Ana sayfa Genel Sağlık Ankilozan Spondilit Nedir? Belirtileri Nelerdir? Tedavisi Nasıl Yapılır?

Ankilozan Spondilit Nedir? Belirtileri Nelerdir? Tedavisi Nasıl Yapılır?

9
0
PAYLAŞ

Ankilozan spondilit, bir tür eklem iltihabıdır ve iltihaplı romatizma olarak sınıflandırılır. Genellikle eklemlerde, sırt ve pelviste görülen bir hastalıktır. Şişlik, ağrı ve sertliğe yol açar. Hastalığın yol açtığı bu rahatsızlıklar özellikle omur ile pelvisin birleştiği eklemde yoğunlaşır. Daha sonraki evrede ise diğer eklemleri de etkileyerek iltihabın yayılmasına sebep olur. Eklemlerdeki iltihaplanma uzun sürelidir.

Ankilozan spondilit kimlerde görülür diye düşünüldüğünde:

  • Erkeklerde kadınlara oranla 3 kat daha yaygın olduğu kanıtlanmıştır.
  • Hastalık genellikle 20-40 yaş aralığında ortaya çıkar.
  • Hastalığın ilk belirtisi, omur ve pelvis bölgesindeki yoğun ağrı ile sertlik hissidir. Bu durum uyurken ve sabahları daha çok görülür. Ağrı ile sertlik zaman içinde omurun diğer bölgelerine de yayılarak hareket özgürlüğünü kısıtlar, göğüs kafesinin sertleşmesine neden olur.
  • İltihap yoğunlaştığı için zaman geçtikçe hastalığın verdiği rahatsızlık artış gösterir.

Ankilozan Spondilit Nedir?

Ankilozan spondilit:

  • Omurganın hareket etmesini sınırlayan iltihaplı bir romatizma hastalığıdır.
  • Ankilozan eklemlerin birleşerek hareket yeteneğini kaybetmesi demektir. Spondilit ise omurgadaki iltihap anlamına gelir.
  • Bu hastalık esasen omurgayı etkiler. Omurganın esnekçe hareket etmesini sağlayan bağların kemikleşmesine yol açar. Bu nedenle kişi omurgası alçıya alınmış gibi hisseder.
  • Bel ve boynunu hareket ettiremez. Kamburlaşır. Hastalığın ilerleyen evrelerinde boyun hiç hareket edemediğinden görüş alanı daralır, baş çevrilemez.
  • Omurganın ardından eklemlere, kiriş ve kasların kemiklere bağlandığı bölüm olan tendonlara da iltihap yayılır. Hastalığın diğer organlara etkisi düşünüldüğünde seyrek de olsa göz, akciğer ve kalpte de ankilozan spondilitin görüldüğü tespit edilmiştir.
  • Ankilozan spondilit görülme sıklığı ise her yüz kişiden birinde rastlandığı yönündedir.

Ankilozan spondilitin etkilediği omurga 24 omur ve bu omurlar arasında yer alan 110 adet eklemden meydana gelir. Boyun, sırt ve bel omuru olmak üzere omurga 3 ayrı kısımdır. omurganın en hareketli bölümü boyun omurlarıdır. Söz konusu 3 bölümde görülen iltihaplanma eklemlere kadar yayılarak tüm vücudu etkisi altına alır.

İtihaplanmanın temel sebebi vücudun mikroorganizmalar tarafından oluşan tahrişe karşı önlem almasıdır. Bu süreçte tahriş olmuş hücrelerden çıkan maddeler damarlardan dokulara sıvı sızmasına sebep olur. Dokulara sızan sıvıya müdahale etmek adına vücut ilgili bölgeye beyaz kan hücrelerini gönderir. Bu süreçte omurga ile eklemlerde ağrı, yanma ve sertlik meydana gelerek hastalığın başlangıcını oluşturur.

