Ana sayfa Genel Sağlık Ruh Sağlığı Boşanmanın Çocuklara Etkisi

Boşanmanın Çocuklara Etkisi

33
0
PAYLAŞ
Anne babası boşanan çocuklar neler hisseder?

Yetişkin bir kadın ve bir erkek evlenmeye karar verdikleri gibi evliliklerini bitirme kararı da alabilirler. Gönül ister ki tüm evlilikler mutlu sürsün ve hiç bitmesin ama ne yazık bazı çiftler için istenen olmaz, boşanmak kaçınılmaz hatta çok daha isabetli bir seçim olur. Sağlıklı düşünen hiç kimse, boşanma planları yaparak evlenmez; ömür boyu sürecek mutlu bir beraberlik umuduyla yola çıkılır. Çocuklar ise doğdukları andan itibaren diğer canlıların aksine öncelikle annelerine sonra da babalarına bağlanır ve onların bakımına ihtiyaç duyarlar. Bu bağlılık çocukların fiziksel ve ruhsal gelişimi için gereklidir. Büyüdükçe aidiyet duyguları gelişir, kendilerini böylece güvende hissederler. Boşanma sadece eşleri ilgilendiren bir durum olmakla birlikte başta çocuklar olmak üzere her iki tarafın ailelerini de derinden etkiler. Boşanmanın çocuklar üzerindeki etkisi yaşlarına, sosyal statülerine, duygusal olgunluklarına, anne baba arasındaki anlaşmazlığın şiddetine göre değişir. Bu yazımızda okul öncesi ile lise çağına kadar olan çocuklarda (kabaca 5-15 yaş arası) boşanmanın etkileri üzerinde duracağız.

Çocuklar Boşanmadan Nasıl Etkilenir?

Çocuklar, yaşları ne kadar küçük olursa olsun, çevrelerinde olan bitene sandığımızdan çok daha fazla duyarlıdırlar. Anne babalar belli etmemeye çalışsalar bile, aralarındaki gerginlik mutlaka çocuk tarafından hissedilir. Hele eşler arası çatışmanın daha şiddetli seyrettiği durumlarda çocukların olumsuz hisleri çok daha kuvvetli olur. Dolayısıyla anne babanın boşanması hiçbir çocuk için kolay kabullenilecek bir durum değil. Bir çocuğun en temel duygusal ihtiyacı, güven duygusudur ve anne babası arasındaki gerginlik çocuğun kendini güvensiz hissetmesine neden olur. Boşanma çocuklar için sınırları belli olan ve içinde kendini güvende hissettiği bir düzenin bozulması anlamına gelir. Oysa gerçekte kadın ve erkek boşanmakla anne ve baba olma vasıflarından ayrılmazlar. Onlar birbirlerinden ayrılırlar, çocuklarından değil. Fakat çocuk bunu böyle algılamaz. Anne babasının boşanmasından kendini ya da onlardan birini sorumlu tutar. Kızgın ve geleceği hakkında endişelidir.

Çocukların gelecek algısı ise yetişkinler gibi uzun yılları ifade etmez; yarın, gelecek hafta belki de gelecek ay onlar için gelecek anlamına gelir. Anne babasının boşanacağını öğrenen çocuk bundan böyle nerede yaşayacağını, kimin evden gideceğini, evden giden anne ya da babasının yalnız kalacağı için üzüleceğini, anne ya da babasını bir daha görüp göremeyeceğini düşünür. Bu belirsizlikler çocukta korku, kaygı, endişe ve yaşı ilerledikçe öfke gibi olumsuz duyguların gelişmesine sebep olur.
Boşanmaya giden süreçte anne-babanın arasındaki gerginliğin şiddeti çocuğun güven duygusunda ciddi bir sarsıntıya sebep olur ve ardından korku, endişe, suçluluk duyguları gelir. Boşanmanın erkek çocuklarda ve okul öncesi yaşlardaki çocuklarda daha fazla duygusal tahribata sebep olduğu görülür. Bu etkilerin ne kadar süreceği ve çocuğun gelecek hayatını ne kadar etkileyeceği de bu süreçte yapılan düzenlemelere bağlı olarak değişir.


Bazen eşlerden biri ya da ikisi birden, çoğunlukla da toplum baskısı yüzünden, çocuklarının düzeni bozulmasın diye boşanmayı sürekli erteler ya da düşünmezler bile. Oysa iyi planlanmış bir boşanmanın çocuklara vereceği zarar, sağlıksız bir evliliğin vereceği zarardan fazla olamaz. Birbirlerine olan sevgilerini ama en önemlisi saygılarını kaybetmiş olan anne-babalar çocuklarına sağlıklı bir yetişkin olmaları konusunda örnek olamazlar. Sürekli gergin bir ortamda yaşamak zorunda olan çocuk, sosyal, duygusal ve bilişsel olarak kendini geliştirmekte güçlük çeker. Anne ve baba figürü çocuklar için başka başka anlamlar taşır, her ikisinden de beklentileri farklıdır. Biri diğerinin yerine geçemez.

