Ana sayfa Yaşam Ev Yapımı Ev Yapımı Karamel Tarifi

Ev Yapımı Karamel Tarifi

107
0
PAYLAŞ

Evde Karamel Nasıl Hazırlanır?

Özellikle kendi mutfaklarımıza kadar giren butik pastacılıkla birlikte karamel daha da popülarite kazanan, hem lezzet katan hem de görsel olarak şaheserler yaratan bir tatlı. En basit haliyle şekerin yavaş yavaş ısıtılıp eritilerek bir yandan kahverengi renk kazanırken bir yandan da macun kıvamına gelmesi ile elde edilen karamel, içerisindeki yüksek şeker oranı sebebiyle sağlığımız için pek de faydalı gibi gözükmüyor doğrusu! Yine de hazır paketlenmiş karamel tüketilmesinden ise, ev yapımı karamel hazırlamanın bir takım avantajları mevcut. Bu yazımızda, bir yandan bu avantajlara değinirken diğer yandan karamelin zararlarından bahsedeceğiz.

Malzemeler:

  • 300 gram toz şeker (ortalama 1,5 su bardağı)
  • 125 gram su (ortalama yarım su bardağı)
  • 75 gram tereyağı
  • 125 ml sıvı krema
  • 3-4 damla limon suyu

Yapılışı:

  1. Şeker, toz şeker, su ve limon suyu bir tencereye alınır.
  2. Karamel yapımındaki püf noktalardan biri, erimekte olan toz şekeri kaşık yardımıyla karıştırmaktansa, yanmasını engelleyecek şekilde, arada sırada tencerenin sallanmasıdır.
  3. Karameliniz oldukça açık bir kahverengi tonu alıncaya kadar bu işlem devam ettirilir ve ardından 75 gram tereyağı eklenir.
  4. Bu noktada bir kaşık yardımıyla sürekli olarak karıştırılarak şeker ve yağın özdeşleşmesi sağlanır ve istenilen koyulukta renk elde edilinceye kadar kavurma işlemi devam eder.
  5. Son olarak, tencereye krema eklenir. Karamelin soğuduktan sonra da sertleşeceğini göz ardı etmeden, istenilen yoğunluk elde edilinceye kadar karıştırılır ve ardından karameliniz hazırdır.
  6. Hazırladığınız karamelin daha uzun süreli muhafazasını sağlamak için cam kavanoz kullanmayı ihmal etmemelisiniz ve ayrıca kavanozun kapağı, karamel tamamen soğumadan kesinlikle kapatılmamalıdır. Yine de hazırladığınız karamel 3 hafta içerisinde tüketilmelidir.

Ev Yapımı Karamelin Avantajları

Öncelikle şunun altına çizmek gerek diye düşünüyoruz: şekerin vücudumuz için olan zararları dışında, karamel ayrıca bir sağlık sorunu yaratamaz. Karamelin şekerden daha zararlı olduğu inancı amonyum sülfit ya da amonyak içeren karamallerdir. Bu iki tip karamel için de tartışmalar devam etmekte ve herhangi bir ortak fikre varılamamıştır. Ayrıca bu iki tip karamel çoğunlukla doğrudan gıda maddesi olarak tükettiğimiz ürünler değil de renklendirici yan maddeler olarak hayatımıza girer. Diğer bir nokta, hemen hemen her karamel sosun soya lesitini içermesidir ve soya lesitinine karşı pek çok insanın intoleransı bulunur. Elbette her karamel içerisinde mutlaka yağ içerir. Yağın niteliğinden emin olmanın tek yolu yine kendi mutfağımızdan geçer. Ev yapımı karamelin markette satılan emsallerine göre bir diğer avantajı ise içerisinde raf ömrünü uzatacak herhangi bir madde bulunmamasıdır. Bu temel üç özelliği ile evde hazırlanan karamel, marketlerden alınanlardan daha az zararlı gibi durmakta olsa bile karamelin insan sağlığı için herhangi bir faydası şu ana kadar bulunamamıştır.