İltihap seviyesi arttıkça:

  • Eklemlerin esnekliği kaybolur ve kemiksi bir yapı meydana gelir.
  • Hastalığın ilerleyen evresinde de omurgayla eklemler birbirine kaynayarak hareket kabiliyetini durdurur.

Ankilozan Spondilit Nedenleri Nelerdir?

Ankilozan spondilitin nedeni tam olarak bilinmemektedir.

Ancak:

  • Bu hastalığa yakalanan kişilerin %96’sında HLA-B27 olarak adlandırılan bir genin bulunduğu ortaya çıkmıştır.
  • Söz konusu gen nedeniyle bağışıklık sisteminin omurga ve eklemlere saldırdığı görülmüştür.
  • HLA-B27 adlı gene Türkiye’deki ankilozan spondilit hastalarının %80’inde rastlanır.
  • Birinci dereceden akrabasında ankilozan spondilit bulunan bir kişide bu hastalığın görülme olasılığı yaklaşık olarak %20’dir.
  • İkinci dereceden bir akrabada dahi bu hastalık varsa kişi risk grubu içinde yer alır. Bu yüzden genetik faktörler önem taşır.

Ankilozan spondilit nasıl oluşur sorusu, bağışıklık sisteminin vücudun kendi dokusunu tanımaması sonucu dokulara saldırması olarak açıklanabilir. Bağışıklık sistemi doku ve organları kabul etmeyerek mücadele içine girer.

HLA-B27 genini taşımanın yanı sıra:

  • Bazı hallerde şiddetli ishal ve uzun süreli idrar yolu enfeksiyonunun da ankilozan spondiliti tetiklediği görülmektedir. Yine de bu hastalığın nedeni tam olarak tespit edilememiştir.
  • Hastalığa yol açan etmenler tam olarak tespit edilemediğinden çoğunlukla bel fıtığı ve fibromiyalji olarak adlandırılan kas romatizmasıyla karıştırılır.

Ankilozan Spondilit Belirtileri Nelerdir?

Ankilozan spondilit belirtileri 20-40 yaş aralığındaki dönemde ortaya çıkar. Bu belirtilerin bazı hallerde çocuklukta da ortaya çıktığı görülür. Belirtilerin yaygın olarak 20’li yaşların başında ortaya çıkmasına rağmen bu durum kadınlarda 30’lu yaşların başına kadar gecikebilir. Ankilozan spondilite tamamen son veren bir tedavi henüz geliştirilememiştir. Bununla birlikte belirtilerin net olarak tespit edilmesi sayesinde hastalığın yol açtığı sıkıntı ve hareket kısıtlılığının düzeyi hafifletilebilir.

Öte yandan:

  • Ankilozan spondilitin ilk belirtisi sabahları uyandıktan sonra veya uzun süreli hareketsizliğin ardından belden aşağıda ortaya çıkan şiddetli ağrıyla beraber meydana gelen tutukluk hissidir. Bu belirti ilk başlarda yoğun olmasa da zamanla şiddetlenir ve düzensiz bir seyirde ortaya çıkabilir. Bazı dönemlerde ağrı ve tutukluk hissi yoğunken bazı dönemlerde önemsenmeyecek kadar hafif olabilir.
  • Sol kalçadan başlayarak yayılan şiddetli kalça ağrısı görülür.
  • Kaburgada hassasiyet, göğüs kafesinde sertlik ve daralma hissiyle birlikte derin nefes almada zorluk oluşur.
  • Ankilozan spondilitte topuk ağrısı hastalığın benzer romatizmal rahatsızlıklardan ayrışmasını sağlayan önemli bir belirtidir.
  • Uzun süreli ve şiddetli karın ağrısı görülebilir.
  • Gözlerde kızarıklık, kısılma ve ağrı meydana gelir.
  • Aşırı kilo kaybı ve uzun süren kronik ishal ankilozan spondilitin tetikleyici belirtilerindendir.