Ortak bir gelecek için eşine olan inancını kaybeden fakat bunu şu ya da bu sebeple gündeme getiremeyen anne ya da baba (çoğu zaman anne) bu evliliğe “katlanma” sebebi olarak çocuklarını işaret ediyorsa bu çok daha sağlıksız bir yaklaşım olur. Çocukları adeta bir tanık konumunda kavgalara dahil etmek, onları taraf tutmaya zorlamak, birbirlerini çocuklarına şikayet etmek çocuklarda derin duygusal hasarlara sebep olur. Boşanma tek başına çocuğa zarar verecek bir durum değildir. Çocukta travma etkisi yaratan, planlanmamış, aniden gelişen ayrılıklar, bazen de anne ya da babanın haber vermeden evi terk etmesi olur. Çocuklar belirsizliklerin olmadığı, iyi planlanmış, hızlıca devreye sokulan ve her aşaması çocukla paylaşılan bir boşanma sürecini rahatlıkla kaldırabilirler.

Boşanma Sürecinde Çocuğa Nasıl Davranılmalı?

1. Hiçbir şey yokmuş gibi davranmayın

Çocuklar bir şeyler olduğunu fark eder. Sizin gerçekleri ondan saklamaya çalışmanız ancak ona güvenmediğinizi düşünmesine sebep olur. Boşanmayla ilgili duygularınızı onunla paylaşabilirsiniz.

2. Boşanma kararınızı açıklamakta gecikmeyin

Konuşmayı ertelemeniz çocuğun gerginliğini artırmaktan başka bir işe yaramaz. Bu sebeple bir an önce çocuğunuz ile boşanma kararınızı paylaşın.

3. Boşanma kararınızı çocuğunuza birlikte söyleyin

Eğer bu imkanınız yoksa, ona neler söyleyeceğinizi kararlaştırın ve ortak bir dil kullanın. Kısa ve net cümleler kurun. Arada uzun esler verin ve çocuğun duygularını dile getirmesine, sorular sormasına fırsat verin.

4. Çocuğunuza eşinizi kötülemeyin

Eşlerin birbirlerine olan hisleriyle çocukların anne-babalarına olan hislerini birbirinden ayırmak gerekir. Çocuğunuz sizin arkadaşınız değil. Eşiniz hakkında konuşmak için kendinize başka bir arkadaş bulun.

5. Çocuğunuzu taraf olmaya zorlamayın

Kesinlikle çocuktan taraf olmasını istemeyin. Bu tutum çocuğun kendini suçlu hissetmesine neden olur ve durum daha kötüye gidebilir.

6. Boşanmadan sonra çocuğun ev değiştirmesi doğru olmaz

Evden ayrılan, çocuk olmamalı. Düzeninin bozulmaması çocuğun boşanma fikrine daha rahat adapte olmasını sağlar.

7. Başka eve taşınan ebeveyn elini çabuk tutmalı

Genellikle baba olan taraf bir an önce düzenini kurmalı ve çocuğun bu evi de kendi evi gibi benimsemesini sağlamalı.

8. Onu sevmekten asla vazgeçmeyeceğinizi söyleyin

Onu sevmekten asla vazgeçmeyeceğinizi ve ne zaman ihtiyacı olursa yanında olacağınızı sık sık tekrar edin.

9. Aile büyükleriyle ilişkilerinizi kesmeyin

Aile büyükleriyle ilişkilerinizi sürdürmeye gayret edin. Böylece çocuk ayrılığın sadece anne ve babası arasında olduğunu, bunun akrabalık ilişkilerini bozmadığını idrak edebilir.

Hiçbir evlilik mükemmel değildir. Çiftler birbirlerini tanıyarak, severek ya da görücü usulüyle evlenmiş olabilirler. Önemli olan yeterli zihinsel ve sosyal olgunluğa erişmiş bireylerin birbirlerinin kişilik özelliklerine ve özel alanlarına saygı duyarak, birbirlerini değiştirmeye çalışmadan birlikte yaşama ve hayatın zorluklarına birlikte göğüs germe iradesini gösterebilmeleri. Temelde iki kişinin ortak kararı olan bu beraber yaşama arzusu zaman içinde şu ya da bu sebeplerle azalabilir. Ama bu, çocuklarına olan sevgilerini ya da sorumluluklarını ortadan kaldırmaz. Çiftler artık birbirlerinin eşi olmazlar ama anne ve babalık halleri sonsuza kadar devam eder. Boşanma gibi istenmeyen bir durum bile bu ortaklıklarını bozamaz.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here