Ana sayfa Hastalıklar Ülser Hastalığı

Ülser Hastalığı

21
0
PAYLAŞ

Ülser Hastalığı, onikiparmak bağırsağı yani deudenum ya da midenin pepsin gibi sindirim sıvıları ve mide asidi tarafından harap edilmesi sonucunda ortaya çıkan doku kaybıdır. Pepsin asidinin etkisi ile birlikte doku kaybının daha da derinlere gitmesi olasılığı bulunur. Bu da enflamasyon adı verilen yarayı meydana getirir.

Hastalığı yeni geçirmekte ya da hali hazırda geçirmiş olan ülserli hastalar ülkemizdeki insanların %2’si ile %6’sı aralığında bir görülme sıklığına sahip. Onikiparmak bağırsağı yani duedenum ülseri, mide ülserine oranla çok daha fazla görülme sıklığına sahip bir hastalık olarak karşımıza çıkar. Duedenal ülser genellikle 30 ve 50 yaşları arasında sık görülmekte olup, erkeklerde ortaya çıkma olasılığı kadınlara oranla 2 ile 4 kat daha fazla olur. Bununla birlikte 60 yaşından sonra sık bir şekilde rastlanılan bu hastalık, bu yaştan itibaren kadınlarda daha sık görülür.

Ülserin Belirtileri Nelerdir?

Ülser hastalığının en sık rastlanılan belirtisi karnın üst bölümünde yanma ya da kemirme türevinde bir ağrının oluşması olur. Yüksek randa öğünlerin arasında ortaya çıkan bu ağrılar, geceleri ortaya çıktığı zaman hastayı uykudan uyandırabilir. Geceleri hastayı uykudan uyandıran hastalık genellikle duedenal ülser olur. Antiasit adı verilen mide asidini ve yemek yemekle nötrleyen pastil ve çiğneme tableti birkaç dakika ile birkaç saat aralığında bu hastalığın belirtilerini hafifletir. İlkbahar ve sonbahar da daha sık bir şekilde görülen bu hastalığın az görülen belirtileri arasında bulantı, kilo kaybı, iştahsızlık ve özellikle ağrı varken ortaya çıkan kusma şeklindedir. Kusan hastanın ağrıları kesilecek ya da hafifleyecektir.

Detaylı Bilgi için TIKLAYINIZ!

Ülser Neden Olur?

Geçmişte, stresli bir yaşan tarzı ya da çeşitli gıda türleri sebebi ile ortaya çıktığı düşünülmüş olan ülserin günümüzde bu tür sebeplerden dolayı ortaya çıkması yeterli görülmüyor. Bununla birlikte ülser hastalığına geçmiş dönemlerde hayat boyu devam eden ve hiç düzelmeyen kronik bir hastalık olarak bakılıyor olsa da günümüzde sebepleri daha iyi bilinen bu hastalık için kısa sürede yapılabilen tedavi yöntemleri bulunuyor. Ülserin en temel sebepleri arasında iki neden ön plana çıkmayı başarıyor. Bunlar; Non steroidal antienflamatuar ilaçlar ile helikobakter pylori adı verilen bir bakteridir.

Non steroidal antienflamatuar ilaçlar, iltihap giderme özelliğine sahip olup, steroid yapısına sahip olmayan ağrı kesici ilaçlardır. İbuprofen ve aspirin de bu gruptaki ilaçlardan birkaçı olarak karşımıza çıkar. Özellikle eklem ağrılarına sahip olan yaşlı kişiler tarafından kullanılmakta olan bu ilaçta, bu tür kişiler risk altına girmiş olur. Bu ilacı haftalar ya da aylar boyunca kullanan kişilerin sindirim yolunda hasarlar ortaya çıkacak ve bu da ülsere yol açacaktır. Bununla birlikte hali hazırda ülser hastalığına sahip olan bir kişinin ülseri çok daha kötü bir hale gelir. 60 yaşının üstünde olan kadınların bu ilacı kullanması halinde bu hastalığın ortaya çıkma olasılığı çok daha fazla olur.

