Ana sayfa Genel Sağlık Ruh Sağlığı Öfke Kontrolü Nasıl Yapılır?

Öfke Kontrolü Nasıl Yapılır?

17
0
PAYLAŞ
Öfkeyi şiddetle dışarı yansıtmak kadar, içine atmak da kişiye zarar verir.

“Öfke baldan tatlıdır” diye atasözü olan bir kültürün evlatları olarak, bazılarımız belki de baştan kaybediyoruz soğukkanlı olma şansımızı. Sakin insanlar çevremizde “mıymıntı”, “sünepe” gibi küçültücü sıfatlarla tanımlandığından, öfkeli olmayı marifet sanarak büyüyoruz belki de. Ama neyse ki sağduyulu atalarımız da var; “öfkeyle kalkan, zararla oturur” diyerek uyarıyorlar bizi ve bazılarımız da bu atalarımızın sözünü dinliyoruz. Zaten sorun öfke duygusunun var olmasında değil, öfkeyi kontrol etmekte ve doğru yönetmekte. Son zamanlarda etrafta ne kadar çok öfkeli insan gördüğümüzü fark ettiniz mi? Bizim karşımıza çıkmasa bile her gün televizyonda, sosyal medyada mutlaka 1-2 tane birbirine tahammül gösteremeyip kavga eden hatta dövüşen insan haberleriyle karşılaşıyoruz. İyi ama nedir bizi, davranışlarımız üzerindeki kontrolümüzü kaybedecek kadar öfkeli yapan?

Öfke, istisnasız her insanın özünde olan ve son derece doğal bir tepkisel duygu. Üstelik normal şartlarda, insanın başarıya ulaşması için itici bir güç, motive edici bir duygu. Peki o zaman neden bazı insanlar hiçbir şeye öfkelenmiyor ve ne kadar zorlanırsa zorlansın sükûnetini koruyabiliyor? Çünkü öfke kontrol edilebilir bir duygu ve öfkeyi bir ifade biçimi olarak hatta tek ifade biçimi olarak benimsemek ve hayatın her alanında uygulamak, bir tercih. Gerçekten de bazı insanlar, belki başka bir davranış biçimi bilmediklerinden, belki de böyle davranmak kendilerine fayda sağladığından, öfkelerini kontrol etmeyi tercih etmezler. Oysa öfke, en büyük zararı kişinin kendisine verir.

Öfke ne zaman ve ne şekilde kendini gösterir?

Az önce söylediğimiz gibi, öfke her insanın doğasında var. Kıskançlık, bastırılmış duygular, engellenme hissi, haksızlığa uğramak, kandırılmak, aldatılmak, endişe, korku, yalnızlık, kendini yetersiz ya da tehlike altında hissetmek ve daha pek çok duygu, öfkenin kaynağı olabilir. Hem bu duygular hem de bunlar karşısında öfke duymak son derece doğal. Öfke savunma mekanizmamızın bir parçası ve yaşamı tehdit eden gerçek bir tehlike anında, can kurtarıcı bile olabilir. Fakat hayatımız boyunca böyle gerçek tehlikelerle çok az karşılaşırız. Dolayısıyla öfkeyi bir yaşam biçimi olarak benimsemenin ve sürekli bir koruma kalkanıyla gezinmenin hiç gereği yok. Bu en çok kendimize zarar verir. Zira öfke kendini en çok şiddet davranışı olarak ortaya koyar. Kimi insanlar da öfkeyi saldırgan davranışlarla dışa vurmayı değil, içlerinde saklayıp biriktirmeyi yani bastırmayı tercih ederler. Fakat ne yazık ki öfkenin de –tıpkı gerçekler gibi- bir gün mutlaka ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır. Ve tahmin edebileceğiniz gibi biriken öfkenin ortaya çıkması çok daha şiddetli olur. Tüm diğer bastırılmış duygular gibi bastırılmış öfke de bir takım fiziksel ve psikiyatrik bulgular verir, hasta eder, ilişkileri bozar.

Öfke Kontrolü Nasıl Yapılır?

Kesinlikle bastırarak, yokmuş gibi davranarak yapılmaz! Duyguları bastırmak da şiddetle ifade etmek kadar zarar verir insana. Öfkeyi kontrol etmek beceri gerektirir. Her insan eğer gerçekten isterse ve biraz çaba gösterirse bu beceriyi kazanabilir. Ve kazanmalıdır da. Çünkü öfke kontrolden çıktığında, özür dilemekle telafi edilemeyecek sonuçlar doğurur.

