Ana sayfa Genel Sağlık Ruh Sağlığı Fobilerden Kurtulma Yolları

Fobilerden Kurtulma Yolları

322
0
PAYLAŞ
düşünce şeklimizi değiştirerek korkularımızı yenebiliriz.

Yolda yürürken aniden bir korna sesi duyduğumuzda yerimizden sıçrar ve 1-2 adım geri kaçarız. Bu tepkimiz belki de bizi arabanın altında kalmaktan kurtarır. Böyle bir tepki vermeseydik yani korkmasaydık, hiç istifimizi bozmadan yürümeye devam eder ve muhtemelen üzerimize gelen arabanın altında kalırdık. Hemen her gün bunun gibi pek çok korku refleksi gösteririz. Ani gelişen olaylar karşısında istemsiz olarak vücudumuzda saniyeler içinde  meydana gelen değişimler, hayatta kalmamızı sağlar. Zaman zaman hayatımızı zorlaştırdığını, rahatımızı kaçırdığını düşündüğümüz korku ve endişelerimizin asıl görevi de budur zaten; hayatta kalmamızı sağlamak. Hayatımızı zorlaştıran şey ise korkularımız değil, bunlara verdiğimiz tepkiler. Her insanın endişeleri, kaygıları ve korkuları farklı olabileceği gibi, bunlara verdikleri tepkiler de farklı olabilir. Fobileri konu ettiğimiz bu yazımıza da korkulardan bahsederek giriş yapmanın doğru olacağını düşünüyoruz. Korku nedir, fobi nedir, fobiler hayatımızı nasıl etkiler, fobilerden kurtulmak mümkün müdür ve fobilerimizle nasıl başa çıkabiliriz sorularının cevaplarını birlikte arayacağız.

Korku Nedir?

Korku, kişinin tehlikeli olduğunu düşündüğü durumlar karşısında gösterdiği reaksiyon olarak tanımlanır. Yani içinde bulunduğumuz durum değil, bu duruma verdiğimiz tepkidir korku. Kişi, deneyimlerinden yola çıkarak kendisine ait çeşitli düşünceler oluşturabileceği gibi hiç yaşamadığı durumlarla ilgili olarak da öğrenilmiş korkulara sahip olabilir. Herkesin hayatında, tehlike olarak algıladığı durumlar olabilir. Bu çok normal ve üstelik insan yaşamının devamı için gerekli bir durum. Beynimiz, tehlike karşısında bütün vücudu uyanık ve savunmada tutmak için çalışır. Böylece kendimizi savunur ve tehlikelerden korunmuş oluruz. Yani kısaca, ölçülü bir korku reaksiyonu insanın hayatta kalabilmesi için gereklidir.

Fobi Nedir?

Kişinin tehlike olarak algıladığı ve buna karşı korku geliştirdiği durumlar ya da nesneler karşısında gösterdiği abartılı tepkiler, fobi olarak adlandırılır. Psikiyatride bir tür “kaygı bozukluğu” olarak ele alınan fobiler, kaygı bozukluğundan farklı olarak belli bir nesneye ya da ortama bağlıdırlar. Korkunun kaynağı olan nesne ortadan kalkarsa, tepki de ortadan kalkar. Örneğin yılan fobisi olan bir kişi sadece yılan gördüğünde ya da kendisine yılandan bahsedildiğinde abartılı tepki gösterir. Bunun dışındaki zamanlarda hayatına normal akışında devam eder. Kişi tepkilerinin abartılı olduğunu bilir fakat engel olamaz. Olaylara ya da nesnelere karşı duyulan ölçülü bir korku bizi tehlikeler karşısında güçlendirir. Fakat fobiler hayatımızı kısıtlar. Kişi fobisi olan nesneyle karşılaştığında, nerede ve ne durumda olursa olsun her zamanki abartılı tepkiyi verir. Aynı zamanda kalbi hızla çarpar, nefesi daralır, midesi bulanır, ağzı kurur, sıcak basar, terler ve kızarır.

Kaç Çeşit Fobi Vardır?

Fobiler, basit ve karmaşık fobiler olmak üzere 2 ana başlıkta incelenir.

