Ana sayfa Yaşam Bitkisel Tedavi Anksiyeteyi Azaltmak İçin 10 Doğal Tedavi

Anksiyeteyi Azaltmak İçin 10 Doğal Tedavi

244
0
PAYLAŞ
Anksiyeteyi Azaltmak İçin Doğal Tedavi Yöntemleri

Modern toplumlarda anksiyete bozuklukları giderek daha çok insanı etkisi altına almaktadır. Çoğu zaman adı konmayan fakat kişinin davranışlarına ve sosyal ilişkilerine de yansıyan bu bozukluklar, hayatı çok zorlaştırırlar. Psikoterapi ve ilaçlar hastalığın tedavisinde başarılı sonuçlar verir. Fakat hastaların da hayatlarında küçük değişiklikler yaparak bu sürece katılmaları çok daha başarılı sonuçlar verir. Anksiyete tedavisinde kullanılan ilaçların etken maddelerini doğal olarak bünyelerinde taşıyan kimi bitkisel ve hayvansal gıdalar da vardır. Bu yazımızda işte bu doğal tedavileri sizin için bir araya topladık.

Anksiyete Nedir?

En kısa ve basit tanımıyla anksiyete, kaygı bozukluğu durumudur. Her insanın kaygıları vardır. Hepimiz zaman zaman geleceğimizden, çocuklarımızın eğitiminden, hastalıklardan, işimizi, evimizi, eşimizi ya da bir yakınımızı kaybetmekten, ülkenin ekonomik durumundan endişeleniriz. Hatta gireceğimiz bir sınav için uykularımızın kaçtığı bile olmuştur.  Bu son derece normal ve insani bir durumdur. Hatta ölçülü bir kaygı durumu hayatta kalabilmemiz için gereklidir bile. Kaygılar bizi tehlikeler karşısında daha hazırlıklı, temkinli ve kontrollü olmaya yönlendirir. Fakat anksiyete genel olarak “sebebi belli olmayan endişe, tedirginlik, sıkıntı hali” olarak tanımlanır. Her insanın bu endişelerle baş edebilme becerisi aynı değildir. Kimisi için bu kaygı hali süreklidir hatta kimi insan neredeyse kaygılanmaktan başka bir şey yapamaz. Anksiyetenin kişinin iç çatışmalarının bir yansıması ya da öğrenilmiş bir duygu durumu olduğu yönünde farklı görüşler vardır. Genel endişe halinin bir hastalık olarak değerlendirilebilmesi için, bireyin kaygıları değil tam tersi kaygıların bireyi kontrol altına alması ve günlük hayatını sekteye uğratıyor olması gerekir. Örneğin kişi kalabalık bir ortamda başına bir şey geleceğinden endişeleniyor ve giderek daha az dışarıya çıkmaya başlıyor, arkadaşlarını ihmal ediyor, işine geç kalıyor hatta hiç gitmiyorsa, anksiyeteden söz edilebilir.

Anksiyetenin Belirtileri

Sürekli bir endişe duygusu, çok kötü bir şeyler olacakmış hissi, huzursuzluk, sinirlilik, hep en kötüsünü düşünmek, her şeyi daha kötü bir şey olacağının işareti olarak algılamak anksiyete bozukluğunun duygusal belirtileri arasındadır. Bu duygusal belirtilere çoğu zaman kalp çarpıntısı, baş dönmesi, nefes almakta güçlük, halsizlik, terleme, uykusuzluk, baş ağrısı gibi fiziksel belirtiler de eşlik eder. Duygusal belirtilere eşlik eden bu fiziksel belirtiler nedeniyle bir çok anksiyete hastası, kendilerinde bedensel bir hastalık olduğunu düşünürler. Anksiyete teşhisi koyulana kadar hastane hastane gezer, çok çeşitli uzmanlarla görüşürler. Pek çok vakada depresyon da anksiyete bozukluğuna eşlik eder. anksiyeteyle birlikte görülen bir diğer duygu durum bozukluğu da panik atak olarak adlandırılan ani korku nöbetleridir. On dakikayla bir saat arası süren bu ataklar hiçbir uyaran olmadığı halde ortaya çıkabileceği gibi, tetikleyici bir sebebe bağlı olarak da meydana gelebilirler. Panik atakların bir saatten uzun sürmesi çok nadirdir. Kişi bu sırada o kadar yoğun bir korku hisseder ki, öleceğini bile düşünebilir. Üstelik ortaya çıkan fiziksel belirtiler de çok gerçekçidir ve kişi bu atak bittikten sonra her an bir yenisi geleceği korkusuyla beklemeye devam eder. Bütün bu duygu durumlarını arka arkaya yazmak bile insanı bunaltmaya yetiyorken, anksiyete bozukluğu olan bir kişinin ne kadar zor bir hayatı olduğunu tahmin etmek çok da zor olmasa gerek.

