Ana sayfa Genel Sağlık Ruh Sağlığı Kabus Görmenin Nedenleri

Kabus Görmenin Nedenleri

105
0
PAYLAŞ
Kabus sıkıntılarımızın bir çeşit dışa vurumudur

Hepimizin hayatında zor günler, içinden çıkamayacakmışız gibi gelen durumlar olur. Çoğu zaman bu durumları anlatırken “kabus gibi” tanımını kullanırız. Bütün tersliklerin arka arkaya geldiği ve sanki hiç bitmeyecekmiş gibi gelen durumları “kabus”la özdeşleştiririz. Demek ki hepimizin zihninde bir kabus algısı var. Ve bu algı genel olarak çaresizlik hissiyle eşdeğer bir hissi tanımlar. Bir rüya çeşidi olarak “kabus” tam da bu hissi uyandırır gören kişide. Koşarız ama yetişemeyiz, bağırırız ama sesimiz çıkmaz, biz herkesi gördüğümüz halde kimse bizi görmez, vb. Bu yazımızda kabusun gerçekte ne olduğunu anlamaya çalışacağız. Rüya ile kabus arasında ne fark vardır? Neden kabus görürüz ve bu kabuslar hayatımızı nasıl etkiler? Bu sorulara cevap bulabilmek için önce temel uyku metabolizmasının nasıl işlediğini bilmemiz gerekir.

Rüyalarda duygular beyin tarafından sembollerle eşleştirilir

Uyku Metabolizması Nasıl Çalışır?

Eskilerin “uyku, yarı ölüm halidir” demeleri boşuna değil. Günümüzün yaklaşık 3’te birini geçirdiğimiz uyku sırasında tüm vücudumuz ve zihnimiz kontrolümüz dışında kalır. Uyku, vücudumuz için bir dinlenme biçimi olsa da en çok beyin için gerekli. Öte yandan, uykuya geçme kararı dahil, uykuda geçirdiğimiz süreyi de beynimiz planlar ve yönetir. Beyin sapında bulunan ve vücudumuzun tepkileriyle reflekslerini yöneten sinir hücreleri, beynimizle vücudumuz arasındaki iletişimi sağlar. Bu hücreler sayesinde beynimiz sürekli uyanık ve uyarıları değerlendirmeye hazır halde bulunur. Vücudumuz oturma pozisyonundayken bile dinlenebildiği halde beynimizin böyle bir şansı olmaz. Üstelik uyku sırasında bile çalışmaya devam eder. Beyin, gün boyu aldığı uyarıları değerlendirmek için sakin bir döneme ihtiyaç duyar ve bu dönem de vücudumuzun uykuda olduğu saatlerdir.
Özellikle son 50 yıldır yapılan çalışmalar sonunda gelinen noktada uykunun, birbirini takip eden 2 evreden meydana geldiği kabul edilir:

1- REM Dışı Evre (Rapid Eye Movement – Hızlı Göz Hareketleri);

Kendi içinde de 3 kısımdan oluşan bu evreyi, uykunun erken evresi olarak tanımlayabiliriz. Bu evrede, öğrenilen bilgiler hafızaya aktarılır. Hafif uyku halinden derin uykuya geçtikçe, göz hareketleri ve solunum yavaşlar, kaslar gevşer, kan basıncı ve vücut ısısı düşer, tüm sistemler iyice dinlenir, yenilenir. Bu sırada elektroensefalografi (EEG) yöntemi ile yapılan ölçümlerde uyku derinleştikçe beynin elektriksel faaliyetlerinin azaldığı, beyin dalgalarının yavaşladığı izlenir. Bu evre, tüm uyku süresinin neredeyse % 80’ini oluşturur. Öğrenme, uykunun bu aşamasında gerçekleşir. İyi bir uyku ve yataktan dinlenmiş olarak kalkmak için uykunun bu ilk evresinin yeterince uzun olması gerekir.

