Ana sayfa Genel Sağlık Ruh Sağlığı Özgüven Problemi Nasıl Çözülür?

Özgüven Problemi Nasıl Çözülür?

120
0
PAYLAŞ

Kendinizi ne kadar tanıyorsunuz, hiç düşündünüz mü? Adınızdan, giyim-kuşamınızdan, mesleğinizden, ailenizden, toplumdaki yerinizden başka, kimsiniz siz? Nasıl bir insansınız? Nelerden hoşlanır, neleri sevmezsiniz? Sizi en fazla tedirgin eden durum nedir? Bu durumla karşılaştığınızda tepkiniz ne olur? Hayatınızda nelerden vazgeçebilirsiniz? Soruları artırmak mümkün. Ulaşmak istediğimiz nokta ise, kendimizi ne kadar iyi tanıyoruz sorusunun cevabı. Şurası bir gerçek ki, çok azımız hayatımızı “kendimiz” olarak yaşıyoruz. Pek çoğumuz, doğduğumuz gün üzerimize giydirilen değer yargıları, ahlak anlayışı, yaşam tarzı, görev ve sorumluluklarla büyütülüyor, hayatımız boyunca da bunları sorgulamadan yaşayıp gidiyoruz. Çünkü sorgulama kabiliyetimizi besleyecek olan “özgüven”, bize giydirilen kıyafetler arasında yok.

Özgüven Nedir?

Geniş anlamıyla “insanın kendini tanıması, yeteneklerini bilmesi, olanı biteni sorgulayarak kendine ait değer yargıları oluşturması, bu değer yargıları çerçevesinde yapabileceklerinin ve yapmayacaklarının sınırlarını çizebilmesi, hiç kimsenin ve hiçbir şeyin etkisi altında kalmadan, ama kimseyi de yargılamadan, küçümsemeden, kendi öz değerlerine göre yaşama cesareti” olarak tanımlayabiliriz özgüveni. Kısaca, kendini olumlu ya da olumsuz, tüm yönleriyle tanıyan insanın, kendinden razı olması, kabul etmesi, kendine saygı duyması, kendini sevmesi de diyebiliriz.

Özgüvenin, yani kişinin kendine verdiği değerin, insan için en önemli duygusal ihtiyaç olduğunu söylemek hiç de yanlış olmaz. Öyle ki, hayatta karşımıza çıkan pek çok sosyal problemin temelinde özgüven eksikliğinin yattığını görürüz.

Özgüven Problemi Nedir?

Özgüven problemi, insanın kendi potansiyelini ortaya koyabilmesi karşısındaki en büyük engel. Özgüven eksikliği olan insanlar, her zaman başkalarının kabulüne ihtiyaç duyarlar. Başkalarının onlar hakkındaki düşünceleri ve görüşleri çok önemlidir ve bunun için “onlar” gibi olmaları gerekir. Onlar gibi giyinmek, onların kelimeleriyle konuşmak, onların yaptıklarını yapmak gerektiğini düşünürler. Hep başkalarının kendileriyle ilgili ne düşündüğünü ve onların arasına “yakışıp-yakışmadığını” merak ederler. Kendi değerlerinin, düşüncelerinin, beğendiklerinin ya da sevmediklerinin bir önemi yoktur. Zaten bunların neler olduğunun da farkında değildirler.

Özgüveni olan yani kendini tanıyan ve seven insan ise, var oluşunu diğer insanlar üzerinden tanımlamaz. Birilerine benzemeye çalışmaz. Kendisine benzemeyenlerle de kavgalı değildir. Kendisini olduğu gibi kabul etmekle birlikte diğer insanları da oldukları gibi kabul eder. Kendine güvenen insan, kendini daha rahat ifade eder, daha girişkendir ve daha sağlıklı ilişkiler kurar.

