Ana sayfa Hastalıklar Siroz Hastalığı

Siroz Hastalığı

26
0
PAYLAŞ
Siroz Hastalığı Nedir?

Vücudumuzda kendi kendini yenileme özelliğine sahip tek organ olana karaciğer, biz farkında dahi olmadan hastalanarak Siroz Hastalığına yakalanabilir.

Siroz Nedir?

Birbiriyle herhangi bir alakası dahi olmayan hastalıklardan kaynaklanabilen siroz, karaciğerde ortay çıkan farklı seviyelerdeki hasarlar doğrultusunda kendini gösterir. Hasarların giderek artış göstermesi sebebi ile birlikte karaciğerin yapısında değişiklikler meydana gelir. Yapısı bozulan karaciğerde giderek artan nedbe dokusu gelişimi gözlemlenir. Hastalığın ilerlemesi ile birlikte karaciğerde işini olması gerektiğini gibi yapabilen fonksiyonel hücre sayısında azalış görülür. Beraberinde sertleşen karaciğer, içinden geçmesi gereken kana direnç göstermeye başlar. Böylelikle akmayan kan, dalak ve bağırsak gibi kanın geldiği bölgelerde damar içi basıncı arttırarak geçecek farklı bir yön bulmaya çalışır. Bu sürecin neticesinde iyiden iyiye bozulan karaciğer fonksiyonları en nihayetinde karaciğer yetersizliği ile sonuçlanır.

Doğum esnasında oluşan çeşitli anomaliler ya da aile geçmişinde var olan kalıtsal bir hastalık sebebiyle henüz birkaç aylık olan bir bebekte dahi siroz gelişebilir. Bu durum genellikle doğuştan safra yollarının yokluğu ya da azlığı anlamına gelen biliyet atreziden kaynaklar.

Sirozun birçok farklı nedeni olsa da bu nedenlerin arasında göze en çok Hepatit B ve C’ye bağlı olarak ortaya çıkan kronik karaciğer hastalığı çarpar.

Siroz Hastalığının Belirtileri

Siroz giderek ilerleyen ve uzun bir süre boyunca devam eden bir hastalık olsa da erken dönemde pek fazla ayırt edici bir belirti ortaya koymaz. Fakat karaciğerin görmüş olduğu hasarın artması ile birlikte belirtiler de giderek kendini göstermeye başlar. Sirozun en çok görülen belirtileri şu şekildedir;

  • İştahsızlık
  • Bulantı
  • Kilo Kaybı
  • Çabuk Yorulma
  • Halsizlik

İlerleyen dönemlerde ağırlaşan bulgular ile birlikte ortaya şu tür belirtiler çıkar;

  • Vücutta su birikimi
  • Bacaklarda ödem ve karında şişkinlik
  • Adale erimesi
  • Kanamaya eğilim ya da çabuk morarma
  • Sarılık ve aşırı kaşıntı
  • Geçici şuur değişiklikleri

Daha Detaylı Bilgiler İçin TIKLAYINIZ!

Siroz Neden Olur?

Vücudun fabrikası olan karaciğer, beslenme ile alınacak olan tüm gıdaları vücut için gerekli ve faydalı bir ürün oluşturma amacı ile işler. Albümin adı verilen bu ürünlerden bir tanesi sıvıların damar yatağının içinde kalmasını sağlar. Karaciğer fonksiyonlarının bozulması albümin yapımını da sekteye uğratır. Albümin maddesinin seviyesinin azalması halinde sıvılar, damar yatağında tutulamadığı için dokuların arasına sızar. Bu durum bacaklarda ödemlere yani şişkinliklere yol açar. En ufak çarpmanın dahi deride morluklara yol açtığı bu hastalarda kanamaya eğilim yüksek olur. Buna sebep olan şey ise pıhtılaşma içi gerekli olan maddelerin karaciğerin hasara uğraması sebebi ile gerektiği kadar yapılamıyor olmasıdır. Karaciğerin işleyememesi sebebi ile kanda biriken çeşitli maddeler ensefalopati, yani şuur değişiklikleri ve ciddi kaşıntılara yol açar.

Bu bir yana bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde yapılan davranışların da karaciğerde ciddi hasarlara yol açması mümkün. Şimdi bu durumlara bir göz atalım.

