Ana sayfa Genel Sağlık Kalp Sağlığı Kalp Ritmi

Kalp Ritmi

390
0
PAYLAŞ

Kalp Ritminin insanların duygusal süreçlerine dair önemli bir referans ve veri kaynağı olduğu bilinen bir gerçekliktir. Peki bizim duygusal sürecimiz için önemli bir bilimsel analiz ve veri olan kalp ritmi nedir ve nasıl olmalıdır? Şimdi gelin birlikte bu konuya açıklık getirelim.

Kalp Ritmi Nedir?

Kalp ritmi, elektrokardiyografi (EKG) ve fotopletismografi (PPG) gibi çeşitli yöntemler ile tespit edilen ve çeşitli operasyonlar sonrası veya bilimsel araştırmalarda stres/rahatlama veya negatif/pozitif duygu durumlarının kontrolü için kullanılan bir veridir.

Bir çok ritim çeşidi bulunmakta olup bu veriler araştırmalarda ve hastalar üzerine referans olarak önemli yer kaplamaktadır. Örnek verecek olursak; testere dişli olarak tabir edilen ve çok yüksek inişler ile çıkışların olduğu kalp ritmi grafiğinde stres ve negatif duyguların varlığı saptanabiliyorken, daha yumuşak dalgalanmaların olduğu, rahat ve pozitif durumları ifade eden kalp ritim grafikleri de vardır.

Kalp ritminin meydana gelmesi ise şu bilimsel gerçekliğe dayanır; Otonom sinir sistemimizin sempatik dalı kalp ritmimizi artırmaktadır. Fakat kalp ritmimizi azaltarak bedensel faaliyetlerimizi düzenleyen otonom sinir sisteminin parasempatik dalıdır. Limbik bölgemizdeki hipotalamus ve beyin sapının birlikte çalışarak kalp ritmimizi düzenlemesi temel prensip alanıdır.

Kalp Ritmi Nasıl Olmalıdır?

Her insanın kalbinde bulunan sinüs düğümü diye önemli bir merkez vardır. Bu merkez kalbin sağ kulakçığında yer aldığı gibi elektriksel uyarıları da oluşturmaktadır. Bu merkezde meydana gelen elektriksel uyarılar özel ileti kanallarından ilerleyerek kalbin karıncıklarına yayılmaktadır. İşte kalp kasının kasılıp kanın pompalanması bu eylem ile meydana gelmektedir.

Normal ve sağlıklı bir insanın sinüs düğümü ‘dinlenme halindeyken’ dakikada 60 ile 100 arasında bir hız ile atmaktadır. Bu atımlar da nabız dediğimiz durumu meydana getirmektedir. Kalbin bu ritim hızı ise 100’ün üzerine çıkarsa ya da 100’ün altına inerse de kalp ritminden kaynaklı oluşabilecek çeşitli rahatsızlıklar ortaya çıkıyor.

Peki kalp ritminin düzensizleştiği veya çok düşük ve çok yüksek seviyelerde seyretmesi durumunda ne gibi sorunlar oluşuyor şimdi onlara bakalım.

Ritim Bozukluğunun Oluşturduğu Sorunlar Nelerdir?

Ritim bozuklukları genel olarak ‘aritim’ şeklinde isimlendirilir. Bu ritim bozukluklarının temelinde kalp kulakçıklarındaki sorunlar olabileceği gibi kalp karıncıkları da olabilmektedir. Tehlikeli ve riskli olan durumların ağırlıklı olarak gerçekleştiği yer kalp karıncıklarından kaynaklı sorunlu yerlerdir.

Örneğin kalp karıncıklarında yaşanan sorunlar bayılmalara hatta ani kalp ölümlerine sebep olabilmektedir. Her kalp ritim bozukluğu olmasa da bazı ritim bozukluklarının temelinde genetik haritada önemli bir yer tutmaktadır.

100’ün üzerindeki kalp ritim bozukluğu ‘taşikardi’ şeklinde isimlendirilirken 60’ın altındaki kalp ritim bozukluğu ‘bradikardi’ şeklinde isimlendirilir.

Ritim Bozukluklarındaki Başlıca Belirtiler Nelerdir?

İnsanlar kalp atışlarını genelde fark etmezler. Fark edilebilir seviyede kalp atışlarınızı hissederseniz çarpıntı halinden söz edilebilir. Kalp atışları haricinde baş dönmesi hali, bayılma hissi, diğer önemli belirtilerdendir. Fakat en önemli ve tedavisi mümkün olmayan en büyük belirtisi ise ani kalp ölümüdür diyebiliriz.

