Ana sayfa Cilt Sağlığı Saç Bakımı Saç Renginin Psikoloji Üzerindeki Etkileri

Saç Renginin Psikoloji Üzerindeki Etkileri

28
0
PAYLAŞ

Saçlarımız, dış görünüşümüzün belki de en önemli parçalarından biri. Bu sebeptendir ki mevcut durumdan, dış görünüşümüzden sıkıldığımız an çareyi saçlarımızı değiştirmekte ararız. Hem saç kestirmek hem de saç boyatmak kadınların çoğu için adeta bir terapi yöntemi gibidir. Uzun soluklu bir ilişkiden çıkmış, ailevi problemlerle yüzleşen ya da herhangi bir sebepten kaygı seviyesi yükselmiş bir kadının kuaför koltuğuna oturma olasılığı bilimsel araştırmalarca da desteklenmiş ciddi bir yüzdeye sahip. Yine bilimsel araştırmalarca da desteklenmiş bir diğer gerçek ise şu: tahmin edilenin aksine kadınlar saç renklerini ani bir karar ile değil, üzerine uzun süre düşünüp hangi rengin yakışacağını yakın çevresine danışıp ardından karar veriyorlar. Saç renginde yapılan değişiklikler, bir nevi hayatınızda ihtiyaç duyduğunuz değişim rüzgarının uzun süre planlanmış bir yansıması.

Diğer yandan, temel saç renklerine göre toplum tarafından kodlanmış birtakım yakıştırmalar da mevcut. Bu yazımızda sizlerle saç rengi hakkında yapılmış bilimsel çalışmaların geniş bir özetini paylaşacağız.

Modern Saç Boyalarının Tarihsel Kökeni

İlk doğal olmayan ve günümüzdeki saç boyalarının kimyasal kökenini oluşturan saç boyası 1800’lerin ortalarında İngiliz kimyager William Henry Perkin tarafından elde edilmiştir fakat bu boya daha çok tekstil endüstrisi için kullanılmış olup, protein liflerinden oluşan saçlarımızın yapısı için uygun değildir.

Ardından amonyak ile saçımızdaki koruyucu protein tabakasının yok edilip, kimyasal boyanın da saçımızda kalıcı olması sağlanmıştır. Zamanla, amonyağın yanı sıra saçı ağartıp kimyasal rengin daha kolay saçımızda tutması için boyaların içerisine hidrojen peroksit adı verilen bir bileşik daha eklenmiştir. Bu bileşik sayesinde, saçımıza doğal rengini veren melanin pigmentinin yapısı bozulur.

1930’lara gelindiğinde ise saç boyası başlıbaşına bir endüstriye dönüşmüş ve Amerikan Sağlık Bakanlığı’na bağlı FDA adı verilen kurum aracılığıyla içeriği denetlenmeye başlanmıştır. 1979 yılından itibaren de boya kutuları üzerinde göreceğiniz, içerisinde kimyasalların bulunduğu ve cildinizin alerjik reaksiyon gösterebileceğine dair uyarılar yer almaya başlamıştır.

Saç üzerinde özellikle kırılma ve kuruma gibi olumsuz etkiler bırakmasına rağmen, saç boyalarının bu kadar sık tercih edilmesinin ardında ise pek çok psikolojik neden yatmaktadır.

