanoğlunun ağrıyla mücadelesinin bir yolu olarak yüzyıllardır var olmuştur. Her şeyin çaresini doğadan başka arayacak yeri olmayan insan, ağrıyla mücadelede de doğadan yardım almıştır. Günümüzde geleneksel olarak hala yaygın olarak kullanılan bazı bitkilerin anestezik etkileri 2500 yıl önce keşfedilmiştir. Adamotu, banotu, haşhaş, lotus gibi bitkiler ağrıların giderilmesi ve uykusuzluk sorunu için çok eski çağlardan beri kullanılırlar. Roma İmparatorluğu zamanında kullanılan ağrı giderici ve uyku verici pek çok uygulama, günümüzde kullanılan anestezi yöntemlerinin temelini oluşturur.

Yıllar geçtikçe ve bilimsel alanda yeni keşifler yapıldıkça, gözleme dayanan uygulamaların bilimsel temellere dayandırılması da mümkün olmuştur. Örneğin ilk çağlarda kullanılan boğma yöntemi, bugün biliyoruz ki oksijen yetersizliğine bağlı olarak geçici bilinç kaybına sebep olur. Tıp ve kimya alanındaki ilerlemeler, insanda dolaşım ve solunum sistemleriyle doğadaki gazların keşfi anestezi yöntemlerinde de yeni buluşlara yol açmıştır. 1700’lü yıllarda Avrupa’da azot protoksit inhalasyonu ve eter, küçük operasyonlarda kullanılmaya başlamıştır. Gazların solunun yoluyla alınmasına dayanan bu yöntemlerinin yıllar içinde geliştirilerek, anestezi bileşenlerinin damar yoluyla verilmesi demek olan intravenöz anestezinin ortaya çıktığını görürüz. Ülkemizde 1956 yılından itibaren uzmanlık dalı olarak kabul edilen anesteziyoloji, değişik kimyasal maddelerle vücudun işlevlerini baskılayarak, hastanın özellikle ameliyat sırasında ağrı-acı hissetmesini engellemeyi hedef alan tıbbi bir bilim dalıdır.

Anestezi Çeşitleri Nelerdir?

1. Genel Anestezi

Oksijenle birlikte solunum yoluyla ya da damardan enjeksiyon yoluyla verilen çeşitli ilaçlar sayesinde hasta, bilincini tamamen kaybetmiştir. Her hastanın durumuna ve alacağı tedaviye bağlı olarak, kişiye özel, çok değişik ilaçlar kullanılır. En çok kullanılan anestezi yöntemi olmakla birlikte, hastaları en çok korkutan yöntemdir aynı zamanda. Günümüzde genel anestezi solunum yoluyla verilen gazlar ile uygulanmaz. Çağdaş anestezi uygulamalarında hasta, damardan enjekte edilen ilaçlar ile uyutulur. Anestezi işlemi hastanın uyumasıyla bitmez elbette. Operasyon boyunca hasta anestezi cihazına bağlıdır ve operasyon anestezi uzmanının kontrolü altında sürdürülür. Damardan sıvı anestezik ilaçlar verilirken, göğüs üzerine yerleştirilen transdüser yardımı ile sürekli olarak kalp elektrosu çekilir ve monitörde izlenir. Bir taraftan da diğer kola bağlanan tansiyon aleti tansiyon ve parmak ucuna bağlanan bir cihazla hastanın kanındaki oksijen miktarı ölçülür. Operasyon sırasında hastanın solunumu tamamen anestezi uzmanının kontrolü altındadır. Bu kontrol, hastanın soluk borusuna yerleştirilen, endotrakeal tüp adı verilen küçük bir hortum
vasıtasıyla sağlanır. Bu işleme entübasyon adı verilir.

Operasyon boyunca hastaya oksijen ve anesteziyi sağlayan gazlar solutulmaya devam edilir. Bundan sonra ameliyatın gidişatına göre hastanın ihtiyacı olan ilaçlar, anestezi uzmanı ve teknisyenler tarafından verilmeye devam edilir. Ameliyat bittiğinde ise anestezi uzmanının hastayı uyandırma görevi başlar. Anestezik ilaçlar kesilir, bunların etkisini ortadan kaldıracak ilaçlar verilmeye başlanır.
Hasta kısa bir sürede kendi kendine soluk alıp vermeye başlar, endotrakeal tüp çıkarılır. Hastanın refleksleri geri gelir, bilinci açılmaya başlar. Hasta tamamen kendine gelinceye, uyaranlara gereken cevapları verinceye kadar takip edilir. Hastaların genel anesteziden tedirgin olmalarının bir sebebi, ameliyatın ortasında ilaçların etkisinin geçmesi ve acı hissetmektir. Oysa yukarıda bahsettiğimiz gibi, anestezi ameliyat boyunca uzman tarafından takip edildiği için bu mümkün değildir. Ameliyattan sonra ayılırken ağrı hissetmemeleri için, ameliyatın bitimine doğru hastalara ağrı kesici ilaçlar verilir. Bazen bu ilaçlar, hastaların geç uyanmalarına sebep olabilirler. Bu yüzden bazı anestezi uzmanları, hasta tamamen uyandıktan sonra ağrı kesici vermeyi tercih ederler.