Anksiyete bozukluğunun tedavisi bir psikiyatri uzmanı eşliğinde medikal ilaçlar ve psikoterapi yöntemleriyle yapılır. Hastanın kendi kendine uygulayacağı bir takım yöntemlerle tedaviye ortak olması, daha başarılı bir sonuca daha hızlı ulaşmak açısından çok önemlidir. Doktor – hasta işbirliğiyle uygulanan tedavilerde başarılı sonuç  alma oranı oldukça yüksektir. Öte yandan anksiyete yaşam boyu sürebilecek bir durumdur ve hastalar bu durumla baş edebilme becerisini geliştirmelidirler. Hasta öncelikle, herhangi bir şey için kaygılanmanın, olacakların önüne geçemeyeceğini kendine telkin etmelidir.

Anksiyeteyi Azaltmak İçin Doğal Tedaviler Nelerdir?

Genel nüfusun %15 – 20’sini etkileyen ve çeşitli biçimlerde ortaya çıkan anksiyete bozukluklukları hayatı zorlaştıran, kişiyi yıpratan bir hastalıktır. Çoğu zaman depresyonla birlikte seyreder ve hastanın kendini çaresiz hissetmesine, her an kötü bir şey olacak endişesiyle hayatı ertelemesine sebep olur. Siz de zaman zaman bu ve benzeri duyguları hissediyorsanız, tıbbi yardım yanında kendi kendinize uygulayabileceğiniz doğal yöntemlerden de destek alabilirsiniz. Bu doğal yöntemlerde 11 tanesini sizin için buraya topladık. Ânı yaşayın; hayatı değil, kaygılarınızı erteleyin.

1. Lavanta

Hoş kokusuyla insana ferahlık veren ve rahatlama sağlayan lavantanın gerginliği azalttığı yönünde araştırmalar vardır. Sınav heyecanı ya da dişçi korkusu üzerinde etkili olduğu gözlenmiştir. Kurutulmuş lavanta çiçeklerinden bir tatlı kaşığı, bir bardak kaynamış suda 5 dakika kadar demlenip içilebilir. Başka bitkilerle hazırladığınız çaylara da bir tutam lavanta ekleyebilirsiniz. Lavanta yağından elde edilen kokular ya da en iyisi odanın bir köşeşinde bir saksı içinde kendi yetiştirdiğiniz lavanta çiçekleri kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlayacaktır.

2. Papatya

Geleneksel bitki tedavilerinde özellikle yatıştırıcı, spazm çözücü, ağrı giderici, sakinleştirici olarak kabul gören papatya depresyon ve strese karşı da etkilidir. Anksiyete tedavisinde uyku düzeni çok önemlidir. Papatya sakinleştirici etkisiyle, rahat bir uykuya geçişi kolaylaştırır. Bunun için cam bir demlikte kaynatılmış suya 1 yemek kaşığı kurutulmuş papatya konur ve 10 dakika dinlendirilir. Uyku saati yaklaştıkça, işi gücü bırakıp ortalığı toparlayın, papatya çayınızı hazırlayın, sevdiğiniz bir kitabı ya da müziği açın, endişelerinizi hiç olmazsa şimdilik bir kenara bırakın.

