Ana sayfa Genel Sağlık Ruh Sağlığı Psikolojik Yorgunluk

Psikolojik Yorgunluk

242
0
PAYLAŞ
Kronik Yorgunluk Sendromu (KYS)

Beden yorgunluğunu harcadığımız enerji miktarına göre farklı şiddetlerde, hemen her gün yeniden yaşarız. Sabah uyandığımızda dolu olan enerji rezervimiz, gün içinde yaptığımız her işle biraz daha azalır, verimimiz düşer, iş yapamaz hale geliriz. Bu durum bir şeyler yeyip bir süre dinlenince geçer, yeni güne yine enerji dolu başlarız. Fakat başka türlü bir yorgunluk vardır ki bir türlü yakamızı bırakmaz. Yataktan yorgun kalkar, ne yaparsak yapalım bir türlü dinlenemeyiz. Öyle 1-2 gün de sürmez bu durum üstelik. İşlerimizi aksatır, sosyal hayatımızı askıya alır, kendimizi adamakıllı hasta hisseder ve hastalığımızın nereden kaynaklandığına da bilemeyiz. İşte bu yazımızın konusu da, her geçen gün daha fazla insanın esir alan ve çoğu zaman depresyonla karıştırılan kronik yorgunluk sendromu yani psikolojik yorgunluk.

Psikolojik Yorgunluk Nedir?

Her toplumda en sık rastlanan şikayetlerden olan psikolojik yorgunluk; yapılan işle, harcanan enerjiyle ya da ciddi bir psikolojik ve bedensel bir hastalıkla alakalı olmadan ortaya çıkan bir durum. Psikolojik yorgunluk kronik bir hastalıktır yani hikayenin başlangıcı en az 6 ay öncesine dayanır. Başka bir hastalığa bağlı değildir ama bir dizi fiziksel şikayeti de yanında taşır. Kişi giderek iş yapamaz, sosyal hayata katılamaz hale gelir. Hastalığa eşlik eden fiziksel şikayetler bir süre sonra uzuvlarda güç kaybına sebep olur ve bu da hastalarda hareket kısıtlılığına ve ciddi sakatlanmalara sebep olabilir. Hastalıkla ilgili yapılan çalışmalar, kesin ayırıcı bir kriter olmamakla birlikte 20 ila 40 yaş arası kadınlarda daha sık görüldüğünü ortaya koyuyor. Hastalık yüzyıllardır bilinmesine rağmen bir hastalık olarak ele alınması sadece 30 yıl öncesine dayanıyor. Tıpta bir hastalığı tüm yönleriyle ortaya koymak için 30 sene çok kısa bir zaman dilimi sayılır. Bu nedenle psikolojik yorgunluk hastalığı hakkında her şeyi bildiğimizi söyleyemeyiz. Örneğin hastalığa sebep olduğu düşünülen faktörler henüz kesinlik kazanmış değil. Yaygın bir kanaate göre bazı insanların metabolizması bazı besin maddelerini sindirmekte güçlük çekiyor. Bu da, sindirim işlemi için vücutlarının daha fazla enerji harcamasını gerektiriyor ve yorgunluk bu şekilde ortaya çıkıyor. Psikolojik yorgunluğun diğer olası sebepleri arasında bağışıklık sistemi sorunları, beyin salgılarındaki anormallikler, beyin yapısı, kas yapısındaki bozukluklar ve ailevi bir kısım hastalıklar olduğu yönünde araştırmalar devam etmekle birlikte henüz yeterli bulgu elde edilememiştir.

Psikolojik Yorgunluk Belirtileri Nelerdir?

Psikolojik yorgunluk ya da tıp dilindeki adıyla kronik yorgunluk sendromu, biyolojik veya psikolojik bir sebeple açıklanamayan ve 6 aydan uzun süren enerji eksikliği yani yorgunluk halini tarif eder. Fakat hastalığa çok sayıda değişik fiziksel belirti de eşlik eder. Bu belirtiler;

1- Şikayetlerin bilinen yakın bir zamanda başlamış olması,
2- Yorgunluğun fiziksel bir aktiviteye bağlı olmaması ve dinlenmeyle geçmemesi,
3- Kişinin günlük aktivitelerinde ciddi bir azalma olması,
4- Uyku bozukluğu,
5- Kas ağrıları,
6- Baş ağrısı,
7- Boğaz ağrısı,
8- Lenf bezlerinde hassasiyet,
9- Dikkati toplamada zorluk,
10- Kısa süreli hafıza bozuklukları.

