Ana sayfa Hastalıklar Fil Hastalığı

Fil Hastalığı

211
0
PAYLAŞ
Fil Hastalığı Nedir?

Fil Hastalığı, üzerinde önemle durulması gereken ve günümüzde pek de yaygın olmayan hastalık türlerinden bir tanesidir. Birçok evresi bulunan bu hastalık halk arasında ‘fil hastalığı’ olarak bilinmekte ve bu şekilde de nitelendirilmektedir.

Tıp dünyasında ise bu hastalık “lenfatik sıvıların hücre dokuları arasında sıkışarak basınç uygulaması ve şişmesi” şeklinde tanımlanmaktadır. Lenf sisteminin yapısındaki bozukluklarında sebep olabildiği bu hastalık dokular arasında düzenli geçiş yapılamadığında biriken sıvıların bacak ve kolları şişirmeye başlaması ile kendini göstermektedir. Bulaşıcı bir hastalık olmadığı gibi genetik özelliklerle de alt kuşaklara aktarılmaz.

Fil hastalığı ile bilinmesi gereken tek şey bu hastalığın aslında vücudun hormonal dengesizliği ile meydana gelen bir hastalık olduğudur. Düzenli tedaviyle hastalık yok edilebilir seviyelere inebilmektedir. Ancak bunun için kesin ve aksatılmadan bir tedavi süreci izlenmelidir. Şimdi gelin birlikte Fil Hastalığının ne olduğu, nasıl ortaya çıktığı, belirtileri, tedavisi ve hastalara yönelik önerileri ayrıntılı olarak inceleyelim.

Fil Hastalığı Nedir ve Neden Olur?

Fil hastalığı biraz önce de belirttiğimiz gibi, çoğunlukla kol ve bacak kimi zaman da gövde kısmında görülen lenfatik sıvının hücreler arası dokuda birikerek şişkinlik yapması ile oluşan ve yaşam kalitesini büyük oranda etkileyen istenmeyen bir hastalıktır.

Bilindiği üzere vücudumuzda atardamar, toplardamar ve kılcal damarlar dışında bir de lenf damarları vardır. Bu lenf damarlarının oluşturduğu dolaşıma da lenfatik dolaşım denir. Hücrelerimiz arasında bulunan lens sıvıları ise bu lenfatik sistem aracılığı ile süzülerek kanımıza karışmaktadır. İşte bu lenfatik sistem içerisinde taşınan sıvıya da lenf sıvısı denmektedir.

Normal bir insanda kilosunun %25’i kadar lenf sıvısı bulunur. 80 kg’lik bir insanın 20 kg kadar lenf sıvısı barındırması gibi.

Lenf sıvısının akış hızı önemli bir husustur. Bu hız ise aktif ve düzenli egzersizler, doğru solunum egzersizleri, Manuel Lenf Drenajı (MLD) ve özel üretimli basınçlı çoraplar ile artırılabilmektedir. Kimyası itibarı ile lenf sıvısı kana göre daha yavaş hareket etmektedir vücutta. Sonuçta lenf sistemimize kalpte olduğu gibi basınç yapan bir pompa yoktur. Lenf sıvısını taşıyan bu lenf kanalları ve lenf düğümleri ise zamanla hasara uğrar veya doğuştan kusurlu ise lenf sıvısı hareket edemeyeceği için vücutta birikir. Biriken sıvı miktarı eğer lenfatik sistemin taşıma kapasitesinden daha büyük ise bu durumda da lenfödem meydana gelir.

Fil Hastalığının gelişme süreci:

  1. Damarlarınız özellikle zararlı olan kanser hücre birikintileri ile tıkandığında (özellikle meme kanseri) bu duruma yani lenfödeme yol açabilir. 
  2. Koltuk altında bulunan (radikal mastektomideki gibi) veya kasık bölgesindeki lenf nodüllerinin cerrahi operasyon ile çıkarılması ya da lenf nodülleri içeren bir bölgeye radyoterapi uygulanması lenf ödemi ile sonuçlanabilmektedir.
  3. Tropikal bir hastalık olan filariasiste de lenfatik damarlar içerisinde parazitik solucanlar aracılığı ile tıkanmaya sebep olabilmektedir.
  4. Nadir olarak lenfödem hastalığı lenf damarlarının tıp dünyasında Milroy hastalığı olarak da bilinen doğumsal (konjenital) anormalliğe bağlı ortaya çıkmasına da zemin hazırlamaktadır. (Milroy hastalığı ise doğumdan hemen sonra veya ilk iki ay içinde ortaya çıkan ve Milroy sendromu olarak da bilinen bir durumdur).
  5. Son olarak sebebi tam olarak saptanamamış bir takım durumlar da lenfödem gelişmesine sebep olabilmektedir.

