Evinize Gelen En Sağlıklı Bilgiler!

Kişilik Bozukluğu Nedenleri, Belirtileri Nelerdir? Nasıl Tedavi Edilir?

Kişilik, doğuştan gelen özelliklerden oluşan zeminin üzerinde gelişen ve gelişim evresinde yaşanan olaylarla belirginleşmeye başlayan, ilerleyen yaşlarda ise daha net bir hal alan kişiye özgü ve değişme konusunda direnç gösteren davranışlar süreci ve benlik bütünüdür. Bazı olaylar karşısında kişilik hasara uğrayabilir ve ruh sağlığının negatif etkilenmesine yol açarak kişide değişik etkiler bırakabilir. Kişilik bozukluğu olarak bilinen bu durumun tedavi edilmesi ve zararlı sonuçlarının ortadan kaldırılması gerekir.

Kişilik Bozukluğu Türleri

bunalımdaki insan

Kişilik bozukluğu genel hatlarıyla üç ayrı grup altında incelenir. Her grubun içerisinde birden fazla kişilik bozukluğu türü bulunur ve gerek belirtileri gerek tedavi yöntemleri bakımından her bir kişilik bozukluğu türü, diğerlerinden az da olsa çeşitli farklılıklar içermektedir.

1. A grubu: Eksantrik davranış

  • Paranoid kişilik bozukluğu: Diğer insanların davranışları karşısında her daim şüphe ve güvensizlik hissetme hali olarak tanımlanır. Bu bozukluğa sahip olan kişide genelde insanların kendisine zarar vereceklerine ya da kendisini aldatacaklarına yönelik bir düşünce hakimdir ve bu yüzden kendisini toplumdan soyutlama yoluna gidebilir.
  • Şizoid kişilik bozukluğu: Bu bozuklukta ise kişi sosyallikten kopar ya da sınırlı ilişki kurma eğilimi gösterir. Bu bozukluğa sahip olan kişi insanlarla yakın ilişki arayışı içerisinde olmaz, genelde tek başına yapabildiği aktiviteler içerisinde yer almayı tercih eder ve diğer insanlar tarafından gelen övgü ya da eleştiriler karşısında kayıtsız kalmayı tercih eder.
  • Şizotipal kişilik bozukluğu: Kişinin ilişkilerinde, düşüncelerinde ya da algısında olağan dışı ve tuhaf davranışlar gözlenir. Bu bozuklukla yaşayan kişi garip inanışlara, doğaüstü düşüncelere ya da tuhaf konuşma stiline sahip olabilir. Ayrıca olayları yanlış anlamlandırma ihtimali de vardır.

2. B grubu: Dramatik, düzensiz ya da duygusal davranış

  • Sınır kişilik bozukluğu: Kişinin duygusal tepkilerinde, ilişkilerinde, dürtüselliğinde ve benlik imgesinde istikrarsızlık gözlenir. Kısaca ifade etmek gerekirse bu bozukluğa sahip olan bireyin tanımlanmış bir kişiliği yoktur. Sınır kişilik bozukluğuna sahip olan kişi yerme ve yüceltme duygularını uçlarda yaşar. Ani duygu değişimleri söz konusudur ve intihar eğilimi gözlenebilir.
  • Narsisistik kişilik bozukluğu: Yoğun güç hissi, kendini beğenmişlik, empati kuramama, diğer insanlardan faydalanma gibi durumlarla kendisini gösterir. Kişi sürekli tebrik ve iltifat bekler. Bu beklentisini karşılayamaması durumunda ise depresyona girebilir.
  • Histrionik kişilik bozukluğu: Kişinin aşırı ve yapay duygular yaşaması halidir. Bu bozuklukta kişi adeta bir tiyatro sahnesindeymiş gibi rol yapar. Dikkat çekmek ve ilgi odağı olmak için çeşitli davranışlar sergiler.
  • Antisosyal kişilik bozukluğu: Diğer insanların haklarını ihlal ya da ihmal etme halidir. Bu bozukluğa sahip olan insan toplumsal normlara uyum göstermez, sürekli yalan söyleme ya da aldatma eğilimi içerisine girebilir.

