Ana sayfa Genel Sağlık Ruh Sağlığı Duyu Bütünlemesi

Duyu Bütünlemesi

208
0
PAYLAŞ

Duyu bütünlemesi, duyusal bütünleme bozukluğu adı verilen hastalığın halk arasında kullanılan isimlerinden bir tanesidir. Aynı zamanda duyu bütünlemesi, bir terapinin de ismidir. Bu yazımızda hem duyusal bütünleme bozukluğunu hem de duyu bütünlemesi terapisini işledik.

Duyu Bütünleme Bozukluğu Nedir?

Duyusal bütünleme bozukluğu yaşayan kişilerin duyular vasıtasıyla algıladıkları sinyaller, sinir sistemlerince normal ve sağlıklı bir şekilde yorumlanamadığı için karşımıza bu bozukluk çıkar. Duyu bütünlemesi probleminin belirtileri her 6  çocuktan 1 tanesinde görülür.

Duyu Bütünlemesi Tedavisi

Duyusal bütünleme bozukluklarında en temel tedavi yöntemi ergoterapi olarak karşımıza çıkar. İstatistiklere baktığımız zaman hastalığın dört buçuk yaşa kadar tedavi edilmediği durumların sıklıkta olduğunu görmekteyiz.

Duyu bütünleme bozukluğunda kullanılan ergoterapi tedavi yönteminde temel amaç bireylerin günlük hayatlarındaki aktivitelere katılımını kolaylaştırmak ve aktifliği artırmaktır. Ergoterapistler hastalarla birebir, gruplar halinde ya da bazı topluluklar ile iş birliği içerisinde çalışır.

Duyusal Bütünleme Bozukluğu Belirtileri

Bu hastalıkla alakalı belirtiler her yaş grubunda ve her bireyde farklılık gösterebilir. Yaş ayrımı gözeterek duyusal bütünleme bozukluğuna ilişkin belirtileri şu şekilde sıralayabiliriz:

1-3 yaş arasındaki çocuklarda;

  • Uykuyu sevme, sürekli uyku halinde olma eğilimi gösterip yataktan çıkmak istememe.
  • Beslenme konusunda problemler yaşama, yemek yerken isteksiz davranma.
  • Sadece kendisine asıl bakım veren kişinin yanında olmak isteme, başkasının yanına gidince huysuzluk çıkarma.
  • Kıyafetlerini giydiği ya da çıkardığı esnada asabileşme, huzursuzlaşma.
  • Beceri gerektiren oyuncaklarla pek sık oynamama.
  • Objeler ya da faaliyetler arası geçiş yaparken zorluk çekme, bir eylemden diğerine geçerken sıkıntı yaşama.
  • Acı veren bir durumla karşılaştığı zaman hissizlik ya da acıya geç reaksiyon verme.
  • Birisi kendisine sarılınca huzursuzlaşma, onu tutan bireyden kaçmaya çalışma.
  • Sakinleşmesi gerektiği zaman oyuncaklara bakmak, emzik emmek ya da anne ve babasının sesini duymasının yeterli olmaması.
  • Vücut yapısının gevşek halde olması, denge eksikliği yaşadığı için sağa sola çarpma.
  • Çok az ses çıkarma, genelde sessiz bir yapıda olma.
  • Her şeyden çok kolay ve çok çabuk bir biçimde korkma.
  • Vücudu sürekli hareket ettirme, hareketsiz kalmak istememe.
  • Emekleme, ayağa kalkma ve yürüme gibi konularda geç kalma, yaşıtlarının gerisinde olma.

3-5 yaş arası çocuklarda;

  • Tuvalet eğitimine adapte olamama, tuvalet alışkanlığını tek başına sağlama evresine zor geçme ya da geçememe.
  • Koklama, dokunma gibi duyulara aşırı duyarlı olma eğilimi.
  • Dürtüldüğü ya da kendisine dokunulduğu zaman bu durumun farkına varamama.
  • Düğme ilikleme, kalem kullanma gibi motor becerisi gerektiren hususlarda zorluk yaşama, yaşıtlarının bir adım gerisinde olma.
  • Elleri boşta olduğu durumda nasıl hareket etmesi gerektiğini bilememe.
  • Yeni motor becerileri edineceği zaman zorluk yaşama.
  • Her daim hareket halinde olma isteği.
  • Çevresinde yer alan her şeye ve her kişiye dokunma arzusu.
  • Arkadaş edinmekte zorluk yaşama, çok pasif ya da fazla agresif olma eğilimi.
  • Fazla heyecanlı olma ve kolay kolay sakinleşememe.
  • Ruh hali değişikliklerini çok ani bir şekilde yaşama.
  • Bir işle meşgul olduğu zaman ani bir şekilde halsiz düşme, zayıf görünme.
  • Başkaları tarafından anlaşılması güç cümleler kurma.
  • Eylemsel talimatları anlamama ya da anlamakta fazla zorluk çekme.