Fil Hastalığı Belirtileri

Fil Hastalığı içten ilerleyen ve gelişen bir hastalık olmasına karşın fiziki görünüm üzerinde de büyük farklılıklar meydana getiren bir hastalık ve süreçtir. Şimdi belli başlı bu belirtilere değinelim:

  1. Lenfödem özellikle dokular üzerinde ağrısız bir takım şişmeler ile birlikte etkilediği bölgedeki deri yüzeyinin kalınlaşmasına, sertleşmesine sebep olmaktadır. Özellikle bacak ve kol bölgelerinde gözle görülür bir fark yaratan bu hastalık çoğu zaman insanların sosyal yaşamlarında olumsuz etkiler bırakır.
  2. Fil Hastalığı kendini yüksek ateş ile göstermeye başlar ve zamanla şişen lenf bezleri hastalanan bölge üzerindeki organın büyümesine zemin hazırlar.
  3. Vücut dolaşım sistemi özellikle etkilendiği için göze çarpan ilk belirtiler şişen organların sertleşmesidir. Bu sertleşme ağırlıklı olarak bacaklar ve kollarda oluşmaktadır.
  4. Memelerde olsun, erkek testislerinde olsun aşırı büyüme görülebilmektedir. Özellikle erkekler bu evrede cinsel işlevlerini tam olarak sağlayamazlar.
  5. Bacaklarda ağırlaşma hissi, bileklerdeki esnekliğin azalması hatta ayakkabı ve yüzük gibi aksesuarların dahi kişiyi sıkması gibi işaretler lenfödeme işaret olabilir. Hastalığın farklı yerlere ilerlemesini engellemek ve erken tanı için bu tür belirtileri fark ettiğinizde bir doktora görünmenizi önemle hatırlatmak isteriz.

Fil Hastalığı Evreleri

Fil Hastalığı eğer tedavi edilmezse ilerleyen ve yayılan bir hastalık olmaktadır. 4 aşaması olan hastalık evresi eğer erken tanı ve tedavi tam anlamı ile yapılmazsa zamanla 1’den 4’e kadar yükselir.

Evre 1: Geriye dönüşü kolay Fil Hastalığı. Kesin ve saptanamayan bir takım yakınmalar ile sadece geçici şişkinlikler görülür. Gün içerisinde ilerleyen ve büyüyen ödem gece güzel bir dinlenmeden sonra ortadan kaybolur.

Evre 2: Kronik geri dönüşü olamayan Fil Hastalığı. Bu evrede ödem yumuşaktır ve kollar ile bacaklarda ağırlık hissedilmeye başlanır. Geceleri ödemde herhangi bir inme olmadığı gibi hafif bir ağrı, yanma ve hareket kısıtlılığı ile bu süreç devam eder.

Evre 3: Bu evrede ödem serttir. Duyu kaybı başta olmak üzere çeşitli uzuvlarda ağırlık, gerginlik, ciltte parlaklık ve tırnak/cilt mantarları gibi bir takım semptomlar görülmeye başlar.

Evre 4: Lenfostatik Elafantiyazis (Fil Hastalığı); Son evre. Geri dönüşü oldukça zordur. Bu evrede özellikle uzuvlarda şekil bozuklukları, istenmeyen hareket kaybı, enfeksiyon mantarları, ağrı ve açık yaralar görülmeye başlar.

Fil Hastalığı Tedavisi

Fil hastalığında tedavi zor bir süreçtir. Hastalarda ortaya çıkan özellikle süt rengi akıntılar, idrar ile beraber gelen beyaz salgıları önleme sadece yağsız yiyecek tüketimi ile olmaktadır. Ayaklara ve kollara ise sargı ve özel korseler gibi yardımcılar ise bu bölgelerin şişkinliklerini azaltabilmektedir. Ayrıca tedavi sürecinde arsenikli ve antimonlu yeni ilaçlar kullanıldığında bu etkileri aza indirmeniz mümkündür.