Helikobakter Pylori ya da kısa ismi ile H. pylori bakterisi sebep olduğu enfeksiyon nedeni ile ülserin en sık rastlanılan iki sebebinden biridir. Pek çok kişide bulunma olasılığı olan bu bakteri, az sayıda kişiyi etkileyerek ülsere sebep olur. Midenin koruyucu tabakasını zayıflatma özelliği taşıyan maddeler üreten H. pylori, sindirim asitlerinin ülsere yol açmasına sebep olur. Hem onikiparmak bağırsağı hem de mide ülseri genellikle bu bakteri sebebi ile meydana gelir. Bu bakterinin vücuda girme şekli, katı ya da sıvı gıdalar ya da bu bakterinin bulaşmış olduğu bıçak ya da çatal gibi gereçlerin ağza sürülmesi ile olur. Genellikle hiçbir belirtil göstermeyen bu bakteri, siz daha hiç farkında dahi varmadan enfeksiyonlara yol açar. Ülser başta olmak üzere gastrit ve hazımsızlık gibi hastalıklar ile de doğrudan bağlantısı olan bu bakterinin antibiyotik ile tedavisi mümkün olur.

Ülser sebep olan diğer unsurlara bir göz atalım. Ülser, aşırı sigara tüketen, kahve ya da alkolü aşırı tüketen kişilerde ortaya çıkabilir. Mide asidini batıran ilaçların yazılması halinde ağrıların hafifletilmesi mümkün olan bu hastalık sırasında alkol, kahve ve sigaraya ara verilmesi büyük önem taşır. Bu tür kötü alışkanlıklar ülserin iyileşmesini geciktirir. Kahve tiryakisi olan kişilerin ise kafeinsiz kahveleri tercih etmeleri gerekir.

Birçok hastalıkta olduğu gibi ülserde de stresin etkisi bulunur. Büyük bir ameliyat, kaza ya da ciddi bir hastalık sebebi ile büyük bir duygusal stresin etkisi altında kalmış olan kişilerde de ülser meydana gelebilir. Ciddi bir sağlık sorunu ile hastaneye yatırıldıktan sonra ülser ortaya çıkan birçok hasta bulunur. Fakat gündelik hayatın streslerinin ülsere yol açtığı konusu tıp dünyasında kabul görmez. Baharatlı yiyecekler ve stresin tek başına ülser yol açması mümkün olmasa da hali hazırda olan ülseri daha kötü duruma getirmesi mümkün olur.

Ülserin Tehlikeli Sonuçları

Üst sindirim sisteminde ortaya çıkan kanamaların en büyük sebeplerinden birisi de ülser hastalığı olarak bilinir. Daha önce hiçbir mide ağrısı şikayeti olmamasına rağmen ülsere sahip olan kişiler görülür. Bu hastalığa yakalanan kişilerde kahve telvesi renginde bir kusmuk görülebilir. Bununla birlikte katran rengine sahip olan dışkılar da bu hastalık yan etkileri arasında yer alır. Yalnızca siyah gaita dışkısını tespit eden ve bir başka belirti göstermeyen hastalar için dahi bu yeterli olmalı ve bu kişiler bir an önce bir hastaneye başvuru yapmalıdır. Siyan renkli feçes ya da kusma olmadan önce soğuk soğuk terlemeler ve ani fenalıklar gelmesi üst gastrointestinal kanama kaynaklı ortaya çıkar.

Hali hazırda ülser hastalığına sahip olan bir kişinin hastalığının daha da derinlere inmesi, mide dudenum katmalarının tamamını geçerek delmesi halinde mide delinmesi adı verilen perforasyon hastalığı baş gösterir. Midede yer alan asit pepsin içeriğinin karın boşluğuna inmesi sebebi ile şiddetli ve ani bir ağrının ortaya çıkması, karnın tahta gibi sertleşerek yürümeyi ve hatta kıpırdamayı dahi zorlaştıran ağrılara sebep olduğu görülür. Bu hastalığın tedavisi genellikle ameliyat ile olur.

Genellikle pylor ve duedenum kanalında akut ülserin yol açtığı doku ödemi yani şişliği, uzun süre boyunca derin ülsere sahip olan kişilerde nedbe dokusunun ortaya çıkmasından kaynaklı olarak, mide suyu, içecek ya da yiyeceklerin geçtiği pasajın daralması ve hatta tıkanmasına sebep olur. Bu noktada hastalık devamlı salgılanan mide suyu sebebi ile yediği şeyleri kusar. Sürekli devam eden kusma, hastanın yese dahi hazmedemediği yiyeceklerin dışarı atılmasına neden olur. Bu sebeple de hastalar durmadan kilo verir. Bir an önce teşhis edilmesi ve ameliyat edilmesi büyük önem taşır.

