Ana sayfa Genel Sağlık Cinsel Sağlık Kadınlarda Kısırlık

Kadınlarda Kısırlık

264
0
PAYLAŞ
Kadınlarda Kısırlık

Aile yapısı bireyleri ve çocukları kapsar. Bireylerin sağlıklı bebek dünyaya getirmek her evli çiftin hayalidir. Fakat bu hayaller çiftler tarafından çok istenmiş de olsa gerçekleşemeyebilir. 35 yaşından sonra kadınların doğurganlık döneminde azalma olduğu keşfedilmiştir. 25’li yaşlar kadınların doğurganlık için en verimli olduğu yaşlardır. 35 yaş veya 35 yaş üstü kadınların hamile kalmama gibi bir durum söz konusu değildir. Elbette 40-45 yaşında da anne olabilmek mümkündür. Ancak bu durumlarda gebelik hem bebek için hemde anne için riskli bir durumdur. Bireyler hiçbir şekilde korunmuyor, yaşlarında da bir ilerleme olmamasına rağmen çocuk sahibi olamıyorlarsa, kısırlık gibi bir durum söz konusu olabilir. Son yıllarda daha sık rastlanan bir sorun olan kısırlık, en erken 1 yıl içerisinde düzenli cinsel ilişkiye rağmen gebeliğin oluşmaması durumudur. Tıp dilinde infertilite olarak adlandırılır. Belirti gösteren hastalık değildir. Hastalıklar veya bazı patolojiler ile oluşan bir hastalıktır. Günümüzde kısırlık nedeniyle doktora başvuran hasta sayısı artmaktadır. Genellikle düzensiz beslenme, düzensiz yaşam, stres gibi faktörler gebeliğe engel olabilmektedir. Ancak kadında veya erkekte olmak üzere iki şekilde incelenir. Doktorların düzenli ve doğru teşhisleri ile kısırlık sorununun kadında mı yoksa erkekte mi olduğunu açık bir şekilde bilinmeli ve en uygun tedavi uygulanmalıdır.

Kısırlığın Nedenleri

kisirlik

Kadındaki kısırlık sebeplerini söyleyecek olursak en önemlileri yumurtlama bozuklukları, endometriozis ve tüplerin hasarlı veya tıkalı olmasıdır.

1.Yumurtlama Bozuklukları (Anovulasyon)

Kadında kısırlığın en önde gelen sebebi yumurtlama problemidir. Bu demek oluyor ki, adet dönemi yoktur, seyrektir yada düzensizdir. Adet kanamasının düzensiz veya hiç olmaması yumurtlama bozukluğuna işaret eder. Fakat adet kanamalarının düzenli olduğu zamanlarda da yumurtlama bozukluğu olabilir. Yumurtlama (yumurtanın yumurtalıklardan dışarı atılması) olmadan kadında döllenme ve gebelik olmaz. Yumurtlama bozuklukları 3 grupta incelenir.

Beyin Sapından Salgılanan, Yumurtalıktaki Yumurta Üretimini Uyaran Hormonların Doğuştan Eksik Olması;

Ergenlikten itibaren kadınların hiç adet kanaması görmemesi durumudur.

Beyin Sapından(hipofiz) Süt Hormonu Prolaktinin Normalden Fazla Salgılanması:

Genellikle bu durum bölgedeki iyi huylu bir tümörün olduğuna bağlı olmakla beraber bazen hiçbir sebep bulunamaz. Tümörler iyi huylu olması durumunda cerrahi yollarla alınabilmektedir. Sebep bulunamadığı zamanlarda ilaç tedavileriyle prolaktin seviyeleri en az seviyeye düşürülerek yumurtlama normal hale getirilebilir.

Polikistik Over Sendromu:

Polikistik over sendromu denilen hastalığın nedeni genel olarak adetler yılda 3 ve ya 4 defa olmakla düzensiz ve seyrektir. Genel olarak hastalar hiç adet görmezken diğerlerinde normal olabilmektedir. Bu hastalar şişmanlamaya yatkın hastalardır. Belirti olarak saçlarda yağlanma ve ciltte sivilce gibi problemler ile gösterebilmektedir. Ve yumurtalıklarda normalden daha fazla yumurta bulunabilmektedir. Bu da erkeklik hormonu salgılamakla birlikte yumurta gelişimini engellemektedir.

2. Tüplerin Hasarlı ve Tıkalı Olması

Eğer tüplerde herhangi bir hasar veya tıkanıklık söz konusuysa, yumurta sperm ile birleşemediğinden döllenme oluşamaz. Bunun ise en bilindik sebebi cinsellikle bulaşan hastalıklardır. Diğer sebepler ise enfeksiyon, endrometriozis veya ameliyat sonrası kalan karın içi yapışıklıkları gibi sebepler olabilir. Sağlıklı bir kadında rahim ağzında mukus salgınlanmaktadır ve mukus sayesinde spermler ilerleyerek yumurtaya ulaşmaktadır. Bu mukus salgısı bozulur yada rahim ağzında hasar oluşur ise döllenme oluşmaz ve kısırlık görülür. Bir dış gebelik sonucunda da tüpler hasara uğrayabilir. Ülkemizde çocukluk çağında alınan verem mikrobu da tüplerde geri dönülemez hasar oluşturur.