1. Doktor Önerisi Olmadan İlaç Kullanmak

Birçok bitkisel ürün ve ilaç karaciğeri tahrip edebilir. Doktor tarafından reçete verilmemiş olan anti romatizmal ilaçlar, reçetesiz ağrı kesiciler, bitkisel ürünler ile takviye edilmiş vitamin prepatları ve antibiyotiklerin kullanımı sebebi ile toksik hepatit tablosunun ortaya çıktığı görülür. Öyle ki kimi zaman karaciğer nakli gerektirecek kadar ciddi sorunların ortaya çıktığı çok önemli hadiseler de olmuştur. Aktarlardan satın alınacak olan bitkisel ürünler ve sanayide kullanılmakta olan çeşitli kimyasal maddelere maruz kalan kişilerin karaciğerlerinde toksik etkiler oluşabilir. Bu durumun ölümle sonuçlanması dahi mümkün.

2. Obezite Sebebiyle Karaciğerde Yağlanma

Yeterli fiziksel aktivite, sağlıklı beslenme ve kilo kontrolü yalnızca karaciğer için değil aynı zamanda tüm vücut içi de oldukça önem taşır. Düzenli öğünler doğrultusunda yağ, karbonhidrat ve şeker tüketiminin azaltılarak, mineral ve vitamin açısından zengin olan meyve ve sebze tüketiminin arttırılması ve içerisinde katkı maddesi bulunmayan besinlerin tüketilmesi hem obezite hem de karaciğer için oldukça faydalı olur. Aşırı alkol tüketiminin de akut ya da kronik karaciğere sebep olduğu bilinir.

3. Genetik Hastalıklar

Wilson hastalığına benzer şekilde çeşitli kalıtımsal hastalıkların ortaya çıkması da mümkün. Karaciğer dolaşımının ve damar sisteminin olumsuz bir yönde etkilenerek sistemik ya da lokal hastalıklara bağlı olarak karaciğer hastalıklarına yol açması da mümkün olur. Safra yollarında meydana gelecek olan rahatsızlıkların da ikincil karaciğer hastalıklarına yol açtığı bilinir.

4. Hepatit Virüsleri

Hepatit A, B ve C virüslerinin karaciğere yerleşmesinin ardından vücut enfeksiyon kapmış olur. Hepatit A virüsü, eller, ağız yolu, kirli su, çevre ve dışkı yolu ile bir başkasına bulaşır. Hepatit A virüsünün üstesinden gelindiği takdirde kronikleşmediği biliniyor. Fakat bireylerin el ve tuvalet temizliğine önem vermesi gerekir. Hepatit B ve Hepatit C virüsleri ise kronik bir enfeksiyon olarak karşımıza çıkar. Bu kronik enfeksiyon her ne kadar başlarda herhangi bir yakınmaya sebep olmasa ve seyrini sessiz bir şekilde devam ettirse de karaciğer sirozu adı verilen hastalığa ve karaciğerde hasarlara yol açabilir. Bu da bizlere etrafımıza sağlık görünmesine rağmen kanlarında Hepatit B ya da Hepatit C virüsü taşıyarak bunları bir başkasına bulaştırma riski olan insanlara karşı önlem almamız gerektiğini gösteriyor.

Sirozun İlerleyen Safhalarında Neler Olur?

Human liver

Karaciğer metabolizmasının giderek daha kötü hale gelmesi sebebi ile etkilenen safra yapımı neticesinde bir de sarılık sorunu ortaya çıkar. Kanda özellikle protein gibi maddelerin birikmesi ile birlikte beyin de bundan etkilenir. Unutkanlık, konsantrasyon bozuklukları ve uykuya eğilim görülmeye başlanır. Et ve süt gibi hayvansal kaynaklı protein içeren besinlerin tüketilmeye devam edilmesi halinde bu hastalarda şuur kaybına gidecek kadar ağır tablolar görülmesi mümkün.

Karaciğerden rahat bir şekilde geçemeyen kanın, portal hipertansiyon yani damarlarda basıncın artmasına yol açması ve bu sebeple de dalaktaki basıncın artarak dalağın büyümesine yol açtığı görülür. Buna splenomegali denir. Şişen dalak kanda yer alan çeşitli maddeleri parçalamaya başlar. Böylelikle alyuvarlar giderek azalırken kansızlık adı verilen anemi hastalığı ve akyuvarların giderek azalması ile birlikte de löpopeni ve kanın pıhtılaşmasında rol oynayan trombositlerin giderek azalması ile kanama bozuklukları ortaya çıkar.

