Ana sayfa Genel Sağlık Ruh Sağlığı Nevrotik Depresyon

Nevrotik Depresyon

46
0
PAYLAŞ
nevrotik depresyon

İlk kez M.Ö. 400’de Hipokrat tarafından sistematik şekilde incelenen depresyonun, çok daha eski çağlardan beri bilindiğini, antik kaynaklardan öğreniyoruz. Hipokrat’ın “kara safra” olarak isimlendirdiği ve beyni etkileyerek ruhu kararttığını söylediği depresyon, günümüzde çok çeşitli alt türleriyle hala bilim insanlarını en çok meşgul eden hastalık olmaya devam ediyor. Psikolojik bir vakanın hastalık olarak ele alınabilmesi için şikayetlerin gereğinden uzun sürmesi, kişinin günlük yaşantısını ve sosyal ilişkilerini bozması ve genel sağlık durumunu da etkilemiş olması gibi kriterler aranır. Peki “depresif duygu”dan kastedilen nedir? Üzüntü, sıkıntı, yorgunluk, bezginlik, karamsarlık, kaygı, korku gibi kişinin moral motivasyonunu olumsuz etkileyen tüm duygular, depresif duygular olarak kabul edilir. Tüm dünyada en sık rastlanan hastalık olan depresyonun çok sayıda farklı çeşidi bulunuyor. Bu yazımızda nevrotik depresyondan, belirtilerinden, sebeplerinden ve tedavi yöntemlerinden bahsedeceğiz.

Nevrotik Depresyon (Distimi) Nedir?

Nevrotik depresyon, bir çeşit duygu – durum bozukluğu olarak kabul edilir. Distimi, distimik bozukluk, kronik depresyon gibi isimlerle de anılır. En yaygın depresyon türü olan majör depresyonla karşılaştırıldığında, nevrotik depresyonun süresi daha uzun ama etkileri çok daha hafiftir. Distimi hastaları depresif bir ruh haline sahiptirler ama gündelik işlerini de aksatmadan sürdürürler. Depresyon adeta onların yaşam biçimidir. Bu yüzden kendileri de dahil olmak üzere kimse onların bu halini bir hastalık olarak görmez. Bu kişiler toplumda çoklukla evhamlı, kötümser, “buluttan nem kapan” olarak tanınırlar. Olan biten hemen her şeyden kendilerini sorumlu tutarlar. Hayat normal akışında seyrederken bu hallerinin onlara bir zararı olmaz. Fakat beklenmeyen bir durumla karşılaştıklarında, kolaylıkla daha derin bir depresyona geçiş yapabilirler. Hastalığın bu safhasına duble depresyon denir ve işler yoluna girdiğinde hasta tekrar distimi haline geri döner.

Tüm depresyon türlerinde olduğu gibi nevrotik depresyonda da kişilerin belli düşünce kalıpları ve inançları bulunur ve olayları bu kalıba göre değerlendirerek sonuca varırlar. Bu kalıplar onların aile, yakın çevre ve aldıkları eğitimle şekillenmiş geçmişlerinden gelir. Çoğunlukla bunları sorgulamazlar ve doğru olup olmadıkları hakkında düşünmezler. Normal zamanlarda problem çıkarmayan bu inançlar, bir şeyler ters gitmeye başladığında kendini olumsuz duygu ve depresif düşüncelerle göstermeye başlar.

Nevrotik Depresyonun Sebepleri

Nevrotik depresyon kadınlar arasında daha sık görülür. Başlangıç yaşı tam olarak tespit edilemese bile yaygın olarak erken çocukluk dönemlerine denk gelir. Bu dönemde yaşanan istismar, duygusal ihmal, taciz, şiddet gibi travmalar çocuğun ileri yaşlarında nevrotik depresyon yaşama olasılığını artırır. Daha ileri yaşlarda rastlanan distimi şikayetinde ise hastalık ya da yakın birinin kaybı gibi bir tetikleyici durum olduğu görülür. Nevrotik depresyonla ilgili çalışmalar bazı kişilik bozukluklarının ve ilişki biçimlerinin de kişide depresif duyguların gelişmesinde hem sebep hem sonuç olabileceğini gösteriyor.

Örneğin bağımlı kişilik bozukluğu bulunan bir kişinin en büyük korkusu terk edilmek, ayrılmak, yalnız kalmaktır. Terk edilmemek için tüm ilişkilerinde, boyun eğmesi, çatışmaya sebep olmaması, razı gelmesi gerektiğini düşünür. Çekingen kişilik bozukluğu bulunan bir kişi, beğenilmemekten, eleştirilmekten, topluluk içinde kabul görmemekten aşırı derecede korkar. Hatta bu yüzden bir işe girip çalışmayı bile düşünmeyebilirler. Kendilerini hep başkalarıyla kıyaslar ve her seferinde onlardan daha değersiz olduklarına inanırlar. Sosyalleşmek, ilişki kurmak için istekleri vardır ama cesaretleri yoktur. İşte bu ve benzeri kişilik bozukluğu bulunan kişilerin çok büyük bir kısmında aynı zamanda nevrotik depresyon da bulunur.

Çocuklukta anne ve babaların küçümseyici, sürekli eleştiren aşağılayıcı tutumları ya da aşırı koruyucu, kollayıcı tavırlarının, duygu – durum bozukluklarında etkili olduğu görülür. Genetik yatkınlık da nevrotik depresyonun olası etkenleri arasında sayılabilir. Nevrotik depresyonun sebeplerine ilişkin bir başka yaklaşım da her şeyin biyolojik olduğu görüşü. Bu görüşe sahip bilim insanları, tüm bu duygu – durum bozukluklarının sebebini beyin ve kısmen diğer organlardan salgılanan hormonlara ve beyindeki arızalara bağlar.