2- REM Evresi

Uykunun bu ikinci evresinde, göz kapakları altında gözlerin çok hızlı şekilde hareket ettiği izlenebilir. Bu hareketler, rüya gördüğümüzün de bir işaretidir. Bu evrede nabız ve kan basıncı yükselir, nefes alıp verme hızlanır, her iki cinste de kısa süreli ereksiyon hali yaşanır. Bu dönemde ölçülen beyin dalgaları hemen hemen uyanıkken yayılan dalgalara benzemeye başlar. Yani beyin faaliyetleri artar. Rüyaların çoğu da bu evrede görülür. Daha doğrusu, uykudayken gördüğümüz yüzlerce rüya içinde, uyanmaya yakın olduğumuz sırada yani REM evresinde gördüğümüz rüyaları hatırlarız.

Uykunun erken ve REM evresi

Rüya Nedir, Neden Rüya Görürüz ?

En kısa haliyle rüya; uyku sırasında, kişinin bilinci kapalıyken ortaya çıkan görüntü, ses ve duygular olarak tarif edilebilir. Öğrendiklerimizin hafızaya yerleştirilmesi ve gereksiz bilgilerin silinmesi için rüyaların çok önemli olduğu düşünülüyor. Hangi milletten, hangi dinden, hangi sosyal sınıftan olursa olsun istisnasız her insanın hakkında konuştuğu ve yorum yaptığı ortak bir konu rüyalar. Asırlardır, geçmişten izler, gelecekten işaretler aramak, ruhlar alemine bağlamak, tanrının isteği saymak gibi türlü çeşitli anlamlar yüklenmiştir rüyalara. Filozoflar, tıp doktorlar ve din adamları tarafından rüyalarla ilgili ortaya konan sayısız kuram var. Ve rüyalarından ilham alarak eserler ortaya koyan pek çok sanatçı… Tıp alanında çalışan bilim insanları rüyaları fizyolojik ya da psikolojik açıdan değerlendirirler. Her iki açıdan yapılan değerlendirmelere baktığımızda da birbirinden çok farklı yaklaşımlar olduğunu görürüz. Dolayısıyla neden rüya gördüğümüz hakkında, üzerinde fikir birliği sağlanmış tek bir görüşten bahsedemeyiz. En yaygın ve en fazla kabul gören teorilerden söz edecek olursak; gündelik hayatta yaşadığımız her olay, gördüğümüz her şey, duyduğumuz her ses bilinçaltımızda saklanır. Biz farkında olmasak, üzerinde durmasak bile, bir yerlerde kayıt edilirler. Uyanıkken yaşadığımız bu deneyimler, bazen bir ses, bazen bir renk, kimi zaman bir isim ya da yüz olarak, parça parça ama yeni bir kurgu içinde rüyalarımızı oluştururlar. Uyku sırasında pek çok rüya görürüz ama çok azını hatırlarız. Rüya konusunda yapılan çalışmalar göstermiştir ki, derin uykuda gördüklerimizden çok, REM evresinde gördüğümüz rüyaları hatırlıyoruz.

Kabus Nedir, Neden Kabus Görürüz?

Kabusu en basit ve anlaşılır şekliyle, kişiye şiddetli biçimde rahatsızlık veren rüya olarak tanımlayabiliriz. Herkes hayatının belli dönemlerinde kabus görebilir. Ama bunun bir bozukluk olarak ele alınabilmesi için çok sık tekrar ediyor olması ve kişinin kabus görme endişesi yüzünden uyumaktan korkar hale gelmesi gerekir. Temelde bir uyku bozukluğu olarak ele alınır. Çocukluk çağında ise kabuslar en sık 3 ila 5 yaş arasında görülür. Çevreyi algılamakta en aktif oldukları bu dönemde, gerçekle kurguyu birbirinden ayırt etmekte zorlanan çocuklar özellikle şiddet içeren olaylardan hatta bu tarz çizgi filmlerden bile çok etkilenirler. Bu yaş grubu çocuklarda en sık rastlanan kabus objeleri canavarlar, korkunç hayvanlar, cadılar gibi gerçek üstü yaratıklardır. Rüya ile gerçeği ayırt edemedikleri için huzursuz bir uykunun ardından çoğu zaman ağlayarak uyanırlar. Normal şartlarda çocuğun yaşı ilerledikçe ve gerçeklik algısı geliştikçe kabuslar da kaybolur. Çocuk yeterli olgunluğa geldiği halde hala kabus görmeye devam ediyorsa, psikolojik bir sıkıntıdan söz edilebilir.
Rüyaları inceleyen farklı bilim dalları, kabuslarla ilgili farklı farklı görüşler ortaya koyarlar. Biz burada en çok görüş birliği sağlanan nedenlerini sıralayacağız.