Lenf yollarında ve özellikle toplardamarlardaki iltihaplardan ileri gelen ve sürece girmiş fil hastalıklarında ise antibiyotikler ve sülfamitler oldukça olumlu sonuç vermektedir. Lenf bezlerindeki iltihaplara özellikle ıslak sıcak pansumanlar ile alkol pansumanları uygulanır. Ayrıca toplardamarlarda oluşan iltihaplı durumlar ise ancak ameliyat ile tedavi edilmektedir. Kaplıcaların da tedavi için olumlu geldiği gözlemlenmiştir.

Yukarıdaki yöntemler ile Fil Hastalığı önlenebilir, rahatlatılabilir veya riski en aza indirilebilir. Önemli olan tek şey kuşku duyduğunuz bölgenizdeki belirtilerin yukarıda belirttiklerimiz olması dahilinde en yakın doktordan randevu alarak uzmanından destek almanızdır.

Fil Hastalığı Tedavisi Hakkında Daha Detaylı Bilgi İçin TIKLAYINIZ!

Fil Hastalarına Öneriler

  1. Hastalıklı bölge çevresinde oluşabilecek olan kesik ve hayvan tırmalaması gibi olaylar enfeksiyona ve lenf yollarının daha da hasarına yol açacağından dolayı bu hususta özellikle dikkatli olunmalı ve bu tür yaralanmalardan kaçınmalıdır.
  2. Sürekli tekrarlanan ve bedeni yoran hareketler ödemi daha da kötüleştireceği için yorucu hareketlere ayırdığınız zamanı azaltmanız önerilmektedir.
  3. Hastalıklı olan bölge kolunuz ise özellikle manikür ve enjeksiyondan kaçınmanız gerekmektedir.
  4. Yine ödem ellerinizde veya ayaklarınızda ise tırnaklar kesilirken daha dikkatli olunmalıdır.
  5. Etkilenmiş olan bölge ayağınız ise nasırları kesmemeli, bir takım nemlendirici kremler ile bu tür nasır oluşumları giderilmeye çalışılmalıdır.
  6. Jilet kullanmamak yine önemli bir husustur. Kıllarınızı kısaltma da makine veya makas kullanmanız daha tedbirli bir davranış olacaktır.
  7. Eğer mutfak ile veya bahçe ile içli dışlıysanız çalışırken kesiklerden kaçınmak için  eldiven giymeniz önerilir.
  8. Güneş yanığı önemli bir faktördür. Güneşlenirken kaliteli kremler kullanılmalı ve lenfödemli uzuv güneşe fazla bırakılmamalıdır.
  9. Lenfödem tedavisinde, sıcak sudan ziyade soğuk suyun etkisi daha fazla kanıtlanmıştır.
  10. Sıcak havalarda cildinizin terlemesi bir takım mantarların oluşmasına zemin hazırlayacağı için mantar önleyici pudraların kullanımı daha faydalı olacaktır.
  11. Lenf sıvısının dolaşımını sağlamak için önemli olan bir konu varsa o da spordur. Doktorunuzun önerdiği egzersizleri düzenli olarak yaptığınız takdirde tedaviniz olumlu seyredecektir.
  12. Hava ile ulaşım sırasında basınç düşmesi yaşanabileceği için kol çorabı ya da kompresyon bandajı ile ödemli bölge sağlama alınmalıdır.
  13. Lenfödemli uzuvların üzerine yatmaktan vazgeçmeli ve uyku sırasında bunu yapmadığınızdan emin olmanız gerekmektedir.
  14. Beslenmeniz düzenli, dengeli ve sağlıklı olmalıdır. Özellikle tuz azaltılmalı ama tamamen kesilmemelidir.
  15. Oda sıcaklığında olabildiğince bol su tüketilmelidir.
  16. Fazla kilo zararlıdır. Kilo fazlalığını önlemek için gerekirse diyetisyene gidilmeli ve spor yapılmalıdır.
  17. Cildinizi sıkacak ve rahatsızlık verecek kıyafetleri giymemelisiniz.
  18. Bası çorabı kullanımı aksatılmamalı ve doktorun önerdiği şekilde giyilmelidir.
  19. Tedaviniz olumlu gitse dahi tekrar şişme yaşanmaması için tedaviye sürekli olarak devam edilmelidir.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here