Eğer:

  • Kişi 40 yaşından genç ise ve istirahat halindeyken bel, kalça ağrısı çekiyorsa,
  • Hareket etmeye başladığında tutukluk, uyuşma görülüyorsa,
  • Omurgasındaki sertlik nedeniyle hareket etmesinde kısıtlanma varsa ankilozan spondilit şüphesiyle mutlaka bir romatoloji uzmanına başvurması gerekir.

Ankilozan Spondilit Tanısı Nasıl Konur?

tanı

Ankilozan spondilit hastalığının tespit edilebilmesi için bir romatoloji uzmanına başvurulması gerekir.

Uzman tarafından:

  • Bel ve boyun bölgesindeki ağrı ile birlikte diğer yakınmalar ve ailedeki genlerle taşınan hastalıkların geçmişi sorgulanır.
  • Ayrıca tüm organ ve eklemlerin incelendiği sistemik bir muayene uygulanır.
  • Boyun ve bel hareket açıklığı incelenir. Hastanın derin nefes alıp vermede zorluk çekip çekmediğinin anlaşılabilmesi için göğüs kafesinin çapındaki değişim kontrol edilir.
  • Doktor kalça ve vücuttaki belirli noktalara basınç uygulayarak hastada oluşan ağrı hissinin derecesini anlamaya çalışır.
  • Hastanın bacaklarını hareket ettirmesi istenir ve hareket kabiliyeti gözlemlenir.
  • Tanı koyma sürecinde doktor tarafından görüntülenme testleri le laboratuvar testleri talep edilir.

Görüntüleme testleri:

  • Direkt filmler ve manyetik rezonans görüntüleme ile hastalığın seviyesi belirlenir. Direkt film sayesinde eklem ile kemiklerin görüntüsü elde edilir.
  • Hastalığın başlangıç aşamasında direkt filmde kemiklerin görüntüsü normal olabilir. Radyo dalgaları kullanılarak manyetik rezonans görüntüleme (MRI) ile tomografiden daha hassas bir görüntü elde edilir.
  • Tomografi, hastanın daha az radyasyona maruz kalması ve kemiklerin daha net görüntüsünün elde edilmesi sebebiyle daha çok tercih edilir.
  • Ankilozan spondilitin erken dönemki tanısında MRI çoğunlukla tercih edilir.

Laboratuvar testleri: 

  • Ankilozan spondilitin tespitini sağlayacak özel bir laboratuvar testi bulunmamaktadır. Bu sebeple vücuttaki iltihap seviyesini gösteren bazı kan testlerinden yardım alınır.
  • Bu testler arasında eritrosit sedimantasyon hızı ve C-reaktif protein (CRP) gibi kan testlerine başvurulur.
  • Buna ek olarak hastanın HLA-B27 adlı geni taşıyıp taşımadığı da kontrol edilir. Bu geni taşıyan her kişide ankilozan spondilit görülmeyebilir.

Ankilozan Spondilit Nasıl Tedavi Edilir?

Ankilozan spondilit hastalığının tedavisi hastalığın evresi, hastalıktan etkilenen bölgeler ve vücudun gördüğü hasarlar göz önünde bulundurularak belirlenir. Vücutta kalıcı bir hasar oluşumunun önüne geçebilmek adına erken teşhis ve tedavi oldukça önemlidir.

Hastaya uygulanan tedavinin amaçları ise şu şekildedir: 

  • Hastanın çektiği ağrının şiddetini azaltmak
  • Uyuşukluk, tutukluk hissinin hafifletilmesi
  • Hareket kabiliyeti kısıtlanan hastaya rahatlatıcı çözümler geliştirilmesi
  • Omurgadaki deformasyon ve hastalığa bağlı olarak gelişen komplikasyonların engellemesi
  • Omurgada kalıcı hasar oluşumun önlenmesi

Tedavi sürecinde alınması gereken önlemler, uygulanması gereken fizik tedavi ve egzersizler, kullanılacak olan ilaçlar ise şu şekildedir:

1. Günlük yaşantıda alınması gereken önlemler

Ankilozan spondilit hastaları omurga sakatlıkları açısından risk altındadır. Bu yüzden düşüp yara almayı engelleyecek basit önlemlerin alınmasında yarar vardır.