1. Psikolojik Travmalar

Nörologlar, kişinin gerçek hayatında yaşadığı acı tecrübelerin yarattığı travmaların, bastırılmış duyguların bilinçaltına yerleştiği ve tekrarlanabilir kabuslar olarak ortaya çıktığı görüşünü savunur. Sık tekrar eden kabuslar uzun süreler devam ederse kişide farklı uyku bozukluklarına da sebep olurlar.

Bazen kendimizi bulutların üstünde görürüz

2.Stres

Kişinin sosyal ya da iş hayatındaki iniş çıkışlar, gelecek kaygısı, bastırılan endişeler de kabus görmenin nedenleri arasında sayılabilir. Hayatında terfi, evlilik, çocuk sahibi olmak gibi önemli bir değişim bekleyen kişilerin bu süreçlerde zaman zaman sıkıntılı rüyalar görmeleri normal kabul edilir.

3. Ateşli Hastalıklar

Vücudun savunma sistemlerinin ve beynin yoğun bir tempoda çalıştığı hastalık dönemlerinde kabus görmek de normal sayılır. Özellikle küçük çocuklarda, hastalık nedeniyle uykunun sık sık bölündüğü durumlarda görülür.

4. Sürekli Kullanılan İlaçlar

Kabuslar bazen de düzenli olarak kullanılan ilaçların etkisiyle de görülebilir. Bazı antidepresanlar ve uyku ilaçlarının böyle yan etkileri olduğu bilinir. Hatta bazıları uyanıkken de halüsinasyonlara sebep olabilir.

5. Aşırı Alkol Tüketimi

Bazı kişilerde de aşırı alkol kullanımına bağlı olarak kabuslar ortaya çıkar. Bu durumda alkolün kabus görmeye sebep olduğundan çok, kişiyi aşırı alkol tüketmeye iten psikolojik sorunlardan bahsetmek daha doğru olabilir.

6. Uyku Bozuklukları

Uyuyayama hastalığı (insomnia), aşırı uyuma, uyku apnesi, uyku felci, uyku terörü, huzursuz bacak sendromu gibi gibi uyku alışkanlığını bozan durumlar da beraberinde kişinin kabus görmesine sebep olabilir.

Kabus Görmeyi Engelleyebilir Miyiz?

Kişinin ruh haliyle yakından ilgili olan kabuslar eğer çok sık tekrar ediyorsa, uyku bozukluğu olarak değerlendirilir, altında yatan psikolojik bir travma olduğu düşünülür ve mutlaka psikolojik açıdan değerlendirilmelidir. Altta yatan sebep ortaya çıkarıldığında ilaç tedavisiyle ya da terapi yöntemleriyle kolayca tedavi edilebilir. Yatmadan en az 2 saat önce yemek ve kafein tüketimine son vermek, açık havada yapılan yürüyüşler, ılık bir duş, rahatlatıcı bir kitap okumak, nefes egzersizleri de rahat bir uykuya yardımcı olabilir.

Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz ki, çocuk ya da yetişkin olsun, her insanın kabus görme sebebi farklı. Çünkü, herkesin yaşadıkları, öğrendikleri, bunları algılama biçimi, içinde yaşadığı çevre, sorun çözme kabiliyeti farklı. Sağlıklı beslenmek, düzenli olarak egzersiz yapmak, içki ve sigaradan, stresli ortamlardan kaçınmak sağlıklı bir vücut için ne kadar gerekliyse, sağlıklı bir beyin için de o kadar önemli.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here