Bu belirtilerin yanı sıra hastalığın ilerleyen aşamalarında, kronik ağrılara bağlı olarak çaresizlik, karamsarlık, umutsuzluk gibi belirtilerle birlikte depresif bir ruh hali de gelişebilir. Kronik yorgunluk sendromu teşhisi konan hastalarda depresyon ihtimalinin oldukça yüksek olduğu görülür. Yine hastalığın ilerleyen zamanlarında, uzun süre hareketsiz kalmaya bağlı olarak kas kütlesinde azalmalar ve ayağa kalkıldığında ani tansiyon düşmeleri görülür.

Psikolojik Yorgunluğun Tedavisi

Baştan söylemek gerekir ki, hastalığın tedavisi oldukça güç. Çünkü hastalığa o kadar çok çeşit fiziksel ve psikolojik belirtiler eşlik eder ki önce her birinin başka bir hastalığı işaret etmediğinden emin olmak gerekir. Bu da çok sayıda tahlil ve tetkik gerektirebilir. Yukarıda sıraladığımız tüm fiziksel belirtilerin biyolojik bir sebebi olmadığından ve tüm psikolojik belirtilerin ciddi bir psikiyatrik hastalığa bağlı olmadığından emin olmak gerekiyor. Erken tanı, hastalığın tanınması ve kişiye özel uygulamaların veriminin ölçülebilmesi açısında son derece önemli. Kronik yorgunluk sendromunun tedavisinde kullanılan yöntemlere gelince;

1. Uyku tedavisi

Psikolojik yorgunluğun en sık rastlanan belirtileri arasında, uykuya dalmakta güçlük ve sık sık uykunun kesintiye uğraması yer alır. Bu da hastaların tedirginliğini, yorgunluğunu ve konsantrasyon bozukluğunu artırır. uyku tedavisiyle hastaların sağlıklı bir uyku disiplini edinmeleri amaçlanır. Bu amaçla bazı ilaçlar da kullanılabilir. Uyku saatlerinin düzenlenmesi, gündüz uykularından kaçınmak ve uyku öncesi hafif egzersizler tavsiye edilir.

 

2. Fiziksel egzersizler

Zaten yorgunluk hisseden kişilere fiziksel aktiviteler yaptırmak pek mantıklı gibi gelmese de yapılan araştırmalar, hafif şiddette egzersizlerin ağrı şikayetlerinde ciddi şekilde azalma sağladığını gösterir.

 

3. İlaç tedavisi

Spesifik olarak kronik yorgunluk sendromunun tedavisine yönelik bir ilaç henüz geliştirilmiş değil. Kullanılan ilaçlar, hastalığa ait uyku bozukluğu, ağrı, depresyon ve konsantrasyon eksikliği gibi belirtilerin giderilmesine ve bağışıklık sisteminin güçlendirilmesine yöneliktir.

 

4. Bilişsel davranış terapisi

Son yıllarda giderek artan bir yöntem olarak karşımıza çıkar. Hastaların, hastalıklarıyla ilgili kendi düşünce ve inançları ele alınır, alternatif düşünceler geliştirmelerine yardım edilir ve hastalıkla baş edebilme becerisi kazandırmak hedeflenir.

 

Psikolojik yorgunluk hastalığının tedavisi, disiplinler arası işbirliği gerektirir. İç hastalıkları, endokrinoloji, immünoloji, psikiyatri ana dallarında uzman hekimler tarafından incelenmelidir. Hastaların yakın çevresinde bulunan kişilerin de tedaviye eşlik etmeleri faydalı olabilir. Bu amaçla sosyal hizmetler alanında bir uzmandan da yardım alınabilir.

Sonuç olarak, teşhis ve tedavisi oldukça güç olan bu hastalıkla mücadele etmek ve başarılı bir tedavi için öncelikle hastaların istekli olmaları gerekir. Vücudumuz, dinlenmek ve enerji toplamak için zaman zaman durmaya ihtiyaç duyar. Otururuz, yatarız, uyuruz böylece bedenen dinleniriz. Oysa zihin, bu dinlenme anlarında bile faaliyetine devam eder. Hiçbir şey düşünmeden yattığımızı sandığımız zamanlarda bile en azından “hiçbir şey düşünmeden yattığımızı” düşünüyor oluruz. Zihin, dinlenmek için rutin dışına çıkmak ister. Bu da, yapmaktan zevk aldığımız, bizde güzel hisler uyandıran uğraşlarla mümkün olabilir. Bahçe işleriyle uğraşmak, kitap okumak, film izlemek, müzik dinlemek, arkadaş ya da aile toplantıları gibi sosyal faaliyetler hayatlarımıza renk katar ve zihnimizi dinlendirir.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here