  • Banyoda tutunma yerlerinin olması,
  • Kayıp düşmeye sebep olacak paspas gibi eşyaların kullanılmaması,
  • Evde aydınlatmanın iyi olması hastanın düşüp sakatlanma riskini azaltır.

Bunun yanı sıra hastaların dikkat etmesi gereken durumlar aşağıdaki gibidir:

  • Ayrıca kişinin hareketlerini düzensizleştiren uyku verici ilaçların kullanımında dikkatli olunması gerekir.
  • Alkol tüketilmemeli, düşmeye, darbe alıp sakatlanmaya yol açabilecek fiziksel aktivitelerden uzak durulmalıdır.
  • Hasta fazla ağırlık kaldırmamalı omurgasını zorlamamalıdır.
  • Yolculuk esnasındaki ani hareketlerden omurganın etkilenmemesi için hasta mutlaka emniyet kemeri kullanmalıdır.
  • Nefes darlığının artmaması için ankilozan spondilit hastalarının sigara kullanması yasaktır. Hastalık sebebiyle göğüs kafesi yeterince esneyemediği için akciğerlere yeterli miktarda temiz hava girişi olmaz. Buna bağlı olarak sigara kullanımının da etkisiyle amfizem başta olmak üzere diğer ciddi risk teşkil eden akciğer hastalıkları da görülebilir. Bu yüzden sigara kullanımı kesinlikle yasaktır.
  • Hastanın kullandığı yastık ve yatak omurganın şeklini alan ergonomik yapıda olmalıdır.
  • Ankilozan spondilit hastası olan kişinin Omega 3 ve D vitamini desteği alması da doktorlar tarafından tedavi sürecinde dikkat edilmesi önerilen unsurlardandır.

2. Fizik tedavi sürecinde yapılması gereken egzersizler

Fizik tedavi ve egzersiz, hastalığın tedavisinde oldukça önemlidir. Hastanın doğru bir vücut postürüne sahip olmasını ve omurganın hareketliliğini sağlaması yönünden tedaviye yardımcıdır. Egzersiz, ankilozan spondilit hastalarının tedavisinde mutlaka yer alması gereken bir unsurdur.

  • Hastanın duruş ve esnekliğinin korunması için eklem açma ile germe egzersizleri yapılır.
  • Sırt ve bel bölgesi için germe, göğüs kafesinin esnekliğin artması, akciğerlerin kapasitesinin korunması amacıyla da solunum egzersizleri yapılır.
  • Yüzme, pilates ve yoga gibi hafif sporlar hastalara sıklıkla önerilir.
  • Fizik tedavi uzmanı eşliğinde hastaya günlük yapması gereken egzersizler öğretilerek bunların hastanın günlük hayatının bir parçası olması sağlanır.

3. İlaçla tedavi süreci

Vücuttaki iltihabı azaltmak, hastanın yaşam kalitesinin artırmak ve rahatsızlığın ilerlemesini önlemek amacıyla ilaçla tedavi uygulanabilir.

Hastalığın tedavisi için kullanılan ilaçlar arasında:

  • Steroid içermeyen iltihap giderici ilaçlar (SOİG) ve
  • Tümör nekroze edici faktörleri bloke eden anti-TNF ile steroidler sayılabilir.

Steroid olmayan iltihap giderici ilaçlar (SOİG) ağrının kontrol altında tutulması ve sabah uyuşukluğunun azaltılması için hastalığın başından itibaren her evresinde yoğun olarak kullanılır. Bu ilaçlar arasında indometazin, diklofenak ve naproksen sayılabilir. Bu ilaçlar mutlaka mide koruyucu ilaçlarla birlikte tüketilmelidir.