Saç Boyatmanın Ardındaki Psikolojik Motivasyonlar

  • Saç boyatmak içinizdeki değişiklik tutkusuna yanıt verebilir. Saç boyatmanın bilinen en önemli psikolojik etkisi iş değiştirmek, taşınmak gibi radikal kararları uygulamak zor olmasına rağmen saçınızda yapacağınız değişiklikle yeni bir görüntüye sahip olabilmenizdir.
  • Ayrılıklar saç boyatma üzerinde bilinen ikinci en önemli faktördür. Bir ilişki bitiminde saç rengi değiştirip psikolojik motivasyonunuzu sağlayabilirsiniz.
  • Aynada gördüğümüz kişinin dış görünüşünden memnun olmamak, kendini beğenmemek bilinen diğer bir nedendir.
  • Saçlarınızda çoğalan beyazlar saç boyatmanın ardındaki en temel motivasyonlardan biri olabilir.
  • Ombre örneğinde olduğu gibi belli bir saç rengine karşı trend başlamış olabilir ve kendinizi demode hissediyor olabilirsiniz.
  • Mevsim değişiklikleri diğer bir etmendir. Yapılan araştırmalara göre, kışları genellikle koyu saç renklerine yönelirken yazları açık tonlara geçiş yüzdesi oldukça yüksektir.
  • Özellikle iş hayatınızda insanların sizi daha ciddiye almalarını sağlamak adına saç renginizde değişikliklere gidebilirsiniz.
  • Belli bir saç renginin karşı cins tarafından daha çekici bulunduğunu düşünüyor ve aynı çekiciliğe ihtiyaç duyuyor olabilirsiniz.
  • Özellikle ergenlik döneminde bulunan kızlar için, ailelerinin saç boyatmaya karşı çıkması durumlarında, bireyselliklerini aileye ispat etme amacıyla yapılmış bir eylem olabilir.
  • Genel olarak memnuniyetsiz bir kişiliğiniz olabilir. Mevcut saç renginizden çok çabuk sıkılıp başka renkler denemeye yönelebilirsiniz.

Saç Renginizin Yarattığı Psikolojik Ön Kabuller

  • Saç rengi ile ilgili en çok toplumsal şartlanmaya şüphesiz ki sarı saçlı kadınlar maruz kalır. Melanin pigmentinin azlığı durumunda ortaya çıkan sarı saça doğal olarak sahip olan kişi sayısı çok az olduğundan ilgi çekici bir renktir. İlgi çekmenin de sosyal açıdan birtakım avantajları olduğunu söylemek yanlış olmaz. Örneğin yapılan bir araştırmada erkeklerin sarı saçlı kadınlara yardımcı olmaya daha hevesli olduğu saptanmıştır. Ancak, romantik bir ilişkiye başlama konusunda erkekler diğer kadınlara, sarışın kadınlara olduğundan çok daha cesur davranabiliyor. Sevindirici bir haber ise şu: son yıllarda “aptal sarışın” imajı silikleşmeye başlamış ve zeka ile sarışınlık arasında herhangi bir bağlantı olmadığı toplum tarafından da kabullenilmiş gibi gözüküyor.
  • Koyu renkli saça sahip kadınlar ise karşılarındaki insana güven veriyor. Bu sebeple iş görüşmelerinde olumlu geri dönüş alma olasılıkları daha yüksek olabiliyor. Ayrıca sarışın kadınlara oranla, duygusal ilişkilerinin bağlanmaya daha açık olduğu ve daha uzun soluklu devam ettiğine dair de araştırmalar mevcut.
  • Kızıl saçlı kadınlar ise genellikle seksapalite ile özdeşleştiriliyor. Bunun arkasında yatan sebep yine toplumsal ön kabuller. Erkekler, kızıl saçlı kadınların cinsel hayatta daha atılgan olduğuna dair bir inanç taşımakta. Çekicilik konusunda ise sarışınlarla yarışabilecek kadar iddialı olabiliyorlar.
  • Son olarak bu üç temel kategori dışında kalan, son günlerde oldukça yaygınlaşan neon renkler olarak anabileceğimiz yeşil, mavi, mor gibi saç renklerine genel yaklaşım ise oldukça değişken. Kimi sosyal çevrelerde çekici bulunurken, bazı ortamlarda ise toplumdan dışlanmalara sebep olabiliyor. Genel inanış ise, bu tip alışılmışın dışında saç rengine sahip kadınların ilgi çekmeye çalıştığı yönünde. Ayrıca erkekler, bu tip boyaları seçmiş kadınların çoğunlukla partnerinin olmadığını düşünüyor.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here