Peki Kalp Ritmini Neler Bozar?

  • Aşırı soğuk veya aşırı sıcak hava kalp ritmini olumsuz yönde etkiler. Sıcak havalarda kalp atım hızı artar iken aşırı soğuk havalarda ise nabız atımınız düşebilir.
  • Stres oluşturabilecek her türlü düşünsel veya fiziki etkenler kalp ritim bozukluğu için önemli bir etmendir ve psikolojik stres en büyük olumsuzluktur.
  • Kişide var olan elektriksel kalp hastalığı da ritim bozukluğuna sebep olabilmektedir.
  • Deprem gibi tahribat ve şok boyutu büyük afetler de kalp ritim hızını etkilediğinden önemli bir dış etmendir. Fakat bunun gerçekleşmesi için de yine kişinin temelinde mevcut bir elektriksel kalp hastalığı veya türevi rahatsızlıklar bulunması gerekmektedir, herkeste görülmeyebilir.

Ritim Bozukluğu Görülme Sıklığı Nedir?

Eğer ritim bozukluğu kalp kulakçığından kaynaklı ise görülme sıklığı her 1000 kişide 2’dir. Birleşik Devletler’de bu rakam yılda 300-350 bin kişiyi bulabiliyorken, Avrupa bölgesinde de benzer rakamlarda görülmektedir. Kalp kulakçığından kaynaklı bu durumlara genç kadınlar daha fazla maruz kalıyorken daha ölümcül olarak nitelendirdiğimiz ve kalbin karıncıklarından kaynaklanan ritim bozukluklarını ise ileri yaştaki insanlar yaşamaktadır. Hastaların büyük bir çoğunluğunda ise yüksek tansiyon sorunu olduğu gözlemlenmiştir.

Ritim Bozukluğu Tanısı

Ritim bozukluğu tanısı halk arasında EKG olarak bilinen kalbin elektriksel özelliğini görüntü olarak bize aktaran tetkik ile konulmaktadır. Holter EKG ve Ritim EKG olmak üzere iki tür tanı yöntemi vardır. Bu iki yöntem harici bir de girişimsel bir işlem olan elektrofizyolojik çalışma yöntemi de tanı koymada kullanılmaktadır. Bu yöntemle kalbin içine özel kablolar yerleştirilir ve kalbin elektriksel özelliği ortaya konulup analiz edilir. Kalp ile ilgili herhangi bir ritim bozukluğu varsa bu yöntemler ile teşhis edilir.

Ritim Bozukluğunu Önleme Yolları

Ritim bozuklukları herkeste olmasa da çoğu kişide görülebilir hatta bu kişiler son derece sağlıklı kişilerde olabilmektedir. Bu gibi durumlarda genelde tedaviye başvurulmaz ve yapılması gerekenler; kafeinli içeceklerin ve sigara tüketiminin azaltılması ya da bitirilmesi, stres, uykusuzluk ve bazı grip ilaçlarından feragat etmek şeklindedir.

Peki Uygulanan Tedavi Biçimleri Nelerdir?

Ritim bozukluğunda kesin bir tedavi yöntemi bulunmamaktadır. Sadece basit olmayan, risk durumu ve tahribat derecesi yüksek ritim bozukluklarında ilaç tedavisi uygulanmaktadır. Eğer ritim bozukluğu kısa devreye bağlı olarak gelişmişse işte o zaman kısa devreye neden olan anormal ileti yolunun yakılması gerekmektedir. Bu yönteme de ‘Radyofrekans Ablasyon’ denmektedir.

Bu yöntemde hastaya sırayla şu işlemler uygulanır; Hasta ilk olarak anjiyografi odasına getirilir masaya yatırılır. Ağırlıklı olarak kasıktan ama bazen de boyundan olmak üzere özel kablolar ile kalbin içine girilir. Anormal ileti yolunu tespit ettikten sonra yine özel bir kateter olan ablasyon kateteri aracılığı ile kalbin hastalıklı bölgesine ulaşılır. Radyofrekans dalgasının yaydığı ısı ilgili bölgeyi tahrip eder ve kalbin içine ısı verir. 50 ile 70 derece arasında olan bu ısıyı hasta hissetmezken herhangi bir acı da oluşturmaz.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here