Kan, kalbe dönerek tekrar dolaşıma katılabilmek için farklı yolları kullanır. Klinik açıdan en önemli olan yollardan birisi ise özofagus yani yemek borusunun iç duvarlarında yer alan kılcal damarlardır. Bunun sonucunda damarlar şişecek, basınç sebebi ile genişleyecek baloncuklar oluşturacaktır. Bu durum ise herkesin bildiği üzere varis oluşumu olarak adlandırılıyor. Farklı mekanizmalar ile yırtılan ve yüksek basınç sebebi ile ölümcül olabilecek derecede mide ve yemek borusu gibi sindirim sistemi elemanlarının kanamaya yol açması bu durumu aşırı derecede önemli kılar. Sirozlu hastaların ileride sahip olacağı bir diğer sorun ise kanserdir.

Sirozun Önüne Nasıl Geçilir?

Sirozdan bilinçli bir şekilde davranarak korunabilirsiniz. Bunun için hali hazırda aşısı bulan Hepatit A ve B virüsleri için aşılar yaptırmanız mümkün. Hepatit C için ise ne yazık ki henüz aşı bulunmuş değil. Aile bireylerinde Hepatit B virüsü olan kişilerin bu virüse karşı aşı yaptırması ise özellikle tavsiye ediliyor. Bu tür virüsler kan ya da cinsel yo lile bulaşıyor. Tek seferlik kullanılan tıbbi cihaz ve malzemelerin gerekli şekilde dezenfekte edilmesi tıbbi olarak hastalığın buluşma riskini azaltır.

Bu bir yana hali hazırda bu virüse sahip olan bir kişi ile aynı evde yaşayan kişi ya da kişilerin tıraş bıçağı ve tırnak makası gibi kan yolu ile bulaşabilecek olan aletleri ortak bir şekilde kullanmaması ya da manikür, cilt bakımı ve pedikür gibi çeşitli aletler kullanılarak yapılan bakımların da ortak bir şekilde kullanılmaması gerekir. Bu noktada yapılabilecek en doğru şey herkesin kendi bakım malzemelerini kullanması ve kuaför gibi yerler giderken de bu malzemeleri beraberinde götürmesi olur.

Karaciğerde oluşan değişimleri geri döndürmek mümkün olmasa da sirozun önüne geçebilmek ya da sirozu gerçekleştirmek çeşitli tedavi yöntemleri vasıtası ile mümkün. Burada dikkat edilmesi gereken şey alkol, kalıtsal hastalıklar ve hepatit virüsleri gibi siroza yol açabilecek olan durumların önüne erken bir şekilde geçmek olur. Örneğin siroza sebep olan şey aşırı alkol tüketimi ise bu durumun önüne geçebilmek adına alkolün kesilmesi gerekir. Hepatit virüslerine karşı ise ilaçlar kullanılabilir.

Karında toplanan sıvı yani assit ve bacaklarda oluşan şişlikler yani ödemin önüne çeşitli diyetler ve diüretik yani idrar söktürücü kullanarak geçebilmeniz mümkün olsa da bu ilaçların mutlak surette doktor kontrolünde kullanılması gerekir.

Sindirim sisteminde meydana gelen varis kanamaları ise endoskop yöntemi ile durdurulabiliyor. Skletoterapi adı verilen ve çeşitli ilaçların varislere enjekte edilerek kurutulması da mümkün. Bununla birlikte varislerin üzerine yerleştirilen bant ligasyonları ile tekrarlayan kanamaların önüne geçilebilir. Buna rağmen kendini tekrar eden ve durmayan kanamalar olması halinde alanında tecrübeye sahip olan bir cerrah tarafından ameliyat yapılması gerekir.

Siroz Hastalığının Tedavisi

Siroz hastalığı meydana geldikten sonra bu hastalığın geriye döndürülmesi mümkün olmadığı için her ne kadar kişiden kişiye göre süresi değişiklik gösterse de en nihayetinde karaciğer iflas edecek ve geriye tek çare olarak organ nakli kalacaktır.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here