1. Basit (Özgül) Fobiler

Belli bir nesneye ya da olaya duyulan korkular basit fobi olarak tanımlanır. Toplumda en sık rastlanan basit fobiler, hayvan korkusu, karanlık korkusu, kan (tutması)korkusu olarak sıralayabiliriz. Kişi korku hissettiği nesnenin kendisine zarar vereceğine inanır. Erkeklere nazaran kadınlarda daha sık rastlanır. Başlama zamanı olarak belli bir yaştan söz edemeyiz. Kişi korkuya sebep olan nesneyle karşılaştığında panik davranışları sergiler. Hatta paniğe kapılması için nesnenin hayalini kurması, resmini görmesi ya da lafının edilmesi bile yeterlidir. Bu panik anında kan basıncı düşer, kalp daha hızlı atmaya başlar, terleme ve bunalma ortaya çıkar. Kan korkusu gibi durumlarda kişi gerçekten bayılabilir. Korkuya sebep olan nesneyle karşılaşmadığı sürece kişi hayatına normal şekilde devam eder. Basit fobilerin yarattığı sıkıntı, kişinin korkmasına sebep olan nesneyle ne sıklıkta karşılaştığıyla ve ondan kolayca kaçabilme kabiliyetine göre değişir. Kırsal alanda yaşayan ve yılan fobisi olan bir kişi çok büyük sıkıntı çekerken, şehirde yaşayan bir diğeri hayatı boyunca yılan görmeden rahatça yaşamaya devam edebilir.

2. Karmaşık Fobiler

a- Agora Fobi: Açık alan korkusu anlamına gelmekle beraber asansör, sinema, uçak, otobüs, alışveriş merkezi ve daha pek çok kalabalık ortamı da içine alan geniş bir etki alanına sahiptir. Burada korkunun sebebi kişiler değil ortamdır. Agora fobisi olan kişi, oradan kaçamayacağını, kalabalık içinde sıkışıp kalacağını düşünür. Vakaların önemli bir kısmı aynı zamanda panik atağa da meyilli olurlar. Zaman içinde yanlarında biri olmadan dışarı çıkmayı bırakır ve kendilerini eve kapatırlar.

b- Sosyal Fobi: Kişinin diğer insanlarla sosyal ilişki kurması gereken durumlarda hissettiği korku olarak tanımlanır. Topluluk karşısında konuşma yapmak, yeni insanlarla tanışmak, onlarla yemek yemek gibi durumlarda ortaya çıkar. Sosyal fobisi olan kişi, diğer insanların karşısında küçük düşeceğini, eleştirileceğini düşünür. Bu düşünceler yüzünün kızarması ellerinin terlemesi gibi fiziksel reaksiyonları da beraberinde getirir ve bu durum kişinin korkusunun daha da artmasına sebep olur. Başkalarıyla göz teması kurmaktan kaçınırlar. Ergenlik çağında başlar ve çekingen yapıdaki çocuklarda daha sık rastlanır. Sosyal fobinin gelişmesinde ailenin tutumu da etkilidir. Katı, aşırı korumacı, sürekli olarak eleştirel yaklaşım gösteren, duygusal yönden ise yetersiz ailelerde yetişen çocukları sosyal fobiye daha yatkındırlar. Bu durum okuldaki başarılarını da etkiler. İş bulmaları zorlaşır.

Fobilerden Nasıl Kurtulunur?

Fobik bozukluklar toplumda en sık rastlanan psikolojik rahatsızlıktır. Sizin çevrenizde de mutlaka yakınları tarafından “evhamlı”, “pimpirikli”, “telaşlı”, “hastalık hastası” olarak tarif edilen kişiler vardır. Belli bir nesneye karşı gelişen basit fobiler kişinin sosyal hayatını çok fazla etkilemediği için genellikle şikayete ve tedavi isteğine sebep olmazlar. Fakat sosyal fobi ya da agora fobi sahibi kişilerin durumu çok daha karmaşıktır. Bu kişiler fobileri olduğunu bilirler, tepkilerinin abartılı ve yersiz olduğunun farkındadırlar. Sosyal hayatları ciddi şekilde tehdit altında olduğu için de tedavi olmak isterler. Günümüzde uygulanan tedavi yöntemleri çok etkilidir ve başarılı sonuçlar verir. Kişilerin kendi iradeleriyle doktora başvurmaları da tedavinin başarı şansını artırır.

1. İlaç tedavisi

Mutluluk hormonu olarak bilinen serotonin salgısı üzerinde etkili olan ilaçlar kullanılır. Etkileri 3 haftadan önce hissedilmeyen bu ilaçların kullanımına devam edip etmemekle ilgili karar ancak 2,5-3 aylık bir kullanım sonucunda verilebilir. İlk günlerde görülen basit yan etkiler zamanla geçer. İlaçların kalıcı hasara yol açan ciddi yan etkileri yoktur ve bağımlılık yapmazlar. Etkili bir sonuç için ortalama 12 aylık bir tedavi süresi uygulanır.