Steroid olmayan iltihap gidericilerin yeterli gelmediği durumlarda:

  • Tümör nekroze edici faktör blokerleri olarak adlandırılan anti-TNF kullanımına başlanır.
  • Oldukça etkili olan ve hastanın yaşam kalitesini önemli ölçüde iyileştiren ilaçlardır. Bu ilaçlar vücuda damar yoluyla alınır. İnflizimab, etarnercept, adalimumab, certolizumab pegol ve golimumabvar anti-TNF ilaçlardandır.
  • Bu ilaçların tüberküloz, enfeksiyon yatkınlığı gibi ciddi yan etkilerinin bulunması sebebiyle kullanım süresi boyunca doktorun yakın takibi gereklidir.
  • Diğer ilaçlara cevap alınmazsa eklem iltihaplarının geçirilmesi için kortizon enjeksiyonuna başvurulur. İğne ile hastaya steroid enjekte edilebilir.

4. Ameliyatla tedavi

Şiddetli ve uzun süreli kalça, omurga ağrısı olan hastalar için ankilozan spondilit ameliyat tedavisi yerinde bir iyileştirme yöntemidir.

  • Kalça ve omurga cerrahisi sayesinde hastanın hareket kısıtlılığı hafifletilebilir. Kalça hareketlerinin durduğu ileri dereceli vakalarda kalça protezi tercih edilebilir.
  • Omurların birleştiği ve hareketsizleştiği hallerde ise omurga cerrahisine başvurulur.

Ankilozan Spondilitin Diğer Organlara Etkisi Nelerdir?

eklem ve omurga

Ankilozan spondilit sistemik bir rahatsızlıktır. Eklem ve omurga haricinde vücudun diğer organlarını da etkileyebilir. Çoğunlukla göz etkilenirken seyrek olarak da kalp, akciğer, böbrek ve sinir sisteminin de olumsuz etkilendiği görülür.

Göz:

  • Ankilozan spondilit gözde iltihaplanmaya yol açar.
  • Gözde yol açtığı hasarın ilk belirtisi ise görmede bulanıklık oluşmasıdır.
  • Ayrıca gözde ağrı, kızarıklık, ışığa duyarlılık diğer belirtiler arasındadır.
  • İltihabın tekrarlaması halinde gözde görme yeteneğinin kaybolma riski bulunur.

Kalp:

  • Bazı durumlarda kalp hafif seviyede etkilenebilir.
  • Kalp kapaklarında ve iletim sisteminde bozukluk oluşabilir.
  • Çok nadiren rastlanır.

Akciğer:

  • Ankilozan spondilite bağlı olarak göğüs kafesi sertleşir, göğüs kafesini oluşturan eklem ile kaslarda ağrı, uyuşukluk ve sertlik görülebilir. Bu durumlar soluk alıp verme güçlüğü, şiddetli öksürük ve esneme, ıkınma gibi hallerde şiddetli ağrıya yol açar.
  • Nefes darlığına yol açması sebebiyle ankilozan spondilitte solunum egzersizleri oldukça önemlidir. Hastalığın ilerleyen aşamalarında göğüs kafesinin aşırı sertleşmesine bağlı olarak göğüs duvarı hareketsizleşir ve nefes alma durabilir.
  • Akciğerlerin daha az hasar alması için az yemek yemeye, fazla kalın giyinmemeye ve sigara tüketmemeye dikkat edilmesi gerekir.

Böbrekler:

  • Hastalığın ilerleyen evrelerinde suda çözünmeyen amiloid adlı proteinin böbrekte birikmesine bağlı olarak böbrek yetmezliği oluşabilir.
  • Ayrıca steroid içermeyen ağrı dindirici bazı ilaçların uzun süreli kullanımı da böbrek hastalıklarına yol açabilir.

Bağırsaklar:

  • Nadiren bağırsaklarda ülser gelişebilir.

Osteoropoz:

  • Ankilozan spondilit ile ilişkili hastalıklar arasında en yaygın görülen rahatsızlık ise kemik erimesi olarak da adlandırılan osteoporozdur.
  • Kemiklerin yoğunluğu azalıp, daha kırılgan ve daha gözenekli bir hale gelebilir.

