Ana sayfa Hastalıklar HIV Hastalığı

HIV Hastalığı

461
0
PAYLAŞ

HIV, yani insan bağışıklık yetmezlik virüsü, AIDS e yol açmaktadır. HIV hastalığı virüsü insan vücudunun koruyucu bir kalkanı olan bağışıklık sistemini büyük oranda zarar vererek, hastalığa neden olur. İnsan vücudunu tüm mikroplara karşı tam koruma sağlayan bağışıklık sistemi zarar gördüğü zaman, mikroplar insan vücuduna çok kolay bir şekilde girer. Kanında HIV virüsü bulunmayan kişiler HIV negatif kişiler olarak adlandırılırlar. Kanında HIV virüsü bulunan kişilere HIV pozitif ya da HIV enfeksiyonlu adı verilir. Aynı zamanda bu kişiler, kanında antikor bulunan anti-HIV ya da ELISA testi pozitif kişilerdir. Fakat HIV virüsünün ilk bulaşma döneminde seronefatif kişiler, aynı zamanda HIV virüsü taşıyan kişiler olabilir. HIV virüsü sonradan edinilen bağışıklık sistemi bozukluğu anlamına gelmektedir. Sonradan edinilen ifadesinde olduğu gibi, HIV virüsü genetik bir özellik taşımadığı açıkça belirtilmiştir. İnsan vücudunun koruyucu kalkanı olan bağışıklık sistemi yetersizliği ifadesindeki anlam ise, insan vücudunun bağışıklık sisteminin çökmesidir. Sendrom kelimesi ise farklı bir hastalıkla bağlantısı olabileceği anlamına gelir.

Bir insanın HIV virüsü taşıması durumunda hastalığa dair herhangi bir belirtiyle karşılaşmayabilir ya da hasta kendini kötü hissetmeyebilir. Hatta hasta HIV virüsüne sahip olduğunu anlamaya da bilir. Çünkü HIV virüsü taşıyan insanlarda semptomların ortaya çıkmasına ve aynı zamanda insanların hayatını kaybetmesine neden olan şey HIV virüsünün kendisi değil, insan vücudunda yer alan bağışıklık sisteminin çökmesi durumunda, tamamen savunmasız kaldığı diğer enfeksiyonlardır. HIV virüsü belirtileri ya da klinik bulguları bulaştırdıktan sonraki diğer evrelerde farklılık gösterebilir. Kişiye HIV virüsü bulaşmasının ardından yaşanan AIDS belirtileri çok dikkat çekmemektedir. HIV virüsü bulaşan kişilerin yaşadığı belirtiler AIDS’e özgü belirtiler olmamasından kaynaklı olarak bazen ayırt edilemez haldedir. Bu nedenle HIV testi yaptırmak birden fazla partnerle korumasız bir şekilde cinsel ilişkiyle girilmesi açısından önem taşır.

HIV Hastalığı Neden Olur?

HIV hastalığının farklı bir insana bulaşması için, virüsün dış ortamdaki olumsuz şartlarda bozulamayacağı kadar kısa bir süre içerisinde, farklı bir insanda uygun bir zemin bulması gerekir. Bu da HIV virüsünün diğer vücut sıvılarının içinde bir kişiden farklı bir kişiye aktarılması ile meydana gelir. HIV virüsü hastalığının neden olduğu birkaç faktör bulunur. HIV virüsü cinsel, ilişki, direkt kan teması, organ nakilleri ya da anneden bebeğe şeklinde olmak üzere birkaç farklı meydana gelme yolları vardır. Bunlar,

