Ana sayfa Genel Sağlık Ruh Sağlığı Sinir Heyecan ve El Titremesi Arasındaki Bağlantı Nedir?

Sinir Heyecan ve El Titremesi Arasındaki Bağlantı Nedir?

24
0
PAYLAŞ

En karakteristik özelliği titreme olan Parkinson hastalığı günümüzde neredeyse tüm titreme şikayetlerinin ilk akla getirdiği hastalıktır. Ama gerçekte Parkinson, tıpta “esansiyel tremor” olarak adlandırılan el titremesinden sonra 2. sırada yer alıyor. Tüm dünya nüfusunun %1’inde el titremesi bulunduğu, ülkemizde ise 2 milyon civarında el titremesi hastası bulunduğu söyleniyor. Biz de bu yazımızda, fark edildiği andan itibaren insanların telaşla sağlık kurumlarına koşmalarına sebep olan bu hareket bozukluğunun sinir ve heyecanla ilişkisini ve onu Parkinson’dan ayıran bariz farkların neler olduğunu anlattık.

El Titremesi Nedir?

El titremesi

Ellerimiz, hayatımız boyunca iş yapmak için en fazla kullandığımız uzuvlarımızdır. Ellerimizle dokunur, tutar, kavrar, kaldırır, taşır hatta bazen görmeden, ellerimizle tanırız. Ellerin titremesi, bütün bu eylemleri sekteye uğratan ve kişinin moralini bozan ciddi bir hareket bozukluğudur. Her iki elde birden başlar ve elleri öne doğru uzatınca özellikle belirgin bir hal alır.

El titremesi nörolojik yani beyni ilgilendiren bir hastalıktır. Hareket bozuklukları arasında tüm dünyada en sık rastlanan şikayet olan ve özellikle iş yaparken ortaya çıkan el titremesi (esansiyel tremor), 20’li yaşlardan başlayarak her yaşta görülebilir. Ailesel geçiş bu rahatsızlıkta çok önemli bir etkendir. Hem anne hem de baba tarafında el titremesi bulunan kişilerde titremeye rastlanma oranı çok daha yüksektir.

El titremesi bozukluğunda şikayetler özellikle iş yaparken görülür. Yemek yerken, bir şeyler içerken, yazı yazarken, dikiş dikerken büyük zorluk yaşayan ve ellerini kontrol edemeyen hastaların, dinlenme sırasında hiçbir şikayetleri olmaz. El titremesine eşlik eden başka bir hareket bozukluğu şikayetleri de yoktur.

El Titremesini Parkinson’dan Nasıl Ayırt Edebiliriz?

El titremesi ayırıcı testi

Her iki hastalık da beyinle ilgili ve her ikisi de mutluluk hormonu olarak bilinen dopaminin üretiminden sorumlu hücrelerdeki bozulmalardan kaynaklanıyor. Dopamin ise, kişinin ruh haliyle olduğu kadar hareket kabiliyetiyle de yakından ilgili bir hormon. Parkinson ve esansiyel tremor arasında bir ilişki olduğu çok uzun yıllardır bilinmesine rağmen, bu ilişkinin temelinde HTRA2 geninin yattığı gerçeği Bilkent Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, Ankara Üniversitesi ve Universty of Washington’ın ortak araştırmaları sonucunda belirlenmiştir.

Bu buluş, her iki hastalığın daha iyi anlaşılması ve etkili şekilde tedavi edilebilmesi için çok önemli kabul edilir. Çünkü, 20’li yaşlarda başlayan el titremelerinin, yaklaşık 30 yıl içinde Parkinson hastalığına evrilme ihtimali olduğu biliniyor. Parkinson ve esansiyel tremor arasındaki en bariz farklar;

  • El titremesi bozukluğunda, vücudun başka yerlerinde hareket bozukluğu ya da titreme olmaz, şikayetler sadece ellerdedir. Oysa Parkinson’da hareket ve koordinasyon bozukluğu vücutta yaygın olarak görülür.
  • El titremesi her iki elde birden başlar, Parkinson ise tek taraflıdır.
  • Ellerde titreme iş yaparken, Parkinson’da istemsiz hareketler ise dinlenme anlarında ortaya çıkar.

Sinir, Heyecan ve El Titremesi Arasında Nasıl Bir İlişki Var?

El titremesi beyinden salgılanan dopamin hormonuyla ilgili olduğundan ve dopaminin kişinin ruh halini düzenleyen bir hormon olduğundan sinir ve heyecan anlarında titremelerde artış görülür. Bunun yanında ısı değişiklikleri, açlık ve yorgunluk da titremelerin artmasına sebep olur. Bu özelliğiyle psikiyatrik bir rahatsızlık olduğunu da düşündürür ama değildir.

Kişinin hayatındaki stresli dönemlerde artarak, yoğun iş gücü kaybına sebep olan el titremesi, vücudun başka yerlerine geçmez, başka hastalıklara sebep olmaz. Bu yönüyle iyi huylu titreme olarak da nitelendirilen el titremesinin erken teşhisi ve tedavisi mümkündür. Beta bloker denen hormon baskılayıcı ilaçlarla kontrol altına alınabilir. Erken müdahale, hastalığın Parkinson’a evrilmesi süresini geciktirir.

Nöroloji uzmanları tarafından değerlendirilmesi gereken hastalar, düzenli ilaç kullanımıyla günlük işlerini sorunsuz olarak yapabilecek hale gelirler. Ne yazık ki bu ilaçlar henüz hastalığı tedavi etmeye değil, sadece belirtileri ortadan kaldırmaya hizmet ederler. Bu ilaçlar kullanıldıkları süre içinde fayda sağlar, bırakıldığında şikayetler geri gelir. Yeni bulgular ışığında hastalığın tedavisinde fototerapi gibi başka yöntemlerin uygulanması da giderek yaygınlaşıyor.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here