2. Psikoterapi

Günümüzde  psikiyatri biliminin geldiği noktada, psikiyatrik hastalıkların tedavisinde pek çok psikoterapi  yöntemi uygulanır. Hasta ve doktorun karşılıklı konuşması prensibine dayanan bu yöntemlerle hastanın tedavi sürecine etkin olarak katılması ve düşünce yapısını değiştirmesi amaçlanır. Fobilerin tedavisinde ise bilişsel ve davranışçı psikoterapi teknikleri uygulanır. Davranışların, otomatik bir düşünce ve bu düşünceyle hareket eden duygunun sonucu yine otomatik olarak ortaya çıktığı kabul edilir. Hastanın otomatik düşüncelerini gözden geçirip sorgulaması, bunları daha işlevsel olan başka düşüncelerle değiştirmesi hedeflenir. Bu amaçla hastaya davranışlarını değiştirmeye yönelik bazı görevler verilir.

3. Gevşeme programları

İlaç tedavisine ek olarak, hastanın tedavi sürecine bizzat katılımını sağlamaya yönelik çeşitli ödevler verilir. Gevşeme programlarıyla, hastanın korku sırasında verdiği bedensel tepkilerini nasıl kontrol edeceğini öğrenmesi amaçlanır.

4. Sosyal beceri eğitimi

Bilişsel yaklaşım, sosyal fobisi olan kişilerin aslında nerede ne yapması gerektiğini bilemeyen yani bilişsel yetersizliğe sahip kişiler olduğunu savunur.  Bu yaklaşıma göre sosyal beceriler her şeyden önce öğrenilmiş olan becerilerdir. İnsanların, hiç bulunmadıkları ortamlarda bile nasıl davranmaları gerektiği hakkında bir fikirleri olduğu düşünülür. Bu fikirler sosyal hayatta gerektiği yerde otomatik olarak devreye girer. Sosyal beceri olarak adlandırılan bu yeteneğin eksikliği de kişilerde sosyal fobilerin gelişmesine sebep olur. Sosyal beceri eğitimleriyle kişiye sosyal ortamlarla ilgili yeni ve işlevsel düşünceler kazandırmak hedeflenir.

5. Düşünce değiştirme egzersizleri

Şimdiye kadar defalarca dikkat çekmeye çalıştığımız gibi, mutlu ya da mutsuz olmamıza sebep olan şey olaylar değil, bizim olaylara yüklediğimiz anlamlar aslında. Davranışın oluşum aşamalarında ilk sırada yer alan düşüncelerimizi olumsuzdan olumluya çevirebilirsek, davranışlarımızın daha ölçülü olmasını sağlayabiliriz. Kısaca; “iyi düşün, iyi olsun”.

Düşünce  Duygu  Fizyolojik Tepki  Davranış

6. Davranış tedavisi

İki şekilde uygulanabilir;

  • Kişiyi korktuğu şeyle karşı karşıya getirerek, korkunun üzerine gitmesini sağlamak esasına (in vivo) dayanır. Davranış tedavisin vivo tabir edilen, kişiyi korktuğu durumla doğrudan karşılaştırma esas alınır. Kademeli şekilde hastanın korktuğu şeye yaklaşması istenir. Örneğin kapalı alan fobisi olan bir kişiden, önce sadece asansörün düğmesine basması istenir. Bu davranışı rahatça yapmaya başlayan kişi bir sonraki aşamada asansörün düğmesine basar, asansörün gelmesini ve kapısının açılmasını bekler ama binmez. Sonraki aşamada ise asansöre binmesi ve hareket etmeden inmesi istenir. Başarıyla devam eden aşamalardan sonra kişi nihayet asansöre binerek istediği kata ulaşmayı başarır.
  • Kişinin korktuğu durumla karşılaştığını hayal etmesi istenir. Deneyimlemenin zor olduğu fobilerde (örn: yılan fobisi)kullanılan bir tekniktir.

Fobiler kişinin bir taraftan kurtulmak öte yandan ise devam ettirmekten kendini alamadığı kaygı bozuklukları olarak karşımıza çıkarlar. Çoğu kimse, belirtiler kendilerini zorlamadıkça tedavi olmayı düşünmezler. Çünkü bu bozukluk kişiye gerçek sorumluluklarından kaçma imkanı da tanır bir taraftan. Kendilerini baskı altında hissettikleri zaman fobilerine sığınmayı tercih edebilirler. Tedaviyi kişi önce kendisi istemeli ve güvenilir bir psikiyatr yardımı almalıdır. İlaç tedavisi tek başına her zaman yeterli olmaz. Psikoterapi çok daha iyi sonuçlar verir. Kişi kendi kendine de olumsuz, negatif, yıkıcı düşüncelerinin yerine tam tersi olumlu, pozitif ve yapıcı düşünceleri koymaya çalışarak kendine yardımcı olabilir.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here