Cinsel İlişki: HIV virüsünün meydana gelme sebeplerinden biri cinsel ilişkidir. HIV virüsünü taşıyan birinin kanı, spermi, vajinal akıntıları ya da diğer vücut sıvıları aktarımı şeklinde meydana gelebilir. Bu durum, vajinal, anal ya da oral seks sırasında gerçekleşebilecek virüs aktarımı ile bulaşıcılık olduğu anlamına gelir. Lateksten yapılmış olan bir prezervatif kullanarak HIV virüsünden korunabilirsiniz. Doğum kontrol hapları ya da lateks olmayan prezervatifler, HIV virüsünden tam bir koruma sağlamaz. HIV virüsü hem erkekten hem de kadından kolaylıkla bulaşabilir. Herhangi bir cinsel ilişki sırasında, HIV virüsünün diğer insana bulaşma riski çok yüksektir. HIV virüsünün iki farklı çeşidi bulunur. HIV virüsünün Tip II de kadından erkeğe bulaşma riski, Tip I de ise erkekten kadına bulaşma riski çok daha fazla olmaktadır. Afrika gibi bir ülkelerde Tip II çok daha fazla görülürken, Amerika’da ise Tip I daha sık bir şekilde görülür.

Damardan Uyuşturucu Madde Kullanımı: HIV virüsünün neden olduğu bir diğer faktör ise damardan uyuşturucu madde kullanımıdır. HIV virüsüne sahip olan bir kişi kontamine bir iğne paylaşılırsa, virüs bulaşıcı bir hale gelir. Bu intravenöz damardan uyuşturucu bağımlısı olanlar arasında HIV in en önemli bulaşma yoludur. Dövme ve vücudunun herhangi bir yerine piercing yaptırma işleminde kullanılan iğneler, kontamine ise HIV virüsü bulaşabilir.

Organ, Kan Ürünleri ve Kan Nakli: Çok ayrıntılı bir şekilde araştırma testleri yapılmamış olan organ, kan ya da kan ürünlerinin nakli şeklinde de HIV virüsünün bulaşma ihtimali bulunur. Bu durumun önlenebilmesi için her türlü organ, doku, kan ya da kan ürünleri nakli öncesinde, bu işleme engel oluşturabilecek hastalıkların belirlenmesi gerekir. araştırma testlerinin pencere döneminde yer alan hastalarda negatif bir sonuç vermesi durumunda, HIV virüsünün bir başkasına bulaşma ihtimali vardır.

Anneden Bebeğe: Anne adayının hamilelik sürecinde değil de, doğum sırasında ya da doğumdan sonra annenin, bebeği emzirmesi durumunda HIV virüsü bebeğe bulaşabilir.

HIV Hastalığının Belirtileri

Kısa süreli bir dönemde HIV bulaşmış olan insanların çoğunda, bulaşma aşaması gerçekleştikten iki ya da altı hafta sonrasında kısa, geçici grip, benzeri gibi ateşli hastalıklarının belirtileri meydana gelir. HIV virüsünün insanlar üzerinde en sık belirtiler ise yüksek ateş, boğaz ağrısı, deride kızarıklığın oluşması ve döküntüler gibidir. Aynı zamanda yorgunluk, gece terlemesi, baş ağrısı, eklem ya da kas ağrıları, halsizlik ve bezeler şeklindeki belirtiler ise erken dönemde meydana gelen belirtiler arasında yer alır. Bu belirtilerin meydana gelmesi insandan insana göre çok farklılık gösterir. HIV virüsü bulaşmış olan kişiler belirtilerin görülmemesi ya da baka hastalıkların belirtileriyle karıştırılması normal durumlardır. Bu belirtilerin bir kişide meydana gelmesi, HIV ile enfekte olmuş olduğu anlamına gelmez. Yaşanmaması da HIV ile enfekte olmadığının göstergesi de değildir. Korunmasız, şüpheli anal, vajinal ya oran cinsel ilişki sırasında, HIV virüsünün farklı bir insana bulaşıp, bulaşmadığının kesin kontrolünü sağlamak için HIV testi yaptırmanız gerekir. HIV virüsünün erken bir aşamasında tespit edilmesi, tedavi ya da başkalarına bulaşmasını engellemek açısından çok önemli olmaktadır.