2. Bölgesel Anestezi

Vücudun bir kısmına ait duyunun bloke edilmesidir. Operasyon sırasında hastanın bilinci açıktır ama ağrı-acı hissetmez. İğne yapılarak ameliyatın yapılacağı bölüm uyuşturulur. Uygulandığı bölgeye göre;

a. Spinal Anestezi: Vücudun belden aşağısını uyuşturmak için, omurilik sıvısı içine lokal anestezi ilaçlarının enjekte edilmesidir. Hastanın bilinci yerindedir ama belden aşağısını hissetmez. Sezaryen doğumlarda çok tercih edilir. Etkisini çok çabuk gösterir ve kullanılan anestezi ilacına göre 1 ila 4 saat arasında etkisini devam ettirir. Bazı hastalar ameliyattan sonra birkaç gün devam eden baş ağrılarından şikayet ederler. Bol sıvı alımıyla bu şikayetin önüne geçmek mümkündür.

b. Epidural Anestezi: Spinal anestezi gibi belden yapılan bir iğneyle ve yine vücudun belden aşağısında kalan kısmını uyuşturmak için yapılır. Spinal anesteziden farklı olarak, beyin omurilik sıvısının içine değil, omurilik boşluğunun etrafındaki “dura” denen zarların arasına verilir. Spinal anesteziden daha zor bir tekniği vardır ve çok daha deneyimli uzmanlar tarafından uygulanması gerekir. Spinal anesteziye oranla daha fazla lokal anestezik madde kullanılır. Uzun süreceği anlaşılan operasyonlarda kateter kullanılarak arka arkaya bir kaç doz verilebilir.

c. Sinir Bloğu: Sadece operasyon yapılacak olan bölgede duyular bloke edilir. Özellikle kol ve bacak cerrahisinde tercih edilen bu yöntemle, bölgeye giden sinir uyuşturulur. Etkisini göstermesi 15-20 dakika sürer. Bu sürenin sonunda kol ya da bacak tamamen uyuşur. Hastanın bilinci yerindedir ve solunumu da yapılan işlemden etkilenmez.

3. Lokal Anestezi

Küçük cerrahi müdahalelerde sadece girişimin yapıldığı bölümün uyuşturulması için yapılır. Anestetik madde operasyonun yapılacağı bölgenin etrafına enjekte edilir enjekte, böylece buradaki sinir alanları uyuşturulur. Lokal anestetik madde 3-5 dakika içinde etkisini gösterir. Diş çekimlerinde, kesilerin dikilmesi sırasında, küçük alanlarda etkili iltihapların temizlenmesinde bu yöntem kullanılır. Anesteziyi, operasyonu yapacak olan doktor da yapabilir. Fakat yapılacak işlem, hayati fonksiyonların takip edilmesini gerektiren bir işlemse ya da hastanın sakinleştirilmesi gereken bir durum varsa, anestezi doktorunun da hazır bulunması yerinde olur. Etkisi diğer anestezi yöntemlerine göre daha kısa sürelidir. Sprey ya da krem formunda olanları da, enjeksiyon korkusu olanlarda ya da çocuklarda yaygın olarak kullanılır. Bu şekilde yüzeysel olarak uyuşturulan bölgeye enjeksiyon yapıldığında acı hissedilmez. Sprey şeklinde olan lokal anestetikler ayrıca endoskopi ya da bronkoskopi sırasında boğazın uyuşması için de kullanılır.

Anestezi Çeşidine Nasıl Karar Verilir?

Anestezi, tıbbın çok geniş kapsamlı bir dalıdır. Tıp eğitimi aldıktan sonra, Anesteziyoloji ve Reanimasyon alanında uzmanlık eğitimi alan hekimler tarafından uygulanır. İsminden de anlaşılacağı gibi anestezistler, sadece hastaların ameliyat sırasında uyumasını sağlamazlar, ameliyat bittiğinde uyanmasını da sağlarlar. Bunun yanı sıra herhangi bir sebepten yaşam fonksiyonlarını yitiren kişilerin hayatta kalmasını sağlamak ve sebep ortadan kalkıncaya kadar temel yaşam desteği vermek de anestezi uzmanlarının görevidir. Anestezinin temelinde ağrıyla ve acıyla mücadele vardır. Anestezi uzmanları da cerrahi müdahaleler sırasında hastanın ağrılarını ortadan kaldırmakta deneyim sahibi olduklarından, artık modern tıbbın bir dalı olan algoloji (ağrı) alanında da aktif ve öncelikli görev üstlenmişlerdir. Ağrı kontrolü ve yeniden canlandırma (reanimasyon) konularında uzmanlaşmış olan anestezi uzmanları, kime hangi anestezi çeşidinin uygulanacağı konusunda da en yetkili kişilerdir. Hastaya uygulanacak işlemin çeşidi, hastanın yaşı, genel sağlık durumu ve tabi hastanın da tercihlerini göz önünde bulundurarak bir değerlendirme yapar ve hangi yöntemi kullanacağına karar verir.

Tıptaki tüm gelişmelere rağmen en basitinden en karmaşığına kadar, her operasyon kendi içinde bir risk taşır. Bu risklerin bazıları, anesteziye bağlı olarak tanımlanmıştır ama çok ender olarak görülürler. Gerek iyi eğitim almış anestezi uzmanlarının sayılarındaki artış ve gerekse kullanılan teknolojik cihazlar ve daha az yan etkisi olan ilaçlar sayesinde, anesteziye bağlı komplikasyonlar her geçen gün daha da azalmaktadır. Anesteziye bağlı riskler genellikle yaşlılığa bağlı olarak ortaya çıkar.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here