3. Çarkıfelek

Bitkilerle tedavide çok önemli bir yeri olan çarkıfelek çiçeği, modern tıpta da pek çok sakinleştirici ilacın içeriğinde bulunur. Anksiyetenin sebep olduğu uyum bozukluklarında, ajitasyon ve uykusuzluk durumlarında madde bağımlılıklarının tedavisi sırasında ortaya çıkan belirtilerin giderilmesinde yaygın olarak kullanılır. Çarkıfelek çiçeği üzerinde yapılan araştırmalar, içeriğinde bulunan apigenin bileşeninin, anksiyolitik yani anksiyeteyi sakinleştirici etkiye sebep olduğunu, fakat hafızayı ya da iş yapma becerisini zayıflatmadığını ortaya koymuştur. Uykuya dalışı kolaylaştırır ve uyku süresini uzatır. Bitkinin ilaçlarda ve gıdalarda kullanılan dozu kontrol altında olduğu için bu şekilde tüketimi güvenli kabul edilir. Fakat yüksek dozda ve uzun süre kullanımı için aynı güvence verilmez. Çarkıfelek çiçeğini çay olarak tüketmek isterseniz önce mutlaka doktorunuza danışmalı, sizin durumunuz için uygun olup olmadığından emin olmalısınız. İçeriğindeki bazı bileşenler rahimde kasılmalara sebep olabileceğinden, hamile kadınların kullanımı için uygun değildir.

4. Sarı Kantaron

Stres ve kaygı azaltıcı, sinirleri yatıştırıcı, kas gevşetici özellikleriyle çok eski çağlardan beri kullanılagelen bir ottur. Bu yatıştırıcı etkisiyle mide ağrısı, mide bulantısı, kalp çarpıntısı, baş dönmesi, terleme gibi psikosomatik belirtilerin ortaya çıkmasını da engeller. Sağlıklı bir uykuya geçişi kolaylaştırır. Diğer bitki çayları gibi kaynamış suyun içine atılarak bir süre bekletilir ve süzülerek ılık içilir. Ve tüm diğer bitki çayları gibi bilinçsiz kullanılmamalı, mutlaka hekim görüşü alınmalıdır.

5. Soya Fasulyesi

Soya fasulyesinde bulunan triptofan isimli aminoasit, mutluluk ve stres hormonu olarak bilinen serotonin ve melatonin bileşiklerinin yapısına karışırlar. Triptofan insan vücudu tarafından üretilen bir aminoasit değildir ve mutlaka beslenme yoluyla vücuda alınması gerekir. Pek çok bitkisel ve hayvansal gıdada, değişik oranlarda triptofan bulunur. Doğada en yüksek oranda triptofan içeren besin maddesi, soya fasulyesidir. Soya fasulyesi taze ya da kurutulmuş olarak yemeklerde kullanılabilir. Soya sütü ya da soya sosu olarak da değişik formlarına ulaşmak mümkündür. Evinizde kolayca çimlendireceğiniz taze soya fasulyesinin çimleri de son derece güvenilir ve sağlıklı bir başka alternatiftir. Üstelik böylece sizi endişeli düşüncelerden uzaklaştıracak bir uğraş da edinmiş olursunuz.

6. Badem

Badem, değerli bir magnezyum kaynağıdır. Magnezyumun minerali, triptofan aminoasitlerinden serotonin sentezlenmesi için gerekli bir mineraldir. Eksikliğinde vücutta yeterince serotonin üretilemez ve bu da kişinin kendini çaresiz, depresif, mutsuz hissetmesine sebep olur. Bademi öğün aralarında sağlıklı bir atıştırmalık olarak tüketebileceğiniz gibi, tatlılarda, pilavlarda, salatalarda da kullanabilirsiniz.