3. C grubu: Korkulu ya da endişeli davranış

  • Bağımlı kişilik bozukluğu: Kişinin bakıma muhtaç hissetmesi, başkasının varlığına ihtiyaç duyması halidir. Kişi günlük kararlarını tek başına almakta zorlanır ve yalnız kaldığı zaman kendisine bakamama korkusu yüzünden rahatsızlık hisseder. Bu bozukluğa sahip olan kişinin en büyük korkusu terk edilmektir.
  • Kaçınılmaz kişilik bozukluğu: Eleştiriye karşı aşırı duyarlılık ve yetersizlik hissi ile ortaya çıkan sosyal engellemenin bir örneğidir. Bu bozukluktan mustarip olan kişiler ilişki kurmak isteseler bile başarısız olurlar. Gelişim süreçlerinde baskı altında kalmış ya da dışlanmış olabilirler.
  • Obsesif kompülsif kişilik bozukluğu: Sürekli kontrol etme arzusu, mükemmeliyetçilik, düzen sevdası gibi durumlarla ortaya çıkan bir bozukluktur. Kişi hep ayrıntı ya da programlarla meşguldür. Ahlak ve değer açısından esnek olmazlar ve takım çalışması için uygun değildirler.

4. Çoklu kişilik bozukluğu

Bu bozukluk genelde yukarıda verilen üç grup çatısı altında incelenmez. Kişinin en az iki kimlik sergilemesi halidir. Yani bir kişide kimlik bölünmesine bağlı olarak en az iki tane farklı kişilik ortaya çıkabilir. Genelde bu bozukluk istismara uğrayan insanlarda ortaya çıkar. Son derece ciddi bir bozukluktur ve en az iki kişiliğe bölünen birey, kişilik geçişlerinde diğer kişiliğinde yaşadığı olayları hatırlamaz. Yani ortada sıradan unutkanlıkla açıklanamayacak derecede önemli ve risk teşkil eden bir hafıza kaybı söz konusu olur.

Kişilik Bozukluğu Nasıl Anlaşılır?

kadın

Kişilik bozukluğu belirtileri, eğer kişi kendisini gözlemleyebilme yetisine sahipse kendisi tarafından ya da kişinin yakınındaki insanlar tarafından gözlenen davranışlar ve duygu durumları neticesinde anlaşılabilir. Bu belirtiler, bozukluğa dair işaretçi olabildiği gibi bir problem, anlık bir duygu hali gibi hastalığa işaret etmeyen herhangi bir durumun getirisi de olabilir. Dolayısıyla belirtilerin kişilik bozukluğunun işaretçisi olup olmadığı ve nasıl bir tedavi politikası izlenmesi gerektiği noktasında uzmana danışılması daha doğru olacaktır. Genel olarak bu bozuklukla ilgili belirtiler şu şekildedir:

1. Uyumsuzluk

Kişilik bozukluğunun bir sonucu olarak birey diğer insanlarla uyumsuzluk sorunu yaşayabilir. Dolayısıyla topluma uyum sağlayamayan kişi kendisini toplumdan soyutlama yoluna gidebilir ve sosyal ilişki kurmaktan kaçınabilir. Bazı kişilik bozukluğu tiplerinde kişinin takım çalışmasına uygun görülmemesinin sebebi de budur.

2. Duygu kontrolünde zorlanma

Kişinin duygularını kontrol altında tutması zorlaşır. Bu da ani duygu değişimlerine sebep olabileceği gibi duyguların uç noktalarda yaşanmasına da neden olabilir. Yani kişi ortada bir sebep olmamasına rağmen bir gün mutlu iken diğer gün kendisini mutsuz hissedebilir ya da aşırı mutlu veya çok mutsuz olma gibi uç noktalarda duygularını yaşayabilir.

3. Davranış kontrolünde zorlanma

Duyguların kontrol edilememesine bağlı olarak davranışları kontrol etmek noktasında da birtakım güçlükler söz konusu olabilir. Kişinin davranışlarını kontrol edememesi, toplumsal normlar konusunda uyumsuzlukların ortaya çıkmasına ve kişinin çevresindeki insanları rahatsız etmesine neden olabilir.

4. Başkasına ihtiyaç duyma

Bağımlı kişilik bozukluğunda da görüldüğü gibi kişi kendisini bakıma muhtaç hissedebilir ve hayatını başkalarının desteği olmadan geçiremeyeceği konusunda düşüncelere sahip olabilir. Dolayısıyla oldukça basit günlük bir meselede bile kendi başına karar almak yerine başkalarından destek almayı tercih edebilir.

5. Kendini fazla beğenme

Özgüvenden farklı olarak kişi kendisini abartılı olarak beğenme hali içerisine girebilir. Bu da empati kuramama, çevresindeki insanları anlayamama gibi durumları beraberinde getirirken diğer taraftan kişinin sürekli iltifat ve tebrik beklemesine neden olabilir.