Sinir sistemi:

  • Omurga, omurilikten çıkan sinirleri çevreleyip korur. Bu hastalık nedeniyle omurga zarar gördüğü için sinir sistemi tehdit altındadır.
  • Bu hastalığa bağlı olarak kol ve bacaklarda uyuşma, his kaybı, mesane kontrolünün zorlaşması ortaya çıkabilir.

Tüm bu rahatsızlıklara ek olarak ankilozan spondilit ile kireçlenme birbiriyle karıştırılır. Ancak ankilozan spondilit ile kireçlenme arasındaki fark oldukça büyüktür. İkisi de birbirinden tamamıyla farklı hastalıklardır. Kireçlenme omurganın aşınmasıyla ilgilidir ve çoğunlukla da yaşlılarda görülür. Ankilozan spondilit ise daha çok gençlerde görülen ve kemikler ile omurgadaki iltihabın oluşmasına sebep olan yapısal bir hastalıktır. 

Ankilozan Spondiliti Olan Kişi Nelere Dikkat Etmeli?

Dikkat edilmesi gerekenler:

  • Ankilozan spondilit kronik bir hastalıktır. Bu sebeple hastalığın seyrinin takip edilmesi oldukça önemlidir. Düzenli kontrollerle hastalığın ilerleyişi izlenmeli ve dönemsel olarak artan risk faktörlerinin dizginlenmesi için tedavi süreci aksatılmamalıdır.
  • Bu hastalık nedeniyle vücudun hareket kabiliyeti kısıtlanır. Bu durumun olumsuz etkilerini hafifletmek için kişinin kullandığı yatak, sandalye, koltuk gibi eşyaların daha ortopedik ve ergonomik özelliklerde olması gerekir.
  • Hastalığa yakalanan kişi kesinlikle sigara içmemelidir. Ankilozan spondilit göğüs kafesinde sertleşmeye, daralma hissine yol açar ve derin nefes almaya engel olur. Sigara, hastalığın akciğerlere hava iletilmesini engellemesine olumsuz bir katkıda bulunması nedeniyle mutlaka bırakılmalıdır.
  • Dengeli ve doğal beslenmeye özen gösterilmelidir.
  • Uzun süre direksiyon başında olmamaya dikkat edilmesi gerekir.
  • Uzun süre aynı pozisyonda hareketsiz kalınmaması gerekir. Hareketsizlik omurga ve kalça bölgesinde uyuşma seviyesinin artmasına yol açar.
  • Doğru vücut postürünün korunmasına yönelik günlük kısa süreli egzersizler yapılmalıdır. Pilates ve yoga gibi esnekliğe katkı sağlayan egzersizler oldukça yararlıdır.
  • Osteoporoz olarak adlandırılan kemik yoğunluğunun azalması hastalığına yakalanma riskinin azaltılması için kalsiyum yönünden zengin gıdalarla beslenmek gereklidir.
  • Aşırı sıcaktan aşırı soğuk ortama ani geçişten kaçınılmalıdır. Bu, vücuttaki sertleşme ve uyuşukluk hissinin daha da artmasının önüne geçer.
  • Tutulma hissinin yoğunlaştığı bölgeye sıcak su kompresi uygulamak oldukça yararlıdır. Ayrıca sıcak banyo almak da eklemlere, kaslara yumuşama hissi vererek vücuttaki tutulmanın etkilerini hafifletir.
  • Hareket kabiliyeti kısıtlandığı için kişi kesinlikle korse kullanmamalıdır.
  • Eklemlere ve omurgaya binen yükün artması hareket kabiliyetinin daha da kısıtlanmasına ve vücuttaki ağrıların şiddetinin artmasına yol açar. Bu sebeple fazla kilosu olan kişilerin mutlaka dengeli beslenme programı takip ederek kilo vermesi gerekir.

Faydalandığımız Kaynaklar:

Kaynak1

Kaynak2

Kaynak3

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here