HIV virüsünün insan vücuduna bulaşması sonucunda bir ya da altı hafta içerisinde ilk çoğalma döneminde akut infeksiyona neden olur. Bu dönemde meydana gelen belirtiler ya da klinik bulgular, HIV infeksiyonuna özgü olmamaktadır ve aynı zamanda değişkenlik de gösterir. HIV enfeksiyonu belirtileri ve ayrıca görülme sıklıkları şu şekildedir, yüksek ateşin olması yüzde altmış altı, lenf bezlerinde büyüme yüzde yetmiş dört, farenjit yüzde yetmiş, deri döküntüleri yüzde yetmiş, kas ya da eklem ağrısı yüzde yetmiş, ishal yüzde otuz iki, baş ağrısı yüzde otuz iki, bulantı ya da kusma yüzde yirmi yedi, karaciğer ya da dalak büyümesi yüzde on dört, pamukçuk yüzde on ikidir.

HIV virüsü tarafından insan vücudunun koruyucu kalkanı olan bağışıklık sistemini zayıflatılan kişide, normalde zararsız olan birtakım hastalıklar hafif geçer ya da çok nadir rastlanan bazı hastalıklar meydana gelir. Aynı zamanda lenf bezlerinde büyümeler, ağız ya da deride sürekli tekrarlayan uçuk, vücutta yaraların ve kırmızı lekelerin olması, nedeni belli olmayan uzun süreli ateş, gece terlemeleri, kilo kaybı, ishal, öksürük gibidir.

HIV Hastalığının Tedavisi

HIV virüsünün insan vücuduna girmesinden itibaren, vücutta hastalıkla savaşmak için özel yapıda antikorlar meydana gelir. Kanda yer alan bu antikorlar ELISA testi ya da direkt virüs proteinlerini tespit eden Direkt Tanı Metodu (PCR) testi gibi araştırma yöntemleriyle kontrolü sağlanır. Anti HIV virüsünün yapısında yer alan antikorlar ELISA yöntemi ile belirlenebilecek seviyeye ulaşması için en az üç ay gibi bir süreye ihtiyaç duyulur. Bu nedenle yapılan test, bulaşma aşamasından üç ay sonra yapılması gerekir. HIV virüsünün tedavisinde ülkemizde yapılan bazı gelişmeler bulunur. Günümüzde kullanılan ilaçlardan farklı etkiye sahip olan mekanizmalarda olanların ikisinin ya da üçünün bir arada kullanımı sayesinde HIV pozitif olan kişilerin kaliteli ve uzun bir yaşama sahip olabilmeleri amaçlanır. HIV virüsü tedavisi doktor kontrolünde ve aynı zamanda kesintisiz olarak hayat boyu devamı sağlanmalıdır. HIV virüsü tedavisinde kullanılan ilaçlar çok pahalıdır.

HIV virüsü çok hızlı bir şekilde çoğalma gösterirken, bu çoğalma sırasında çok küçük hataların oluşmasına neden olur. Böylece her yeni meydana gelen bir virüs, bir önceki virüse göre çok hafif bir farklılığa sahip olur. HIV virüsünün yapısında yer alan bu küçük farklara mutasyon adı verilir. Virüsün yapısında yer alan mutasyonların büyük bir kısmı, virüsün anti HIV ilaçlarının hedef aldığı kısımlarında meydana gelir. Bu durumda bir kısım virüsün yok edilmesi için kullanılan ilaçlardan, bir kısım virüs etkileniyorken, mutasyon geçirmiş olan diğer virüsler etkilenmiyor. Bu olaya direnç adı verilir ve aynı zamanda dirençli olan virüsler kullanılan ilaçlardan etkilenmeyerek, kendi kendine çoğalır. İlaçlara karşı direnç göstermiş olan hastalarda virüs oranı artar ve aynı zamanda hasta olma riski de daha fazla artar.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here