Ana sayfa Hastalıklar Yaralar Kol Yaraları

Kol Yaraları

92
0
PAYLAŞ

Kol yaraları, kişiye çok ağrı veren, kişinin yaşam kalitesini düşürebilen kötü kokulu ve genelde iltihap halindeki yaralardır. Nüfusun ortalama % 10’unda varis görülür ve varis hastalarının da %1 gibi bir oranı, hayatlarının bir evresinde bu kol yaraları ile tanışabilir. Kol yarası yetmezliği de denilen bu hastalıkta toplardamarların içindeki basınç kişi ayakta durduğu zaman artış gösterir. Artış gösteren bu basınç, kanın kırmızı hücrelerinin damar dışına çıkması, sızması ve burada kalmasına neden olur. Bu kırmızı hücrelerin de belirli bir ömrü vardır. Kırmızı hücreler ömrünü tamamlamış olan kırmızı kan hücreleri içindeki oksijen taşıyıcı boyaların burada kalmasına sebep olur. Böylece ayak bileğinde ön iç tarafında renk koyuluğu oluşur. Bu koyu renk kısımda kaşıntı belirtileri, sertleşmeler ve egzama oluşmasına benzer cilt bozuklukları da belirti olarak seyreder. Zaman içinde kol yaralarının üstünde sulanma görülmeye başlar. Cilt altı dokusu da zaman geçtikçe sertleşir ve ödem gelişmeye başlar. Koyu renk bu bölüme oturmuş kan boya maddeleri ile belirir. Atardamarlar kalpten çıkan kanı tüm vücuda yayar. Toplardamar organlar tarafınca kullanılan kanı kalbe geriye gönderir. Atardamarlar içinde olan kan, kalpten çıkışından itibaren üzerindeki beliren basınç ile dokulara yayılır. Toplardamar içindeki kanda ise geri dönüşe yardımcı olan bir basınç olmaz. Sadece kol hareketlerinin ortaya çıkardığı kas basınçları, bu kaslar içinden geçen kanı kalbe doğru pompalar. Atardamar içindeki kan basıncı, kolun alt kısmına geldiği zaman oldukça azalma gösterir. Toplardamar içindeki basınç ise tam tersi kol yaraları gibi bir belirti olduğundan dolayı yükselir.

Kol Yaraları Neden Olur?

  • Kol yaraları, bu hastalığın ilerlemesi ile beraber atardamarın dokuları besleyen uç kısmında basınç ile birlikte toplardamarın yükselmiş olan basıncı birbirlerini dengeler. Kollardaki kanlar duraklar ve beslenme yüzeysel de olsa durur. Bu nedenle o kısımda ciltte dökülme oluşması, kol yarasının oluşmaya başladığını gösterir.
  • Kol yaraları çok ağrılı yaralar olarak ortaya çıkar. Hastalığın belirtilerinin teşhis edilmesi için hastanın şikayetlerinin neler olduğu ve ne zamandan beri şikayetlerinin devam etmekte olduğu önemli roller oynar. Klinik muayene ve bu muayene sonrası gerçekleşebilen renkli olan doppler ultrasonografide teşhis edilmesi sayesinde ilk etapta tamamlanır.
  • Kol ülseri yani kol yaraları şikayetleri ile gelen hastalarda, bir başka deyişle de kolda atardamarlara bağlı olarak gelişebilen ülserler, diyabetik olan ülser ile birbirinden ayrılır. Yaraların üst kısımlarında daha önce tedavi ile iyileşen izleri görülebilir.
  • Bunun yanı sıra bazı enfeksiyona bağlı hastalıkların belirtileri ve vaskülitlerin de kollarda kol yaralarını oluşturduğu görülebilir. Bazı metabolik hastalıklarda ve cilt kanserine benzer habis hastalıklarında kollarda yaralar ortaya çıkabilir.

Kol Yaraları Nasıl Tedavi Edilir?

  • Kol yaraları gibi cerrahi tedavilere uygun olmayan hastalıklarda, genel olarak artmış olan kol yaraları basıncını azaltmak amacı ile kompresyon tedavileri uygulanır. Bu tedavi ile artmakta olan kol yaraları basıncının düşürülmesi amaçlanır ve bu şekilde atardamar içinde yer alan ve doku beslenmesi oluşturan kanın bu kısıma rahat bir şekilde gelmesi ile dokunun beslenmesi sağlanır.
  • Kompresyon tedavisi nasıl yapılır diye merak edenler için, kompresyon tedavileri dışarıdan lenf ödemli olan alana basıncın sağlanması amacı ile iki şekil uygulanır: İlkinde kompresyon bandaj ve kompresyon giysileri ile sağlanır. Lenf ödem tedavisinde kullanılan bu bandajların özellikleri; kas aktiviteleri, yüksek basınç ve kas istirahati sırasında düşük basınç uygulaması yaparak lenf sıvısının etkilenen uzuvda yani burada kolda tekrar birikmesini önler. Başka bandaj şekilleri ise lenf ödem için zararlı olabilir ve kullanılmamalıdır. Kompresyon yani bası çorapları ise tedavi sonunda takip süreci boyunca giyilmesi gereken materyallerden biridir ve kişilere özel şekillerde yapılmalıdır.
  • Damar hastalıkları olan hastalarda, kompresyon tedavilerinin meydana getireceği basınç, yeterli atardamar basıncı olmayan hastalarda ayak beslenmesini daha çok bozar.
  • Kalp yetmezliği olan hastalarda yapılmakta olan kompresyon uygulamaları bandajlarına bağlı olarak koldan vücuda yüklenmiş olan kan miktarları kalbin yükünü ani olarak arttıracağı için, bu sebep ile tedbir alınmaz ise kol yaraları büyük tehlike oluşturabilir.
  • Şeker hastalığı olan kişilerde kompresyon uygulama tedavisi yapmak doğru olmaz. Çünkü şeker hastalığı olan kişilerde ayaklarda kısmen hissizlik oluşturması nedeni ile artan basınçtan dolayı ortaya çıkabilecek doku hasarlarını, hasta fark edemez.
  • Vasküliti olan hastalardaki cilt incelmesi nedeni ile kompresyon tedavileri çok dikkatli olarak uygulanmalıdır.
  • En son olarak belirtilmek gerekir ki kol yaralarında enfeksiyon olma riski de oldukça fazla olabilir. Bu yüzden yaranın bakımına da dikkat edilmeli ve steril ortamlarda tedavi yapılmasına özen gösterilmelidir.
  • Yaraların iyileşme süreleri, iyileşme hızları ve oranları bir dizi faktöre bağlı olarak gelişir. Hastaların fiziksel durumları, yaraların temizliği ve tedavisi yaraların iyileşmesinde önemli rol oynar. Müdahale edilmemiş ve bakımı sağlanmayan yaralar vücutta istenmeyen kalıcı izler oluşmasına ve enfeksiyon kapma ihtimalinin artmasına neden olabilir.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here