Öte yandan, olur olmaz her lafa karışmak, teklifsizce her ortama girmek, her işten anladığını, her şeyi bildiğini iddia etmek sanıldığı gibi kişinin yüksek bir özgüven sahibi olduğunu göstermez. Bu da olsa olsa özgüven eksikliğinin başka türlü bir yansıması olabilir. Özgüvenle ilgili ölçütümüz, kendini tanımak, neleri yapıp neleri yapamayacağını bilmek ve kendini olduğu gibi, doğru ifade etmek olmalı.

Özgüven Probleminin Sebepleri

Özgüven eksikliği probleminin sebepleri arasında ailenin ve çevrenin tutumu ilk sırada yer alır. Bütün insanlar tamamen dolu bir özgüvenle doğarlar. Bebeklerin, çocukların kendilerine güveni tamdır. Başkalarının kendileri hakkında ne düşündüğüyle hiç ilgilenmez, her şeyin üstesinden gelebileceklerini düşünürler. Ve denerler de. Fakat sürekli “yapamazsın, küçüksün, zayıfsın, o sana yakışmaz, düşersin, kırarsın, beceremezsin, sen anlamazsın, kafan basmaz, sözümden çıkarsan yalnız kalırsın…” engellemeleriyle karşılaşan çocuklar, kendilerine bu kadar da güvenmemeleri gerektiğini öğrenirler ve özgüven sahibi bireyler olarak yetişmeleri hiç de kolay olmaz.

Özgüven Problemi Nasıl Çözülür?

Özgüven problemi, özgüven sahibi çocuklar yetiştirerek çözülür. En başında, henüz problem olmadan yani. Yetişkin bireylerde ise özgüven probleminin çözümü çok da kolay olmaz. Ama imkansız değildir.

1. Kendinizi tanıyın

Belli bir yaşa kadar özgüven eksikliğiyle gelen insanlar, kendilerini yeterince tanıyamazlar. Özgüven sahibi olmalarını engelleyen tavırlarla karşılaştıklarından, kendilerini hep olumsuz yönleriyle değerlendirirler; “ben yapamam, nerede bende o zeka, kim kaybetmiş de ben bulayım, çok şişmanım, kimse bana bakmaz” gibi. Oysa her insanın doğruları-yanlışları, iyi-kötü yanları, güzel-çirkin yönleri var. Önemli olan bunları bilmek, kabul etmek ve beğenmediklerini değiştirme iradesini gösterebilmek.

2. Kişiliğinizle olayları birbirinden ayırın

Her insan hata yapabilir. Başarısız olmak ya da yanlış yapmak, kişinin kötü, beceriksiz, aptal olduğu anlamına gelmez. Mesleğinde çok başarılı, dünya çapında isim sahibi insanlar bile hayatlarında çok sayıda başarısızlık hikayesi olduğundan bahsederler. Ve hepsi de bugünkü başarılarını, geçmişlerindeki başarısız denemelerine borçlu olduklarını söylerler. Hepsinin ortak yönü ise hatalarını kişilikleriyle özdeşleştirmemiş olmaları. Yani, “beceriksizin tekiyim, bu işi beceremeyeceğim zaten belliydi” ya da “ne kadar da aptalım, bir daha asla denemeyeceğim” dememişler, denemekten vazgeçmemişler.

3. Sosyal ortamlarda dikkatinizi kendinize değil, çevrenize odaklayın

Özgüven eksikliği olan insanlar, sosyal ortamlara girdiklerinde bütün dikkatlerini kendilerine çevirirler. Nasıl göründüklerine, kıyafetlerine, saçlarına, başkalarının kendisi hakkında ne düşündüklerini tahmin etmeye o kadar odaklanırlar ki, diğer insanlarla hiç ilgilenmezler. Etraflarında ne olup bittiğinin, neler konuşulduğunun farkına bile varmazlar. Oysa büyük ihtimalle orada bulunan diğer kişiler, sadece iyi vakit geçirmek için oradalar ve sizin kılık-kıyafetinizle ilgilenmiyorlar.