7. Süt ve Süt Ürünleri

İnek sütü triptofan aminoasiti içeren bir besindir. Triptofan insan vücudunda serotonin ve melatonin hormonlarının sentezlenmesine katkıda bulunan bir bileşiktir. Bu hormonların kaygıyı azalttığı, mutluluk verdiği bilimsel bir gerçektir. Uyku güçlüğü çekenler için yatmadan önce içilen 1 bardak ılık süt ve yanında 1-2 tam tahıllı bisküvi, çok iyi gelecektir. Mideleri süte karşı hassa olanlar içine küçük bir çubuk tarçın koyarak içmeyi deneyebilirler.

8. Çikolata

İnsan vücudunda beyin hücreleri ve diğer hücreler arasında sinirsel sinyaller yoluyla iletişimi sağlayan kimyasal taşıyıcılar vardır. Çikolatada da bulunan triptofan aminleri serotonin sentezleyerek insana mutluluk, canlılık, zindelik hissi verir. Serotonin eksikliğinde kişi kendini mutsuz, sinirli, depresif hisseder. Beynin salgıladığı serotoninin görevini yapabilmesi için gerekli olan aminoasitleri besinler yoluyla alırız. Çikolata da bunlardan bir ve hiç şüphesiz en lezzetlisidir. Vücuttaki düşük şeker oranının da depresyonu tetiklediği düşünülecek olursa, kontrolü kaybetmeden günde 1-2 parça çikolata yemek anksiyeteyle mücadelenize yardımcı olacaktır. Çikolatayı sütle birlikte tüketmek triptofan alımını daha da artıracağından, daha da sağlıklı bir yaklaşımdır.

9. Domates

Antioksidan bir madde olan likopen domateste bolca bulunur. Antioksidanlar hücre yenilenmesini ve sağlıklı hücrelerin çoğalmasını sağlar. Likopenle ilgili yapılan yeni çalışmalar bu antioksidanın aynı zamanda stresle mücadele etme gücünü artırdığı yönünde sonuçlar vermiştir. Özellikle depresyon vakalarının daha sık görüldüğü yaşlı grubu hastalarla yapılan bu çalışmalar, düzenli olarak domates tüketen hastaların daha az anksiyete bozukluğu yaşadığını göstermiştir. Pişmiş domateste çiğ domatese oranla daha fazla likopen vardır. Domates salçası da çiğ domatesten fazla likopen içerir.

10. Güneş

Toplumda çok sık rastlanan bir bozukluk olan anksiyetenin güneş ışığıyla ilişkisi üzerine çok ciddi çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmalar güneş ışığından mahrum olanlarda kaygı, endişe, depresyon şikayetlerinin çok daha fazla görüldüğünü ortaya koymaktadır. Gün ışığının eksikliğinin D vitamini, serotonin ve melatonin düzeyleriyle ilişkili olduğu düşünülmektedir. Melatonin eksikliği olan hastaların uykuya geçmekte güçlük çektikleri gözlenmiştir. Gecelerin uzun, gündüzlerin kısa olduğu kış aylarında daha depresif bir ruh haline sahip olmamızın sebebi de yeterince güneş ışığı alamamamızdır. Her mevsim mümkün olduğunca gün ışığından istifade etmek gerekir.

Bir hekim gözetiminde devam eden tedavilerde bitkisel olsun ya da olmasın kullanılan ilaçlar mutlaka hekime danışılmalıdır. Burada bahsettiğimiz doğal uygulamaların hayati bir yan etkisi olmayabilir fakat içindeki etken maddeler kullanılan medikal ilaçların etkilerini azaltıp artırabilir, tedaviyi olumsuz etkileyebilir. Yaşam tarzında yapılan küçük değişiklikler tedavinin başarıya ulaşma şansını artırır. Daha iyi bir sonuç almak ve hastalığın tekrarının önüne geçmek için belli zaman aralıklarında psikoterapi almaya devam etmek, gevşeme ve nefes egzersizleri, düzenli spor yapmak, uyku ve beslenme düzenini korumak, kişinin kendi kendine uygulayabileceği tedavilerdir.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here