6. İlgi odağı olmak isteme

Histrionik bozukluk olması halinde kişi sürekli dikkat çekmek isteyebilir. Sosyal çevresinin ya da içerisinde bulunduğu mekandaki insanların ilgisini çekebilmek için abartılı davranışlar sergileyebilir. Abartılı kahkahalar bunun en açık örneğidir.

7. Yalan ve aldatma

Antisosyal bozukluk belirtilerinden birisi sürekli bir şekilde yalana başvurma ve insanları aldatma eğilimine girmektir. Bu noktada kişi söylediği yalanların ya da içerisinde olduğu aldatma eyleminin çevresine zarar verip vermeyeceği noktasında umursamaz bir tavır takınır. Diğer insanların haklarını ihlal ya da ihmal etme noktasında herhangi bir çekinceye sahip olmadığı için yalan söylemekten rahatsızlık duymaz.

8. Güvensizlik ve şüphecilik

Özellikle paranoid kişilik bozukluğu olan bireyler diğer insanların davranışları iyi niyetli ve zarar verici nitelikte olmasa dahi bu davranışlar karşısında bile şüpheci bir tutum sergileyebilirler. İnsanlara güvenme noktasında büyük sıkıntılar yaşarlar ve diğerlerinin kendilerini aldatacaklarını ya da kendilerine zarar vereceklerini düşündükleri için bu şüpheci ve güvensiz tutumları yüzünden ilişki kurmak istemezler.

Kişilik Bozukluğu Tedavisi Nasıl Yapılır?

terapi

Genelde kişilik bozukluğu yaşayan bireylerde tedaviye başvurma oranı oldukça düşüktür. Bazı durumlarda kişi, bozukluk yaşadığını inkar edebileceği gibi bozukluktan mustarip kişinin çevresinin olayın ciddiyetini kavrayamaması da başvuru oranın düşük olmasının sebepleri arasındadır. Geçmiş dönemlerde tedavi için dinamik ya da analitik yöntemler tercih edilirken içinde bulunduğumuz dönemde ise daha çok bilişsel davranışçı, şema ve diyalektik terapilerin üzerinde duruluyor.

Ayrıca bireysel terapiler ile birlikte grup ve aile terapileri de tedavi noktasında tercih edilen yöntemler arasındadır. Bireysel anlamda kişinin bir bozukluk yaşadığı gerçekliği ile yüzleşmesi ve bu gerçeğin farkına vardıktan sonra tedaviye ihtiyaç duyduğu konusunda uzmanlarla hemfikir olması amaçlanır. Bu sayede bilişsel işleyişin de katkısıyla kişi tedaviye daha hızlı yanıt verecek ve bozukluğun ortaya çıkardığı negatif etkilerden kurtulmak daha hızlı olacaktır.

Diğer taraftan grup terapilerinde kişinin yalnız olmadığı, aynı sorunu yaşayan başka insanların da var olduğu bilgisi kişiye aşılanır ve buradan doğan dayanışma ve “yalnız olmama” hissi ile kişinin daha moralli bir şekilde tedaviye devam etmesi mümkün hale gelir. Buna ek olarak aile terapilerinde ise bu bozukluğun sadece kişi için değil aile için de bir süreç gerektirdiği gerçeği üzerinde durulur. Bozukluk yaşayan kişi kadar aile de hassas bir süreçten geçer ve hem ailenin ruh sağlığının korunması hem de bozukluktan mustarip kişiye daha doğru davranılması için uzmandan tavsiyeler alınır.

Kişilik Bozukluğu Tedavisi Ne Kadar Sürer?

Bazı vakalarda kişinin de iradesine bağlı olarak kısa süreli tedaviler mümkün olsa bile genelde kişilik bozukluğu tedavileri senelere yayılan bir süreç izler. Tedavinin özellikle ağır kişilik bozukluğu noktasına gelen vakalarda iyice zorlaştığını söylemek mümkündür. Ama yine de kişiden ümit kesmemek her zaman daha faydalı sonuçların ortaya çıkmasına sebep olur. Ayrıca belirtilerin erken gözlenmesi ve bozukluğun ilerlemeden kişinin tedaviye ikna edilmesi sürecin daha çabuk aşılmasına ve ruh sağlığının yeniden sağlıklı seviyelere ulaşmasına katkı sağlayabilir.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.