Karamelin Zararları

Şekerden alınan kalori “boş kalori” olarak adlandırılır. Bunun sebebi, içerisinde herhangi bir protein, temel yağ, vitamin ya da mineraller barındırmadan yalnızca enerji verici oluşudur. Yani tükettiğiniz şekerin besleyicilik açısından sizin için faydası yoktur! Bu aynı zamanda şekerin bizim için bir besin maddesi olmadığı, yalnızca zevkimiz için günlük diyetimizin bir parçasına dönüştürdüğümüz anlamına da gelir.

Elbette halk arasında da en sık bilinen ve karşılaşılan ilk zararı dişlerimiz üzerinedir. Ağız içimizde yaşayan bakteriler için şeker, oldukça kolay sindirilebilir bir besindir. Yani, biz şekerli beslendikçe ağzımızdaki bakterilere besin sağlamış ve çoğalmaları için ideal bir ortam temin etmiş oluruz. Bu durum da diş çürümesi ile son bulur.

Oldukça sık karşılaşılan diğer bir sorun, şeker tüketimi ile vücudumuza aldığımız fruktozun karaciğerimize fazlasıyla yüklenmesidir. Şeker, kan dolaşımına iki küçük yapı taşına sindirilerek katılır. Bu yapı taşları glikoz ve fruktozdur. Glikoz, yaşayan her hücrede bulunan, dışarıdan almasak bile vücudumuzun kendi kendine ürettiği bir yapı taşıyken, fruktoz için durum biraz farklıdır. Esas olarak biyolojik varlığımız için fruktoza ihtiyacı yoktur ve bu yüzden vücudumuz ciddi miktarlarda fruktoz üretimi yapmaz. Tam da bu noktada, şeker ile aldığımız ekstra fruktozu katalize eden organımız karaciğerdir. Meyvelerde bulunan oldukça düşük miktarlarda fruktoz, karaciğer için bir sorun teşkil etmezken şeker tüketimi ile gereğinden fazlaya ulaşan miktarı glikojene çevirir ve depolar. Eğer tükettiğimiz miktar, karaciğerin depolama kapasitesinden yüksek ise de glikojenler yağlara çevrilir. Bu durumun sonucunda da karaciğer yağlanması oluşur. Bu noktada aktif bir hayata sahip olup, spor yapan kişilerde vücuda giren şeker miktarının fazlalığı yakılıp enerjiye dönüştürülerek vücuttan uzaklaştırılabilecekken, hareketsizlikle birleşen şeker yüklü bir diyet karaciğer yağlanmasına davetiye çıkaracak en büyük neden olabilir. Bu noktada Alkolik Olmayan Yağlı Karaciğer Hastalığından da bahsetmek gerekir. Bu hastalığa yakalan bireylerin vücuduna normal bir insana göre 2-3 kat fazla fruktoz girdiği tespit edilmiştir.

Şeker tüketimine dair bir diğer sorun ise şekerin insülin direnci oluşturup diabete neden olmasıdır. İnsülin vücudumuzda kan şekerini düzenleyen en önemli hormondur. Hücrelerimiz bu hormona karşı direnç geliştirir ve verilen komutlar uygulanamaz hale gelir. Bu noktada da özellikle Tip 2-diabet, obezite, kalp ve damar hastalıkları gözlenir.

Tamamıyla kanıtlanmış olmamakla beraber, şeker tüketimi ve kanser arasında ilişki olduğuna dair pek çok iddia da bulunmaktadır. Özetle, karamel sağlığınıza dost değildir. Lezzetinden geri kalmak istemeyenlerin mümkün olduğunca az tüketmesini ve özellikle tükettikleri günlerde yaktıkları kalori miktarına özen göstermelerini tavsiye ederiz.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here