Nevrotik Depresyon Belirtileri Nelerdir?

Hayatta başımıza gelen kötü olaylardan sonra depresif duygular yaşayabiliriz. Hastalık, ölüm, iş kaybı, boşanmalar, ayrılıklar, maddi kayıplarda hissedilenler bir süre sonra ya unutulur ya yeri doldurulur ya da artık önemini kaybeder ve depresif duygular kendiliğinden geçer. Bu tür duygular yaşıyor ve depresyonda olduğunuzu düşünüyorsanız, 2 ayırıcı tanı kriterimiz var;

  • Süre; ne zamandır böyle hissediyorsunuz? Bu tür duyguları her gün hissediyor musunuz ve ne kadar sürüyor?
  • İşlev bozukluğu; işinizi, okulunuzu, evinizi, arkadaşlarınızı, ailenizi, sorumluluklarınızı ihmal ediyor musunuz? Bu yüzden işleriniz bozuldu, okul başarınız düştü, aileniz ve arkadaşlarınız size darıldı, bulaşıklar yığıldı, ödeme geciktiği için elektriğiniz kesildi mi?

Nevrotik Depresyonu diğer depresyon türlerinden ayıran en belirgin 2 özellik, belirtilerin uzun yıllardır (en az 2 yıl) var olması ve bu belirtilerin kişide işlev bozukluğuna sebep olmaması. Amerikan Psikiyatri Birliği (APA), kronik depresyon tanısı koymak için aranan belirtileri;

  • Depresyonlu duygudurum (mutsuz, keyifsiz, çökkün, üzgün,
  • huzursuz, gergin, öfkeli)
  • İştah değişiklikleri (iştahsızlık ya da iştah artışı)
  • Uyku değişiklikleri (uykusuzluk ya da aşırı uyku)
  • Yorgunluk
  • Kendini değersiz hissetme
  • Düşünceleri belli bir konuda toplayamama, kararsızlık
  • Umutsuzluk

olarak sıralıyor. Bir kişiye kronik depresyon tanısı koymak için 1. maddenin kapsamındaki duygu-durum bozukluklarından biri mutlaka olmalı. Bununla birlikte diğer belirtilerden de en az ikisinin varlığı, kesin teşhis koymak için yeterli. Nevrotik depresyon yaşayan kişiler o kadar uzun zamandır bu durumdadırlar ki çoğu zaman belirtilerin ne zaman başladığını kestiremezler. Bu hallerini iyice kanıksamışlardır hatta bunun kaderleri ya da mizaçları olduğunu düşünürler. Zaten duygu-durumlarındaki bozukluklar iş ya da sosyal hayatlarını etkileyecek yoğunlukta da olmaz.

Nevrotik Depresyon Tedavisi

Nevrotik depresyon tanısı konmuş hastalarla yapılan çalışmalarda medikal tedavi tek başına ya da psikoterapi yöntemleriyle bir arada uygulanarak çok iyi sonuçlar alınır. Medikal olarak serotonin ve dopamin salgılarını artıran antidepresan ilaçların kullanımı yaygındır. Psikoterapi ile desteklenen medikal tedavi çok daha iyi sonuçlar verir ve etkisi daha kalıcı olur.

Nevrotik depresyonun tedavisinde, diğer duygu – durum bozuklularında olduğu gibi bilişsel – davranışçı terapi yöntemi uygulanır. Bu terapinin amacı kişinin kalıplaşmış inanç sistemini ve otomatik düşünce yapısını değiştirmek. Bunun için önce hastanın kendi düşüncelerinin ve inançlarının farkına varması, onlarla yüzleşmesi sağlanır. Bu düşünce ve inançların doğruluğunu sorgulaması istenir. Bundan sonraki aşama ise, kişinin yanlış tutum sergilemesine sebep olan katı inançlarının ve daha önce hiç sorgulamadığı düşüncelerinin yerine, daha gerçekçi olanları koymasına yardımcı olmaktır.

Danışanlar başından sonuna terapinin her aşamasına dahil edilirler. Nasıl bir yol izleneceği terapist ve danışan tarafından baştan planlanır ve ikisinin işbirliğiyle uygulanır. Bunun için zaman zaman hastaya muayenehane dışında yapması gereken görevler verilebilir. Yaşam tarzında ve yaşadığı çevrede küçük değişiklikler yapması da faydalı olur. Böylece düşünce tarzındaki değişikliğin kalıcı olması, hastanın sağlıklı düşünme biçimini alışkanlık haline getirmesi hedeflenir.

Psikiyatristler tarafından sinsi depresyon olarak da tarif edilen nevrotik depresyon (distimi), her zaman kişinin sosyal ve mesleki işlevlerini yerine getirmesine engel olmadığı için pek kimse yardım isteme ihtiyacı hissetmez. Oysa hastalığın tedavisi için kullanılan bilişsel – davranışçı terapi yöntemi, şikayeti olsun olmasın her insan için, sağlıklı algılama, doğru düşünme ve uygun tepki verme becerisini geliştirmesine yardımcı olacak, etkili bir yöntem olarak karşımıza çıkar.

Hayatımızı asıl etkileyen şeyin başımıza gelen olaylar değil, bizim onları nasıl algıladığımız olduğunu artık biliyoruz. Kendimizle baş başa kaldığımız zamanlarda algılarımızı gözden geçirmemiz, olayları olduğu gibi mi yoksa alıştığımız gibi mi değerlendirdiğimizi düşünmemiz, bazı kalıplaşmış düşüncelerimizin belki de yanlış olabileceğini kabul ederek “başka nasıl düşünebilirim?” sorusunun cevabını aramamız, huzur bulmamızı, kendimizi daha iyi tanımamızı sağlayacak çok önemli adımlardır.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here