Hepimiz etrafımızı saran tanıdık-tanımadık başka insanlarla birlikte yaşıyoruz. Ailemiz, okul ve iş arkadaşlarımız, alışveriş yaptığımız market, aynı otobüste, minibüste yolculuk ettiğimiz insanlar, yaşadığımız şehri yönetenler, ülkemizi yönetenler vs. Çoğunu tanımasak da hayatımıza etkilerini yok sayamayız. Duygu ve düşüncelerimiz üzerinde etkisi olan faktörler, çevremizdeki insanlarla da sınırlı değil. Yaşadığımız coğrafya, aldığımız eğitim, kültürel birikimimiz, mizacımız ve genetik özelliklerimiz de bizi biz yapan faktörler. Hayata bakışımız, yaşam tarzımız tüm bu faktörlerin birlikte etkisiyle şekilleniyor. Her zaman mutlu olmamız, hep istediğimiz gibi bir hayat yaşamamız, sürekli olarak sevdiğimiz ve istediğimiz ortamlarda bulunmamız ve sadece istediğimiz insanlarla görüşmemiz mümkün değil. Bu da demektir ki, zaman zaman hoşumuza gitmeyen, bizi mutsuz eden, korkutan, kaygılandıran, sinirlendiren ve öfkelendiren durumlarla da karşılaşacağız. Zaten mesele nelerle karşılaşacağımız değil, bizim onlara nasıl tepki vereceğimiz.
Öfke kontrolünde amaç, hislerimizi şiddete başvurmadan, saldırganlaşmadan, kimseyi kırmadan ve kendimize zarar vermeden ifade edebilmek olmalı.

1. Öfkenizi tanıyın

İnsanı insan yapan gelişim, insanın kendisini tanımasıyla başlar. Hangi durumları tehdit olarak algıladığınızı ve bir savunma reaksiyonu olarak öfke gösterdiğinizi gözden geçirin.

2. Derin bir nefes alın

Bu hiç olmazsa öfkenizin sönmesi için biraz zaman kazandırır. Nefes egzersizleri gibi, kendi kendini sözle telkin, içinden 10’a kadar saymak ya da başka bir yerde olduğunu hayal etmek gibi gevşeme teknikleri de işe yarayabilir.

3. Tepki vermeden önce 1-2 dakika düşünün

Vermek üzere olduğunuz tepkiyi düşünün; değer mi? Ani ve şiddetli bir tepkinin geri dönüşü olmayabilir.

4. Karşınızdakini dinleyin

Sizi öfkelendiren durum sadece bir yanlış anlamadan, iletişim eksikliğinden kaynaklanıyor olabilir. Hatta belki dinleyince, karşınızdakinin haklı olduğu tarafları da görebilirsiniz.

5. Olumsuz düşüncelerin yerine olumlu düşünceler koymayı deneyin

Genellikle olumsuz bir düşünce başka olumsuz düşünceleri peşinden getirir. Buna izin vermeyin. Sizi öfkelendiren asıl duyguya odaklanın.

6. Olaylara bakış açınızı değiştirmeye çalışın

Öfke olaylarla ya da kişilerle değil, sizin bunları algılayışınızla ilgilidir. Aynı olay karşısında sizin çıldırmanız ama bir başkasının gayet sakin kalabilmesinin sebebi de budur. Belki siz de olaya bakış açınızı, algınızı değiştirerek, daha sağduyulu yaklaşabilirsiniz.

7. Enerjinizi şiddete değil, kendinizi ifade edecek sözlere harcayın

İnsanı kendini doğru şekilde ifade edebilmesi, insan ilişkilerinde pek çok sorunun önüne geçer. Neden rahatsız olduğunuzu, ne hissettiğinizi söylemekten çekinmeyin. Bu, hiddetlenmenizden çok daha sağlıklı ve doğru bir yaklaşım olur.

8. Bir süre mekan değiştirin

Anlık bir patlamayla geri dönülemez yanlışlar yapmak her zaman için mümkün. Bazen bulunduğunuz ortam kendinizi ifade etmenize uygun olmayabilir. O zaman uzaklaşın. Mümkünse açık havada bir süre yürüyüş yapın. Bu sırada neye öfkelendiğinizi aklınızdan geçirin.

9. Öfkenizi biriktirmeyin

Biriktirdiğiniz küçük küçük öfkeler, önünde sonunda çıkacak bir yer bulur. Üstelik bu kez kendinizi nasıl ifade edebileceğinizi bile toparlayamazsınız. Çünkü gerçekte sizi öfkelendirenin ne olduğunu ayırt edemezsiniz. Bu hem size hem yakın çevrenize daha çok zarar verir.

10. Profesyonel yardım almaktan çekinmeyin

Öfkenizi kontrol etmek ya da kontrol etmeye çalışırken biriktirmek sizin için yük haline geldiyse, yardım almaktan çekinmeyin.

Her insanda doğal olarak bulunan öfke duygusu, ilişkilere zarar vermeye, biyolojik ya da psikolojik sorunlara sebep olmaya başladıysa; kontrol altına alınmasının zamanı gelmiş demektir. Öfkeyi ani ve şiddetli bir biçimde sözel ya da fiziksel tepkilerle dışarı yansıtmak da, ifade etmekten kaçınarak içe yansıtmak da doğru değil.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here