4. Olumlu ve sevdiğiniz özelliklerinize yönelin

Özgüven eksikliği olan insanlar hep, kötü olduğunu düşündükleri huylarına, çirkin olduğunu düşündükleri fiziksel özelliklerine odaklanırlar. Oysa her insanın iyi ve kötü huyları, yanlış ve doğru davranışları, güzel ve çirkin (görece) tarafları olabilir. Siz iyi olanları düşünün ve onları ön plana çıkarmaya çalışın. Kaldı ki sizin beğenmediğiniz bir yönünüz, karşınızdakine çok çekici geliyor olabilir.

5. Her şeyi kabul etmek zorunda değilsiniz

Sırf kabul görmek için, sizi beğensinler diye aslında hiç de istemediğiniz şeyleri yapmak zorunda değilsiniz. “Hayır” demeyi öğrenmelisiniz. Karşınızdaki sizi, siz olduğunuz için kabul etmeyecekse, varsın etmesin.

6. Hayatınızın idaresini elinize alın

Başkalarının yönlendirmesiyle ya da baskısıyla, gücünüzü aşan, değerlerinize ters düşen bir hayatı yaşamak zorunda değilsiniz. Hislerinizi, düşüncelerinizi çekinmeden ifade edin ve nasıl bir hayat istediğinizi ortaya koyun. Hayatınızın sorumluluğu size ait olduğuna göre, onu nasıl yaşayacağınıza da kendiniz karar vermelisiniz.

 

7. Algılarınıza esir olmayın

Çoğu zaman algılarla gerçekler birbirinden çok farklı olabilir. Öğretmen tahtaya kaldırdığında bütün sınıfın kendisine baktığını, incelediğini ve kusur aradığını düşünen bir öğrenci hayal edin. O kadar emin ki incelendiğinden, neresini düzelteceğini bilemiyor. Eli ayağına dolaşıyor, yüzü kızarıyor, kekelemeye başlıyor. Öğretmenin ne sorduğunu bile duymuyor o anda. Oysa gerçek hiç de böyle değil; sınıfın geri kalanı sıra kendilerine de gelecek endişesiyle kitaba kapanmış durumdalar ve tahtada kimin olduğunun bile farkında değiller büyük ihtimalle.

8. Her şeyi çok fazla ciddiye almayın

Mizah, özgüven problemini aşmak için en iyi yöntem olabilir. Daha önce başınıza gelen ve sizde dünyanın sonu geldi hissi uyandıran durumları, esprili bir dille çevrenize anlatmayı deneyin.

9. Kendinize karşı dürüst olun

Başkalarını kandırabilirsiniz belki ama kendinizi kandırmayı denemeyin. Çok sıkıcı bulduğunuz “sanat filmi”ni beğenmiş gibi yapıp kendinize eziyet etmeyin. Herkes gülüyor diye, aslında hiç de komik bulmadığınız fıkraya gülmek zorunda değilsiniz.

10. Kendinizi olduğunuz gibi kabul edin

Kendinize güven kazanmanız için önce kendinizle barışık olmanız gerekir. Bu da kendinizi olduğunuz gibi kabul etmeniz anlamına gelir.

Özgüven problemi, doğuştan gelen, değiştirilemez bir mizaç özelliği değildir. Kişilik gelişiminin başladığı çağlarda, özgüven oluşumu üzerinde aile ve yakın çevrenin yaklaşımları fazlasıyla etkili olur. Fakat özgüven probleminin çözümü ancak kişinin kendi çabasıyla olabilir. Kabul görmek, beğenilmek, takdir edilmek, onaylanmak hepimiz için çok önemli birer duygusal ihtiyaç. Ama unutmayalım ki önce biz kendimizi kabul etmez, beğenmez ve onaylamazsak, bunu başkalarından bekleyemeyiz.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here