3. Endometriozis

3e97cdc9a409d1ac44e18b3da2f3ddec

Endometriozis denilen hastalık ise rahim içini döşeyen dokunun (endometrium) rahim dışında oluşmasına denir. Endometriozis genel  olarak rahimi yerinde tutan bölgelere yerleşir. Diğer sık görüldüğü kısımlar ise tüpler, rahim yüzeyi ve yumurtalıklardır. Endometriozis hormonlara duyarlı olduğu için adet sırasında kanar. Bu mikro kanamalar zaman zaman karın içinde iltihaplara sebep olur. Bu durum da yapışıklıklara neden olmaktadır. Endometriozis eğer ki yumurtalıklara yerleşir ise, kist denilen hastalığı meydana getirir. Bu kistlere tıp dilinde endometrioma adı verilir. Endometriozisin(kist) hastalığını belirtilerinden de anlamanız mümkündür. En önemli belirtilerinden biri adet öncesi ve adet sırasında şiddetli ağrılardır. Eğer ki ağrı, ilişki esnasında veya sonrasında da varsa, düzensiz şiddetli adetler oluyor ise de kist olabileceği anlamına gelebilir. Daha seyrek rastlanan diğer belirtileri ise, sindirim sistemine ait belirtiler (ishal, kabızlık), adet sırasında bağırsakta oluşan şiddetli hareketlenmeler ve yorgunluk olabilir. Bu hastalık her kadında belirti göstermeyebilir. Ama endometriozisi olan kadınların genel olarak yüzde 50’sinin çocuk sahibi olabilmeleri için tedavi olmaları gerekmektedir. Kısırlık sorunuyla doktora giden kadınların yaklaşık olarak yüzde 25’inde endometriozis görülmektedir.

4. Rahim Ağzına Ait Problemler

Kısırlığa bağlı olan bir diğer hastalık ise rahim ağzına ait problemlerdir. Bunların belirtileri rahmin ağzındaki yapısal, enfeksiyona ait veya bu kısımdaki salgıya yani mukusa ait bozukluklar sebep olmaktadır. Rahim ağzından salgılanan bu mukus spermlerin genital yoldan taşınmasını daha kolaylaştırır. Östrojen ve progesteron hormonlarına bağlı olarak mukusun siklus esnasında miktarı ve niteliği değişmektedir. İyi huylu tümörler (polip gibi) veya bu bölgeye uygulanmış olan cerrahi yöntemler kısırlığa neden olabilir.

5. Alerjik Nedenler

Kısırlığa sebep olabilecek bir diğer neden ise alerjik reaksiyonlardır. Alerjik fonksiyonlarının teşhislerini bulmak ve tedavileri oldukça zordur. Alerjik nedenler spermlerde veya mukusta bulunabilmektedir. Antisperm antikorları denilen bu alerjik reaksiyonların tedavi etkinliği belli değildir. Tedavi edilen veya edilmeyenlerdeki gebelik oranları çok farklı değildir. Bu sebeple rutin olarak gerekliliği tartışmaya açık bir durum söz konusudur.

Kısırlıkta Risk Faktörleri

Bu konuda yaş oldukça önemlidir. Daha öncede söylediğimiz gibi kadınların doğurganlıkta en iyi olduğu yaşlar 25’li yaşlardır. 35 yaşından sonra kadınların hamile kalma olasılığı biraz düşmektedir. Bu durum daha ileri yaşlarda yani 40 yaşlarından sonra oldukça azalır. Bu yaşlardan sonra gebe kalınmış dahi olsa düşük görülme ihtimali yüksektir. Diğer bir kısırlık sebebi ise vajinanın ve tüplerin iltihaplanması nedeniyle tüplerin tıkanmasıdır. Cinsel yolla bulaşan hastalıklar ise, pelvik inflamatuvar denilen hastalıktır ve enfeksiyonlar sonucunda tüpler tıkanır. Bu hastalıklar arasında pelvik inflamatuvar denilen hastalık çok önemlidir. Bu hastalık devamlı tekrar ederse kısır olma ihtimali artmaktadır. Sigara ve alkol tüketimi, şişmanlık, bazı ilaçlar ve vitamin eksikliği kısırlığın diğer nedenlerindendir.

Kısırlıkta Tedavi

kisirlik-2

Kısır olan bir kimsenin tedavisine başlamadan önce kısırlığın sebebinin ne olduğunu iyi bir şekilde araştırılması gerekmektedir. Daha sonra da kısırlık için uygun görülen tedavinin düzenli bir şekilde uygulanmalıdır. Bu tedavi süresince yapılacak olan tüm program çifte anlatılmalıdır, uygulanan tedavinin kesin bir sonuç olmayacağı, tedaviyle bu şansın artacağı belirtilmelidir. Bu tedavi süresince en önemli şey çiftin her zaman daha sabırlı olmasıdır. Tedavi görecek olan çift, aşağıda belirtilenleri daima uygulanmalı ve unutulmamalıdır.

  1. İlk olarak kısırlığın neden olduğunun tanısı konulmalıdır.
  2. Tanısı konulduktan sonra en uygun tedavinin hangisi olacağına karar verilmelidir.
  3. Bu tedavinin sonucunu alabilmek için en az 3-6 ay boyunca devam edilmelidir.
  4. Tedavi süresince doktor, hasta, laboratuvar işbirliğinin güvenilir ve uyumlu olmasına özen gösterilmelidir.
  5. Uygulanan tedavinin kesin bir sonuç olmayacağını, tedaviyle bu şansın artacağı çifte anlatılmalıdır.
  6. Tedavi gören çiftin yaş faktörü tedavi uygulayabilme yeteneği dikkate alınmalıdır.
  7. Tedavi süresince her konuda daha dikkatli olarak gereksiz harcamalardan kaçınılmalıdır.
  8. Bütün bunlar daha en başta çifte uygun ve geniş şekilde anlatılmalıdır.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here