Ülser Teşhisi Nasıl Yapılır?

Fizik muayene ve ultrasona herhangi bir yanıt vermeyen ülser hastalığı, farklı yollar ile ortaya çıkarılabilir. Asit önleyici ilaçların iki hafta kullanılmasının ardından düzelme olmaması halinde ülserin olmadığına karar verilir. Bu hastalığın pratik olarak bir başka teşhisi bulunmasa da üst sindirim endoskopisi yada radyolojik tetkiki yapılması gerekir.

Hastaya baryum içirildikten sonra baryumun mideden geçisi ve dudedenum hattının da anatomik bir şekilde gözlemlenmesi mide – duedenum grafisi adı verilen bir yöntem olarak karşımıza çıkar.

Gastroskopi ya da endoskopi olarak yöntem ise ışıklı, kıvrılabilen ve küçük bir borunun yemek borusu, mide ve onikiparmak bağırsağını incelemek adına hastanın ağzından aşağıya doğru indirilmesi ile mümkün olur. Bu sayede görülmek istenen tüm organlar tüm netliğiyle görülür. Bu işlem yapılırken hastayı sakinleştirmek adına ilaç verilir. Bu sırada, patolojik tetkik ve üreaz testi için biyopsi yapılması mümkün olur. Biyopsi herhangi bir ağrı ya da rahatsızlığa sebep olmaz.

Ülserin Tedavisi Nasıl Yapılır?

Ülser için üç farklı öneri bulunur. Bunlar diyet, ilaç ve ameliyat olarak karşımıza çıkar.

1. Diyet

Geçmişte yağlı, ekşi, acı, baharatalı ve asidik yiyeceklerden kaçınılması ve süt ile tedavi uygulanması söylenen ülser için günümüzde herhangi bir diyet önerilmemek ile birlikte sütün dahi zararlı olabileceği söylenir. Ülserin iyileştirilmesi konusunda herhangi bir özel diyetin bir etkisinin bulunmadığı tespit edilmiş bulunuyor. Bu noktada yapılması gereken şey hastaların kişisel olarak rahatsız olduğu yiyeceklerden uzak durması şeklinde olur. Örneğin soğan yemek dokunmayan ve bir rahatsızlığa ya da ağrıya yol açmaya kişiler soğan yemeye devam edebilir. Fakat çok sigara tüketen kişilerin sigarayı bırakmasında fayda vardır. Zira sigara içen kişiler, vücutlarını bile bile zehirlemiş olur. Bu da tüm hastalıkları daha geç iyileşmesine sebep olur. Sigara da ülsere sebep olan şeylerden biri olduğu için mutlak surette azaltılması ve hatta bırakılması gerekir.

Ülser hastalarının aspirin ya da buna benzer romatizma ilaçları almaması gerekir. Yüzeysel mukoza direncini bozan alkolün tüketilmesi halinde ülser iyileşmesi gecikecek ve gastrit etkiler artış gösterecektir. Akut ülser hastalığı söz konusu olduğu zaman alkolün kesinlikle alınmaması gerekir.

2. İlaçlar

Gastroözofajinal reflünün tedavi edilebilmesi için ülser hastalığındda da kullanılmakta olan ilaçlar H2 reseptör blokerleri olan Nizatidin, Famotidin ve Ranitidin ile proton pompa inhibitörleri olan lansoprol ve omeprozol olarak karşımıza çıkar. Bu ilaçlar mide asidi seviyesini azaltarak hastaları rahatlatır. Bu ilaçlar mide asidi seviyesini düşürme konusunda H2 reseptör blokerlerinden daha güçlü bir etkiye sahip olur. Fakat bu ilaçlar o ilaçlara göre daha pahalı olur. Helikobacter pylori bakterisine sahip olan hastalar, protein pompa inhibütörleri kullanılan anitibiyotikler yardımı ile bu bakteriden kurtulabilir.

3. Ameliyat

Ülser hastalığı genellikle ilaç ile iyileşiyor olsa da, daralma ve tıkanma gibi stenoz, kanama ya da delinme durumlarında, ilaçların bu duruma cevap vermemesi halinde acil ameliyat gerekir.

Detaylı Bilgi için TIKLAYINIZ!

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here