Okul çağındaki çocuklarda;

  • Dış faktörlere aşırı tepki gösterme ve aşırı duyarlı olma durumu.
  • Sınıfta ders esnasında çok hızlı bir şekilde dikkatinin bozulması, yerinde durmak istememe arzusu.
  • Teneffüste arkadaşlarıyla oyun oynarken hemen bıkıp sıkılma.
  • Verilen görevleri normalde daha yavaş yerine getirme.
  • El yazısı gibi motor beceri gerektiren konularda zorluk çekip geri kalma.
  • Duruş bozukluğu, kambur durma.
  • Sakarlık belirtisi olan davranışlar sergileme.
  • Yeni faaliyetleri anlayıp öğrenmede sıkıntı yaşama, yavaş öğrenme.
  • Her daim hareket etme isteği içerisinde olma.
  • Genelde pasif faaliyetleri tercih etme isteği.
  • Pasif ve agresif olduğu için arkadaş edinme konusunda sıkıntılar yaşama.
  • Bir işi yaptığı esnada tıkalı kalıp başka bir işe geçiş yapamama.
  • Soruları anlamakta zorluk çekme, bazen yanlış anlamalar yaşama.
  • Benzer sesleri barındıran kelimeleri karıştırıp anlama sıkıntısı çekme.
  • Sesli okuma yaparken sıkıntı yaşama.
  • Akıcı konuşmakta güçlük çekme, konuşurken bol duraksamalar yaşama.

Yetişkinlerde Duyu Bütünleme Terapisi Ne Zaman Gerekli Olur?

Yetişkinlerin duyu bütünlemesi ile alakalı bir terapiye ihtiyaç duydukları durumları şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Denge konusunda problemler yaşanması.
  • Asansör ya da merdiven kullanırken korku hissetme.
  • Eskiye oranla çok hızlı ve kolay yorgunluk hissine kapılma, sürekli dinlenmek ve koltukta ya da yatakta uzanmak isteme, çalışma masasına geçince dik oturmakta zorluk yaşama.
  • Eskiye oranla daha sık kaza yapma, sakarlık hali.
  • Kalabalık ortamlara karşı negatif düşünceler besleme.
  • Sırada beklerken farkında olmadan, bilinçsiz bir şekilde insanlara çarpma.
  • Birinin arkadan yaklaştığı ya da habersiz temasta bulunduğu durumlarda fazla tepki gösterme.
  • Romantik ilişkileri sürdürmede sıkıntı yaşama, sarılmak istememe, duygusal yakınlık gerektiren ilişki kurmada zorluk çekme.
  • Ev ile ya da iş ile alakalı konularda organizasyon bozukluğu ile karşılaşma.
  • Motor becerisi isteyen görevleri yaparken direktiflere uyma ve onları takip etmede sorun yaşama.
  • Araç kullanırken gerek park etme esnasında gerek vites değişikliği yaparken sorun yaşama.
  • Kendisine güven duymama, özgüven eksikliği.

Duyu Bütünleme Çalışmaları

Duyu bütünleme terapileri 1960’lı senelerde Amerikan doktor ve bilim insanı J. Ayres’in katkılarıyla Güney Kaliforniya Üniversitesi’nde yapılan çalışmaların neticesinde uygulamaya geçirilmiş ve takip eden süreç içerisinde otizm önde gelmek üzere pek çok önemli problemin çözümü için son derece önemli bir tedavi yöntemi olarak uygulanmıştır.

Duyu bütünleme terapilerinde çocukların deneyimlediği duygusal durumların nörofizyolojik adaptasyonu sağlanması ile birlikte çocukların konulara uygun adapte karakterli cevaplar vermesi amaçlanır. Bununla birlikte terapi uygulanan çocukların çevreleriyle ilişkili duygusal, sosyal ve fiziksel etkileşimleri pozitif bir şekilde etkilenir.

Duyu bütünlemesi ile alakalı terapiler doğrudan bir biçimde çocukların merkezi sinir sistemini etkilediği için sinir sistemlerinin gelişim göstermesi terapinin sonuçlarından bir tanesi.

Terapi ile amaçlanan şey çocukların genelde mutlu ve iletişimden kaçmayan, kontağa açık olması, çevrelerindeki uyaranları kolayca tolere edip anlayabilmesini sağlamaktır.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here